1. Ana Sayfa
  2. İçtihat
  3. Danıştay 6. Dairesi, E: 2006/3763, K: 2007/702 (inşaat ruhsatlarının iptalini isteme hususunda mimarlar odasının dava açma ehliyeti)

Danıştay 6. Dairesi, E: 2006/3763, K: 2007/702 (inşaat ruhsatlarının iptalini isteme hususunda mimarlar odasının dava açma ehliyeti)


Özel orman alanında yer alan yapılar için verilen inşaat ruhsatlarının iptalini isteme hususunda mimarlar odasının dava açma ehliyetinin bulunduğu hakkında.

Temyiz İsteminde Bulunan: TMMOB Mimarlar Odası (İstanbul Büyükkent Şubesi)

Davacı Yanında Davaya Katılan: Orman Genel Müdürlüğü

Karşı Taraf: Beykoz Belediye Başkanlığı

Davalı Yanında Davaya Katılan :… İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş.

İstemin Özeti: İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 30.12.2005 günlü, E:2004/1118; K:2005/2408 sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Ahmet Berberoğlu’nun Düşüncesi: Dava, İstanbul, Beykoz ilçesi, Çavuşbaşı köyü, Saip Molla özel ormanı, 1-2 pafta, 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılan sosyal ve ticari tesislere yönelik olarak verilen yapı ruhsatlarının yasal dayanağı olmadığından bahisle yapılan başvuru üzerine tesis edilen Beykoz Belediye Başkanlığı’nın 16.3.2004 günlü, (11)317 Gd 2331 sayılı işlemi ile bu işlemde bahsi geçen 21.4.1988 günlü, 3000149 sayılı yapı ruhsatının, 21.4.1993 günlü, 3001007 sayılı yapı ruhsatının, 03.4.1998 günlü, 30001007 sayılı yapı ruhsatının ve ruhsat yenileme işlemlerinin iptali istemiyle açılmış, idare mahkemesince davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.

T.C.Anayasanın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmektedir. Hukuk Devletinde idarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi iptal davaları yoluyla sağlanır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde iptal davaları idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.

İdarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetim yoluyla sağlanmasının en etkin araçlarından biri iptal davaları olduğundan, iptal davalarında “menfaat ihlali” olarak tanımlanan sübjektif ehliyet koşulunun kişiye bağlı sübjektif hak ihlallerinin giderilmesinin yanı sıra idari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi kapsamında da belirlenmesi gerekmektedir. Davacı ile iptali istenilen idari işlem arasında kurulabilecek bir ilişki veya ilgi, menfaat ihlali koşulunun varlığı için yeterlidir. Bu itibarla yargısal kararlarda menfaat ihlali koşulu, davacının idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisinin kurulması gerektiği şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca; bir menfaatin kişisel menfaat sayılabilmesi iptali istenilen işlemin doğrudan doğruya davacı hakkında alınmasını gerektirmemektedir. Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması imar uygulamaları gibi kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin bu durum göz önünde bulundurularak geniş yorumlanmak suretiyle saptanacağı, Danıştay içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, Saip Molla özel ormanında, başta Anayasa olmak üzere, Orman Kanunu’na, bu kanun uyarınca çıkarılan ” Özel Ormanlarda ve Hükmi Şahsiyete Haiz Amme Müesseselerine Ait Ormanlarda yapılacak İş ve İşlemler Hakkında Yönetmelik” e, ilgili mevzuata, yerleşik yargı kararlarına ve kamu yararına aykırı olarak inşaat ruhsatı verildiğinden bahisle bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, yukarıda yer alan yasal düzenlemeler, davanın niteliği ve davacı tarafından ileri sürülen hususlar dikkate alındığında, davacının uyuşmazlık konusu yapı ruhsatlarının iptalini isteme konusunda dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varıldığından, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki idare mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Ahmet Arslan’ın Düşüncesi: Beykoz Belediye Başkanlığı’nca ilçe sınırları içerisinde bulunan 1-2 pafta,6 parsel sayılı Saip Molla Özel Ormanı üzerinde sosyal ve ticari tesislere ilişkin olarak verilen inşaat ruhsatlarının dayanağı olmadığından bahisle yapılan başvuru üzerine davalı idarece tesis olunan 16.3.2004 günlü,317/Gd-2331 sayılı davalı idare işleminin ve bu işlemin konusu olan ruhsatların ve ruhsat yenilemelerinin iptali istemiyle açılan davayı ehliyet yönünden reddeden İdare Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir.

2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar iptaldavaları olarak tanımlanmıştır.

İdarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetim yoluyla sağlanmasında en etkin araçlardan biri iptal davaları olduğundan, iptal davalarında “menfaat ihlali” olarak tanımlanan sübjektif ehliyet koşulunun sübjektif hak ihlallerinin giderilmesiyle birlikte idari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi kapsamında belirlenmesi gerektiği açıktır. Bu bağlamda menfaat ihlali koşulu, davacının idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisinin kurulması gereği şeklinde tanımlanmış olup, dava açma ehliyetinin iptal davasına konu olan kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir.

6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununun 1.maddesinde ise; Birlik ve odaların kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olduğu belirtilmiş olup, davacının kamu yararını koruma görev ve yükümlülüğü bir kamu kurumu olmasının doğal sonucudur.

Dosyadaki belgelerden; uyuşmazlık konusu ruhsatların verildiği taşınmazın özel orman niteliğinde olduğu, Anayasanın 169. maddesinde ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemeyeceğinin hükme bağlandığı, dava konusu işlemler nedeniyle Saip Molla özel ormanının tapu sicilinde özel orman kaydı olmasına rağmen bu husus dikkate alınmadan tamamının arsa gibi değerlendirilerek yapılaşmaya açılması sonucunda ülkemizin doğal güzellik ve zenginlik kaynağının tahrip edildiği anlaşıldığından, taşınmazla ilgili dava konusu işlemlerin “kamu yararına” uygunluğu yönünden yargı denetimine tabi tutulması amacıyla açılan davada, yukarıda anılan kanun hükmü uyarınca davacıyla kamu yararını yakından ilgilendiren dava konusu karar arasında meşru, kişisel ve güncel menfaat ilgisinin olduğu açık olduğundan T.M.M.O.B. Mimarlar Odası (İstanbul Büyükkent Şubesi)1 nın dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacı yanında davaya katılma isteminde bulunan Orman Genel Müdürlüğü’nün, iptali istenen ruhsatın verildiği taşınmazın özel orman alanı olması nedeniyle, davanın konusu ve sonucu ile doğrudan ilgisinin bulunması nedeniyle davaya katılma istemi yerinde görülerek işin gereği görüşüldü:

Dava, İstanbul, Beykoz ilçesi, Çavuşbaşı köyü, Saip Molla özel ormanı, 1-2 pafta, 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılan sosyal ve ticari tesislere yönelik olarak verilen yapı ruhsatlarının yasal dayanağı olmadığından bahisle yapılan başvuru üzerine tesis edilen Beykoz Belediye Başkanlığı’nın 16.3.2004 günlü, (11)317 Gd 2331 sayılı işlemi ile bu işlemde bahsi geçen 21.4.1988 günlü, 3000149 sayılı yapı ruhsatının, 21.4.1993 günlü, 3001007 sayılı yapı ruhsatının, 03.4.1998 günlü, 30001007 sayılı yapı ruhsatının ve ruhsat yenileme işlemlerinin iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, yapı ruhsatlarının şahsa yönelik işlemler niteliğinde olduğu, bu işlemlerle doğrudan ilgisi bulunmayan ve söz konusu yapı ruhsatları nedeniyle güncel ve meşru bir menfaati olumsuz yönde etkilendiği ispatlanamayan sivil toplum örgütlerinin, bu vasıfları nedeniyle şahsa yönelik işlem halini almış olan yapı ruhsatlarının iptali istemiyle dava açma konusunda ehliyeti bulunmadığı, olayda da davacı tarafından yapılan 08.3.2004 günlü başvuru ile Saip Molla Ormanı olarak bilinen taşınmaz üzerinde “…” adıyla sürdürülen inşaatlarda, sosyal ve ticari tesislere ilişkin ruhsatların yasal olmadığının ve gereğinin yapılmasının istenildiği, davacının bu başvurusuna verilen 16.3.2004 günlü, 317 sayılı cevapta, 1452 adet villadan 1132 adet villanın, sosyal ve ticari tesislerden de 292 adet bağımsız bölümün tamamlanarak toplam 1428 adet bağımsız bölüm için yapı kullanma izni alındığının ve tapuda kat mülkiyetine dönüştürüldüğünün bildirilmesi üzerine, büyük bir bölümünün inşaatı tamamlanarak tapuda kat mülkiyetine dönüştürülen yapılara ilişkin olarak verilen yapı ruhsatlarının iptali istemiyle bu davanın açıldığı anlaşıldığından, söz konusu ruhsatlar ile doğrudan bir ilgisi bulunmayan ve bu ruhsatlar nedeniyle kişisel, güncel ve meşru bir menfaati etkilendiği tespit olunamayan davacının bu davayı açma konusunda ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiş, bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

T.C.Anayasanın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmektedir. Hukuk Devletinde idarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi iptal davaları yoluyla sağlanır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde iptal davaları idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.

İdarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetim yoluyla sağlanmasının en etkin araçlarından biri iptal davaları olduğundan, iptal davalarında “menfaat ihlali” olarak tanımlanan sübjektif ehliyet koşulunun kişiye bağlı sübjektif hak ihlallerinin giderilmesinin yanı sıra idari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi kapsamında da belirlenmesi gerekmektedir. Davacı ile iptali istenilen idari işlem arasında kurulabilecek bir ilişki veya ilgi, menfaat ihlali koşulunun varlığı için yeterlidir. Bu itibarla yargısal kararlarda menfaat ihlali koşulu, davacının idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisinin kurulması gerektiği şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca; bir menfaatin kişisel menfaat sayılabilmesi iptali istenilen işlemin doğrudan doğruya davacı hakkında alınmasını gerektirmemektedir. Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması imar uygulamaları gibi kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin bu durum göz önünde bulundurularak geniş yorumlanmak suretiyle saptanacağı, Danıştay içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, Saip Molla özel ormanında, başta Anayasa olmak üzere, Orman Kanunu’na, bu kanun uyarınca çıkarılan ” Özel Ormanlarda ve Hükmi Şahsiyete Haiz Amme Müesseselerine Ait Ormanlarda yapılacak İş’ve İşlemler Hakkında Yönetmelik” e, ilgili mevzuata, yerleşik yargı kararlarına ve kamu yararına aykırı olarak inşaat ruhsatı verildiğinden bahisle bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, yukarıda yer alan yasal düzenlemeler, davanın niteliği ve davacı tarafından ileri sürülen hususlar dikkate alındığında, davacının uyuşmazlık konusu yapı ruhsatlarının iptalini isteme konusunda dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varıldığından, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki idare mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 30.12.2005 günlü, E:2004/1118; K:2005/2408 sayılı kararının BOZULMASINA, 25,10 YTL karar harcı ile fazladan yatırılan 19,90 YTL. harcın temyiz isteminde bulunana iadesine, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 09.02.2007 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY: Dava, İstanbul, Beykoz ilçesi, Çavuşbaşı köyü, Saip Molla özel ormanı, 1-2 pafta, 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılan sosyal ve ticari tesislere yönelik olarak verilen yapı ruhsatlarının yasal dayanağı olmadığından bahisle yapılan başvuru üzerine tesis edilen Beykoz Belediye Başkanlığfnın 16.3.2004 günlü, (11)317 Gd 2331 sayılı işlemi ile bu işlemde bahsi geçen 21.4.1988 günlü, 3000149 sayılı yapı ruhsatının, 21.4.1993 günlü, 3001007 sayılı yapı ruhsatının, 03.4.1998 günlü, 30001007 sayılı yapı ruhsatının ve ruhsat yenileme işlemlerinin iptali istemiyle açılmıştır.

T.C.Anayasanın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmektedir. Hukuk Devletinde idarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi iptal davaları yoluyla sağlanır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde iptal davaları idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.

İptal davası açmanın ön koşulu İdari işlemle menfaatin ihlal edilmiş olmasıdır. Menfaat, kişi ile işlem arasında güncel, doğrudan ve hukuki olması gereken bir ilişkidir. Böyle bir ilişki oluşmadan iptal davası açılamaz. Açılmış ise “dava açma ehliyeti” yönünden reddi gerekir.

Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından yapılan 08.3.2004 günlü başvuru ile Saip Molla Ormanı olarak bilinen taşınmaz üzerinde “…” adıyla sürdürülen inşaatlarda, sosyal ve ticari tesislere ilişkin ruhsatların yasal olmadığının ve gereğinin yapılmasının istenildiği, davacının bu başvurusuna verilen 16.3.2004 günlü, 317 sayılı cevapta, 1452 adet villadan 1132 adet villanın, sosyal ve ticari tesislerden de 292 adet bağımsız bölümün tamamlanarak toplam 1428 adet bağımsız bölüm için yapı kullanma izni alındığının ve tapuda kat mülkiyetine dönüştürüldüğünün bildirilmesi üzerine, büyük bir bölümünün inşaatı tamamlanarak tapuda kat mülkiyetine dönüştürülen yapılara ilişkin olarak verilen yapı ruhsatlarının iptali istemiyle bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlıkta üçüncü kişilere ait olan taşınmaz için verilen inşaat ruhsatlarına ilişkin işlemlerin genel düzenleyici bir işlem niteliğinde olmadığı, sübjektif bir işlem olduğu ve bu ruhsatlara dayalı olarak yapılan inşaatların pek çoğunun tamamlanarak yapı kullanma izni alınmış ve kat irtifakı da tesis edilmiş olması nedeniyle bu aşamadan sonra iptali istenilen inşaat ruhsatları ile davacı arasında yukarıda tanımlandığı şekilde aktüel, kişisel ve meşru bir ilişki oluşmadığı anlaşıldığından, davacının dava açma ehliyeti bulunmamaktadır.

Bu itibarla, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki idare mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.

Yorum Yap

Yorum Yap