AİHM’nin Arazi Toplulaştırmasına Yaklaşımı

AİHM, Poiss/Avusturya ve Erkner ve Hofauer/Avusturya davalarında verdiği kararlarda, toplulaştırmanın kendisinin değil, fakat toplulaştırma nedeni ile maliklerin arazilerini uzun süre kullanamamalarını mülkiyet hakkının ihlali olarak nitelendirmiştir.

Bu davalarda başvurucular Pöndorf/Yukarı Avusturya’da 14 hektarlık bir arazinin sahipleridir. İlçe Tarım Müdürlüğü 1969 yılında başvurucuların taşınmazlarının da aralarında bulunduğu 226 hektar arazi hakkında toplulaştırma kararı almıştır. Toplulaştırma nedeni ile başvurucuların 14 hektarlık verimli arazisine karşılık, değeri bu araziden oldukça düşük olan 22 hektar verimsiz arazi düşmüştür. Bu arada toplulaştırma planı yapılıncaya kadar geçici nakil işlemi yapılmıştır. Ancak başvurucular hiçbir zaman geçici nakil gereği kullanabilecekleri yeni arazilerini kullanmamışlardır. Başvurucuların bu konuda yaptıkları müracaatlar sonuçsuz kalmıştır. İdare mahkemesinde açılan davaların başvurucular lehine sonuçlanmasına rağmen mevzuat gereği geçici nakil işlemi değiştirilememiştir. Necice itibarı ile başvurucular idare mahkemelerinde süren davalar ve yenilenen toplulaştırma planları nedeni ile 16,5 yıl taşınmazlarını kullanamamışlardır. İç hukuk yollarından başvuru alınamaması üzerine başvurucular AİHM nezdinde dava açmışlardır. Mahkeme, üç hususu dikkate alarak başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edilmiş olduğuna karar vermiştir. Öncelikle, başvurucuların idare mahkemesinde açtığı davaların başvurucular lehine sonuçlanmış olmasına rağmen toplulaştırma gereğince yapılmış bulunan geçici nakil işlemi geri alınamamıştır. Toplulaştırma ile ilgili mevzuatta bu konuda esneklik bulunmamaktadır. İkinci olarak başvurucuların toplulaştırma kapsamında ellerinden alınan değerli taşınmazları ile toplulaştırma sonucunda kendilerine verilen daha az değerli taşınmaz arasındaki değer farkının başvuruculara ödenmesi konusunda mevzuatta hüküm bulunmamaktadır. Son olarak toplulaştırma mevzuatı, toplulaştırma sonucu kesin tahsis yapılıncaya kadar taşınmaz maliklerinin taşınmazlarını kullanamamaları nedeni ile uğradıkları zararın tazmin konusunda hüküm ihtiva etmemektedir.

Buna karşılık Mahkeme, Wiesinger/Avusturya kararında, arazi toplulaştırması nedeni ile bazı taşınmaz maliklerinin dezavantajlı duruma düşmesini mülkiyet hakkının ihlali olarak görmemiştir.

Bu davaya neden olan olayda başvurucu, mülkiyetinde bulunan bir araziyi, İl Tarım Müdürlüğü tarafından 1975 yılında yapılan toplulaştırma planı kapsamında kalması nedeni ile çiftlik evlerine daha yakın bir araziyle geçici olarak değiştirmek zorunda kalmıştır. 1979 yılında Belediye Meclisi planda değişiklik yapmış ve başvurucuların eski arazileri inşaat yapılabilir duruma gelerek değeri artmıştır. Arazi üzerindeki kesin plan çıkmadığından başvurucular Tarım Müdürlüğünden eski arazilerinin kendilerine iadesini veya tazminat verilmesini veya kendilerine daha fazla arazi tahsis edilmesini istemişlerdir. Başvurucuların bu talepleri, henüz kesin plan çıkmadan inceleme yapılamayacağı gerekçesiyle Tarım Müdürlüğü tarafından Ocak 1983’te reddedilmiştir. Başvurucuların yaptıkları bir dizi başvuru, henüz kesin plan çıkmadığı için idare mahkemesi tarafından Kasım 1985’te reddedilmiştir. Başvurucuların kesin planın çıkması için açtıkları dava da sonuçsuz kalmıştır. Tarım Müdürlüğü nihayet Temmuz 1986’da kesin planı yapmış ve başvurucular eski arazilerinin sadece bir kısmını geri alabilmiş fakat tamamı için tazminat ödenmemiştir. Başvurucular plana itirazda bulunmuşlar Ocak 1990’da eski arazilerinin bir kısmını daha geri almışlardır. Başvurucu, taşınmazları karşılığında yeterli tazminat alamadıkları gerekçesi ile mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Ancak AİHM, arazi toplulaştırmasının kamu yararı amacı ile yapıldığını, toplulaştırmanın kapsamına giren altmış yedi adet arazi sahibi bulunmasına rağmen sadece başvurucunun plana itiraz ettiğini, kamu makamlarının aldıkları tedbirlerin planla orantısız olmadığını ifade etmiştir.

Mahkemeye göre gerekli olan tedbirlerin tespitinde yöredeki durumla daha fazla ilişki içinde bulunan tarımla ilgili kamu makamları takdir yetkisine sahiptirler. Bütün koşullar göz önünde tutulduğunda alınan tedbirler kamu yararının gerekleriyle orantısız olmadığı kanaatine varan Mahkeme, mülkiyet hakkının ihlal edilmediği sonucuna varmıştır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.