Devletin, Kamu Malları ve Devletin Özel Mülkiyetindeki Mallar Üzerindeki Hakkının Niteliği

Makalemizi paylaşır mısınız?

Burada değinilmesi gereken bir diğer husus ise devletin, kendisine ait olan ya da hüküm ve tasarrufu altındaki mallar üzerindeki haklarının mülkiyet hakkı olup olmadığıdır.

Bilindiği üzere devletin mülkiyeti; devletin özel mülkiyeti ve kamu malları olmak üzere iki kısımda irdelenmektedir. Bunlardan devletin özel malları, kamu hizmetlerinin görülmesinde doğrudan doğruya bir rol oynamayan, halkın yararlanmasına özgülenmemiş olan ve yalnız sağladıkları gelir dolayısıyla kamu yararı sağlayan mallardır (Giritli ve Pertev, 1979: 120). Devletin bu mallar üzerinde satış, kira, irtifak hakkı tesisi, bedelsiz devir gibi şekillerde tasarruf etmesi mümkündür. Bundan dolayı devletin, bu mallar üzerinde mülkiyet hakkına sahip olduğu görülmektedir (Akipek, 1977: 10).

Kamu malları konusunda şu yazılarımıza da bakabilirsiniz: Kamu Mallarının Özellikleri, Türleri, Kamu Mallarının Sınıflandırılması Ayrıca İslam hukukunda kamu malları konusunda şu yazımıza bakabilirsiniz: İslam Hukuku ve Osmanlı Uygulamasında Kamu Malları

Buna karşılık kamu malları ise kamu hizmetinde kullanılan ya da halkın bir kısmının ya da tamamının doğrudan yararlanmasına tahsis edilmiş mallardır. Devletin kamu malları üzerindeki yetkisinin niteliği oldukça tartışmalıdır. Bu konuda temel olarak üç görüş bulunmaktadır.

Bunlardan ilki, devletin kamu malları üzerindeki hakkının özel hukuktaki mülkiyet hakkından farklı olduğu, bu yetkinin sadece koruma ve gözetim yetkisi olduğu, bu malların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu yönündedir (Onar, 1966: 1327; Esmer, 1956: 45; Cin, 1975: 12).

İkinci görüş devletin kamu malları üzerindeki hakkını kamu hukuku kurallarıyla sınırlandırılmış bir mülkiyet hakkı olduğunu savunmaktadır (Akipek, 1973: 55; Gürsoy, 1970: 210).

Üçüncü görüş ise devletin kamu malları üzerindeki hakkını özel hukuktaki mülkiyete benzetmektedir.

Kanaatimizce devletin kamu malları üzerindeki hakkı, özel hukuktaki mülkiyet hakkından oldukça farklıdır. Ancak bu hakkı sadece koruma ve gözetim yetkisine indirgemek de doğru değildir. Eğer mülkiyet hakkının malike tanıdığı yetkileri kullanma, yararlanma ve tasarruf olmak üzere üçe ayırırsak devletin bu haklardan bazılarına sahip olduğu görülmektedir. Örneğin kamu mallarının bir türü olan hizmet malları devlet tarafından kullanılır.

Yine ormanlardan, tabii servet ve kaynaklardan yararlanmak da devletin hakkıdır. Benzer şekilde devletin kamu malları üzerinde tasarruf etmesi söz konusudur. Örneğin devlet, kamu malı niteliğinde olan meraların tahsis amacını değiştirerek onu özel mülkiyete konu hale getirebilir.

Aynı şekilde hizmet mallarının tahsisi kaldırıldığında, bu mallar özel mülkiyete konu hale gelebilir. Anayasamız kıyılar, ormanlar, tabii servet ve kaynaklar bazı kamu mallarının özel mülkiyete konu olmayacağını hüküm altına almıştır. Devletin bu malları özel mülkiyet haline getirmesi söz konusu değildir.

Ancak bunlar dışında kalan kamu malları üzerinde tasarrufta bulunmasına da anayasal bir engel yoktur. Elbette ki devlet kamu mallarını, bu nitelikleri devam ettiği sürece satamaz; ancak bu durum devletin kamu malı üzerindeki tasarruf yetkisine halel getirmez. Devlet, Anayasal engel bulunanlar hariç olmak üzere, diğer kamu mallarının bu niteliklerine her zaman son verme yetkisine sahiptir.

Dolayısıyla devletin kamu malları üzerindeki hakları ne özel hukuktaki mülkiyet hakkına benzeyecek kadar geniştir, ne de koruma ve gözetim yetkisine indirgenecek kadar dardır. Bu haklar mülkiyet hakkı ile koruma ve gözetim yetkisi arasında özel bir hak kategorisi oluşturmaktadır.

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2463 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.