Ayırma ve Birleştirme İşlemlerinde Muhtemel Hukuka Aykırılık Nedenleri ve Davanın Karara Bağlanması

Ayırma ve Birleştirme İşlemlerine Karşı Açılan Davalarda Bilirkişi Görevlendirilmesi

Tescile Konu Harita ve Planlar Yönetmeliğinin 2. maddesi gereği plân ve haritaların sorumluluğunun, bir harita – kadastro yüksek mühendisi veya mühendisi tarafından üstlenilmesi gerekmektedir. Bu nedenle ayırma ve birleştirme işlemlerine karşı açılan davalarda bilirkişi görevlendirilmesi gerekiyor ise bunların harita kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisliği eğitimi almış kişiler olması gerekmektedir.

Ayrıca ayırma-birleştirme işlemine ilişkin davada imar planı yönünden de uyuşmazlık söz konusu ise ya da ayırma-birleştirme işleminin imar planına uygunluğu uyuşmazlık konusu ise bilirkişi heyetinde şehir veya bölge plancısına da yer verilmesi gerekir.

Ayırma ve Birleştirme İşlemlerine Karşı Açılan Davalarda Muhtemel Hukuka Aykırılık Nedenleri

Ayırma ve birleştirme işlemlerinde ortaya çıkabilecek olan muhtemel hukuka aykırılık nedenleri şunlardır:

Gerekli şartlar sağlandığı takdirde, ayırma ve birleştirme işlemlerinin yetkili idari makam tarafından karara bağlanması gerekir. Aşağıda tek tek açıkladığımız şartlar geçekleştiği halde ayırma-birleştirme dosyasının yetkili makam tarafından onaylanmaması, hukuka aykırılık teşkil eder. Bu konu hakkında şu yazımıza bakabilirsiniz: İfraz-Tevhit İşleminin Şartları

Ayırma ve Birleştirme İşlemlerine Karşı Açılan Davanın Karara Bağlanması

Dava, idare tarafından tesis edilen işlemin İmar Kanunu’na ve imar mevzuatına uygunluğu açısından değerlendirilerek iptal veya ret yönünde karara bağlanır.

Ayrıma ve birleştirme işlemlerine karşı açılacak davalar 2576 sayılı Kanun’un 7. maddesi kapsamında girmediğinden tek hakimle çözülecek dava niteliğinde değildir.

Ayırma ve birleştirme işlemlerinde ortaya çıkan pek çok hukuka aykırılıkta işlem tapu sicilinde henüz bir sonuç doğmamış olduğu için idari açıdan sonuç doğurur. Örneğin gerekli şartlar sağlandığı halde ayırma ve birleştirme başvurusunun reddi, ayırma ve birleştirme dosyasının süresi içerisinde onaylanmaması, ayırma ve birleştirme dosyasının belediye veya il encümeni dışındaki organlarca karara bağlanması gibi işlemlere karşı verilecek iptal kararlarında idarenin bu yargı kararını yerine getirmesinde tereddüt ortaya çıkaracak bir durum söz konusu değildir.

Buna mukabilen malikin ya da paydaşların/ortakların tamamının başvurusu olmadığı halde ayırma ve/veya birleştirme yapılmış ve bunun da tapu siciline tescil edilmiş olması durumunda işlemin iptaline dair yargı kararının yerine getirilmesi, sadece idari işlem yapılmasını değil, aynı zamanda tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılmasını gerekli kılar. Bu nedenle işlemin tapuya tescil edildiği durumlarda idare iptal kararını yerine getirmek için tekrar bir encümen kararı daha alarak tapu sicilinde geri dönüşümü sağlamalıdır.

Ayırma ve Birleştirme İşlemlerine Karşı Açılan Davanın Temyizi veya İstinafı

Ayırma ve birleştirme işlemlerine karşı açılan davalar sonucu ilk derece mahkemesince verilen kararlar, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde sayılan durumlardan hiçbirisine girmemektedir. Bu nedenle bu kararlara karşı temyiz değil, istinaf yoluna tabidir.

İstinaf süresi konusunda özel bir hüküm bulunmamaktadır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.