Encümen Kararı Alınmadan Yıkım Yapılması Mümkün müdür?

Yıkım işlerinde belediye ve il encümeni yetkilidir. Yıkım kararı, bir yargı kararının yerine getirilmesi amacı ile alınacak olsa bile encümen kararı alınması zorunludur. Bu kapsamda ruhsat ve eklerine aykırılığın ortaya çıkmasından itibaren belediye başkanı veya vali tarafından yıkım kararı alınmak üzere belediye encümenine veya il encümenine başvurulur.

Yıkıma İlişkin Encümen Kararında Olması Gerekenler

Encümen tarafından alınacak yıkım kararlarının delillere dayanması ve gerekçeli olması gerekir. Kararda, düzeltilmesi mümkün olamayan mahzurların neler olduğu ve inşaatın yasanın hangi maddesine aykırı olduğu, başka bir deyimle yıkım kararlarının hangi maddeye dayandığı açıklanmalıdır. Aksi durum kararın bozulmasını gerektirir. Kabahatler Kanunu’nun 25. maddesine göre idarî yaptırım kararına ilişkin tutanakta;

a) Hakkında idarî yaptırım kararı verilen kişinin kimlik ve adresi,

b) İdarî yaptırım kararı verilmesini gerektiren kabahat fiili,

c) Bu fiilin işlendiğini ispata yarayacak bütün deliller,

d) Karar tarihi ve kararı veren kamu görevlilerinin kimliği,

Açık bir şekilde yazılır. Tutanakta, ayrıca kabahati oluşturan fiil, işlendiği yer ve zaman gösterilerek açıklanır.

Encümen Kararında İşlemin Dayanağının Gösterilmemesi

Danıştay 14. Dairesinin 03.10.2012 tarihli ve E:2011/16621, K:2012/6548 sayılı kararında encümen kararının hangi kanun hükmü uyarınca alındığının belirtilmemesi, hukuka aykırılık nedeni olarak gösterilmiştir.

Danıştay 14. Dairesi, 03.10.2012, E:2011/16621, K:2012/6548    

İdarelerin, kanuni dayanağı bulunmayan bir yetkiyi kullanmasının mümkün olmaması karşısında, herhangi bir yasa hükmü gösterilmeden tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.

Dava dosyasının incelenmesinden; 11.3.2010 günlü tespit tutanağı ile, Antalya İli, Kumluca İlçesi, … Mahallesi, … Caddesi üzerinde bulunan, 248 ada 3 parseldeki 5 katlı binada ruhsatsız olarak baz istasyonu yapıldığının tespit edilerek mühürlendiği, bu tespite dayalı olarak 17.03.2010 günlü, 40 sayılı encümen kararıyla, baz istasyonunun 15 gün içinde tamamen kaldırılmasına karar verildiği, 10.07.2010 tarihinde söz konusu baz istasyonunun davacı şirket tarafından sökülerek kaldırıldığı, ancak 09.08.2010 günlü tutanakla tekrar anılan yerde baz istasyonu bulunduğunun tespiti üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği, işleme dayanak tutanağın hangi Yasa uyarınca tutulduğu belli olmadığı gibi, dava konusu işlemde de herhangi bir yasal dayanaktan bahsedilmediği, Mahkemenin ara kararı ile sorulmasına rağmen işlemin hangi Kanun maddesi uyarınca tesis edildiğinin belirtilmediği anlaşılmaktadır.

İdari işlemlerin kanuni dayanağının olması “Kanuni idare” ilkesinin sonucudur. Bu sebeple, idarenin kanuni dayanağı bulunmayan bir yetkiyi kullanması olanaklı değildir. Öte yandan, dayanılan kanun maddesinin idari işlemde belirtilmesi de yukarıda belirtilen ilke açısından bir gereklilik olduğu gibi, idarenin yargısal denetimi yapılırken kanuna uygun hareket edip etmediğinin, ilgili kanun maddesinde yer alan usul ve esaslara uyulup uyulmadığının belirlenmesi açısından önem arz etmektedir.

Bu durumda; davalı idarenin herhangi bir yasa maddesi göstermeden tesis ettiği dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu kararda sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir.

Encümen Kararı Kimin Adına Alınır?

Yıkım kararının yapı sahibi adına alınması gerekir. Eğer yapı birden fazla kişiye ait ise, yıkım kararının maliklerin tamamı için alınması gerekir (D.6.D. 15.10.1975, E:1975/753, K:1975/4589).

Ancak yapı sahibinin tespit edilememesi durumunda yıkım kararının taşınmaz maliki adına alınması da mümkündür. Bir başka ifadeyle yıkım kararında yapı malikinin belirtilmemesi, hukuka aykırılık nedeni değildir. Danıştay içtihatlarında, yapı tatil tutanağının yapıya ilişkin olduğu, tutanakta yapı sahibinin (inşai faaliyeti yapan) isminin yanlış yazılması veya taşınmaz malikinin isminin yazılmamasının tutanağı usule aykırı hale getirmeyeceği kabul edilmektedir.

Danıştay 14. Daire, 29.01.2014, E:2013/6600, K:2014/1135        

Yapının, inşa edildiği taşınmazın mülk sahibi muhatap alınmak suretiyle yapının yıkımına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

3194 sayılı imar Kanunu’nun 32. maddesinde; “ruhsatsız yapı” esas alınarak düzenleme yapılmıştır. 3194 sayılı Kanun’un 32. maddesine göre verilen yıkım kararının yapıya yönelik olan ve yapıyı esas alan bir işlem olması nedeniyle, para cezaları için geçerli olan “Cezaların şahsiliği” ilkesinin yıkım işlemi için de geçerli olduğunu, söylemek olanaklı değildir. Bu nedenle, yapının, inşa edildiği taşınmazın mülk sahibi muhatap alınmak suretiyle yapının yıkımına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda; İdare Mahkemesince; işin esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken yapı tatil tutanağında yapı sahibi belirtilmediğinden yapı maliki sıfatıyla davacı adına yıkım işlemi tesis edilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararın bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 18. maddesi kapsamında yapılacak yıkımlarda encümen kararına gerek var mı?

775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 18. maddesi kapsamında yapılacak yıkımlarda encümen kararına gerek bulunmamaktadır. 775 sayılı Kanunun 18. maddesine göre, bu Kanunun yürürlüğe girdiği 30.07.1966 tarihinden sonra, belediye sınırları içinde veya dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak, daimi veya geçici bütün izinsiz yapılar, inşa sırasında olsun veya iskan edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır.

Gecekonduların yıkımı açısından 775 sayılı Kanunun İmar Kanununa göre herhangi bir önceliği bulunmamaktadır. Danıştay kararlarına göre belediyelere ya da Hazineye ait taşınmazlar üzerine yapılan yapıların 775 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaksızın İmar Kanunu hükümlerine göre yıktırılabilmesi mümkündür.

Madde metninde “hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın” ibaresi yer aldığı için, bu madde kapsamında yıkım yapabilmek için encümen kararı alınmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak yıkılacak taşınmazda bulunan kişilerin tahliyesine imkan sağlamak amacı ile yıkım işlemi yapılacağının yıkım işleminden önce Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilmesi gerekir.   

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.