AİHS Kişiler Arasındaki Uyuşmazlıklarda Uygulanabilir mi? Sözleşmenin Yatay Uygulaması

Makalemizi paylaşır mısınız?

Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi, kural olarak, mülkiyet hakkına sadece devlet ve diğer kamu tüzel kişileri tarafından yapılan müdahaleleri korumaktadır. Buna Sözleşme’nin dikey uygulaması denilmektedir (Kocabaş, 2009: 25).

Bundan dolayı özel hukuk kişileri arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar mülkiyet hakkı kapsamında değildir.

Bu kapsamda sözleşmeler hukuku (sözleşme nedeniyle mülke el konulması ve mülkün satılması), haksız fiil veya aile hukuku (miraslı malların, evlilik yoluyla elde edilmiş mülkün bölüşülmesi) ilgili uygulanabilecek yasalar genel olarak Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin kapsamı dışında kalmaktadır (Grgiç vd, 2007: 7).

Mahkeme Voyager Ltd/Türkiye davasında verdiği kararında Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin bireyler arasında ortaya çıkabilecek mülkiyet uyuşmazlıklarını çözmekten ziyade, mülkiyet hakkına kamu idareleri tarafından yapılacak müdahaleleri önlemek amacıyla kabul edildiğini anımsatmıştır (Gemalmaz, 2009: 427).

Mahkeme, özel hukuk kişileri arasında çıkan uyuşmazlık sonucu açılan Gustafsson/İsveç davasında; mülkiyet hakkına kamu otoriteleri tarafından yapılmış herhangi bir müdahale olmadığı durumlarda devletin serbest piyasa şartları altında özel kişilerin davranışlarına müdahale etmemesinden doğan yan etkilerin Ek 1. Protokol’ün 1. maddesi çerçevesinde mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varmıştır.

Bu davada başvurucu işverenin, faaliyet gösterdiği işkolunda yapılan toplu sözleşmeye uymaması nedeniyle işyerindeki işçi sendikası, işyerine karşı boykotta bulunmuştur. Başvurucu yürütülen boykotun kaldırılması ve karşılaştığı zararın devletçe karşılanması için iç hukukta başvuruda bulunmuş ancak sonuç alamamıştır. Bunun üzerine başvurucu diğer hakların yanında mülkiyet hakkının da ihlal edildiği gerekçesiyle, AİHM’ne başvuruda bulunmuştur.

Mahkeme, mülkiyet hakkına yapıldığı ileri sürülen müdahalenin resmi makamlar tarafından yapılmadığı, özel kişiler arasındaki sözleşmenin doğasından kaynaklandığı; serbest piyasa şartları altında devletin kişilerin davranışlarına müdahale etmemesinden doğan yan etkilerin, Ek 1. Protokol’ün 1. maddesi çerçevesinde mülkiyet hakkının kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna varmıştır.

Bununla birlikte devlet bazı durumların ortaya çıkması halinde devletin özel hukuk tüzel kişileri arasındaki ilişkilere de müdahale etmesi gerekebilir.

Çünkü bireylerin mülkiyet hakkını etkili şekilde kullanabilmeleri, sadece devletin mülkiyet hakkına müdahalede bulunmamasıyla sağlanamamaktadır. Devletin özel hukuk kişileri arasındaki ilişkileri düzenlemekte önemli görevleri olduğu dikkate alındığında özel hukuk kişileri arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklarda devletin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını söylemek de mümkün değildir.

Özel hukuk kişileri arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklarda mülkiyet hakkının ihlaline neden olduğu iddia edilen işlem ya da eylem bir mevzuat hükmünden kaynaklanıyor ise ya da devlet görevlerini gereği gibi yerine getirmiyor ise devletin de sorumluluğunun bulunduğunu kabul etmek gerekir. Buna Sözleşme’nin yatay uygulaması denilmektedir.

Mahkeme tarafından ilk olarak Young, James ve Webster/Birleşik Krallık davasında üstü kapalı olarak ele alınan (Kocabaş, 2009: 26) yatay uygulama klozu, mülkiyet hakkına ilişkin pek çok davada da kullanılmıştır.

Örneğin J. A. PYE Ltd ve J. A. PYE Land Ltd/Birleşik Krallık davasında AİHM Büyük Dairesi özel kişiler arasındaki uyuşmazlıkların, bir mevzuat normundan kaynaklanması durumunda (dava konusu olayda davacıların mülkiyetinde bulunan taşınmaz kazandırıcı zaman aşımıyla bir başkasının mülkiyetine geçmiştir) devletin bu mevzuat normu dolayısıyla mülkiyet hakkına müdahale ettiğini ve bu durumun da Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin kapsamına girdiğine karar vermiştir. Mahkeme toplu sözleşme sonucu kurulan ve özel hukuk tüzel kişisi niteliğinde olan fona, toplu sözleşmeye taraf işveren şirketçe zorunlu olarak yapılan katkıların dava konusu edildiği X Company/Hollanda davasında şirket tarafından fona yapılması zorunlu tutulan katkıların bir kanun hükmüne dayanması nedeniyle devletin burada bir sorumluluğunun bulunabileceğine karar vermiştir  (Gemalmaz, 2009: 425).

Mahkeme, Fuklev/Ukrayna davasında Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinden kaynaklanan pozitif yükümlülüklerin, devlete, özel kişiler ve şirketler arasındaki davalarda bile mülkiyet hakkının korunması için bazı gerekli tedbirleri alma konusunda yükümlülük getirebileceğine karar vermiştir.

Bu anlamda devlet, bir yandan mülkiyet hakkına haksız müdahaleden kaçınmakla, bir yandan özel hukuk kişilerinin arasındaki mülkiyet ilişkilerini düzenlemek ve korumakla, bir yandan da bireylerin mülkiyet hakkından yararlanabilmelerini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür (Grgiç, 2007: 7).

Bir başka ifadeyle, devletin, kişilerin mülkiyet hakkına müdahalede bulunmaması yeterli olmamaktadır, devlet bazı durumlarda mülkiyet hakkına üçüncü kişiler tarafından yapılan/yapılabilecek müdahaleleri önlemekle yükümlüdür (Çiçekli vd, 2007: 55).

Ancak devletin sorumluluğunu doğurabilecek mevzuatın niteliği konusunda içtihatta bir açıklık bulunmamaktadır. Mahkemenin kanun kavramını şekli anlamda değil, maddi anlamda değerlendirdiğini ve her türlü mevzuat normunu (kanun, yönetmelik, tüzük, tebliği, hatta yazılı olmayan hukuk) hukuk kavramı içerisinde gördüğünü dikkate alırsak devletin sorumluluğunu doğurabilecek mevzuatın mutlaka kanun olmasının zorunlu olmadığı sonucuna varırız. Kanun dışında yönetmelik, tüzük, tebliğ gibi mevzuat normları da devletin sorumluluğunu doğurmaya yeterli olacaktır. Önemli olan bu mevzuatın devletin düzenleme yetkisi kapsamında ve kamu gücü kullanılarak bir kamu idaresi tarafından yürürlüğe konulmuş olmasıdır.

Ayrıca özel hukuk kişileri arasında mülkiyet hakkına dönük olarak çıkacak uyuşmazlıkların çözümlenmesi için gereken mevzuatın devlet tarafından yürürlüğe konulmaması da başlı başına bir pozitif yükümlülüktür. Devlet kişilerin mülkiyet hakkının korunmasına yönelik düzenlemeleri yalnızca devlet müdahaleleri ile sınırlayamaz. Kişilerin mülkiyet hakkına, üçüncü kişiler tarafından yapılan haksız müdahalelerin önlenmesi, sonlandırılması ve bir zarar söz konusu olduğunda tazmin edilmesine ilişkin mevzuatın da yürürlükte olması gerekir.

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2463 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.