1. Ana Sayfa
  2. Gayrimenkul Makaleleri

Arazi ve Arsa Düzenlemesine Karşı Açılacak Davalarda Bilirkişi Müessesesi


2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesine göre 2577 sayılı Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sükûnunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçimi Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re’sen yapılır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. ve devamı maddeleri bilirkişilik kurumunu düzenlemektedir. Madde hükmüne göre mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.

Bilirkişilik kurumunun tüm yargılamalar açısından geçerli yönleri, bu çalışmanın konusu dışındadır. Bu çalışmada yalnızca bilirkişilik kurumunun, arazi ve arsa düzenlemesine karşı açılacak davalarda dikkate alınması gereken özel yönleri irdelenecektir.

Arazi ve Arsa Düzenlemesinde Bilirkişiye Başvurulmasını Gerektiren Haller

Belediyeler tarafından tesis edilen parselasyon işlemleri idari yargıda dava konusu edilebilmektedir. Açılan bu davalarda bilirkişi görevlendirilmesini gerektiren ve gerektirmeyen haller söz konusudur.

6100 sayılı Kanun’un 266. maddesine göre mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.

Bu durumda arazi ve arsa düzenlemesine karşı açılacak iptal davalarında hangi konuların “çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâller” olduğunun irdelenmesi gerekir.

İptal davasının ön koşulları açısından bilirkişiye başvurulmasını gerektiren bir husus bulunmamaktadır.

Davanın esası açısından konuyu irdelersek, arazi ve arsa düzenlemesinin yetkili idare tarafından yapılıp yapılmadığı konusunda da bilirkişiye başvurulmasını gerektirecek bir konu bulunmamaktadır. Sadece yer yönünden bir yetkisizlik iddiası söz konusu ise arazi ve arsa düzenlemesi yapılan alanın, düzenlemeyi yapan idarenin yetki alanına girip girmediği bilirkişi marifetiyle tespit ettirilebilir.

Şekil unsurları açısından şu konularda bir eksiklik ya da yanlışlık bulunduğunun iddia edilmesi bilirkişiye başvurulmasını gerektirecek nitelikte değildir, bunlar hakim tarafından yapılacak basit bir incelemeyle çözülebilecek nitelikte konulardır:

  • Meralar ve tarım arazileri için gerekli izinlerin alınmadığı ve meraların Hazine adına tescil edilmesi,
  • düzenleme alanının belirlenmesine ve düzenleme işleminin onaylanmasına ilişkin encümen kararlarında parsel numaralarının doğru ve tam bir şekilde yer alması,
  • bu kararlarda belirtilmeyen parsellerin düzenlemeye tabi tutulması,
  • düzenlemeye tabi tutulan parsele karşılık müstakil parsel verilmediği, hisse çözümü (ferdileştirme) yapıldığı,
  • hisse yerine bedel verilmesi,
  • düzenlemeye tabi tutulan taşınmaz malikinin muvakkati olmaksızın düzenleme ortaklık payının bedele dönüştürülmesi,
  • arazi ve arsa düzenlemesi işleminin yetkili kişi (harita ve kadastro mühendisi tarafından) yapılmamış olması,
  • sit alanlarında kalan taşınmazların koruma bölge kurulundan izin alınmaksızın imar uygulamasına tabi tutulması,
  • daha önceden imar uygulamasına tabi tutulmuş taşınmazların plan değişikliği olmaksızın ikinci kez parselasyona tabi tutulması,
  • Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanların düzenlemeye tabi tutularak belediye adına tescil edilmesi.

Arazi ve Arsa Düzenlemesinde Bilirkişiye Başvurulmasını Gerektirmeyen Haller

Buna karşılık şu şekil unsurlarının eksikliğinin ya da yanlışlığının iddia edilmesi halinde konunun bilirkişi vasıtasıyla değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz:

  • Düzenleme alanının mevzuata uygun şekilde belirlenmediği, parselasyona tabi tutulan parselin yüzölçümünde hata yapıldığı,
  • Düzenleme ortaklık payının ve kamulaştırılacak alanın yanlış belirlendiği, hukuki, fiili veya teknik bir zorunluluk bulunmamasına rağmen kadastral parsel bulunduğu yer dışında başka bir yerden parsel verildiği,
  • başka yerden parsel verilirken aynı adadan ve eşdeğer yer verilmesi kullarına uyulmadığı,
  • üzerinde yapılaşma olan parsellerde Düzenleme ortaklık payı kesintisinin yapılaşma olmayan kısımdan yapılmadığı, kapanan yolların belediye adına ihdas edildiği, bir başka deyişle kapanan yollardan belediye adına parsel üretildiği,
  • değer artışı bulunmayan kamu parsellerinden düzenleme ortaklık payı alındığı,
  • DOP oranının gerçekte %40’tan az olmasına rağmen %40 oranında düzenleme ortaklık payı alınarak aradaki farkın belediye adına tescil edildiği ve böylece düzenleme ortaklık payından belediye adına imar parseli üretildiği,
  • düzenleme ortaklık payının, düzenleme ortaklık payından karşılanamayacak alanlar için kullanılması, birden fazla kez düzenleme ortaklık payı alınması,
  • düzenleme ortaklık payının tüm parsellerden eşit şekilde alınması,
  • düzenleme ortaklık payından oluşması gereken yerlerin Hazine’den ya da şahıslardan karşılandığı, bir başka ifadeyle bir parselden düzenleme ortaklık payı kesildikten sonra bakiye kalan kısmının yine düzenleme ortaklık payından oluşması gereken alanlara tahsis edilmesi,
  • düzenleme ortaklık payından oluşan ibadet yeri, karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve orta öğretim kurumları alanlarının Hazine dışında başka kişiler adına tescil edilmesi,
  • kamu tesisleri alanına tahsis (kop) oranının yanlış belirlenmesi,
  • bir parselden düzenleme ortaklık payı kesildikten sonra bakiye kalan kısmının yine kamu tesisleri alanına tahsis suretiyle karşılanması gereken alanlara tahsis edilmesi,
  • uygulama imar planı içinde bulunmayan taşınmazların düzenlemeye tabi tutulması,
  • kıyıların, ormanların, aktif mezarlıkların, sulak alanların, askeri yasak bölgelerin ve güvenlik bölgelerinin düzenlemeye tabi tutularak imara açılması.

Arazi ve Arsa Düzenlemesi İşlemlerine Karşı Açılacak Davalarda Bilirkişi Olarak Görevlendirilebilecekler

Tescile Konu Harita ve Planlar Yönetmeliğinin 2. maddesi gereği plân ve haritaların sorumluluğunun, bir harita – kadastro yüksek mühendisi veya mühendisi tarafından üstlenilmesi gerekmektedir. Bir başka ifadeyle arazi ve arsa düzenlemesini yapma, bilgi, belge ve işlemleri hazırlama ve tapuda tescil etme konusunda yetkili meslek, harita ve kadastro mühendisliği (üniversitelerde mezun oldukları bölümün adıyla jeodezi ve fotogrametri mühendisliği) mesleğidir[1].

Dolayısıyla arazi ve arsa düzenlemesine karşı açılan davalarda bilirkişi görevlendirilmesi gerekiyor ise bunların harita kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisliği eğitimi almış kişiler olması gerekmektedir.

Bu konuda şehir plancılarının görevlendirilmesi uygun değildir. Çünkü arsa ve arazi düzenlemesi, imar planı yapımı değildir; hazırlanmış, incelenmiş, yetkili kurullarca onaylanmış ve kesinleşmiş imar planının uygulanabilir hale getirilmesi, bir başka kadastral parsellerin imar ada ve parsel haline dönüştürülmesidir; üstelik parselasyon planı, imar planı yapım tekniğine göre hazırlanmayıp, onaylı imar planı ve plan notları dikkate alınarak, mülkiyet hukukuna ve Yönetmelik hükümlerine göre tanzim edilmektedir[2].

Aynı gerekçelerle, bilirkişinin kurul halinde belirlenmesi durumunda da ağırlığın harita ve kadastro mühendislerinde olması gerekir.

Bu konuda İşleyici’nin önerisi oldukça tutarlı ve mantıklıdır: Bilirkişi kurulu 2 adet harita ve kadastro mühendisi (jeodezi ve fotogrametri mühendisi) ile 1 adet şehir ve bölge planlamacısından oluşmalıdır[3].

[1]     Köktürk, Erdal (2007) Arsa Düzenlemeleri ve Yargı İlişkisi, s: 19

[2]     İşleyici, Cemal (2010) “Son Gelişmeler Işığında 3194 sayılı İmar Yasasının 18. Madde Uygulamaları ve Sonuçları”, s: 7

[3]     İşleyici, Cemal (2010) “Son Gelişmeler Işığında 3194 sayılı İmar Yasasının 18. Madde Uygulamaları ve Sonuçları”, s: 7

Arazi ve Arsa Düzenlemesine Karşı Açılacak Davalarda Bilirkişi Müessesesi

Yorum Yap