Danıştay 10. Dairesi, E: 2016/14517, K: 2018/1635 (Suriye uyrukluların el konulan taşınmazlarından ecrimisil alınabileceği)

Makalemizi paylaşır mısınız?

Tarih               : 25.04.2018

Suriye vatandaşlarının Türkiye’de bulunan taşınmazlarının işgal edilmesi halinde, idarece 2886 sayılı Yasa hükümlerine göre ecrimisil istenebileceği hakkında.

Kararın Düzeltilmesini İsteyen (Davalı) : İstanbul Defterdarlığı

Karşı Taraf (Davacı) : Kafkas Kültür Eğitim ve Sosyal Yardım Vakti

İstemin Özeti : İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 24/02/2011 tarih ve E:2009/1342, K:2011/295 sayılı, dava konusu işlemin kısmen iptali, kısmen de davanın reddi yolundaki kararının, taraflarca temyizi üzerine, iptale ilişkin kısmının onanması, redde ilişkin kısmının bozulması yolunda verilen Danıştay Onyedinci Dairesinin 15/02/2016 tarih ve E:2015/1211, K:2016/879 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesine karar verilmesi davalı idare tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : Erdal Aslan

Düşüncesi: Karar düzeltme isteminin kabulü ile temyize konu mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince, karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen hususlar, Danıştay Onyedinci Dairesince verilen 15/02/2016 tarih ve E:2015/1211, K:2016/879 sayılı kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görüldüğünden, davalı idarenin kararın düzeltilmesi isteminin kabulü ile Danıştay Onyedinci Dairesinin anılan kararı kaldırılarak temyiz istemleri yeniden incelendi, gereği görüşüldü:

Dava, İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, Bulgurlu mahallesinde bulunan, … pafta, … ada, … parsel sayılı arsa vasıflı ve tamamı Suriye uyruklu şahsa ait 8.422 m2 yüzölçümlü taşınmazın 2.570 m2’lik kısmının idari bina, kazan dairesi, yemekhane, kütüphane ve bahçe olarak fuzulen işgalinden bahisle 01/01/2003-31/12/2008 dönemi için düzenlenen 423.159,00 TL’lik 05/01/2009 tarih ve 283 sayılı ecrimisil ihbarnamesi ile 424.811,96 TL’lik 04/05/2009 tarih ve 040122 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişilerce hazırlanan ve karara esas alınabilir nitelikte bulunan rapor ile dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler dikkate alınarak, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan dava konusu yerler için Hazinece ecrimisil istenilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, 2886 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesi hükmü de göz önüne alınarak, dava konusu ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin 93.660,75 TL’lik kısmının iptaline, 331.151,21 TL’lik kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

Taraflarca, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek anılan Mahkeme kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte bulunan düzenlemesinde; Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9’uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, 13’üncü maddesinde gösterilen komisyonca takdir ve tespit edilecek ecrimisilin isteneceği, ecrimisil talep edilmesi için, Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasının gerekmediği ve fuzuli şagilin de kusurunun aranmayacağı hükmü bulunmaktadır.

28/5/1927 tarih ve 1062 sayılı, Hudutları Dahilinde Tebaamızın Emlakine Vaziyet Eden Devletlerin Türkiye’deki Tebaaları Emlakine Karşı Mukabelei Bilmisil Tedabiri İttihazı Hakkında Kanun’un 1. maddesinde; “İdari mukarrerat veya fevkalade veya istisnai kanunlarla Türkiye tebaasının hukuku mülkiyetini kısmen veya tamamen tahdit eden devletlerin Türkiye’deki tebaasının hukuku mülkiyeti dahi icra Vekilleri Heyeti karariyle Hükümet tarafından mukabelei bilmisil olmak üzere kısmen veya tamamen tahdit ve menkulat ve gayrimenkulatına vaziyet olunabilir.

Vaziyed edilen emvalin varidatı ve ledelicap tasfiyelerinden mütevelit hasılatı, vesaika istinaden isbat edecekleri zarar nispetinde, zarar gören Türk tebasına tevzi olunur.” hükmüne yer verilmiştir.

Suriye Hükümetinin, Türklere ait taşınmazların devrinin durdurulmasına dair 18/04/1927 tarihli yazısıyla başlayan ve Türk vatandaşlarının Suriye’deki taşınmazları üzerindeki tasarruf haklarının aşamalı olarak kaldırılması şeklinde devam eden süreçte, Türk vatandaşlarının haklarının korunabilmesi amacıyla, Bakanlar Kurulunca, Devletler Hukukunun mütekabiliyet esasına ve yukarıda hükmü aktarılan 1062 sayılı Yasaya dayanılarak çeşitli Kararnameler yürürlüğe konulmuştur.

Bu kapsamda, 13/01/1939 tarih ve 2/10250 sayılı Kararnameyle Türkiye’deki Suriyelilere ait taşınmazların ipotek ve devrinin yasaklanması; 14/02/1942 tarih ve 2/17317 sayılı Kararnamede söz konusu taşınmazların icra yoluyla satışına izin verilmemesi ve kamulaştırma bedellerinin Hazinece emaneten muhafaza edilmesi; 18/11/1957 tarih ve 4/9697 sayılı Kararnamede ise, anılan kararnamenin yukarıda içeriği açıklanan kararnameler eki olduğu belirtildikten sonra, mezkur kararnameler ile l’inci madde hükmüne aykırı olarak yapılacak taleplerin mahkeme ve icra mercilerince nazarı itibara alınmaması, tapuca intikal muamelesi yapılmaması ve Hazine’nin ıttılaını teminen hadiselerin bu makamlar tarafından derhal mahalli mal dairesine bildirilmesi, Suriye tabiiyetli şahıslara ait Türkiye’deki gayrimenkuller üzerinde inşaat yapmak veya fidan dikmek suretiyle bu gayrimenkullerin (arsa ve arazinin) Medeni Kanun’un 648- 655’inci maddelerine istinaden temellükü hakkı tanınmaması, Suriye tabiiyetli şahısların hissedar bulunduğu gayrimenkullerin hissedarların ittifakı dahi olsa rızaen anlaşma suretiyle taksim ve ifraz edilmemesi, şuyuun izalesinin ancak mahkeme kararı ile mümkün olabilmesi, mahkemece gayrimenkulün satışı suretiyle şuyuun izalesine karar verildiği takdirde Suriye tabiiyetli şahsa düşecek satış bedelinin, emlak meselelerinin Hükümetimizle Suriye arasında kati surette halline kadar, Hazine elinde emaneten muhafaza edilmesi gerektiği, kabul edilmiştir.

01/10/1966 tarih ve 6/7104 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi gereği 17/10/1966 tarih ve 12428 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Suriye Uyrukluların Mallarının Tespiti ve Bu Mallara El Konulması Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde, Suriye uyruklu bütün özel ve tüzel kişilerin, Türkiye’de bulunan taşınmaz ve taşınır zati ve ev eşyası hariç malları ile bütün hak ve menfaatlerine 28.05.1927 tarih ve 1062 sayılı Kanun hükümleri gereğince Hazine’ce el konulduğu; 9. maddesinde, bütün mahkemelerin Suriye uyruklu özel ve tüzel kişiler tarafından Türk vatandaşları aleyhine açılan veya Türk vatandaşları tarafından Suriye uyruklu kimseler aleyhine açılmış bulunan, taşınır ve taşınmaz mallar, hak ve menfaatlerle ilgili her çeşit davaların bir listesini çıkararak mahallin en büyük mal memuruna bildireceği ve bu bildiriden sonra Hazinenin usul hükümlerine göre müdahil olarak bu davalara katılacağı; 11. maddesinde, Maliye Bakanlığı Milli Emlak servislerinin Hazinece el konulan Suriye uyruklu kimselere ait mallar için “Suriye uyruklu özel ve tüzel kişilerden Hazinece el konulan mallar” adıyla yardımcı bir defter tutacağı; 12. maddesinde, Suriye uyruklu özel ve tüzel kişilere ait olup ta kiraya verilmiş olan taşınmaz malların kiracılarından kira bedellerini peşin olarak ödememiş olanlarla, ödedikleri kiranın vadeleri bitmiş olanların, müteakip kira bedellerini o yerin mal dairesine yatırmaya mecbur oldukları; 15. maddesinde, Bu Yönetmelik hükümleri gereğince el konulacak mal, hak ve menfaatlerin idare, tahsis, tasfiyesi ve Suriye’nin aldığı tedbirler dolayısıyla zarar gören Türk vatandaşlarının tespiti ve bu zararlarının nasıl karşılanacağının ilgili Bakanlıklarca müştereken ayrıca tespit olunacağı, hükme bağlanmış bulunmaktadır.

15/10/1966 tarih ve 9 nolu Milli Emlak Genel Tebliği’nin 3/a maddesinde, Tapu idarelerinin bütün kütüklerin incelenmesi suretiyle Suriye uyruklu gerçek ve tüzel kişilere ait taşınmaz malları tespit ettikten sonra Hazinece el konulan bu emlakin tedavüllerine meydan bırakmamak üzere kayıtlarının beyanlar hanesine Yönetmeliğin 2.maddesi gereğince Hazinece el konulduğu şerhini vereceğine ilişkin düzenleme yapılmıştır.

Milli Emlak Kitabı

25/09/1967 tarih ve 6/8890 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi gereği 06/11/1967 tarih ve 12743 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Suriye Uyrukluların Hazinece El konulan Mallarının idaresi Hakkında Yönetmeliğin 2. maddesinde, el koymanın, Suriye uyruklu özel ve tüzel kişilerin Türkiye’de bulunan ve Gümrük Yönetmeliğinin 1018, 1031 inci maddelerinde belirtilen zad ve ev eşyaları dışında kalan bütün mal, hak ve menfaatlerine şamil olduğu; 4. maddesinde, Suriyelilerin Türkiye’de bulunan taşınmaz malları hakkında Bakanlar Kurulunun 13/01/1939, 14/02/1942 – 18/11/1957 gün ve sırasıyla 2/10250, 2/17317, 4/9697 sayılı kararlarıyla konulmuş takyitlerin devam edeceği; 21. maddesinde, el konulan taşınır ve taşınmaz mallardan kiraya verilmesi mümkün olanların, Hazineye ait mallar gibi 2490 sayılı Kanun hükümleri dairesinde kiraya verilmek suretiyle idare olunacağı; 29. maddesinde, kiraya verilecek taşınır ve taşınmaz malların kira süresinin bir aydan az ve bir yıldan fazla olamayacağı, ancak bu malların Maliye Bakanlığından önceden izin alınmak şartıyla bir yıldan fazla bir müddetle kiraya verilebileceği, kiraya verilen arazi üzerinde hiç bir tesis kurulamayacağı ve inşa olunamayacağı; 30. maddesinde, Suriyeli malikleri veya vekilleri tarafından kiraya verilmiş taşınmazlardan; 6570 sayılı Kanunun şümulüne girenlerin tahliyesinin, kiracıların sözleşme süresinin bitiminden en az 15 gün önce taşınmazı tahliye edeceğini Hazineye yazı ile bildirimine bağlı olduğu, tahliye olunmayan taşınmazın kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde icra dairesine müracaatla tahliyesinin istenebileceği; 31. maddesinde, bir akde dayanmaksızın işgal edilen taşınmaz malların, mahallin en büyük mal memurunun müracaatı üzerine ve 5917 sayılı Kanun hükümleri gereğince tecavüz ve müdahalesi menedilerek Hazineye teslim edileceği ve 5917 sayılı Kanunun şümulüne girmeyen tecavüz ve müdahaleler için mahkemeye müracaat olunacağı; 32. maddesinde, Suriyeli hissedar taşınmaz maldaki hissesini kiraya vermemiş ve mal da diğer hissedarın işgalinde ise, Suriyeli’ye ait hissenin şamil olan hissedara kiraya verileceği, hissedar şamil kirayı kabul etmediği gibi, malın Hazinece Kiraya verilmesine de rıza göstermezse aleyhine ecrimisil davası açılacağı, hissedar Hazine ise, malın tamamının Hazinece kiraya verileceği ve Suriyeli’ye ait kira miktarının emanete alınacağı; 38. maddesinde, emanet hesabına alınan ve bu hesaptan ödenen paraların kimlere ait olduğu ve kimlere ödendiğini göstermek üzere Milli Emlak servislerince ayrı bir defter tutulacağı, bu defterde mallarına el konulan her şahıs için yeteri kadar karşılıklı sahife ayrılacağı, emanet hesabına alınan paralar kime ait ise, miktarı, o şahıs için ayrılan karşılıklı sahifenin sağına yevmiye tarih ve numarasıyla neden mütevellit olduğu ve kimden tahsil edildiği tasrih edilmek suretiyle kaydedileceği, emanet hesabından yapılan ödemelerin de aynı şekilde ve karşılıklı sahifenin soluna yazılacağı; 43. maddesinde, Milli Emlak servislerince mallarına el konulan her Suriye’li için, ayrı ayrı birer dosya tutulacağı ve bu dosyaların, o kimsenin malları dolayısıyla geçen bütün işlemleri ihtiva edecek şekilde düzenleneceği, hüküm altına alınmış bulunmaktadır.

Benzer bir konuya ilişkin olarak Dairemizin, 12/04/1991 tarih ve E: 1988/2513, K:1991 /1413 sayılı kararında, Suriye uyrukluların Türkiye’de bulunan ve 1062 sayılı Yasa uyarınca Bakanlar Kurulu kararıyla el konulan taşınmazların da, el koyma işleminin sonucu olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altına girip kullanımı Hazineye geçen taşınmazlar olduğu ve dolayısıyla 2886 sayılı yasanın 75. maddesine göre ilgililerden ecrimisil tahsil edilebileceğine; yine Dairemizin 12/06/2017 tarih ve E:2016/13576, K:2017/2946 sayılı kararıyla da, 1062 sayılı Kanun uyarınca, Hazine tarafından el konulan taşınır ve taşınmaz mallar ile hak ve menfaatlerin miras yoluyla intikalinin söz konusu olamayacağına hükmolunmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03/12/2014 tarih ve E:2013/5- 1884, K:2014/995 sayılı Kararı’nda ise; 1062 sayılı Yasa ve sonrasında çıkartılan mevzuat uyarınca el konulan taşınmazlar üzerinde Suriye uyruklu şahısların bizzat tasarruf yetkisinin bulunmadığı, el konulan taşınmazlarla ilgili her türlü yönetim, bakım, muhafazanın Hazinece yerine getirildiğinden, Hazinenin bu taşınmazlarla ilgili davalarda müdahil olabileceği, malikin haklarının korunması için maliki temsilen Hazinece dava açılıp yürütülmesinde isabetsizlik bulunmadığına karar verilmiştir.

Ayrıca, Dairemizin 14/03/2017 tarih ve E:2016/2377, K:2017/1396 sayılı kararıyla da, Suriye’deki taşınmazlarına el konulan Türk vatandaşlarının uğramış oldukları zararın, 1062 sayılı yasanın 1. maddesi uyarınca, Suriye uyruklu vatandaşların anılan yasa gereği el konulan Türkiye’deki taşınmazlarından elde edilen gelirlerden karşılanması gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu taşımazın Suriye uyruklu …’e ait olduğu, adı geçenin 17/06/1974 tarihinde öldüğü, bu tarihte kızı …’ın Suriye vatandaşı olduğu, 03/11/1996 tarihinde evlenme yolu ile Türk vatandaşlığına geçtiği, Hazine tarafından … aleyhine verasetin iptali talebiyle açılan davada Üsküdar 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen, davalı idarenin 06/11/2009 tarihli savunma dilekçesinde 10/02/2000 tarihinde kesinleştiği belirtilen, 16/03/1999 tarih ve E: 1998/998, K:1999/170 sayılı karar ile …’ın …’in yegane mirasçısı olduğuna ve mirasın tamamının kızı …’a aidiyetine karar verilmekle birlikte 01/10/1966 tarih ve 6/7104 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereği …’in Türkiye’deki taşınmazları üzerindeki tüm haklarının dondurulmasına ve bunların idaresinin Maliye Bakanlığı’na bırakılmasına karar verildiği ve bu durum dikkate alınarak Türkiye’deki mevcut tüm taşınmazlarına Hazinece el konulduğu, dava konusu taşınmaz üzerindeki 5 katlı ve 2 katlı binaların … Vakfı tarafından inşa ettirildiği ve 19/02/2002 tarihli Satış ve Devir Sözleşmesi ile davacı vakfa satıldığı, 5 katlı binanın 2., 3. ve 4. kadarının davacı vakıf tarafından 02/09/2006 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı Meslek ve Beceri Eğitim Müdürlüğü’ne (İSMEK), 2 katlı binanın 1. katının da … Dayanışma Derneği’ne kiraya verildiği, diğer kısımlarının davacı vakıfça kullanıldığı, işgal edilen alanın ve taşınmazın dava konusu dönemde getirebileceği ecrimisil miktarının tespid amacıyla yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan raporda, bilirkişi tarafından gösterilen emsaller ve dosyadaki kira sözleşmeleri ile taşınmazın mevcut kullanım şekli, konumu vd. özellikleri ile 2886 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesi hükmü de dikkate alınmak suretiyle ecrimisil bedelinin belirlendiği görülmektedir.

Yukarıda belirtildiği üzere; 1062 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararları ve Yönetmelik hükümleri ve ilgili emsal yargı kararlarının birlikte değerlendirilmesinden; Suriye uyruklulara ait taşınmazlar üzerinde yapılacak hukuki muamelelerin neler olabileceğinin özel bir mevzuat ile düzenlendiği, bu mevzuat uyarınca bu taşınmazların Hazine adına tescilinin söz konusu olmadığı, ancak yine aynı mevzuat gereği Hazine malları gibi idare edilmesi zorunluluğunun ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.

Suriye vatandaşlarının Türkiye’deki taşınmazlarının mülkiyetlerinin Suriye uyruklu sahiplerinde olması; bu taşınmazlarla ilgili hukuki tasarrufların Hazineye ait mallar gibi değerlendirilmek suretiyle ve karşılıklılık esası da gözetilerek anılan mevzuat gereği gerçekleştirilen Hazinece el koyma işleminin bir sonucu olarak Hazinece ecrimisil alınmasına engel teşkil etmemektedir:

İki ülke arasındaki emlak meselelerinin kati surette çözümüne kadar taşınmazları elinde bulundurma ve emaneten koruma hak ve yükümlülüğü bulunan Hazinenin sahip olduğu bu yetki, taşınmazları kiraya verme işlemlerinin yanı sıra, bu taşınmazların fuzuli işgalcilerinden ecrimisil alınmasını da gerektirmektedir.

Bu nedenle fuzuli şagil olduğu sabit olan davacı vakıf adına 2886 sayılı yasanın 75. maddesine göre ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, temyizen incelenen İdare Mahkemesi kararında belirtildiği üzere, işgal edilen alanın ve taşınmazın dava konusu dönemde getirebileceği ecrimisil miktarının tespiti amacıyla mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan ve karara esas alınan raporda, bilirkişi tarafından gösterilen emsaller ve dosyadaki kira sözleşmeleri, taşınmazın mevcut kullanım şekli, konumu vd. özellikleri ile 2886 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesi hükmü de dikkate alınmak suretiyle ecrimisil bedelinin belirlendiği görülmüş olup, dava konusu ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin 93.660,75 TL’lik kısmının iptali, 331.151,21 TL’lik kısmı yönünden ise davanın reddi yolunda verilen kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, tarafların temyiz istemlerinin reddi ile İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 24/02/2011 tarih ve E:2009/1342 ve K:2011/295 sayılı kararının onanmasına, 25.04.2018 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Karar düzeltme dilekçesinde öne sürülen hususlar 2577 sayılı Kanunun 54. maddesinde savılan hususlara uygun bulunmadığından karar düzeltme isteminin reddi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.

 

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2462 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.