Bir İmar Adasından Küçük Alanlarda Parselasyon Yapılamaması Kuralı

Bir diğer kurala göre, düzenleme yapılacak alanın bir imar adasından küçük olmaması gerekir. Bu husus, AAD Uygulama Yönetmeliğinin 5. maddesinde şu şekilde yer almıştır: “Belirlenen düzenleme sahası bir müstakil imar adasından daha küçük olamaz.”

Danıştay 6. Dairesi de E:2003/326, K:2004/3706 sayılı kararında müstakil bir imar adasından daha küçük bir alanda düzenleme yapılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle sadece bir parselin düzenlemeye tabi tutulmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığını vurgulamıştır. Dolayısıyla, düzenleme alanı olarak seçilen sahanın bir imar adasından daha küçük olmamasına dikkat edilmelidir[1].

Fakat bazı durumlarda imar adasından küçük alanlar da düzenleme sahası olarak belirlenebilecektir. AAD Uygulama Yönetmeliğinin 5. maddesine göre, imar adasının büyük bir kısmının imar mevzuatına uygun bir şekilde teşekkül etmiş olması nedeniyle, yeniden düzenlemesine ihtiyaç bulunmaması ve diğer kısmında birkaç taşınmaz malın tevhit ve ifraz yoluyla imar planı ve imar mevzuatına uygun imar parsellerinin elde edilmesinin mümkün olduğu hallerde, adanın geri kalan kadastro parselleri müstakil bir imar düzenlemesine konu teşkil edebilir. Buna göre;

1)   Eğer imar adasının bir kısmı imar mevzuatına uygun olarak oluşmuşsa,

2)   İmar adasının bir kısmında birkaç taşınmazın ifraz ve tevhidi ile imar mevzuatına uygun oluşum sağlanabiliyorsa,

Geri kalan parseller bir imar adası kadar olmasa da düzenleme sahası olarak belirlenebilecektir.

Burada “imar adasının büyük bir kısmının teşekkül etmesi” ifraz ve tevhit yoluyla adanın büyük bir kısmının imar parseli haline gelmesi anlamına gelmektedir. Ancak burada iki hususa dikkat etmek gerekir. Birincisi Yönetmelik sadece imar adasının büyük bir kısmının teşekkül etmesi şartını aramıştır, bunu ayrıca bir de imar mevzuatına uygun yapılaşmanın tamamlanmış olması koşulunu eklemek doğru değildir[2]. İkincisi Yönetmelik teşekkül etme şartı aramaktadır ki bu durum kadastro parsellerinin imar parseli haline gelmesi demektir. İmar uygulamasından önce her imar adasına denk gelen kadastro parseli bulunması doğaldır, ancak Yönetmelik bunu yeterli görmemektedir. Bu kadastro parsellerinin imar parseli haline gelmesi de gerekir.

İkinci şart açısından bakarsak, imar adasının teşekkül etmiş kısımları dışında kalan alanların da ifraz ve tevhit ile imar parseli haline getirilmesinin mümkün olması gerekir. Böyle bir imkan yoksa adanın geri kalan kadastro parselleri müstakil bir imar düzenlemesine konu olamaz.

Bir imar adasının büyük bir kısmının düzenleye tabi tutulmasına rağmen yalnızca küçük bir kısmının düzenleme dışı bırakılması hem yasa ve yönetmeliğe, hem de külfetlerin eşit dağıtılması ilkesine aykırıdır[3]. Danıştay 6. Dairesi de 15.01.1996 tarihli ve E:1995/4326, K:1996/235 sayılı kararında, arazi ve arsa düzenlemesinde, bir imar adasının bazı parsellerinin imar uygulamasına tabi tutularak aynı adada bulunup yapılaşmaya elverişli olmayan diğer parsellerin uygulama dışı tutulmasında mevzuata uygunluk bulunmadığına karar vermiştir.

Bunun yanı sıra, en az bir imar adasını kapsamak şartı ile tek bir kadastro parselinde imar uygulaması yapılması mümkündür[4]. TKGM’nin talimatları da bu yöndedir. Adı geçen Genel Müdürlüğün 20.07.1996 tarihli ve 976 sayılı talimatında “İlgi yazıda, düzenlemenin imar adasının tamamını kapsadığını ancak bir kadastro parselini içerdiği, tek parselde 18. madde uygulaması yapılıp yapılamayacağı hususunda tereddüt hasıl olduğu belirtilmektedir. İmar Kanununun 18. madde uygulamasında en az bir imar adasını kapsaması durumunda bir parselin de düzenlemeye alınması mümkündür.” ibaresine yer verilmiştir.

Ayrıca 2981 sayılı Kanun’un 10/c maddesine göre yapılan parselasyon işlemlerinde düzenleme sahası parsel bazına kadar daraltılabilir[5]. Bir başka ifadeyle 10/c uygulamasında düzenleme alanının en az bir imar adası olması zorunluluğu yoktur, parsel bazında da imar uygulaması yapılabilir.

[1]     Şimşek, Suat (2010) İmar Hukuku, s: 4 72

[2]     Karşı görüş için bkz. Ersoy, Melih (2000) “İmar Planı Uygulamalarında Düzenleme İşlemi”, s: 10. Yazar’a göre “imar mevzuatına uygun teşekkül etmiş olması halinden yalnızca parsellerin uygunluğu anlaşılmamaktadır. Buradaki ‘teşekkül etme’ ancak yapılaşmanın mevcut olması ile anlam kazanmaktadır. Yoksa her imar adasında mevzuata ve plana uygun tesadüfi kadastral parsellere rastlanabilir. Eğer bunların üzerinde yapılaşma varsa ve bunlar mevzuata ve plana uygun ise o zaman düzenleme sahası dışında bırakılabilirler.”

[3]     Kalabalık, Halil (2002) İmar Hukuku (Planlama, Arsa, Yapı, Koruma), s: 275

[4]     Şimşek, Suat (2010) İmar Hukuku, s: 472

[5]     Çelik, Kemal (2006) Planlama ve İmar Kanunu Uygulaması, Arazi ve Arsa Düzenlemesi, s: 200

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.