Belediye Başkanlarının, Meclis Üyelerinin ve Mülki Amirlerin İmar Planlarına Dava Açma Ehliyeti

Makalemizi paylaşır mısınız?

Belediye Başkanının Meclis Tarafından Kabul Edilen İmar Planlarına Dava Açma Ehliyeti

5393 sayılı Belediye Kanununun 23. maddesi, belediye başkanının meclis kararlarına karşı dava açma yetkisini düzenlemektedir. Madde hükmüne göre; “(1) Belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını, gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere beş gün içinde meclise iade edebilir. (2) Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de belediye meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararlar kesinleşir. (3) Belediye başkanı, meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine on gün içinde idari yargıya başvurabilir.”

Belediye başkanları, bu maddenin verdiği yetkiye dayanarak belediye meclislerinin imar planları ile ilgili olarak aldıkları kararlara karşı idari yargıda iptal davası açabilirler.

Ancak, bunun için imara ilişkin kararın, meclisin ısrar kararı ile kesinleşmesi gerekir. Dava açma süresi, on gündür. Görevli yargı ve yetkili mahkeme konusunda Kanunda özel bir hüküm yer almadığı için genel hükümlerin uygulanması gerekir.

Büyükşehir Belediye Başkanının Meclis Tarafından Kabul Edilen İmar Planlarına Dava Açma Ehliyeti

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 14. maddesi, büyükşehir belediye başkanının büyükşehir belediye meclislerinin kararlarına karşı dava açılması hususlarını düzenlemektedir. Madde hükmüne göre “(1) Büyükşehir belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü belediye meclisi kararlarını, yedi gün içinde gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere belediye meclisine iade edebilir. (2) Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de büyükşehir belediye meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararlar kesinleşir. (3) Büyükşehir belediye başkanı, meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine idari yargıya başvurabilir.”

Bu kapsamda büyükşehir belediye başkanı;

  • Büyükşehir belediye meclisinin imara ilişkin olarak doğrudan aldığı kararlar ile,
  • Büyükşehir belediye meclisinin ilçe ve ilk kademe belediye meclisleri tarafından alınan imara ilişkin kararların, kararın gelişinden itibaren üç ay içinde nazım imar planına uygunluğu yönünden incelenerek aynen veya değiştirilerek kabul edilmesine ilişkin kararlarına,

Karşı idari yargıya başvurabilir.

Dava açma süresine ilişkin olarak madde metninde yer alan “10 gün” ibaresi, 5747 sayılı Kanunla medde metninden çıkarılmıştır. Bu nedenle dava açma süresi ile ilgili olarak genel hükümler uygulanır.

Mülki Amirlerin Dava Açma Ehliyeti Meclis Tarafından Kabul Edilen İmar Planlarına Dava Açma Ehliyeti

Gerek 5393 sayılı Belediye Kanunu ve gerekse 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, mülki idare amirlerinin meclis kararlarına karşı dava açabileceğine ilişkin hükümler ihtiva etmektedir.

5393 sayılı Kanunun 23. maddesinde; “(1) Kararlar kesinleştiği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde mahallin en büyük mülki idare amirine gönderilir. Mülki idare amirine gönderilmeyen kararlar yürürlüğe girmez. (2) Mülki idare amiri hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine idari yargıya başvurabilir.” hükmü ve 5216 sayılı Kanunun 14. maddesinde ise; “(1) Kararlar, kesinleştiği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde mahallin en büyük mülki idare amirine gönderilir. Mülki idare amirine gönderilmeyen kararlar yürürlüğe girmez. (2) Mülki idare amiri hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine on gün içinde idari yargı mercilerine başvurabilir.” hükmü yer almaktadır.

Görüldüğü üzere her iki Kanun da paralel hükümler içermektedir. Buna göre; gerek belediye ve gerekse büyükşehir belediye meclislerinin imara ilişkin kararlarının kesinleştiği tarihten itibaren en geç yedi gün içinde, mahallin en büyük mülki idare amirine (kaymakam veya vali) gönderilmesi gerekir. Mülki amir; hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine idari yargıda dava açma yetkisine sahiptir.

Görevli yargı ve yetkili mahkeme konusunda Kanunda özel bir hüküm yer almadığı için genel hükümlerin uygulanması gerekir.

Valinin İl Genel Meclisi Tarafından Kabul Edilen Planlara Dava Açma Ehliyeti

5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 15. maddesi valilerin il genel meclisi kararlarına karşı dava açma yetkisini düzenlemekteydi. Ancak maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “Vali, meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine idari yargıya başvurabilir.” cümlesi, Anayasa Mahkemesinin 18.01.2007 tarihli ve E:2005/32, K:2007/3 sayılı kararı ile Anayasanın 123. ve 127. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin bu kararından sonra il genel meclisi kararları, vali tarafından onaylanmaksızın kesinleşmeyecektir. Bu şekilde bir yetki tanınması da, valinin il genel meclisi kararlarına karşı idari yargıya başvurmasını gereksiz kılacaktır. Bundan dolayı, valinin, il genel meclisinin imarla ilgili kararlarına karşı dava açması söz konusu değildir.

Belediye Meclisi Üyelerinin Dava Açma Ehliyeti

Belediye meclisi üyelerinin imar planlarına karşı dava açma ehliyetinin bulunduğu kabul edilmektedir. Ancak bunun için temel şart, dava açacak meclis üyesinin planın meclisteki oylamasında kabul oyu vermemiş olmasıdır. Oylama esnasında kabul oyu veren meclis üyesinin imar planına ve plan değişikliklerine karşı dava açma ehliyeti bulunmamaktadır. 

Kanunlarla belediye meclislerine verilen görevlerle ilgili konularda belde halkının hak ve menfaatlerini korumakla görevli olan belediye meclisi üyelerinin meclis tarafından karara bağlanan bir konuda toplantıya katılarak karşı oy kullanmaları halinde bu karara karşı dava açma ehliyetinin (sübjektif ehliyet) var olduğu Danıştay Altıncı Dairesi içtihatlarıyla benimsenmiştir.

Dolayısıyla belediye meclisi üyelerinin planlara karşı dava açabilmeleri için, planların mecliste görüşülmesi sırasında toplantılara katılması ve gerekirse karşı oyunu bu toplantılarda belirtmesi gerekmektedir. Bu şekilde belde halkının hakkını koruma görevini yerine getirmeyen meclis üyesinin, kararın oluşmasından sonra dava açmakta meşru ve kişisel bir menfaati de bulunmadığı kabul edilmektedir.

Danıştay 6. Dairesi, 28.01.1993, E:1992/4571, K:1993/226: İmar planlarının ve değişikliklerin onayı ile yasal olarak görevli belediye meclisi üyesi olan davacının, planların mecliste görüşülmesi sırasında toplantılara katılması ve gerekirse karşı oyunu bu toplantılarda belirtmesi gerekirken bu yolla belde halkının hakkını koruma görevini yerine getirmeyen davacının, kararın oluşmasından sonra dava açmakta meşru ve kişisel bir menfaati de bulunmadığı.

Danıştay 6. Dairesi bir kararında belediye meclisi üyesinin 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesine göre yaptığı başvurunun reddi üzerine dava açması mümkün iken kendisi tarafından dava açılmayıp, hak ve menfaatlerini korumakla görevli olduğu ve belediye seçimleri esaslarına göre temsil ettiği belde halkına mensup olan davacılar tarafından, itirazın reddine dair işlem üzerine dava açılabileceğini karara bağlamıştır.

Danıştay 6. Dairesi, 29.04.2014, E:2013/1569, K:2014/3436: Belediye meclis üyesi tarafından, kamu yararını yakından ilgilendiren uyuşmazlık konusu plan değişikliklerine karşı 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca itirazda bulunulduktan sonra, itirazın reddine dair işlem üzerine davayı açması mümkün iken kendisi tarafından dava açılmayıp, hak ve menfaatlerini korumakla görevli olduğu ve belediye seçimleri esaslarına göre temsil ettiği belde halkına mensup olan davacılar tarafından, itirazın reddine dair işlem üzerine dava açılabileceğinin kabulü gerektiği hakkında. Buna göre; belediye meclis üyesi tarafından, kamu yararını yakından ilgilendiren uyuşmazlık konusu plan değişikliklerine karşı 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca itirazda bulunulduktan sonra, itirazın reddine dair işlem üzerine davayı açması mümkün iken kendisi tarafından dava açılmayıp, hak ve menfaatlerini korumakla görevli olduğu ve belediye seçimleri esaslarına göre temsil ettiği belde halkına mensup olan davacılar tarafından, itirazın reddine dair işlem üzerine dava açılabileceğinin kabulü gerekmektedir.

Milli Emlak Kitabı

Meclis üyesinin meclis toplantısına katılıp muhalefet ettiğini ispat etmesi gerekir. Danıştay 6. Dairesi, 04.04.2012, E:2011/9148, K:2012/1541: Olayda, dava konusu belediye meclisi kararının oylanması sırasında muhalefet ile ilgili görüş belirtmek üzere söz alan olmadığı gibi oylama sonucunda karşı oy kullanan üyeler olduklarına ilişkin somut bir belge veya muhalefet şerhlerinin bulunmaması karşısında, davacıların karara muhalif kaldıkları saptanamamakta olup, dava konusu işlemle davacıların hukuken korunabilir ciddi ve makul bir menfaat ilişkinin varlığı tespit edilemediğinden anılan meclis kararına karşı dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı. İptal davasının sübjektif ehliyet koşulu olan “menfaat ihlali” doktrin ve içtihatlarda; dava konusu işlemle davacı arasında kurulan makul, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Olayda, dava konusu belediye meclisi kararının oylanması sırasında muhalefet ile ilgili görüş belirtmek üzere söz alan olmadığı gibi oylama sonucunda karşı oy kullanan üyeler olduklarına ilişkin somut bir belge veya muhalefet şerhlerinin bulunmaması karşısında, davacıların karara muhalif kaldıkları saptanamamakta olup, dava konusu işlemle davacıların hukuken korunabilir ciddi ve makul bir menfaat ilişkinin varlığı tespit edilemediğinden anılan meclis kararına karşı dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belediye Başkanlarının, Meclis Üyelerinin ve Mülki Amirlerin İmar Planlarına Dava Açma Ehliyeti
Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2463 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.