Arazi ve Arsa Düzenlemesine Tabi Tutulan Parsellerin Yüzölçümlerinin Kontrolü ve Düzeltilmesi

Suat ŞİMŞEK[1]

1. Arazi ve Arsa Düzenlemesinde Yüzölçümü Kontrolünün Zorunluluğu

Parselasyon işleminin önemli bir aşaması da düzenlemeye alınan parsellerin gerçek yüzölçümlerinin tespit edilmesidir. İmar Kanununun 18. Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlenmesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 27. maddesine göre parselasyon plânına aktarılan bütün kadastro parsellerinin yüzölçümleri bulunarak, senet yüzölçümleri ile karşılaştırılır. Burada senet yüzölçümünden kastedilen, parselin tapu sicilindeki yüzölçümüdür.

Gerçek yüzölçümün tespiti, uygulamanın sıhhati açısından büyük önem taşımaktadır. Çünkü gerçek yüzölçümü, hem arazi ve arsa düzenlemesi sonrasında taşınmaz malikine tahsis edilecek parsel miktarını hem de uygulama esnasında taşınmazdan alınacak DOP miktarını etkiler. Örneğin, gerçek yüzölçümü 1.000 m², buna karşılık tapu yüzölçümü 1.300 m² olan bir taşınmazın gerçek yüzölçümü üzerinden değil de tapu yüzölçümü üzerinden uygulamaya tabi tutulması halinde (DOP oranının % 20 olduğu varsayımı altında) gerçekte 200 m² DOP kesilmesi ve sonrasında 800 m² tahsis yapılması gerekirken, 260 m² DOP kesilip 1.204 m² tahsis yapılacaktır. Dolayısıyla, bu taşınmaz malikine gerçekte hak ettiğinden daha fazla yer tahsis edilmiş olacaktır. Bunun tersinden düşündüğümüzde (gerçek yüzölçümün tapu yüzölçümünden büyük olması halinde) malike gerçekte hak ettiğinden daha az yer tahsis edilmiş olacaktır.

Özetlersek uygulamaya giren yüzölçümünün, gerçek yüzölçümünü yansıtmaması durumunda taşınmaz maliki açısından bir hak kaybı ya da haksız kazanç söz konusu olabilecektir[2]. Bu nedenle, arazi ve arsa düzenlemesi öncesinde uygulamaya girecek taşınmazların gerçek yüzölçümlerinin hesaplanması gerekmektedir. Zaten Uygulama Yönetmeliğinin 27. maddesi de yüzölçümü kontrolünü ve düzeltilmesini zorunlu kılmaktadır.

2. Arazi ve Arsa Düzenlemesinde Yüzölçümü Kontrolünün Şekli

Yüzölçümü kontrolü, yalnızca kontrol amacını güttüğünden, eldeki verilerin zemine aplike edilmesi ve son ölçüm tekniğine göre yeniden alım yapılarak yüzölçümü hesaplanması gibi bir zorunluluk yoktur[3].

TKGM’nin 2010/22 sayılı Tescile Konu Olan Harita ve Planların Kontrolü Hakkında Genelgesi de yüzölçümü kontrolünün kesin sayısal değerler dikkate alınarak yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Zaten günümüzde imar uygulamalarının hemen tamamı sayısal olarak yapıldığı için yüzölçümü kontrolünün de sayısal yapılması doğaldır.

3. Arazi ve Arsa Düzenlemesinde Yüzölçümü Düzeltmesinin Şekli

Yüzölçümü kontrolü için öncelikle hâlihazır haritaya aktarılan bütün kadastro parsellerinin yüzölçümleri bulunarak, tapudaki yüzölçümleri ile karşılaştırılır. Karşılaştırma sonucunda aşağıdaki şekilde hareket edilir:

3.1. Tecviz Dahilinde Kalan Yüzölçümü Farklılıkları

AAD Uygulama Yönetmeliğinin 27. maddesine göre; iki yüzölçümü arasındaki fark, “Df = 0.00042 M √ F” formülünün verdiği farktan az ise; yani fark, tecviz (kabul edilebilir) sınırları içerisinde kalıyor ise tapu miktarı esas alınır. Bu formülde; ‘Df’, hata sınırını (m² cinsinden); ‘M’, parselasyon planı ölçeğinin paydasını, ‘F’, parselin yüzölçümünü (m² cinsinden) gösterir.

Buna göre, taşınmazın gerçek yüzölçümü ile tapu yüzölçümü arasındaki farkın tecviz sınırları dâhilinde kalması halinde, taşınmaz tapudaki yüzölçümü ile uygulamaya dâhil edilir.

Zaten Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2010/22 sayılı Tescile Konu Olan Harita ve Planların Kontrolü Hakkında Genelgesinin 21. maddesi de böyle bir durumda parsellerin tapuda kayıtlı yüzölçümleri esas alınarak işlemlere yön verileceğini öngörmektedir. Madde hükmüne göre kontrollük işlemleri sırasında, pafta zemin uyumu tespit edilen parsellerin kesin sayısal değerlerinden hesaplanan yüzölçümü ile tapuda kayıtlı yüzölçümü arasında yanılma sınırı dâhilinde farkların bulunması durumunda; ayırma ve yola terk işlemleri sırasında, ana parselin yüzölçümü, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41/2 nci maddesi gereğince, ilgili teknik belgelerinde farkın yanılma sınırı dâhilinde kaldığı gösterilmek suretiyle düzeltme raporu tanzim edilmeksizin re’sen düzeltilir. Ancak parselasyon, kamulaştırma, köy yerleşim haritaları ve diğer tescile konu olan harita ve planların yapımında parsellerin tapuda kayıtlı yüzölçümleri esas alınarak işlemlere yön verilir.

3.2. Tecvizi Aşan Fakat Kaba Olmayan Yüzölçümü Farklılıkları

Koçak ve Beyaz, uygulamaya tabi tutulan parselin yüzölçümünde tecvizi aşan fakat kaba olmayan farklılıkların bulunması halinde, yüzölçümü düzeltmesine gerek bulunmadığı, parselin tapudaki yüzölçümüyle düzenlemeye tabi tutulabileceği görüşündedirler[4]. AAD Uygulama Yönetmeliği ise, her iki yüzölçümü arasında tecvizi aşan fark çıkması halinde (kaba olup olmadığına bakılmaksızın), bu farkın tapu ve kadastro mevzuatına uygun olarak düzeltilmesini ve taşınmazın uygulamaya düzeltilmiş yüzölçümü ile dâhil edilmesini öngörmektedir.

Kanaatimizce Koçak ve Beyaz’ın bu görüşü, hem oldukça isabetlidir; hem de uygulamanın hızlı bir şekilde neticelenmesini sağlayacaktır.

Danıştay’da tecvizi aşan farklarda dahi tapudaki yüzölçümünün esas alınmasını hukuka aykırı bulmamıştır. Danıştay’a göre; parselasyon işlemi tapu kayıtları üzerinden yapılmaktadır, bu nedenle parsellerin uygulamaya tapu yüzölçümleri ile dâhil edilmesi gerekir. Bu konuda, Danıştay Altıncı Dairesinde incelenen bir olayı örnek göstermekte fayda vardır. Parselasyon işlemine ilişkin belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılan davada idare mahkemesince; uygulamaya giren taşınmazların yalnızca tapu yüzölçümlerinin dikkate alındığı, kadastrodan temin edilen ölçü krokilerinden yararlanılarak hesaplanan alanların ve kadastral sınırların dikkate alınmadığı, taşınmazların tapu senedi ile kadastro yüzölçümleri arasındaki farkın kabul edilebilir değerlerin üzerinde olduğu, idarenin bu farkların nedenini araştırıp gidermesi ve taşınmazları gerçeğe en yakın yüzölçümleri ile uygulamaya sokmasının gerektiği, sadece tapu alanlarının hesaba katıldığı parselasyon işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karar Danıştay’da temyiz edilmiştir. Konu hakkında Danıştay Altıncı Dairesi tarafından verilen 04.06.2007 tarihli ve E:2005/1684, K:2007/3246 sayılı karar ile; parselasyon işleminin tapu kayıtları üzerinden yapılacağı, tapu kayıtları esas alınarak parselasyon işlemi yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek idare mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Danıştay Altıncı Dairesinin 17.04.2003 tarihli ve E:2002/330, K:2003/2297 sayılı kararında ise tapu sicilindeki kayıtların mahkeme kararı olmadan değiştirilemeyeceği, bu nedenle arazi ve arsa düzenlemesinde tapu sicil kayıtlarındaki yüzölçümünün esas alınması gerektiği vurgulanmıştır.

Kaba hata konusunda eleştirilebilecek tek nokta, yüzölçümü farklılığının hangi şartlar altında kaba hata olarak değerlendirileceğidir. Bu konuda mevzuatta açık bir nokta bulunmamaktadır.

3.3. Kaba Hatalar

Ölçülen yüzölçümü ile tapu yüzölçümü arasındaki kaba hatayı aşan farklılıkların söz konusu olması durumunda ise uygulamanın sıhhati ciddi şekilde etkilenebilecektir. Örneğin, kadastrodaki yüzölçümü hatası, imar uygulamasına yansıyacaktır. Hatalı yüzölçümünden hatalı olarak DOP alınacağı gibi, tahsis edilen imar parsellerinde de hata kaçınılmaz olacaktır. Örneğin, gerçek yüzölçümü 5.000 m² olan taşınmazın tapu yüzölçümü olan 4.000 m² üzerinden düzenlemeye dâhil edilmesi durumunda (DOP oranının % 40 olduğu varsayımı altında), DOP miktarı gerçek yüzölçümü üzerinden 2.000 m² alınabilecekken tapu yüzölçümü üzerinden 1.600 m² alınabilecektir. Böyle bir durumda, 1.600 m² DOP kesildikten sonra bakiye kalan kısmın imar parsellerine tahsisi de hatalı olacaktır. Normalde taşınmazdan 2.000 m² DOP kesilip 3.000 m² tahsis yapılması gerekirken, tapu yüzölçümü esas alındığı için 1.600 m² DOP kesilip 2.400 m² tahsis yapılacaktır. Üstelik böyle bir durumda hiçbir zaman düzenlemeye giren toplam alan ile düzenlemeden çıkan toplam alan birbirine eşit olmayacaktır.

Netice itibarıyla, ölçülen yüzölçümü ile tapu yüzölçümü arasındaki kaba hatayı aşan farklılıklar düzeltilmediği müddetçe kadastrodan kaynaklanan hatalar, imar uygulamasına ve sonrasında buna bağlı olarak yapılacak ruhsat verme gibi işlemlere yansıyacaktır.

Böyle bir durumda parselin tapudaki yüzölçümü ile uygulamaya dâhil edilmemesi gerektiği konusunda nerdeyse görüş birliği bulunmaktadır. Ancak parsel uygulamaya dâhil edilmeden önce parselin yüzölçümünün düzeltilmesinin gerekip gerekmediği konusunda farklı görüşler söz konusudur.

Koçak ve Beyaz, kaba hatanın varlığı halinde öncelikle düzeltilmesi yoluna gidilmesi gerektiğini, ancak düzeltmenin parselasyonu aksatacağı anlaşılırsa parselin gerçek yüzölçümü üzerinden düzenlemeye dâhil edilmesi gerektiği görüşündedirler[5]. Yazarlara göre böyle bir durumda öncelikle ilgilisinin muvafakati ile 1458 sayılı Genelge ile, aksi halde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. madde uygulamasıyla yüzölçümü düzeltilmelidir; ancak ilgililere ulaşılamazsa ya da ulaşıldığı halde muvafakat alınamazsa, 41. madde uygulaması yapılması halinde, tebligat için yine ilgilisine ulaşılamazsa ya da kendisine tebligat yapılan ilgili dava yoluna giderse bu davanın sonucunun beklenmesi gerekeceğinden, uygulama önemli ölçüde aksayacaktır; bu nedenle, sınırlarda herhangi bir değişiklik olmuyorsa, parselasyon sonucu yapılacak ilan da hesaba katılarak hatalı kadastro parselleri, son bulunan doğru yüzölçümleri ile uygulamaya tabi tutulmalıdır.

Ancak biz, tapu yüzölçümleri ile uygulama esnasında ölçülen yüzölçümleri arasında tecvizi aşan kaba bir hatanın mevcut olması halinde, ilgililere ulaşılamazsa ya da ulaşıldığı halde muvafakat alınamazsa, 41. madde uygulaması yapılması halinde, tebligat için yine ilgilisine ulaşılamazsa, ya da kendisine tebligat yapılan ilgili dava yoluna gidecek olsa dahi, öncelikle yüzölçümünün kadastro mevzuatına göre düzeltilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Milli Emlak Kitabı

Her şeyden önce AAD Uygulama Yönetmeliği ise, her iki yüzölçümü arasında tecvizi aşan fark çıkması halinde (kaba olup olmadığına bakılmaksızın), bu farkın tapu ve kadastro mevzuatına uygun olarak düzeltilmesini ve taşınmazın uygulamaya düzeltilmiş yüzölçümü ile dâhil edilmesini öngörmektedir. Kadastro parselinde kaba hata söz konusu olduğu durumlarda, parselin yüzölçümünün kadastro mevzuatına göre düzeltilmeyip son bulunan yüzölçümü ile uygulamaya dâhil edilmesi Yönetmeliğin 27. maddesine aykırılık teşkil edecektir.

Üstelik TKGM’nin 2010/22 sayılı Tescile Konu Olan Harita ve Planların Kontrolü Hakkında Genelgesi de bu yüzölçümünün düzeltilmesini öngörmektedir: Genelgeye göre, pafta zemin uyumu tespit edilen parsellerin kesin sayısal değerlerinden hesaplanan yüzölçümü ile tapuda kayıtlı yüzölçümü arasında yanılma sınırını aşan farklılıkların bulunması durumunda, parsel sınırlarında herhangi eylemli bir değişikliğin ve komşu parsellere tecavüzünün bulunmadığının zemin ve ilgili teknik bilgi ve belgeleri ile tespit edilmesi sonucunda yüzölçümü hatası, ayrıntılı olarak düzenlenen teknik rapor ve ilgililerinin muvafakatine istinaden Tapu Sicili Tüzüğü’nün 85. maddesi gereğince düzeltilir. Muvafakat alınamadığı takdirde 3402 sayılı Kanunun 47/N maddesine dayanılarak hazırlanan yönetmeliğe göre düzeltilir. Burada kastedilen Yönetmelik ise Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmeliktir.

Bütün bunlar göstermektedir ki parselin tapudaki yüzölçümü ile parselasyon sırasında ölçülen yüzölçümü arasında kaba bir hata söz konusuysa, her halükarda bu hata kadastro mevzuatına göre düzeltilmeli ve uygulamaya bundan sonra dâhil edilmelidir.

Düzeltme işleminin yapılış şekli, aradaki yüzölçümü farkının nedenine göre değişmektedir:

3.3.1. Tapudaki Yüzölçümünün Yanlış Yazılmış Olması

Eğer taşınmazın yüzölçümü tescile esas evraka aykırı olarak tapu siciline yanlış tescil edilmiş ise, bu yanlışlığın Tapu Sicil Tüzüğünün 74. maddesi ve TKGM’nin 2014/3 (1755) sayılı Genelgesi ve uyarınca düzeltilmesi gerekir.

Buna göre taşınmazın yüzölçümü veya niteliğinin belgesine ve haritasına aykırı olarak hatalı tescil edildiğinin ilgilisinin başvurusu üzerine veya işlem sırasında kadastro müdürlüğünce/birimince tespit edilmesi halinde, yüzölçümleri ile ilgili hataların düzeltilmesinde, kadastro müdürlüğü/birimi teknik personelince, parselin yüzölçümü ve pafta-zemin uygunluğu incelenir, bu incelemede parselin edinimine, kayıt miktarına göre veya belgesiz olarak miktar üzerinden edinilip edinilmediğine bakılarak düzeltme konusunun kadastro mevzuatının ilgili diğer hükümleri kapsamında kalıp kalmadığı belirlenir. Bu inceleme sonucunda tespit edilen yüzölçümü hatasının belgesine ve haritasına aykırı olarak yazım hatasından kaynaklı bir hata olduğu tespit edilirse, kadastro müdürlüğü/birimi tarafından düzeltme, üç nüsha düzenlenecek tescil bildiriminde gösterilerek tapu müdürlüğüne gönderilir. Kadastro müdürlüğünce/birimince gerek belgesine ve haritasına aykırı olarak yazım hatasından kaynaklı hatalı tescil edilmiş yüzölçümlerine yönelik inceleme sonucunda bu Genelge kapsamında yapılacak düzeltmelerde düzenlenecek Onaylı Raporun tescil bildirimine eklenmesi gerekmektedir.

Bu madde kapsamında tespit edilen hatalarla ilgili, kadastro müdürlüğünün bildirimi üzerine taşınmazın kaydında gerekli belirtme yapılır.

Kütük, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde, belgelere aykırı tescil veya esaslı yazım hatasının düzeltilebilmesi için ilgililerin yazılı olurunun alınması gerekir. Üstelik yapılacak düzeltmeler hatalı yazımdan sonra hak sahibi olmuş kişilerin hakkını etkileyici nitelikte ise, bu hak sahiplerinin de yazılı olurları aranır. Bunun için de ilgilisine/ilgilerine usulüne uygun olarak bildirimde bulunulur.

Bildirim sonrasında ilgilisinin ya da ilgililerin tamamının muvafakat etmesi durumunda tescil bildirimi ve onaylı rapor üzerine istem belgesi düzenlenir. İstem belgesinde yapılan yanlışlık veya eksiklik düzeltilerek belgenin uygun bir yerine yazılmak suretiyle taraflar ve tapu görevlilerince imzalanır ve sicilde buna uygun düzeltme yapılır. Tapu müdürü, tescil bildirimine uygun olarak düzenlenen istem belgesinin hak sahiplerince imzalanmasının ardından yevmiye almak suretiyle düzeltmeyi yapar. Yapılan düzeltmeyle ilgili belirtme de usulünce terkin edilir.

Düzeltme sonrası kadastro müdürlüğüne tescil bildiriminin iki nüshası gönderilir. Kadastro müdürlüğünce/birimince bu tescil bildirimleriyle ilgili ve gerektiğinde fen klasörleri üzerinde gerekli işlem yapılır.

İlgililerden birisinin yazılı oluru olmazsa, bu durum beyanlar sütununda belirtilerek, 26/9/2011 tarih ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre işlem yapılır. Bu kapsamda tapu müdürü, defterdarlıklardan (Muhakemat müdürlükleri) ya da malmüdürlüklerinden (Hazine avukatları) sicildeki hatanın düzeltilmesi için dava açılmasını talep eder.

3.3.2. Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hatalar

2010/22 sayılı Tescile Konu Olan Harita ve Planların Kontrolü Hakkında Genelgesinin 21. maddesinin (b) bendine göre, pafta zemin uyumu tespit edilen parsellerin kesin sayısal değerlerinden hesaplanan yüzölçümü ile tapuda kayıtlı yüzölçümü arasında yanılma sınırını aşan farklılıkların bulunması durumunda, parsel sınırlarında herhangi eylemli bir değişikliğin ve komşu parsellere tecavüzünün bulunmadığının zemin ve ilgili teknik bilgi ve belgeleri ile tespit edilmesi sonucunda yüzölçümü hatası, ayrıntılı olarak düzenlenen teknik rapor ve ilgililerinin muvafakatine istinaden Tapu Sicili Tüzüğü’nün 74. maddesi gereğince düzeltilir. Muvafakat alınamadığı takdirde 3402 sayılı Kanunun 47/N maddesine dayanılarak hazırlanan yönetmeliğe göre düzeltilir.

Bu hükmün uygulanabilmesinin bazı şartları söz konusudur. Öncelikle pafta-zemin uyumunun söz konusu olması gerekir. Parselin teknik bilgi ve belgeleri ile zeminde yapılan incelemeler neticesinde ölçü, sınırlandırma, tersimat gibi hatalar nedeniyle pafta zemin uyumu tespit edilemeyen durumlarda, hata, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 47/N maddesine dayanılarak hazırlanan Yönetmeliğin (Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmelik) ilgili maddeleri gereğince düzeltilir.

İkinci olarak parsel sınırlarında herhangi eylemli bir değişikliğin ve komşu parsellere tecavüzünün bulunmadığının zemin ve ilgili teknik bilgi ve belgeleri ile tespit edilmesi gerekir.

Ayrıca, 2010/22 sayılı Tescile Konu Olan Harita ve Planların Kontrolü Hakkında Genelgesinin 21. maddesinin (b) bendindeki bu hüküm tapu kaydı miktarına göre veya iktisap tarihindeki zilyetlik esaslarınca miktar üzerinden edinilerek sınırlandırılmış taşınmazlarda uygulanmaz.

İşlemin yapılışına gelince; öncelikle Kütük, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde, belgelere aykırı tescil veya esaslı yazım hatasının düzeltilebilmesi için ilgililerin yazılı olurunun alınması gerekir. Üstelik yapılacak düzeltmeler hatalı yazımdan sonra hak sahibi olmuş kişilerin hakkını etkileyici nitelikte ise, bu hak sahiplerinin de yazılı olurları aranır.

Bunun için de ilgilisine/ilgilerine usulüne uygun olarak bildirimde bulunulur.

Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin Yönetmeliğin 10. maddesine göre Yapılacak düzeltmeye ilişkin düzenlenen rapor ve kroki kadastro müdürünce onaylanır ve kadastro müdürlüğünce bir yazıya eklenerek düzeltmeden etkilenen parsellerin kayıt malikleri ile düzeltmeden etkilenen hak sahiplerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Tebligatta, tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması için ilgili sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde düzeltmenin kesinleşeceği belirtilir.

İlgililer, tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması için taşınmazın bulunduğu mahalli sulh hukuk mahkemesinde dava açabilirler. Bu takdirde, dava sonucuna göre işlem yapılır.

Otuz günlük süre içerisinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme işlemi kesinleşir. Bu durumda hataların düzeltilmesine yönelik taşınmaza ait kayıtlar üzerinde yapılması gereken değişiklikler için, üç nüsha tescil bildirimi düzenlenir. Kesinleşen düzeltmeye dair tescil bildirimleri ile rapor, kroki ve ekleri ilgili tapu sicil müdürlüğüne gönderilir.

Hataların düzeltilmesi amacıyla yapılan değişiklikler için belediye encümeni veya il idare kurulu kararı aranmaz.

Tapu sicil müdürlüğünce, kadastro müdürlüğünün kesinleştirilmiş düzeltmeye dair yazısı yevmiye defterine kaydedilerek tapu sicilinde düzeltmeler yapılır ve beyanlar hanesindeki belirtmeler kaldırılır. Bu düzeltmeden dolayı harç tahsil edilmez.

Düzeltmeler yapıldıktan sonra tescil bildirimlerinin iki nüshası kadastro müdürlüğüne gönderilir. Kadastro müdürlüğünce fen klasöründe ve paftasında düzeltmeler yapılır.

3.3.3. Sayısallaştırmadan Sırasında Tespit Edilen Hatalar

TKGM’nin 2014/3 sayılı Genelgesine göre yüzölçümündeki hata, sayısallaştırma mevzuatınca işlem sırasında tespit edilmiş ise sayısallaştırma mevzuatınca işlem yapılır. Dolayısıyla parselasyon işlemi esnasında yapılan sayısallaştırma sırasında tespit edilen yüzölçümleri hakkında sayısallaştırma mevzuatınca işlem yapılması gerekmektedir.

3.4. Kısmen Düzenlemeye Tabi Tutulan Parsellerde Yapılacak İşlem

2010/22 sayılı Tescile Konu Olan Harita ve Planların Kontrolü Hakkında Genelgesinin 21. maddesinin (b) bendine göre pafta zemin uyumu tespit edilen bu parsellerin tescile konu harita ve planların yapımında uygulamaya kısmen girmesi durumunda, hata, parselin uygulama alanı dışında kalan kısmında bırakılacak şekilde işlem yapılır ve ilgili belgelerinde bu parselde yüzölçümü hatası bulunduğu belirtilir.

Uygulama dışında bırakılan bu parsellerde bulunan yüzölçümü hataları ilgili mevzuatı gereğince en kısa sürede düzeltilir.

4. Sonuç

AAD Uygulama Yönetmeliğinin 27. maddesine göre, arazi ve arsa düzenlemesine tabi tutulacak parsellerin sayısal yüzölçümlerinin, tapu yüzölçümleriyle karşılaştırılmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu karşılaştırma sonucunda yanılma sınırı (tecviz) dahilinde kalan bir hata söz konusu ise parsel tapudaki yüzölçümü ile uygulamaya dahil edilir. Tecvizi aşan ve kaba olmayan hatalarda da aynı şekilde hareket edilmelidir.

Ancak kaba bir hata söz konusu ise bu hata Tapu Sicil Tüzüğü ve Kadastro Kanunu’nun 41. maddesine göre düzeltilmelidir. Bu işleme karşı kişilerin muvafakat etmemesi veya 41. maddenin uygulandığı durumlarda dava yoluna gitmeleri, idareleri düzeltme yapmaktan alıkoymamalıdır. Düzeltme TKGM’nin 2010/22 sayılı Tescile Konu Olan Harita ve Planların Kontrolü Hakkında Genelgesine göre yapılır.

Kaynakça

Koçak, Hüseyin ve Beyaz, Metin (2007) İmar Uygulamaları, s: 68

Sağlam, İsmail (1999) “Arazi ve Arsa Düzenlemesi Uygulamalarında Karşılaşılan Sorunlar Üzerine Bir İnceleme” TMMOB, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Dergisi, Yıl:1999, Sayı: 86

İmar Kanununun 18. Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlenmesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmelik, Erişim Tarihi: 05.03.2016, Erişim Adresi: http://www.mevzuat.gov.tr/Metin.Aspx?MevzuatKod=7.5.4878&MevzuatIliski=0&sourceXmlSearch=imar%20kanunun

TKGM’nin 2010/22 sayılı Tescile Konu Olan Harita ve Planların Kontrolü Hakkında Genelgesi, Erişim Adresi: http://www.tkgm.gov.tr/sites/default/files/mevzuat/2010_22.doc, Erişim Tarihi: 06.04.2016

TKGM’nin 2014/3 (1755) sayılı Tapu Sicilindeki Hataların Düzeltilmesi Genelgesi, Erişim Adresi: http://www.tkgm.gov.tr/sites/default/files/mevzuat/tapu_sicilindeki_hatalarin_duzeltilmesi.pdf Erişim Tarihi: 03.02.2016

  1. Maliye Bakanlığı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Maliye Uzmanı
  2. Sağlam, İsmail (1999) “Arazi ve Arsa Düzenlemesi Uygulamalarında Karşılaşılan Sorunlar Üzerine Bir İnceleme” s: 96
  3. Koçak, Hüseyin ve Beyaz, Metin (2007) İmar Uygulamaları, s: 68
  4. Koçak, Hüseyin ve Beyaz, Metin (2007) İmar Uygulamaları, s: 68
  5. Koçak, Hüseyin ve Beyaz, Metin (2007) İmar Uygulamaları, s: 70-72

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2689 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.