1. Ana Sayfa
  2. İçtihat

Danıştay 12. Dairesi, E: 2018/4383, Karar: 2019/7624 (Kamu Konutlarından İşgaliye Bedeli Alınıp Alınamayacağı)


T.C., DANIŞTAY, ONİKİNCİ DAİRE, Esas: 2018/4383, Karar: 2019/7624, Tarih: 15.10.2019

DAVANIN KONUSU :

Davacı, maaşından kesinti yapılarak tahsil edilen lojman işgaliye bedellerinin iadesi için yaptığı başvurunun reddedilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 04/09/2013 tarih ve 2313296 sayılı işlemi ile bu işleme dayanak olarak gösterilen Kamu Konutları Yönetmeliğinin 34. maddesinin üçüncü fıkrasının iptalini ve işgaliye bedeli adı altında yapılan kesintilerin kesinti tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemektedir.

DAVACININ İDDİALARI :

Davacı, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığında görev yapmakta iken, 15/07/2000 tarihinde Eryaman 1. Etap Altay Mahallesi Begonya Sokak Gökmen Apartmanı No:3/5 adresindeki kamu konutunun adına tahsis edildiğini, Haziran 2013 tarihinde konutta oturma süresi dolduğu için konutu boşaltması gerektiğinin idarece kendisine bildirildiğini, oturma süresi dolduğu için Kamu Konutları Yönetmeliğinin 34. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca öngörülen işgaliye bedelinin maaşından kesilerek tahsil edildiğini, yapılan kesintinin hukuka aykırı olduğunu, bu yönde yaptığı başvurunun reddedildiğini, söz konusu Yönetmelik maddesinin üst hukuk normuna aykırı olduğunu ileri sürerek, başvurusunun reddine ilişkin işlem ile söz konusu Yönetmeliğin 34. maddesinin üçüncü fıkrasının iptaline, maaşından kesinti yapılarak tahsil edilen işgaliye bedelinin kesintinin yapıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemektedir.

DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI :

1- Davalı Cumhurbaşkanlığı (Başbakanlık) tarafından; dava konusu edilen Yönetmeliğin 27/03/2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, lojman tahliye işleminin 13/09/2012 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, sonrasında 28/09/2012 tarihi itibarıyla davacıdan işgaliye bedelinin kesilmeye başlandığı ve lojmanın tahliye edildiği 05/07/2013 tarihine kadar da kesilmeye devam ettiği, ancak daha sonra 27/07/2013 tarihindeki başvurusunun reddi üzerine davanın süresinde açılmadığı belirtilmekte ve davanın öncelikle süre yönünden gerektiği ileri sürülmektedir.

Ayrıca, Kamu Konutları Yönetmeliğinde, kamu konutlarının kira ve yakıt bedelleri ile işletme, bakım ve onarım esaslarını tespit etmek görevinin Hazine ve Maliye Bakanlığına verildiği belirtilmekte ve anılan Bakanlığın hasım mevkiine alınması gerektiği ileri sürülmektedir.

Esasa ilişkin olarak ise, dava konusu Yönetmelik düzenlemesinin Danıştay Beşinci Dairesince yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği 24/09/2012 tarihinden önce 27/03/2012 tarihinde yeniden düzenlendiği, anılan yargı kararından önceki düzenleme uyarınca tahsil edilen işgaliye bedellerinin tahsil edilmeye devam edilmesine hukuki bir engelin bulunmadığı, düzenlemenin hukuka uygunluk karinesinden yararlanacağı belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

2- Davalı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından; dava konusu edilen Yönetmeliğin 27/03/2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, lojman tahliye işleminin 13/09/2012 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, sonrasında 28/09/2012 tarihi itibarıyla davacıdan işgaliye bedelinin kesilmeye başlandığı ve lojmanın tahliye edildiği 05/07/2013 tarihine kadar da kesilmeye devam ettiği, ancak daha sonra 27/07/2013 tarihindeki başvurusunun reddi üzerine davanın süresinde açılmadığı belirtilmekte ve davanın öncelikle süre yönünden gerektiği ileri sürülmektedir.

Esasa ilişkin olarak ise, yürürlükteki Yönetmelik maddesi doğrultusunda tesis edilen işlemlerde mevzuata aykırı bir husus bulunmadığı belirtilmekte ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ Abdülaziz ULUBATLI’NIN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Kamu Konutları Yönetmeliğinin 34. maddesinin üçüncü fıkrası ile idareye işgaliye bedeli tahsil etme hakkı tanınmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Danıştay Beşinci Dairesinin 28/05/2014 tarih ve E:2013/10117 sayısı ile söz konusu düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına, bilahare Danıştay Onbirinci Dairesinin 24/05/2018 tarih ve E.2018/5537, K:2018/2580 sayılı kararıyla iptaline karar verildiği anlaşılmakla, anılan Yönetmelik maddesindeki düzenleme ile idareye işgaliye bedeli tahsil etme yetkisinin tanınmış olmasının, üst hukuk normuna aykırılık teşkil ettiği; düzenlemenin hukuka uygun görülmeyerek iptal edilmesi nedeniyle, bu düzenlemeye dayanılarak tesis edilen bireysel işlemde de hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu düzenleyici ve bireysel işlemin iptaline; hukuka aykırılığı yargı kararıyla tespit edilen işlemler nedeniyle davacının maaşından işgaliye bedeli adı altında yapılan kesintilerin başvuru ile sınırlı tutulmaksızın, kesinti tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI S. Sema KAYHAN KABUKÇU’NUN DÜŞÜNCESİ : Dava; davacı tarafından, maaşından kesinti yapılarak tahsil edilen lojman işgaliye bedellerinin iadesi için yapılan başvurunun reddedilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 4.9.2013 günlü, 2313296 sayılı işlemi ile bu işleme dayanak olarak gösterilen 27.3.2012 tarih ve 28246 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Konutları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değişiklik yapılarak yürürlüğe giren Kamu Konutları Yönetmeliğinin 34. maddesinin 3. fıkrasının iptali, maaşından kesinti yapılarak tahsil edilen işgaliye bedelinin kesinti yapıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 124. maddesinin birinci fıkrasında “Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.” hükmü yer almaktadır.

2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun 5. maddesinde, konutta oturulan süre için alınacak kira bedeli düzenlenmiş, 8. maddesinde “Konutlar, 7 nci maddede belirtilen süreler sonunda boşaltılmaz ise, tahsise yetkili makam tarafından ilgili mülki veya askeri makamlara başvurulur. Bu başvuru üzerine konut başka bir bildirime gerek kalmaksızın, kolluk kuvveti kullanılarak bir hafta içinde zorla boşalttırılır. Zorla boşalttırmaya karşı, idareye ve yargı mercilerine yapılacak başvuru boşalttırma işleminin icra ve infazım durdurmaz.” hükmüne yer verilmiş, öngörülen süreler sonunda kamu konutunun boşaltılmaması durumunda konuttan çıkarılma yöntemi kurala bağlanmıştır.

2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu’na dayalı olarak 16.07.1984 tarih ve 84/8345 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile çıkarılan “Kamu Konutları Yönetmeliği”nin “Konuttan çıkarılma” başlıklı 34. maddesinin, 27.03.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle değişik 3. fıkrasında “20 nci maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca idarece konutta oturmasına izin verilenler hariç olmak üzere, 33 üncü madde gereğince konutta oturma süresini doldurduğu veya konutta oturma hakkı sona erdiği halde konutu tahliye etmeyenlerden, konutu on beş gün içerisinde tahliye ederek boşaltması, aksi takdirde bu sürenin bitiminden itibaren işgaliye bedeli alınacağına ilişkin olarak idarece yapılacak tebligata rağmen, konutu tahliye ederek boşaltmayanlardan, yeni bir tebligata gerek olmaksızın, konutun tahliye tarihine kadar geçecek süreler için ödenmesi gereken kira bedeli yerine işgaliye bedeli tahsil edilir. Bu bedel; konutun tahliye edilmesi gereken tarihten sonraki üç ay için, ödenmesi gereken kira bedelinin (yakıt, elektrik, su vb. hariç) iki katı, daha sonraki aylar için ise dört katı olarak uygulanır. Ancak, bu şekilde oturulan süreler 33 üncü madde ile belirlenmiş olan sürelerin uzatılması sonucunu doğurmaz ve oturanlar yönünden bir hak teşkil etmez.” hükmüne yer verilmiştir.

2946 sayılı Kanunun 8. maddesinde; konutta oturma süresi sona erenlere karşı idarelere sadece “konutu boşalttırma” yetkisi tanınmış, konutun boşaltılmaması durumunda, idareye işgaliye bedeli tahsil yetkisi verilmemiştir. Kanunun bu açık hükmüne rağmen, Yönetmeliğin 34 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile idareye işgaliye bedeli tahsil etme hakkı tanınması hukuka aykırıdır.

Davacının, maaşından kesinti yapılarak tahsil edilen işgaliye bedellerinin iadesi için yaptığı başvurunun reddedilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 4.9.2013 günlü, 2313296 sayılı işleminin iptali ve maaşından kesinti yapılarak tahsil edilen işgaliye bedelinin kesinti yapıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemine gelince;

Dava konusu Yönetmelik hükmü hukuka aykırı olduğundan, bu Yönetmelik hükmüne dayanılarak davacıdan işgaliye bedeli alınmasına ilişkin işlemde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacının maaşından kesinti yapılarak tahsil edilen işgaliye bedellerinin de yasal faiziyle iadesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle; 27.3.2012 tarih ve 28246 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Konutları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değişiklik yapılarak yürürlüğe giren Kamu Konutları Yönetmeliğinin 34. maddesinin 3. fıkrasının ve davacının maaşından kesinti yapılan işgaliye bedelinin tarafına ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 4.9.2013 günlü, 2313296 sayılı işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince Danıştay Başkanlık Kurulunun 01/08/2016 tarih ve K:2016/32 sayılı kararı uyarınca Dairemize devredilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 09/07/2018 tarihli ve 30743 sayılı (3. mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 218. ve 219. maddeleri uyarınca Başbakanlık yerine Cumhurbaşkanlığı hasım mevkiine alınmak suretiyle, işin gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :

Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığında görev yapan davacının, adına tahsis edilen kamu konutunun Haziran 2013 tarihinde konutta oturma süresi dolduğu için konutu boşaltması gerekirken, boşaltmadığı için Kamu Konutları Yönetmeliğinin 34. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Ekim 2012 – Temmuz 2013 tarihleri arasındaki dönem maaşlarından her ay için işgaliye bedeli kesilmiştir.

Davacı, 27/07/2013 tarihinde davalı Milli Eğitim Bakanlığına yaptığı başvuruda, davalı idareye işgaliye bedeli tahsilini öngören Kamu Konutları Yönetmeliğinin 34. maddesinin üçüncü fıkrasının yargı kararıyla yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiğini ileri sürerek, maaşından yapılan kesintilerin iadesini istemiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 04/09/2013 tarih ve 2313296 sayılı işlemiyle davacının isteği reddedilmiştir.

Bakılan dava, anılan işlem ile bu işleme dayanak olarak gösterilen Kamu Konutları Yönetmeliğinin 34. maddesinin üçüncü fıkrasının iptaline, işgaliye bedeli adı altında yapılan kesintilerin kesinti tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:

USUL YÖNÜNDEN:

Davalı idareler tarafından, davanın süresinde açılmadığı, davalı Cumhurbaşkanlığı tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığının da hasım mevkiine alınması gerektiği ileri sürülmüştür.

Uyuşmazlıkta, 04/09/2013 tarihinde davalı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tesis edilen bireysel işlemle birlikte dayanağı olarak gösterilen Kamu Konutları Yönetmeliğinin 34. maddesinin üçüncü fıkrasının iptalinin istenildiği hususları dikkate alındığında, bireysel işlemin ve anılan Yönetmelik maddelerinin iptali istemiyle 04/11/2013 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu görüldüğünden, davalı idarelerin süre ve husumet itirazı yerinde görülmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:

İlgili Mevzuat:

Anayasa’nın 124. maddesinin birinci fıkrasının davaya konu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükteki şeklinde, “Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.” kuralı yer almıştır.

2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu’nun “Kira bedeli” başlıklı 5. maddesinin ikinci fıkrasında, “Konutların aylık kira bedelleri, personelin aylık veya ücretinden peşin olarak bordro üzerinden kesilmek suretiyle tahsil edilir ve genel bütçeye dahil kurum ve kuruluşlarda hazineye, diğerlerinde kendi bütçelerine irat kaydedilir.” denilmiştir.

Aynı Kanun’un “Konuttan çıkarılma” başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında ise, “Konutlar, 7 nci maddede belirtilen süreler sonunda boşaltılmaz ise, tahsise yetkili makam tarafından ilgili mülki veya askeri makamlara başvurulur. Bu başvuru üzerine konut başka bir bildirime gerek kalmaksızın, kolluk kuvveti kullanılarak bir hafta içinde zorla boşalttırılır. Zorla boşalttırmaya karşı, idareye ve yargı mercilerine yapılacak başvuru boşalttırma işleminin icra ve infazını durdurmaz.” kuralına yer verilmiştir.

2946 sayılı Kanun’a dayalı olarak 16/07/1984 tarih ve 84/8345 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile çıkarılan “Kamu Konutları Yönetmeliği”nin “Konuttan çıkarılma” başlıklı 34. maddesinin, 27/03/2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikle değişik üçüncü fıkrasında, “20 nci maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca idarece konutta oturmasına izin verilenler hariç olmak üzere, 33 üncü madde gereğince konutta oturma süresini doldurduğu veya konutta oturma hakkı sona erdiği halde konutu tahliye etmeyenlerden, konutu on beş gün içerisinde tahliye ederek boşaltması, aksi takdirde bu sürenin bitiminden itibaren işgaliye bedeli alınacağına ilişkin olarak İdarece yapılacak tebligata rağmen, konutu tahliye ederek boşaltmayanlardan, yeni bir tebligata gerek olmaksızın, konutun tahliye tarihine kadar geçecek süreler için ödenmesi gereken kira bedeli yerine işgaliye bedeli tahsil edilir. Bu bedel; konutun tahliye edilmesi gereken tarihten sonraki üç ay için, ödenmesi gereken kira bedelinin (yakıt, elektrik, su ve benzeri hariç) iki katı, daha sonraki aylar için ise dört katı olarak uygulanır. Ancak, bu şekilde oturulan süreler 33 üncü madde ile belirlenmiş olan sürelerin uzatılması sonucunu doğurmaz ve oturanlar yönünden bir hak teşkil etmez.” düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

2946 sayılı Kanun’un 8. maddesinde konutta oturma süresi sona erenlere karşı idarelere sadece konutun boşalttırma yetkisi tanındığı, konutun boşaltılmaması durumunda idareye işgaliye bedeli tahsil etme yetkisi verilmediği, Kanun’un anılan maddesinde yer alan açık kurala rağmen, dava konusu Yönetmeliğin 34. maddesinin değiştirilen üçüncü fıkrası ile idareye işgaliye bedeli tahsil etme hakkı tanınmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Danıştay Beşinci Dairesinin 28/05/2014 tarih ve E:2013/10117 esas sayılı kararı ile söz konusu düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına; daha sonra Danıştay Onbirinci Dairesinin 24/05/2018 tarih ve E.2018/5537, K:2018/2580 sayılı kararıyla iptaline karar verildiği anlaşıldığından, hukuka aykırılığı tespit edilen dava konusu düzenlemenin iptali gerektiği sonucuna varılmıştır.

Düzenlemenin hukuka uygun görülmeyerek iptal edilmesi nedeniyle, bu düzenlemeye dayanılarak tesis edilen bireysel işlemde de hukuka uygunluk görülmemiştir.

Bireysel işlemin hukuka aykırı olduğu tespit edilerek iptaline karar verilmiş olması ve iptal kararlarının, iptali istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, o işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlayan niteliği göz önünde bulundurulduğunda, hukuka aykırılığı yargı kararıyla tespit edilen işlemler nedeniyle davacının maaşından işgaliye bedeli adı altında yapılan kesintilerin, idareye başvurduğu 27/07/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. Dava konusu Milli Eğitim Bakanlığı Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 04/09/2013 tarih ve 2313296 sayılı işlemi ile bu işleme dayanak olarak gösterilen Kamu Konutları Yönetmeliğinin 34. maddesinin üçüncü fıkrasının oybirliği ile İPTALİNE,

2. Davacının maaşından işgaliye bedeli adı altında yapılan kesintilerin, idareye başvurduğu 27/07/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya oyçokluğu ile ÖDENMESİNE,

4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 285,45-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,

5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 2.475,00-TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,

6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,

7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay idari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15.10.2019 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Davacının maaşından kesinti yapılması işleminin dayanağı olan düzenlemenin hukuka uygun görülmeyerek iptal edilmesi nedeniyle, bu bireysel işlemde de hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği ve iptal kararlarının, iptali istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, o işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlayan niteliği de göz önünde bulundurulduğunda, hukuka aykırılığı yargı kararıyla tespit edilen işlemler nedeniyle davacının maaşından yapılan kesintilerin başvuru ile sınırlı tutulmaksızın, kesinti tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle; Daire kararının, davacının maaşından yapılan kesintilere işletilecek faizin başlangıcına ilişkin kısmına katılmıyoruz.

Yorum Yap