AİHM’nin Kira Bedelinin Kanunla Sınırlandırılması Uygulamalarına Yaklaşımı

Çeşitli ülkelerde, özellikle dar gelirli aileler için, artan konut talepleri ile yükselen kiraları katlanılabilir bir seviyede tutmak amacıyla (Kılıç ve Özel, 2006: 2015) kira bedellerine ve bu kira bedellerinde yapılacak artışlara sınırlamalar getirilmektedir.

AİHM, kira bedellerinin kanun ile sınırlandırılmasını mülkiyet hakkının ihlali olarak görmemektedir. Mahkeme’ye göre taşınmazlara uygulanabilecek en fazla kira bedelinin kanun ile belirlenmesi devletlerin takdir hakkı alanı içinde kalır ve “takdir hakkı” kavramı doğası gereği geniş bir anlam ifade etmektedir (Amato Gauci/Malta kararı).

Mahkemeye göre sosyal amaçlar güden bir devletin; orta gelir grubunun konut ihtiyacının düzenli olarak karşılanması, kira sisteminin reforma tabi tutulması, konut kiraları arasındaki aşırı farklılıkların giderilmesi, bazı normlara uymayan binaların modernleştirilmesi ve taşınmaz spekülasyonunun önlenmesi gibi amaçlarına ulaşabilmesi için kira bedellerini sınırlandırma hakkı vardır.

Başvurucuların (davacıların) Graz/Avusturya’da, kiracılara kiralanan çeşitli katlardan oluşan büyük bir binanın müştereken sahibi olduğu ve 1981 yılında yürürlüğe giren Kira Yasasının kira bedellerini sınırlayarak bu bedellerde büyük bir düşüşe neden olduğu Mellacher ve Diğerleri/Avusturya davasında (Boyar, 2011/e) verdiği kararında Mahkeme, kira bedellerinin düşürülmesini öngören yasanın orta gelir düzeyindeki insanların makul fiyatlarla ev sahibi olmalarını kolaylaştırmayı ve aynı zamanda bazı normlara uymayan binaları modern standartlara uygun hale getirmeyi amaçladığını vurgulayarak bu tür müdahalelerin kamu yararına uygun, meşru bir amacı olduğuna karar vermiştir.

Üstelik Mahkeme “kira bedellerinin sınırlandırılmasının, sınırlamadan önceden akdedilen sözleşmelerin gelecekteki icrası açısından sonuçlar doğurmasını” da mülkiyet hakkının ihlali olarak görmemiştir. Mahkemeye göre, Ek 1 Nolu Protokol’ün mülkiyet hakkını koruma altına alan 1. maddesi, kanun koyucunun mevcut sözleşmelere müdahale etmesini engellemez (AİHM’nin Mellacher ve Diğerleri/Avusturya kararı, Boyar, 2011/e). Kira bedellerine getirilen sınırlamaların mevcut sözleşmelerde yer alan kira bedellerini büyük ölçüde düşürmesi de sonucu değiştirmez.

Mahkeme; dairelerin, özellikleri ve içinde bulundukları binanın coğrafi konumu dikkate alınmaksızın, yüzölçümlerine göre kategorilere ayrılmasını ve kira bedellerinin sadece daire yüzölçümüne göre sınırlandırılmasını da mülkiyet hakkına aykırı görmemiştir. Böyle bir uygulamanın bazı malikleri diğerlerinden daha dezavantajlı duruma sokabileceğini kabul eden Mahkeme, kira bedellerini düzenleme sistemi kuran ve özellikle de benzer dairelerin kira bedelleri arasında uygun düzey oluşturmayı hedefleyen bir kanunun, zorunlu olarak genel bir nitelik taşıyacağını, üstelik her bir daire için ayrı kira standardı belirlenmesinin de pratik olmadığını, dolayısıyla bu konuda yapılacak genel sınırlamaların mülkiyet hakkına aykırılık teşkil etmeyeceğini vurgulamıştır.

Fakat yukarıda anlatılan hususlar, Mahkeme’nin kira bedellerinin tamamen dondurulabileceği görüşünde olduğu anlamına da gelmemektedir. Mahkeme’ye göre kira bedellerinin tamamen dondurulması, kamu yararı amacıyla yapılmış olsa bile, taşınmaz maliklerini, kamunun sağladığı menfaate nazaran orantısız bir yükümlülük altına sokmaktadır. Bu durum ise mülkiyet hakkının ihlali anlamına gelmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.