Danıştay 6. Dairesi, E: 2013/3657, K: 2017/4335 (İnşaat ruhsatının geç verilmesinden kaynaklanan hangi zararın ne şekilde tazmin edileceği)

Linkedin

Özeti: Ruhsat verilmemesinin gerekçesi olan imar planı değişikliği mahkeme kararıyla iptal edildiğinden idarenin 2577 sayılı Yasa‟nın 28. maddesi uyarınca gecikmeksizin işlem tesis etmeye mecbur olduğu, bu sürenin kararın idareye tebliğinden itibaren hiç bir şekilde 30 günü geçemeyeceği hususu dikkate alındığında anılan iptal kararının idareye tebliğinden itibaren en geç 30 gün sonrasına karşılık gelen tarih ile dava tarihi arasında oluşan inşaat maliyet farkının bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tespit edilerek tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiği hakkında.

Temyiz Edenler : 1- (Davacılar)- … – …

2-(Davalı) Balıkesir Belediye Başkanlığı

Karşı Taraf                  : 1-(Davalı) Balıkesir Belediye Başkanlığı-

İstemin Özeti: Balıkesir İdare Mahkemesince verilen 28/12/2012 tarihli, E:2012/962, K:2012/2518 sayılı karar, vekalet ücreti yönünden davalı idare vekili tarafından, esas yönünden davacı vekili tarafından usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Davacının Savunmasının Özeti:Temyiz edilen kararda davalı tarafından ileri sürülen bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından davalının temyiz isteminin reddi gerektiği  savunulmaktadır.

Davalının Savunmasının Özeti : Temyiz edilen kararda davacı tarafından ileri sürülen bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği  savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: Nuran DOĞAN ÇAKMAK

Düşüncesi: Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

Duruşma yapılmasına gerek görülmedi.

Dava, Balıkesir İli, Hacıilbey Mahallesi … ada, … numaralı parsel sayılı taşınmazın maliki bulunan davacılar tarafından, Balıkesir İdare Mahkemesi’nin 28/05/2009 tarihli, E:2007/1416, K:2009/693 sayılı kararına ve aynı zamanda Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 13/03/1995 tarihli, 4172 sayılı kararına rağmen taşınmazları için yapı ruhsatı vermemesi nedeniyle  davacılardan … için mahrum kaldığı kira gelirinden hissesine isabet eden 79.916,67-TL ve inşaat maliyet farkından hissesine isabet eden 36.748,02-TL, … için ise, mahrum kaldığı kira gelirinden hissesine isabet eden 399.583,33-TL ve inşaat maliyet farkından hissesine isabet eden 183.740,09-TL olmak üzere toplam 699.988,11-TL zararın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dosyanın incelenmesinden; davacıların 1987 yılından itibaren durumu tartışmalı taşınmaz üzerinde yıllara sari başvurular ile yapı yapma girişimlerinde bulunduğu, bu zaman zarfında açılan dava süreçlerinin beklenildiği, idarece hukuki hata yapılmışsa da idarenin tazminat ödeme yükümlülüğünün doğrudan oluşmadığı, idarenin tazmin sorumluluğunun doğabilmesi için hukuki hatanın belli nitelikte ve ağırlıkta olması gerektiği, olayda ise hizmet kusuru oluşturacak nitelikte ve ağırlıkta hukuki hatanın yapıldığının kabulüne olanak bulunmadığı, bir zararın tazminine hükmedilebilmesi ve idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca sorumlu tutulabilmesi için reel bir zararın olması gerektiği, olası zararlar veya beklenilen olası kazançtan mahrum kalındığının iddia olunduğu durumlarda ilgililer lehine tazminata hükmedilmesinin söz konusu olamayacağı, ortada maddi tazminat ödenmesini gerektirecek nitelikte davalı idarenin hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacılar vekili tarafından işin esası yönünden, davalı Balıkesir Belediye Başkanlığı vekili tarafından vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.

Temyiz edilen kararın kira geliri nedeniyle maddi tazminat istemine yönelik davanın reddine ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, maliyet farkı nedeniyle maddi tazminat talebi yönünden incelendiğinde:

Anayasa’nın 138. maddesinde, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organların ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinde ise, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçmeyeceği hükümlerine yer verilmiştir.

Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu, 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.

Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

İdare hukukunda, idarenin hukuki sorumluğunun kabul edilebilmesi için -kusursuz sorumluluk halleri dışında- idarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin kusurlu şekilde işletilmiş olması gerekmektedir. Hizmet kusuru ise, iradi bir işlem veya eylemden doğabileceği gibi, idarenin eksik işlemesinden, dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden, ihmalinden, yasal görevlerin beklendiği ya da gerektiği gibi yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanabilir.

Maddi zararlar malvarlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalma miktarının idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeniyle de kayba uğrayacağı aşikardır. Özellikle enflasyon etkisinde olan ekonomilerde, paranın değeri, yani alım gücü enflasyon oranına bağlı olarak değişim göstermektedir. Maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında, tazminatın kişinin malvarlığındaki zararının oluştuğu an itibariyle karşılanması gerektiğinden, para değerinde enflasyondan dolayı meydana gelebilecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak hükmedilmelidir.

Nitekim enflasyondan kaynaklanan fark nedeniyle oluşan zararın giderilmesi gerektiğine yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, ülkemizde gerçekleşen ve yıllık yasal faiz oranını aşan enflasyon nedeniyle meydana gelen gerçek zararın hesaplanması esasının benimsenmesi yönünde değerlendirilmeler yapılmıştır. ( Sariye Akkuş kararı, 21/07/2009 tarihli, 39515/03 Başvuru Numaralı Okçu – Türkiye kararı)

Dosyanın incelenmesinden dava konusu parsel üzerindeki mevcut yapının maliklerince yıkılarak yenisi yapılmak üzere ilk kez 1987 yılında imar durumunun alındığı, sonraki dönemlerde davalı idarece uyuşmazlık konusu alanda davacılara ait taşınmaza ilişkin olarak imar plan değişiklikleri yapıldığı, belediyenin davacıların yaptığı projeyi uygun görerek 24.02.1995 tarihinde tasdik ettiği, bitişik komşu parseldeki yapının eski eser olması nedeniyle Bursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulundan 13.03.1995 tarihli 4172 sayılı kararla proje onayı alındığı, kurul onayından sonra yapılan ruhsat başvurularının reddedildiği ve plan değişikliklerinin yapıldığı, plan değişikliğine Balıkesir Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun onay vermediği, tüm bu süreç içinde davacı tarafından açılan davaların davacı lehine, davalı idare tarafından açılan davanın ise davalı idare aleyhine sonuçlandığı, davalı idarenin yargı kararlarının uygulanmasını sürüncemede bırakacak şekilde irade sergilediği ve bu nedenle hizmet kusuru işlendiği açık olup, bu nedenle davacının uğradığı maliyet farkından kaynaklı zararının davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu durumda davalı idarenin ruhsat verilmemesine gerekçe gösterdiği 05.04.2006 tarihli 94 sayılı ilk imar plan değişikliğinin Balıkesir İdare Mahkemesinin 28.05.2009 tarihli, E:2007/1416, K:2009/693 sayılı kararı ile iptal edilmesi karşısında, idarenin 2577 sayılı Yasanın 28. maddesi uyarınca gecikmeksizin işlem tesis etmeye mecbur olduğu, bu sürenin kararın idareye tebliğinden itibaren hiç bir şekilde 30 günü geçemeyeceği hususu dikkate alındığında anılan iptal kararının idareye tebliğinden itibaren en geç 30 gün sonrasına karşılık gelen tarih ile dava tarihi arasında oluşan inşaat maliyet farkının bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tespit edilerek tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.

Davalı idare vekilinin vekalet ücreti yönünden temyiz talebine gelince; bozma kararı üzerine verilecek kararın sonucuna göre vekalet ücreti hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Balıkesir İdare Mahkemesince verilen 28/12/2012 tarihli, E:2012/962, K:2012/2518 sayılı kararın kira geliri nedeniyle maddi tazminat istemine yönelik davanın reddine ilişkin kısmının oybirliğiyle onanmasına, maliyet farkı nedeniyle maddi tazminat talebi yönünden oyçokluğuyla bozulmasına, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 31/05/2017 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

X- Temyiz edilen İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olduğundan kararın onanması gerektiği oyuyla kararın bozulan kısmına katılmıyorum.

KARŞI OY

XX- Dava, Balıkesir İli, Hacıilbey Mahallesi … ada, … numaralı parsel sayılı taşınmazın maliki bulunan davacı tarafından, Balıkesir İdare Mahkemesi’nin 28/05/2009 tarihli, E:2007/1416, K:2009/693 sayılı kararına ve aynı zamanda Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 13/03/1995 tarihli, 4172 sayılı kararına rağmen taşınmaza yapı ruhsatı verilmeyerek davalı idarenin 05/04/2006 tarihinden itibaren neden olduğu ileri sürülen mahrum kalınan kira geliri ve inşaat maliyet farkından kaynaklı maddi zararların tazmini için açılmıştır. İdare Mahkemesince ortada maddi tazminat ödenmesini gerektirecek nitelikte davalı idarenin hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davalı idare yargı kararlarının gereğini yerine getirmeyerek hizmet kusuru işlemiş ise de, muhtemel zarar niteliğinde olan kira gelir mahrumiyeti ve inşaat maliyet farkından kaynaklı maddi zarar talebinin karşılanamayacağı, ancak ruhsat başvurusu için yaptırılan proje bedelinin maddi tazminat olarak verilmesi gerektiğinden Dairemiz kararının bozmaya ilişkin kısmına gerekçe yönünden katılmıyorum.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.