AİHS Kapsamında Mülkiyet Hakkına Müdahale Şekilleri-3: Mal ve Mülkün Kullanımının Kontrol Edilmesi

AİHM mülkiyet hakkına yapılan müdahaleleri değerlendirilirken “üç kural analizi” olarak tabir edilen bir analiz metodu kullanmaktadır. İlk kez Sporrong-Lönnroth/İsveç davasında (Doğru, 2011/a) ana hatları ile ortaya konulan bu analiz, mülkiyet hakkını koruma altına alan Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesindeki tasnifle doğrudan bağlantılıdır ve mülkiyet hakkına yapılabilecek müdahaleleri sınıflandırmaktadır.[1]

Mahkeme tarafından yukarıda adı geçen Sporrong ve Lönnroth kararında yapılan analize göre mülkiyet hakkına;  mal ve mülk dokunulmazlığı ilkesinin ihlali (birinci kural), mal ve mülkten yoksun bırakma (ikinci kural), mal ve mülkün kullanımının kontrol edilmesi (üçüncü kural) şeklinde müdahale edilebilmektedir.[2] Mahkeme tarafından yapılan analize göre mülkiyet hakkına yapılabilecek müdahaleler şunlardır:

a) Mal ve mülk dokunulmazlığı ilkesinin ihlali (1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin 1. paragrafının ilk cümlesi: “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.”) Bu konuyla ilgili olarak şu yazımıza bakabilirsiniz: AİHS Kapsamında Mal ve Mülk Dokunulmazlığı İlkesinin İhlali

b) Mülkten mahrum bırakma (1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin 1. paragrafının 2. cümlesi: “Bir kimse, ancak kamu yararı sebebi ile ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.”) Bu konuyla ilgili olarak şu yazımıza bakabilirsiniz: AİHS Kapsamında Mülkiyet Hakkına Müdahale Şekilleri-2: Mal ve Mülkten Yoksun Bırakma

c) Mal ve mülkün kullanımının kontrol edilmesi (1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin 2. paragrafı: “Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”)

Yapılan müdahale mülkiyetin kamu yararına kullanımı ya da vergi ve benzeri diğer alacakların ödenmesini sağlamak amacını taşıyorsa üçüncü kural kapsamında kalmaktadır (Grgiç vd, 2007: 12).

Çünkü Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ikinci fıkrası devletlere mülkiyetin kullanımının kontrolü ya da vergilerin ve başka katkıların ödenmesini sağlamak amacıyla mülkiyet hakkına müdahale etme imkanı tanımaktadır.

Egemenlik hakları bakımından kamu gücünün ayrıcalıklı konumunu belirtmek amacıyla konulan (Dinç, 2007: 123) bu kural kapsamında hem mülkiyetin kullanımının kontrolü, hem vergi ve benzeri yükümlülüklerin konulması, hem de bunların tahsili için gerekli tedbirlerin alınması mümkündür (Etgü, 2009: 187).

Bu müdahale türü bireylerin sahip olduğu mülkiyetin, bu mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek için devlet tarafından kısıtlanması veya bu mülkiyete el konulması yahut vergiler, para cezaları ve benzeri diğer alacakların tahsilini sağlamak üzere çeşitli tedbirler alınması şeklinde gerçekleşmektedir.

Şu yazımıza da bakabilirsiniz: AİHM Tarafından Mal ve Mülkün Kullanımının Kontrol Edilmesi Olarak Kabul Edilen Durumlar

Bu tedbirler, mülkün kullanımın belli şartlara bağlanması şeklinde olabileceği gibi (müsadere işleminde olduğu üzere) mülkiyetin tamamen kamu idaresine geçmesi şeklinde de olabilmektedir. Her ne kadar mülkiyetin kamuya geçtiği hallerin Mahkeme tarafından mülkiyetin kontrolü olarak nitelendirilmesi bazı yazarlarca  (Gemalmaz, 2009: 21) “tutarsız” olarak nitelendirilmişse de Mahkeme’nin mülkiyetin kamu idaresine geçmesine neden olan her durumu ikinci kural kapsamında görmediği dikkate alındığında Mahkeme’nin bu konudaki yaklaşımın oldukça tutarlı olduğu görülmektedir. Mahkeme mülkiyetin kamu idaresine geçmesi sonucunu doğuran müdahaleleri değerlendirirken müdahalenin sadece niteliğini değil, amacını da dikkate almaktadır. Bu kapsamda müdahale mülkiyetin kullanımının kontrolü amacını ya da vergi ve benzeri katkıların tahsilini sağlamak amacını taşıyorsa üçüncü kural, diğer amaçları taşıyorsa ikinci kural uygulanacaktır. Örneğin ülkeye kaçak olarak sokulan malların müsadere edilmesi, mülkiyetin kamu idaresine geçmesine neden olmasına rağmen ikinci kural kapsamına değil, üçüncü kural kapsamına girmektedir.

Bu müdahale türünün iki yönü bulunmaktadır. Bunlardan birincisi mülkiyetin kamu yararının kullanılmasını sağlamak üzere gerekli tedbirler almaktır. Hiç şüphesiz ki devletler, mülkiyetin kamu yararına kullanılmasını sağlamak üzere bireysel mülkiyette bulunan taşınmazlar hakkında çeşitli tedbirler almak durumunda kalmaktadırlar.

AİHM 1. maddenin ikinci paragrafının, devletlerin genel çıkarlar doğrultusunda mülkün kontrolü için gerekli gördükleri kanunları çıkarma haklarını saklı tuttuğuna, bu tür kanunlara özellikle modern toplumlarımızda sıkça rastlandığına vurgu yapmaktadır. İşte, mülkiyetin kamu yararına kullanılmasına sağlamak amacı ile yapılan bu müdahaleler üçüncü kural kapsamına girmektedir.

Ülkeye bazı malların sokulmasının yasaklanması, yasak olan bu malların kaçak olarak sokulmak istenmesi durumunda müsadere edilmesi, suçta kullanılan malların müsadere edilmesi, inşaat yapılmasının bina inşaat ruhsatına ve yapı kullanma iznine tabi kılınması, kiralara uygulanacak artış oranlarının sınırlanması şeklinde ortaya çıkabilen bu müdahale türünde malik devlet tarafından kendisinde yüklenen yapma, yapmama ya da katlanma yükümlülüklerine uygun davranmak zorundadır.

Yapma türü yükümlülüklere inşaat yapımı için ruhsat alınması zorunluluğu örnek verilebilir. Mahkeme Chapman/Birleşik Krallık davasında idareden izin alınmaksızın arazi üzerinde karavan içerisinde yaşamın sürdürülmeyeceğine ilişkin yasaklamanın mülkiyetin kullanımının planlama amacıyla sınırlandığı gerekçesi ile ihlal olarak kabul etmemiştir.

Ayrıca arazi sahiplerine çevreyi koruma amacı doğrultusunda arazilerine ağaç dikme zorunluluğu da yapma yükümlülüğüdür. İmar hukuku kişiye yapmama şeklinde yükümlülükler de yükleyebilir. Örneğin imar planlarında resmi ya da umumi hizmet alanı için ayrılmış taşınmazlar kamulaştırılıncaya kadar bu taşınmazlar üzerinde inşaat yasakları uygulanmaktadır. Katlanma türü yükümlülükler ise malike belirli bir davranışa katlanma yükümlülüğü yükleyebileceği gibi malın tamamen elinden alınmasına katlanma yükümlülüğü yükleyebilir

Bu müdahale türünün ikici yönü ise vergi ve benzeri kamu gelirlerinin tahsilinin sağlanmasıdır. Vergi konusu, bir devletin varlığını sürdürebilmesi ve kamu hizmetlerinin devamının sağlanabilmesi için hayati önem taşıdığı ve her devletin siyasi, ekonomik ve sosyal politikaları ile yakından ilgili olduğu için AİHM, bireylere yüklenecek vergilerin türü ve miktarı konusunda, devletlere geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır (Carss-Frisk, 2003: 4).

Sözleşmenin uygulanmasında ülkenin ekonomik durumuna göre ekonomi politikasının iyileştirilmesi, mali düzenin sağlam temellere oturtulması amacıyla Sözleşmeye taraf devletlerce yapılan yasal düzenlemeler, kamu yararına uygun ve demokratik yapının bir gereği olarak değerlendirilmiştir (Etgü, 2009: 187).

[1] Burada bir hususu belirtmek faydalı olacaktır. Devletin ve diğer kamu idarelerinin bir işlem ya da eyleminin AİHM tarafından “mülkiyet hakkına müdahale” olarak nitelendirilmesi, yapılan işlemin ya da eylemin mutlaka “mülkiyet hakkının ihlali” olduğu anlamına gelmemektedir. Bu anlamda “mülkiyet hakkına müdahale” olarak değerlendirilen her işlem/eylem “mülkiyet hakkının ihlali” olarak değerlendirilmemektedir. “Mülkiyet hakkına müdahale” teşkil eden işlem ve eylemler, ancak Sözleşme’de aranan şartların karşılanmaması durumunda haksız bir müdahale olarak değerlendirilmekte ve “mülkiyet hakkının ihlali” olarak nitelendirilmemektedir.

[2] Her ne kadar Gemalmaz AİHM’nin Lithgow ve Diğerleri/Birleşik Krallık kararından esinlenerek, bu üç kurala bir de “Yukarıda gösterilen üç ilke birbirinden kopuk ve ilgisiz değildirler; ikinci ve üçüncü kurallar, mülkiyetten barışçıl bir biçimde yararlanma hakkına yönelebilecek müdahalelere ilişkin özel ilkelerdir ve bundan ötürü, bu müdahaleler ilk kuralda ortaya konan genel ilkeler ışığında yorumlanmalıdır” şeklinde bir dördüncü kural olduğunu ifade etmişse de bu ilke bir kuraldan ziyade kurallar arasındaki ilişkiyi tanımlamaya daha yakındır. Gemalmaz, H. B. (2009) “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde Mülkiyet Hakkı”, Beta Yayınları, İstanbul, 2009, s:22

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.