AİHS Kapsamında Mülkiyet Hakkının Olağanüstü Dönemlerde Sınırlandırılması

Makalemizi paylaşır mısınız?

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 15. maddesi savaş veya devletin varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı halinde Sözleşme’ye taraf devletlere, durumun gerektirdiği ölçüde Sözleşme’ye aykırı tedbirler alma hakkı tanımaktadır. Türkiye’de zaman zaman yaptığı bildirimler ile Sözleşmeden sapma beyanında bulunmuştur. 

Madde hükmüne göre savaş ya da milletin varlığını tehdit eden bir genel tehlikenin varlığı halinde devletler durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla mülkiyet hakkının sınırlandırılmasına ilişkin olarak Sözleşme’de öngörülen şartlara ve yükümlülüklere aykırı tedbir alma hakkına sahiptirler. Ancak mülkiyet hakkının olağanüstü dönemlerde bu şekilde sınırlandırılabilmesi için aşağıdaki şartların varlığı zorunludur:

a) Savaş ya da ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin mevcut olması gerekir. Bu tehlikenin varlığının tespiti, devletin takdir alanı içindedir. AİHM, 26.05.1993 tarihli Brannigan ve Mc Bride/İrlanda kararında ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin mevcudiyeti ve bu tehlikenin önlenmesi için alınacak tedbirlerin derecesinin, taraf devletlerin takdir alanı içerisinde bulunduğuna karar vermiştir (Ünal, 1994: 54). Mahkemeye göre, ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin mevcudiyeti ve bu tehlikenin önlenmesi için alınacak tedbirlerin kapsamı konusunda ulusal makamlar uluslar arası bir yargıca göre daha iyi bir konumdadırlar, bu nedenle devletlerin bu konuda geniş bir takdir hakkının bulunması doğaldır.

b) Savaş ya da ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin bertaraf edilmesi için alınacak tedbirler, ancak durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve özgürlükleri sınırlandırabilir. Her ne kadar devletler alınacak tedbirlerin niteliği ve derecesi konusunda geniş bir takdir hakkına sahip olsalar da alınacak tedbirlerin durumun gerektirdiği ölçüde olup olmadığı AİHM tarafından denetlenmektedir. Mahkeme, devleti bu tedbirleri almaya sevk eden tehlikenin boyutlarını, temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaları dikkate alarak karar vermektedir.

Ancak devletin, bu tehlikeyi bertaraf edebilmek için aldığı tedbirlerin, sorunun çözümü konusunda en uygun tedbir olup olmadığı Mahkemenin denetimi dışındadır. Mahkeme, alınan tedbirlerin durumun gerektirdiği ölçüde olup olmadığını denetlemekle birlikte, sorunun çözümü konusunda en uygun tedbir olup olmadığı ya da devletin Sözleşme’den kaynaklanan yükümlülüklerini daha iyi bir şekilde yerine getirebilecek başka tedbirler arayıp aramadığı ile ilgilenmemektedir (Brannigan ve Mc Bride/İrlanda kararı, aktaran, Ünal, 1994: 55)

c) Bu kapsamda alınacak tedbirler Sözleşmeci devletlerin uluslararası hukuktan doğan diğer yükümlülüklerine aykırı olmamalıdır.

d) Sözleşmeye taraf devletlerin, bu tehlikeyi bertaraf edebilmek için aldığı tedbirler; meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında, yaşam hakkına (madde 2)[1], işkence yasağına (madde 3)[2], cezaların yasallığı ilkesine (madde 7)[3] ve kölelik yasağına (4. maddenin 1. fıkrası)[4] aykırı olamaz.

e) Sözleşmeden sapma bildirimin Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine bildirilmesi gerekir. 15. maddenin 3. fıkrasına göre bu maddeye göre aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler ile sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı tarihi Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir.

[1] Madde 2- Yaşama hakkı

  1. Herkesin yaşam hakkı yasanın koruması altındadır. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın yerine getirilmesi dışında hiç kimse kasten öldürülemez. 2. Öldürme, aşağıdaki durumlardan birinde kuvvete başvurmanın kesin zorunluluk haline gelmesi sonucunda meydana gelmişse, bu maddenin ihlali suretiyle yapılmış sayılmaz: a) Bir kimsenin yasa dışı şiddete karşı korunması için; b) Usulüne uygun olarak yakalamak veya usulüne uygun olarak tutuklu bulunan bir kişinin kaçmasını önlemek için; c) Ayaklanma veya isyanın yasaya uygun olarak bastırılması için.

[2] Madde 3- İşkence yasağı:

Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.

[3] Madde 7 Cezaların yasallığı

  1. Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal ve uluslararası hukuka göre suç sayılmayan bir fiil veya ihmalden dolayı mahkum edilemez. Yine hiç kimseye, suçun işlendiği sırada uygulanabilecek olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
  2. Bu madde, işlendiği zaman uygar uluslar tarafından tanınan genel hukuk ilkelerine göre suç sayılan bir fiil veya ihmal ile suçlanan bir kimsenin yargılanmasına ve cezalandırılmasına engel değildir.

[4] Madde 4- Kölelik ve zorla çalıştırma yasağı

  1. Hiç kimse köle ve kul halinde tutulamaz.
Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2463 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.