Cumhuriyetin Toprak Reformu Davası: 1961 Anayasası Dönemi

Makalemizi paylaşır mısınız?

1961 Anayasası Döneminde Toprak Reformu

1961 Anayasasının 37. maddesi, toprak reformu ve mülkiyetiyle ilgili hükümler ihtiva etmekteydi. Maddenin tarihi gelişimi konusunda şu yazıya bakabilirsiniz: 1961 Anayasasında Toprak Mülkiyeti

1961 Anayasasının verdiği yetkiye dayanılarak toprak mülkiyeti konusunda bazı düzenlemeler yapılmıştır.

1961 Anayasası döneminde toprak reformu (topraksız olan ya da yeterli toprağı bulunmayan çiftçiye arazi sağlanması) ve tarım topraklarının mülkiyeti konusunda iki düzenleme söz konusudur. Bunlardan bir tanesi daha önceden bahsettiğimiz 4573 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’dur.

1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu

1961 Anayasası’nın yürürlüğünden önce çıkarılan bu Kanun, 1973 yılında çıkarılan 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu ile yürürlükten kaldırılıncaya kadar 28 yıl yürürlükte kalmıştır. Hatta Berki’ye göre 1961 Anayasası’nın 37. maddesi, 4573 sayılı Kanun’da düzenlenmiş bulunan hususları Anayasa’ya dercetmiştir, bu anlamda 37. madde, toprak davasıyla ilgili olarak toprak hukuku sahasına yeni bir şey ilâve etmiş sayılamaz (Berki, 1970: 79). 4573 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu 1924 Anayasası ile ilgili bölümde açıklandığı için burada ayrıca değinilmeyecektir.

4573 sayılı Kanun 1973 yılında çıkarılan 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır.

1617 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Öntedbirler Kanunu

1757 sayılı Kanun yürürlüğe konulmadan önce toprak reformu açısından bazı tedbirler alınmasına ihtiyaç duyulmuş ve bu amaçla 1617 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Öntedbirler Kanunu yürürlüğe konulmuştur. Toprak ve tarım reformunun gerçekleştirilmesinde gerekli toprak rezervinin (varlığının) azalmasını önlemek amacını taşıyan (Eren, 1977/b: 337)

1617 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Öntedbirler Kanunu ve Mülkiyet Hakkı

1617 sayılı Kanun mülkiyet hakkını çeşitli yönlerden kısıtlamıştır. Örneğin Kanun’un 6. maddesi toprak reformu uygulanacak bölgelerde tarım arazilerinin devir ve temlikini yasaklamıştır. Madde hükmüne göre “Kanunî mirasçılık sebebiyle yapılan intikaller hariç olmak üzere, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra, tarım arazisine ilişkin olarak, büyüklüğü otuz dönümü aşan müstakil parçaların devir ve temliki toprak ve tarım reformunun uygulanması bakımından geçersiz sayılır. Ancak bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra arazi satın alacak olan kişiler veya kanunî mirasçıları, arazinin bulunduğu bölgede toprak ve tarım reformunun uygulanmasına başlandığında söz konusu araziyi Toprak ve Tarım Reformu Kanununda tespit edilecek esaslara göre işliyor veya işletiyorlarsa ve sahip oldukları arazilerin tümü o bölgede arazi dağıtılacaklar için tespit edilecek norm miktarını geçmiyorsa, satın almış oldukları arazi Toprak ve Tarım Reformu uygulamasında kamulaştırmaya tabi değildir.”

Kanun’un 7. maddesinin 1. fıkrası ise “7.2.1972 tarihinden itibaren tarım arazisi üzerindeki ifraz ve aynen taksim işlemleri, toprak ve tarım reformunun uygulanması bakımından geçersiz sayılırlar” hükmünü ihtiva etmekteydi. Temliki tasarrufların toprak ve tarım reformu açısından geçersiz sayan bu düzenlemenin gerekçesi tasarıda şu şekilde açıklanmıştır: “Toprak ve tarım reformu uygulamasında en önemli unsurun arazi varlığı olduğu bilinmektedir. Bu kanunun kapsamına giren nitelikteki arazinin toptan veya bölünerek el değiştirmesinin uygulamayı olumsuz yönde etkileyeceği de bir gerçektir. Tasarının, temlikî tasarrufları sınırlandırmasındaki zorunluluk, bu nedene dayanmaktadır.”

1757 sayılı Kanun kendisinden önce yürürlükte bulunan 4573 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’na göre daha kapsamlıdır. Kanun sadece topraksız olan ya da yeterli toprağı bulunmayan çiftçiye arazi sağlanmasını değil, toprağın verimli bir şekilde işletilmesini, tarımsal üretimin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini, pazarlanmasını ve ulusal kalkınmayı hızlandıracak tarımsal yapının kurulmasını, topraksız veya az topraklı çiftçi ailelerinin yeter gelir tarımsal aile işletmeleri haline getirilmeleri için topraklandırılmalarını, donatılmalarını, desteklenmelerini ve örgütlenmelerini, toprak ve tarım reformu hedeflerinin gerçekleştirilmesine yardımcı olmak amacı ile toprak ve tarım reformu kooperatifleri kurulmasını, tarımda kiracılık ve ortakçılığın belli bir düzene sokulmasını, ekonomik bir üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanmış arazinin birleştirilmesi ve gerektiğinde genişletilmesi suretiyle toplulaştırılmasını ve tarımsal mülklerin çiftçi ailelerinin geçimini sağlamaya ve aile işgücünü değerlendirmeye yetmeyecek derecede parçalanmasını ve küçülmesini önlemeyi, örnek köyler kurmayı, mevcut köylere eklemeler yapmayı, tarımda toprak ve su kaynaklarının teknik ve ekonomik gereklere göre kullanılması, korunması, ıslahı, geliştirilmesi ve verimliliğinin sürdürülmesini sağlamayı amaçlamıştır.

Bu anlamda Kanun’un biri sosyal adalet ve diğeri verimlilik olmak üzere iki temel hedefi bulunmaktaydı.

Kanun, 4573 sayılı Kanun’un benimsediği temel esasları benimsemiş ve 4573 sayılı Kanun’un paralelinde, mülkiyet hakkını yakından ilgilendiren çeşitli uygulamalar ve müesseseler ihtiva etmiştir.

Ancak Kanun fazla uygulama alanı bulamadan 1976 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından şekil eksikliği gerekçesiyle iptal edilmiştir. Uygulama alanı bulduğu (Kanun sadece Şanlıurfa ilinde uygulanabilmiştir) üç yıl boyunda Kanun kapsamında 1.690.105 dekar alan kamulaştırılmış, iptal edilinceye kadar bunların yalnızca 230.897 dekarı dağıtılmıştır. Dolayısıyla bu Kanun da ülkemizde mevcut toprak mülkiyeti yapısında önemli bir değişiklik yapamamıştır.

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2451 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.