Arazi ve Arsa Düzenlemesinin Kısmen mi, Tamamen mi İptal Edileceği Sorunu

Arazi ve arsa düzenlemesi işlemleri, belediyeler (imar müdürlükleri) tarafından hazırlandıktan ve belediye encümeni tarafından onaylandıktan sonra tapuya tescil edilmektedir.

Bu işlem sürecinde parselasyonun hukuk aleminde sonuç doğurmasını sağlayan işlem, belediye encümeninin kararıdır. Bu nedenle parselasyon işlemine karşı açılacak davalarda encümen kararının iptali istenmektedir.

Normal şartlar altında parselasyon işlemi bireysel idari işlem olduğu için, idare mahkemesinin iptal kararı, sadece dava açılan taşınmaz açısından sonuç doğurur.

Bu nedenle, parselasyon işleminin iptaline neden olan hata düzenlemeye giren parsellerin yalnızca bir tanesini etkiliyorsa, encümen kararının tüm parseller yönünden değil, sadece dava açılan parsel yönünden iptal edilmesi gerekir. Danıştay 6. Dairesinin 20.03.1997 tarihli ve E:1996/1577, K:1997/1528 sayılı parselasyonun, İmar Kanunu’nda ve ilgili yönetmelikte sayılan unsurlardan oluşan bir idari işlem niteliğinde olduğundan, unsurlarının birisinin hukuka aykırı olması durumunda, parselasyon işleminin “dava açılan parselle sınırlı olmak üzere” iptal edilmesi gerektiği ifade edilmiştir[1]. Örneğin bir parselle ilgili olarak yanlış hisselendirme yapılmışsa ya da bir parselden DOP fazla alınmış ise parselasyon, sadece bu parsel açısından iptal edilir[2].

Danıştay 6. Dairesi, 20.03.1997, E:1996/1577, K:1997/1528

Parselasyon Yasada ve ilgili yönetmelikte sayılan daha pek çok unsur-dan oluşan bir işlem niteliğinde olduğundan unsurlarının birisinin hukuka aykırı olması durumunda parselasyon işleminin dava açılan parselle sınırlı olmak üzere iptal edilmesi gerekmektedir.

3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca, belediyeler parselasyon işlemi ile imar hududu içinde bulunan taşınmazları birleştirerek bunları yeniden imar planına uygun ada ve parsellere ayırmaya yetkilidirler. 2981 sayılı Yasanın 10.maddesinde de benzer hükümler bulunmaktadır. Yukarıda anılan yasa maddelerinde belirtildiği şekliyle parselasyon işlemi bir bütündür. Düzenleme sınırı içerisinde plana uygun ada ve parseller oluşturularak parselasyon planı yapılır, %35 oranını geçmemesi şartıyla düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsalardan yeteri kadar saha yol, meydan, park gibi kamu alanlarına tahsis edilir ve taşınmaz maliklerine kalan hisseleri oranında yeni oluşan imar parselleri ya da bu parsellerden pay verilir. Başka bir deyişle parselasyon Yasada ve ilgili yönetmelikte sayılan daha pek çok unsurdan oluşan bir işlem niteliğinde olduğundan unsurlarının birisinin hukuka aykırı olması durumunda parselasyon işleminin dava açılan parselle sınırlı olmak üzere iptal edilmesi gerekmektedir.

Buna karşılık parselasyon işleminde yapılan hata, düzenlemenin tamamını etkiliyor ise, dava açsın ya da açmasın tüm parsel maliklerini etkiler; bu durumda encümen kararının tüm parseller yönünden iptal edilmesi gerekir[3]. Bir başka ifadeyle, dava konusu parselle ilgili işlemin, düzenlemeye giren tüm parselleri etkileyeceği tespit edildiğinde (iptal gerekçesinin tüm parselleri etkilediği anlaşıldığında), düzenlemenin kısmen değil, tamamının iptalinin tercih edilmesi daha doğrudur. Örneğin, düzenleme ortaklık payı oranı yanlış tespit edilmiş ve uygulanmış ise düzenlemenin tamamıyla iptal edilmesi gerekir.

Danıştay 6. Dairesi, 24.09.1992, E:1992/325, K:1992/3286   

İfraz işlemi sırasında alınan düzenleme ortaklık payının, 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesine ilişkin yönetmeliğin 11.maddesine aykırı şekilde alındığı anlaşıldığından, istemin tümünün iptaline karar verilmesi yerine dava konusu parselde ilgili bölümünün iptaline karar verilmesinde isabet görülmediği.

Dava dosyası ve karar düzeltme dilekçesinin incelenmesinden 216 sayılı parselin 131 sayılı parselin ifrazından oluştuğu, ifraz nedeniyle 0,2659 oranında yola iştirak payı alındığı, 3 30 m2 olan 216 sayılı parselin ana parselin ifrazı sırasında yola terk edilen miktar eklenerek 449 m2 üzerinden düzenlemeye tabi tutulduğu ve bu miktar üzerinden %35 oranında düzenleme ortaklık payı alındığı anlaşılmış olup, yukarıda anılan yönetmelik kuralı uyarınca 330 m2 olan 216 sayılı parselden 0,2659 terk oranını %35'e tamamlayan fark kadar düzenleme ortaklık payı alınması gerektiği ve düzenleme ortaklık payının alınış şekli düzenlemenin tamamını ilgilendirdiğinden 216 sayılı parselin de bulunduğu alanda 3194 sayılı yasanın 18. maddesi uyarınca yapılan düzenleme işleminde mevzuata uyarlık bulunmadığı açıktır. Bu durumda düzenleme işleminin tamamının yukarıda belirtilen gerekçeyle iptal edilmesi gerekirken müktesep hakların korunmadığı gerekçesiyle yalnızca dava konusu parselle ilgili olarak iptal kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.

Aynı yönde Danıştay 6. Dairesi, 19.03.2002, E:2001/50, K:2002/1722

Dolayısıyla, arsa düzenlemesinin özelliği gereği belli bir kısmında yapılması öngörülen düzeltme ve değişikliğin, düzenlemeye giren tüm parsellerin miktarlarını ve sınırlarını etkilemesinin kaçınılmaz olduğu tespit edildiğinde, işlemin tamamen iptal edilmesine karar verilmelidir[4].

Parselasyon işleminde yapılan pek çok sakatlık sadece bir parseli etkiliyormuş gibi görünse de, aslında uygulamaya giren parsellerin bundan etkilenmemesi hemen hemen imkânsız gibidir[5]. Örneğin, bir parselden fazla DOP alınması diğer parsellerden daha az DOP alınmasına neden olmaktadır. Böyle bir durumda, sadece fazla DOP alınan parsele ilişkin uygulama değil, tüm uygulama iptal edilmelidir.

Münferit iptal; ancak tüm parsellerden doğru oranda, sadece bir parselden yanlış oranda DOP alındığında ve fazla alınan miktar diğer parselleri etkilemediğinde başvurulması gereken bir yoldur. Benzer şekilde yerinde korunması gerekirken başka yerden tahsis yapılan imar parselleri hakkında verilen iptal kararlarının da münferit olduğu söylenebilir. Ancak iptal kararının uygulanması, diğer parsellere yapılan tahsisleri de etkileyeceğinden uygulamanın tamamının iptal edilmesi daha uygun olacaktır.

İdari yargıda dava devam ederken belediye encümenince, arazi ve arsa düzenlemesine ilişkin encümen kararının iptaline karar verilirse, idare mahkemesi arazi ve arsa düzenlemesine ilişkin encümen kararı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermelidir.

Danıştay 6. Dairesi, 14.03.1995, E:1994/4550, K:1995/1016

Belediyelerin yaptıkları parselasyon işlemini hatalı olması nedeniyle sahip oldukları yetkiye dayanarak iptal etmeleri halinde bu hususun ayrıca mahkemece tespitine gerek bulunmamaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu ... taşınmazda parselasyon yapılmasına ilişkin dava konusu 29.3.1994 günlü 356 sayılı belediye encümeni kararının 12.4.1994 günlü, 375 sayılı belediye encümeni kararı ile iptaline karar verildiği ve bu nedenle yürürlükte bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Davacı belediye tarafından her ne kadar 29.3.1994 günlü belediye encümeni kararının yok hükmünde olduğunun tesbiti istenilmiş ise de, belediyeler yaptıkları parselasyon işlemini hatalı buldukları takdirde bu işlemi yeniden düzenlemek amacı ile işlemlerini geri almaya yetkili bulunduklarından ve davacı belediye de bu yetkisini kullanmak suretiyle dava konusu encümen kararının iptaline karar verdiğinden, bu hususun ayrıca tespitine gerek bulunmadığı nedeniyle, idare mahkemesince yürürlükte bulunmayan bu encümen kararı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davacı idare isteminin tespit davası şeklinde yorumlanmak suretiyle karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Çünkü böyle bir durumda, dava konusu işlem idare tarafından ortadan kaldırılmış demektir. Ortadan kaldırılmış bir idari işlem hakkında da karar verilemez. Ancak belediye, kendi idari işlemi nedeniyle dava açılmasına neden olduğu için belediye (ya da arazi ve arsa düzenlemesini yapan kurum) hem yargılama giderlerini, hem de (davacı kendini vekille temsil ettirmiş ise) vekalet ücretini ödemek durumundadır.

[1]     Şimşek, Suat (2014) “Arazi ve Arsa Düzenlemesi İşlemlerinin İptaline İlişkin Yargı Kararının Sonuçları ve Eski Halin İhyası İçin Açılacak Davalarda Görevli Yargı Meselesi, s: 292

[2]     Şimşek, Suat (2010) İmar Hukuku, Milli Emlak Kontrolörleri Derneği, Ankara, 2010, s: 614

[3]     Köktürk, Erdal (2007) Arsa Düzenlemeleri ve Yargı İlişkisi, s: 52

[4]     Köktürk, Erdal (2007) Arsa Düzenlemeleri ve Yargı İlişkisi (18. Maddenin İdari Yargıda İptali ve Ortaya Çıkan Sorunlar), TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yayınları, İstanbul, 2007, s: 52

[5]     Şimşek, Suat (2014) “Arazi ve Arsa Düzenlemesi İşlemlerinin İptaline İlişkin Yargı Kararının Sonuçları ve Eski Halin İhyası İçin Açılacak Davalarda Görevli Yargı Meselesi, s: 293

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.