1924 Anayasasında Mülkiyet Hakkı

Makalemizi paylaşır mısınız?

20 Ocak 1921 tarihinde kabul edilen ve 1921 Anayasası olarak bilinen “Teşkilatı Esasiye Kanunu” savaş şartlarının acele ihtiyaçlarını karşılayacak zaruri ve sınırlı hükümler ihtiva etmekle yetinmiş, bu nedenle mülkiyet hakkı da dahil olmak üzere, diğer temel hak ve hürriyetlere yer verilmemiştir.

20 Nisan 1924 tarihinde kabul edilen 1924 Anayasası ise mülkiyet hakkı ile ilgili çeşitli hükümler ihtiva etmekteydi. Fransız İhtilali ve tabi hukuk doktrininden esinlenerek hazırlanmış olan bu Anayasa ile liberal mülkiyet anlayışı benimsenmiştir.

Bu Anayasa için Kanuni Esasi Encümeni tarafından hazırlanan taslakta “Türklerin hukuku ammesi” kısmında mülkiyet hakkını ilgilendiren çeşitli hükümlere yer verilmişti (TBMM Zabıt Ceridesi, Cilt: 7, Sayfa: 221-222). Maddeler küçük üslup değişiklikleri ile kabul edilmiştir (TBMM Zabıt Ceridesi, Cilt: 8/1, Sayfa: 903-905). Kabul edilen ve mülkiyet hakkını ilgilendiren bazı maddeleri şu şekilde açıklamak mümkündür. Her şeyden önce 70. maddede “Şahsî masuniyet, vicdan, tefekkür, kelâm, neşir, seyyahat, akid, sâyi amel, temellük ve tasarruf, içtima, cemiyet, şirket hak ve hürriyetleri Türklerin tabiî hukukundandır.” denilerek temellük ve tasarrufun (yani mülk edinme ve mülkü üzerinde tasarrufta bulunmanın), tabii haklardan olduğu vurgulanmıştır. Tabii hakların ne şekilde kullanılması gerektiği ise 68. maddede açıklanmıştır. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları şu şekildedir: “Hürriyet, başkasına muzır olmayacak her türlü tasarrufatta bulunmaktır.

Hukuku tabiiyeden olan hürriyetin herkes için hududu başkalarının hürriyetidir. Bu hudut ancak kanun marifetiyle tespit ve tayin edilir.”

Buna göre hürriyet başkasına zarar vermeyecek her türlü tasarrufta bulunabilmektedir. Herkesin hürriyetinin sınırı ise başkasının hürriyetidir ve bu sınır ancak kanunla tespit ve tayin edilebilir.

Bu maddelerin yanı sıra “Can, mal, ırz, mesken her türlü taarruzdan masundur.” hükmünü ihtiva eden 71. madde de mülkiyet hakkı koruma altına alınmıştır.

74. maddeyle de kamulaştırma konusu düzenlenmiş ve gerçek karşılığı ödenmeden hiç kimsenin mülkünün kamulaştırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Maddenin ilk şekli şu hükmü ihtiva etmekteydi:

“Menafii umumiye için lüzumu usulen tahakkuk etmedikçe ve kanunu mahsus mucibince değer pahası peşin verilmedikçe hiçbir kimsenin malı istimval ve mülkü istimlâk olunamaz.

Fevkalâde ahvalde kanun mucibince tahmil olunacak nakdî, aynî ve sâyiamele müteallik mükellefiyetler müstesna olmak üzere hiçbir kimse hiçbir fedakârlığa icbar edilemez.”

Ayrıca “Ukudun, sayü amelin, temellük ve tasarrufun, içtimaatın, cemiyetlerin ve şirketlerin hududu hürriyeti kanunlar ile musarrahtır.” hükmünü ihtiva eden 79. madde temellük ve tasarrufun (yani mülk edinme ve mülkü üzerinde tasarrufta bulunmanın), sınırlarının kanun ile belirleneceğini hüküm altına almıştır.

Bu maddelerin yanı sıra “Kanun ile muayyen olan usul ve ahval haricinde kimsenin meskenine girilemez ve üzeri taharri edilemez.” hükmünü ihtiva eden 76. madde konut dokunulmazlığını; “Vergi, Devletin umumî masarifine halkın iştiraki demektir. Bu esasa mugayir olarak hakikî veya hükmî şahıslar tarafından veya onlar namına rüsum, aşar vesair tekâlif alınması memnudur.” hükmünü ihtiva eden 84. madde ile “Vergiler, ancak bir kanun ile tarh ve cibayet olunabilir. Devlet, vilâyet idarei hususiyeleri ve belediyelerce teamülen cibayet edilmekte olan rüsum ve tekâlifin kanunları tanzim edilinceye kadar kemakân cibayetine devam olunabilir.” hükmünü ihtiva eden 85. madde ise vergi konusunu düzenlemektedir.

Bu Anayasanın kamulaştırmayı düzenleyen 74. maddesinde 1937 yılında 3115 sayılı Kanun’la değişiklik yapılarak kamulaştırma bedelinin taksitle ödenebilmesinin yolu açılmıştır. 1937 yılında 3115 sayılı Kanun’la Anayasanın 74. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Umumi menfaatler için lüzumu usulüne göre anlaşılmadıkça ve mahsus kanunları mücibince değer pahası peşin verilmedikçe hiç bir kimsenin malı istimval ve mülkü istimlak olunamaz.

Çiftçiyi toprak sahibi yapmak ve ormanları Devlet tarafından idare etmek için istimlak olunacak arazi ve ormanların istimlak bedelleri ve bu bedellerin tediyesi sureti, mahsus kanunlarla tayin olunur.”

Bu değişikliğin gerekçesinde “Yurttaşların mülkiyet haklarını tamamıyla masun bulundurmak ve bütün kanunların bihakkın korunmasını sağlamlaştırmak, Türkiye Devletinin önemle takibettiği bir esas olmakla beraber, özel bir menfaatin korunması düşüncesiyle halkımızın çokluğunu teşkil eden ve genlikleri ulusun ilerlemesi bakımından en lüzumlu olan çiftçimizin geçmiş devirlerde olduğu gibi hizmetkâr durumda kalması, inkılâpçı Türkiye’nin Anayasasına uymayacağı” ifade edilmiştir (Temsilciler Meclisi Tutanak Dergisi, Cilt: 4, Sayfa: 422).

1924 Anayasası döneminde mülkiyet hakkının düzenlenmesi anlamında 743 sayılı Türk Medeni Kanunu temel teşkil eder. Bu Kanun bir yandan mülkiyet hakkını korurken bir yandan da mülkiyet hakkına önemli kısıtlamalar getirmiştir. Üstelik Medeni Kanun ve bu dönemde çıkarılan bazı diğer düzenlemeler Osmanlı İmparatorluğu döneminde miri arazi niteliğinde bulunan ve bu nedenle kuru mülkiyeti devlette bulunan taşınmazların özel mülkiyete geçmesine neden olmuştur. Miri araziye dayalı tımar sistemi, Osmanlı toplumundaki özel mülkiyete doğru yönelen tarihi evrimini bitirerek ortadan kalkmıştır (Topuz, 2007: 380). Bu anlamda bu düzenlemeler İmparatorluktan Cumhuriyete geçişte toplumun mülkiyet yapısı üzerinde önemli bir değişiklik meydana getirmiştir. Bunun yanı sıra alacak hakları 818 sayılı Borçlar Kanunu ile düzenlenmiştir. Fikri mülkiyet hakları konusunda 1326 (1910) yılında çıkarılan Hakkı Telif Kanunu 1951 yılına kadar yürürlükte kalmış, bu tarihte 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kabul edilmiştir. Ayrıca orman mülkiyeti konusunda Orman Kanunu, madenler konusunda 6309 sayılı Maden Kanunu, kamulaştırma konusunda 6831 sayılı İstimlak Kanunu gibi kanunlar yürürlüğe konulmuştur.

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2463 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.