Cumhuriyet Anayasalarında Ormanlar-1: 1924 Anayasası Dönemi

1924 Anayasası’nda başlangıçta ormanlarla ilgili herhangi bir hüküm yer almamaktaydı. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında, uygulanan liberal politikalara bağlı olarak ormanlar üzerinde özel mülkiyetin kabulüne dair Osmanlı geleneğinin devam ettirildiğini görmekteyiz. Osmanlı toprak düzeninden Cumhuriyet toprak düzenine geçilirken miri arazinin özel mülkiyet haline gelmesi dolayısıyla miri arazide bulunan ormanlar özel mülkiyete geçmiştir (Korkmaz, 2010: 107).

Ancak 1929 bunalımının ortaya çıkardığı devletçilik anlayışı, orman mülkiyeti konusunu da etkilemiş ve tüm ormanların devlet mülkiyetine alınması düşüncesi ortaya çıkmıştır. Bu dönemde milli servet olarak görülmeye başlanılan ormanların devlet mülkiyetinde olması gerektiği görüşü yaygınlaşmaya başlamıştır (Ayaz, 2010: 190). Bunun bir gereği olarak, ormanların devletleştirilmesi fikrinin yaygınlaşması ve dönemin iktidarı tarafından da benimsenmesi üzerine ormanların devletleştirilmesine anayasal zemin hazırlamak amacıyla 05.02.1937 tarihli ve 3115 sayılı Kanun’la Anayasa’nın kamulaştırmayı düzenleyen 74. maddesi değiştirilerek ormanların devletleştirilmesine imkan tanınmıştır. Söz konusu değişikliğe göre ormanları Devlet tarafından idare etmek için kamulaştırılacak arazi ve ormanların kamulaştırma bedelleri ve bu bedellerin ödenme şekli özel kanunlarla düzenlenecektir.

1. 3116 sayılı Orman Kanunu

Bu konu hakkında şu yazımıza bakabilirsiniz: 3116 sayılı (eski) Orman Kanunu’nda Orman Mülkiyeti

2. Tüm Ormanların Devletleştirilmesi

3116 sayılı Kanun’la öngörülen devletleştirmenin yeterince başarılı olmaması devleti yeni arayışlara itmiştir. Çünkü tüm ormanların devlet mülkiyetinde olması gerektiği düşüncesi bu dönemde daha da kuvvetlenmiştir (Ayaz, 2010: 190). Bunun üzerine 1945 yılında çıkarılan 4785 sayılı Kanun’la bazı istisnalar dışındaki tüm ormanlar “hiçbir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın” devletleştirilmiştir. 

Bu konu hakkında şu yazımıza bakabilirsiniz: Ormanların Devletleştirilmesi: 4785 sayılı Kanun Uygulamaları

3. Devletleştirilen Ormanların Bir Kısmının İade Edilmesi

Devletleştirilen ormanlardan bir kısmı 1950 yılında çıkarılan 5658 sayılı Kanun’la eski sahiplerine iade edilmiştir. 5658 sayılı Kanun’la 3116 sayılı Kanun’a eklenen Ek 2. maddeye göre 4785 sayılı Kanun’la devletleştirilmiş ormanlardan; Devlet ormanları içinde olmayan ve etrafı tarla, bağ, bahçe gibi kültür arazisi, özel orman, şehir, kasaba, köy merası ve Orman Kanunu’nun birinci maddesine göre orman sayılmayan yerlerle çevrili olmak şartıyla Devlet ormanlarından tamamen ayrılmış bulunan köy, belediye tüzel kişiliklerine ve gerçek kişilere ait ormanlar sahipleri veya mirasçıları istedikleri takdirde geri verilir. İade edilecek ormanlardan, devletleştirme karşılığı ödenmemiş bulunanlar bir işleme tabi tutulmaksızın sahiplerine intikal eder ve müracaatları üzerine keyfiyet Orman İdaresince kendilerine yazılı olarak bildirilir. Devletleştirme bedeli kısmen veya tamamen ödenmiş bulunan ormanların, bu bedel aynı miktar ve taksitlerle ödenmek üzere, yazı ile müracaatları halinde sahipleri adına tapuya tescili yapılır. Taksitler zamanında ödenmediği takdirde ormanın işletilmesine izin verilmez. Ormanın geri verilmesine müteallik tescil muameleleri her türlü harç ve resimden muaftır. Geri verilen ormanların hududu içindeki orman işletmeleri tarafından istihsal edilmiş ve henüz satılmamış orman mahsulleri, ormanın tescili sırasında sahiplerinin yazılı müracaatları üzerine bulundukları mevki ile miktar ve vasıfları tespit edilerek hususi orman tarife bedeli ve hakiki istihsal masrafları peşin ödenmek şartıyla orman sahiplerine teslim edilir. Geri verilen ormanlarda devletleştirmeden doğan muamelelerle geri vermeden dolayı, orman sahipleriyle Devlet birbirleri aleyhine dava açamazlar.

5658 sayılı Kanun, iade işleminin yapılabilmesi için kısıtlı bir süre öngörmemiştir. Dolayısıyla Kanun’un aradığı şartları taşıyan ormanların her zaman iadesi söz konusu olabilecektir. Orman kadastro komisyonları ilk kez kadastro yapacakları yerde 5685 sayılı Kanun hükümlerini uygulayarak bu gibi yerleri özel orman olarak sınırlandıracaklardır (Başpınar, 2009: 375-376).

Görüldüğü üzere madde, devletleştirilen ormanların eski maliklerine iadesini öngörmüştür. Ancak o günün şartlarında, eski maliklerin iadeden haberi olmadığı için bir kısmı iade imkânından faydalanamamışlardır (Korkmaz, 2010: 109).

Bu Kanun’un Anayasa’ya aykırılı ileri sürülmüşse de Anayasa Mahkemesi 28.2.1967 tarihli ve E: 1966/24, K: 1967/8 sayılı kararında[1] 5618 sayılı Kanun’un Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir. Anayasa Mahkemesine göre 5658 sayılı Kanun’un 1. maddesi hükmünde Anayasa’nın 36. maddesine aykırı bir yön yoktur. Aksine bu hüküm, devletleştirilen bir kısım ormanları, eski sahiplerine geri vermek suretiyle bunların mülkiyet haklarına daha önce konulmuş olan Devlet elini kaldırarak Anayasa’nın 36. maddesine uygun bir düzenleme yapmış bulunmaktadır. Çünkü 4785 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle devletleştirilmiş bulanan ormanlardan bazılarının, nitelikleri, yerleri ve özel tarım işletmeleriyle olan bağlantıları göz önüne alınarak, korunmaları, geliştirilip çoğaltılmaları ve verimli bir tarzda işletilmeleri bakımından, özel mülkiyette kalmalarının, Devlet elinde tutulmalarından..i daha doğru olacağı düşüncesi ile eski sahiplerine verilmelerini öngörmüş bulunduğu anlaşılmaktadır.

4. 6831 sayılı Orman Kanunu

1956 yılında çıkarılan 6831 sayılı Orman Kanunu ormanları mülkiyet ve idare bakımından; devlet ormanları, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlar ve özel ormanlar olarak üçe ayırmıştır. Bu Kanun ormanların özel mülkiyette ya da tüzel kişiliğe sahip kamu idarelerinin mülkiyetinde bulunmasına izin vermiştir.

[1] Resmi Gazete Tarih / Sayı: 23.03.1968/12856

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.