Danıştay 10. Dairesi, E: 1989/2392, K: 1990/2835 (DHTA Yerlerden İzinsiz Malzeme Alımının 2886/75’e Göre İşgal Sayılıp Sayılmayacağı)

T.C.

DANIŞTAY

10.DAİRE

E. 1989/2392
K. 1990/2835
T. 28.11.1990

ÖZET: Devletin özel mülkiyetinde ya da hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine fuzuli şagil nedeniyle ecrimisil istenebilir.

İstemin Özeti: Davacı şirketin İstanbul İli, … İlçesi, … mevkiindeki İR 777 sayılı kömür işletme ruhsatlı sahası dışında kalan ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı şeridinden kum çekmesi sonucunda, söz konusu yeri fuzulen işgal etmesi nedeniyle 1.5.1986 tarihinden itibaren 7 aylık dönem için 115.425.000 Lira ecrimisil tahakkuk ettirilmesi yolundaki … Mal Müdürlüğü`nün 4.12.1986 günlü ve 4-476/5218 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı; mahallinde tutulan tutanaktan, inşaat kumunun şirketin ruhsatlı sahasından değil denizden yani devletin hüküm ve tasarrufu altındaki sahilden çekildiğinin anlaşıldığı, bu durumda 2886 sayılı Kanuna uygun biçimde saptanan ecrimisilin fuzuli şagil durumundaki şirketten talep edilmesinde mevzuata aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddeden İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 9.03.1989 günlü ve E:1987/82, K:1989/257 sayılı kararının; kıyı şeridini işgal etmedikleri, olayın izinsiz kum çekme olarak nitelindirilmesi halinde dahi haksız iktisap kapsamına girmesi gerektiği öne sürülerek temyizen incelenmesi ve bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti: Yerinde olmadığı öne sürülen temyiz isteminin reddi gerekeceği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: N.Ö.

Danıştay Savcısı A.O.`nun Düşüncesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 49. maddesinin 1. fıkrasında; temyiz incelemesi sonunda Danıştay`ın a – Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b – Hukuka aykırı karar verilmesi, c – Usul hükümlerine uyulmamış olunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı öngörülmüştür.

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar yukarıda belirtilen nedenlerden hiç birisine uymadığı gibi mahkeme kararının dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında bu kararın bozulmasını sağlıyacak nitelikte de görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmüştür.

Türk Milleti Adına hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince davacının duruşma istemi 2577 sayılı Kanunun 17. maddesi uyarınca kabul edilmeyerek işin gereği düşünüldü: Davacı şirketin, İstanhul ili, … ilçesi, … mevkiindeki İR 777 sayılı kömür madeni işletme ruhsatlı sahası dışında kalan ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı şeridinde kum çekmesi sonucunda, söz konusu yeri fuzulen işgal etmesi nedeniyle, … Mal Müdürlüğü`nün 4.12.1986 günlü ve 4-476/5218 sayılı işlemiyle 1.5.1986 tarihinden itibaren 7 aylık dönem için 115.425.000 lira ecrimisil tahakkuk ettirilmiş, bu işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, İstanbul 3. İdare Mahkemesi 9.3.1989 günlü ve E:1987/82, K:1989/257 sayılı kararı ile; mahallinde tutulan tutanaktan, inşaat kumunun şirketin ruhsatlı sahasından değil, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki sahilden çekildiğinin anlaşıldığı, bu durumda 2886 sayılı Kanuna uygun biçimde saptanan ecrimisilin fuzuli şagil durumundaki şirketten talep edilmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Davacı ise, kıyı şeridini işgal etmediklerini, olayın izinsiz kum çekme olarak nitelendirilmesi halinde dahi haksız iktisap kapsamına girmesi gerektiğini öne sürerek temyizen incelenmesini ve bozulmasını istemektedir.

2886 sayılı Kanunun 75. maddesinde, devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine fuzuli şagilden, aynı kanunun 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle 13. maddede gösterilen komisyonca takdir ve tesbit edilecek ecrimisil isteneceği hükme bağlanmıştır.

Dava konusu olayda, davacı şirketin kömür madeni işletme ruhsatlı sahasının dışında kalan kıyı şeridinden kum çekip kamyonlarla naklettiği ve sattığı sabittir. Ancak bu durum 2886 sayılı Kanunun 75. maddesinde öngörülen biçimde bir taşınmaz mal işgali olmayıp, Taş Ocakları Nizamnamesi hükümlerinde açıklanan izinsiz kum ocağı işletilmesi halini oluşturmaktadır.

Bu durumda, davacı hakkında, Taş Ocakları Nizamnamesinde öngörülen müeyyidelerin uygulanması gerekirken, 2886 sayılı Kanunun 75. maddesi uyarınca adına ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin işlemde isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 9.3.1989 günlü ve E:1987/82, K:1989/257 sayılı kararının bozulmasına, 28.11.1990 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2689 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.