AİHM İçtihatlarına Göre, Özel Şahıslar Lehine Mülkiyet Hakkına Yapılan Müdahalelerde Kamu Yararı

Makalemizi paylaşır mısınız?

AİHS ve özel hukuk kişileri arasındaki ilişkiler

AİHS’nin ve Ek 1 No’lu Protokol’ün özel hukuk kişileri arasındaki ilişkilerde de uygulanabileceği ve mülkiyet hakkına özel hukuk kişileri lehine yapılan müdahalelerin de kamu yararına olabileceği kabul edilmektedir. Mahkeme üçüncü kişilerin bireysel yararını sağlamak için mülkiyet hakkına yapılacak müdahalelerin de kamu yararına olabileceğini vurgulamaktadır. AİHM, bazı koşullarda, bir kimsenin özel mülkiyetinin başka bir kimseye zorunlu devrinin, kamu yararının gerçekleştirilmesi için meşru bir araç olabileceğini ifade etmektedir (AİHM’nin James ve Diğerleri/Birleşik Krallık kararı, Doğru, 2011/c).

Örneğin Bramelid ve Malström/İsveç davasında, o tarihte AİHS yargılamasının bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, Sözleşmeye taraf devletlerin tamamında özel hukuk kişileri arasındaki mülkiyet ilişkilerini düzenleyen ve gerektiğinde mülkü, bir başka özel kişiye devri zorunlu kılan kurallar bulunduğunu, liberal toplumların bir parçası olan bu tür uygulamaların Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine aykırı olamayacağına karar vermiştir. Komisyon bu kararında Sözleşmeye taraf olan bütün devletlerde özel hukuk kişileri arasındaki ilişkileri düzenleyen mevzuatta, bu hukuki ilişkilerin mülk ve mülkiyet ile yönlerini belirleyen ve bazı durumlarda kişileri mülklerini başkalarına devretmeye zorlayan kurallar bulunduğunu ifade etmiştir. Komisyona göre veraset yoluyla elde edilen özellikle tarımsal mülkün bölünmesinin yasaklanması, evlilikte elde edilmiş mülkün bölüşülmesi, özellikle de uygulama esnasında mülke el konulması ve satılması gibi örnekler verilebilecek bu tür müdahaleler ilke olarak Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine aykırı değildir (Carss-Frisk, 2003: 15).

AİHM ve özel kişiler lehine mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde kamu yararı

AİHM de özel kişiler lehine mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde kamu yararı bulunabileceğini kabul etmiştir. Mahkeme, bazı koşullarda, bir kimsenin özel mülkiyetinin başka bir kimseye zorunlu devrinin, kamu yararının gerçekleştirilmesi için meşru bir araç olabileceğini ifade etmektedir  (AİHM’nin James ve Diğerleri/Birleşik Krallık kararı, Doğru, 2011/c). Mahkeme’nin görüşüne göre “kamu yararına” (in the public interest) şeklindeki İngilizce ifade, devredilen mülkün kamunun veya genel olarak toplumun kullanımına sunulması gerektiği, hatta toplumun büyük bir oranının bu alımdan doğrudan faydalanması gerektiği şeklinde yorumlanamaz. Mahkeme’ye göre mülkiyet hakkına yapılan müdahaleden toplumun geneli yararlanmasa dahi, müdahale kamu yararına olabilir. Bu anlamda özel hukuk kişilerinin yararlandığı uygulamalar da kamu yararı kapsamında değerlendirilir. Özel hukuk kişilerinin sözleşmeden kaynaklanan veya mülkiyet haklarını düzenleyen bir yasal sistemin âdil oluşu da kamuyu ilgilendiren bir konudur; bu nedenle özel hukuk kişileri arasındaki mülkiyet ilişkilerinin devlet tarafından düzenlenmesi (hatta mal ve mülkün bir bireyden diğerine zorunlu devrinin kabul edilmesi) kamu yararı meşru amacı kapsamında değerlendirilir.  Bu bağlamda Sözleşmeci devletlerin mevzuatında “kamunun kullanımı amacıyla” gibi ifadelerin yer aldığı metinlerde bile, kamu yararı kavramının, özel şahıslar arasında mülkiyetin zorunlu devrini hukuk dışı saydığı ortak bir prensip tespit edilemediğini belirten Mahkeme, bu nedenle mülkiyet hakkına özel kişiler yararına yapılan müdahalelerin de bazı durumlarda kamu yararı ilkesine aykırılık teşkil etmeyebileceğini vurgulamıştır (Dutertre, 2005: 449 – 450). Mahkeme James ve Diğerleri/Birleşik Krallık davasında şu görüşü ifade etmiştir (Dutertre, 2005: 449-450):

“Kamu yararına” (in the public interest) şeklindeki İngilizce ifade, devredilen mülkün kamunun veya genel olarak toplumun kullanımına sunulması gerektiği, hatta toplumun büyük bir oranının bu alımdan doğrudan faydalanması gerektiği şeklinde yorumlanamaz. Mülkün, toplum içinde sosyal adaleti arttırmak amacıyla uygulanan bir politika dahilinde alınması da “kamu yararına” olarak tanımlanabilir. Özel tarafların sözleşmelerden kaynaklanan veya mülkiyet haklarını düzenleyen bir yasal sistemin âdil oluşu da kamuyu ilgilendiren bir konudur, bu nedenle, mal ve mülkün bir bireyden diğerine zorunlu transferini öngörse de, böyle bir adaleti sağlamaya yönelik yasal önlemler de “kamu yararına” olarak değerlendirilebilir. Bu sebeplerle, Mahkeme Komisyon’la aynı sonuca varmaktadır: Toplumun geneli alınan mülkü doğrudan kullanmasa veya faydalanmasa da meşru sosyal, ekonomik veya diğer politikalar çerçevesinde mülkün alınması “kamu yararına” olabilir.”

Ancak özel hukuk kişileri arasındaki mülkiyet ilişkileri düzenlenirken kişilerin mülklerinden keyfi ve haksız bir şekilde mahrum bırakılmalarını önlemek için gerekli tedbirlerin öngörülmesi zorunludur. Örneğin bir mülkün bir başkasına kanun gereği zorunlu olarak devri öngörülürken mülkünden mahrum kalan kişiye uygun bir bedelin ödenmesi de şart koşulmalıdır. Aksi bir durum mülkiyet hakkının ihlali anlamına gelecektir.

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2451 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.