Hangi Arazi ve Arsaların Tasarrufu Kısıtlanmış Sayılır

Yazımızı beğenip paylaşabilirsiniz
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmelik hükmüne göre;

1- İmar planlarında, resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazaryeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binaların,

2- (Arsa üzerinde yapılacak olan geçici inşaat hariç olmak üzere) imar planlarında bulunup da imar programına dahil olmaması nedeniyle üzerinde geçici inşaat yapılmasına izin verilen ve tapu kütüğüne bu konuda şerh konulan arsaların,

Tasarrufu kısıtlanmış kabul edilir.

Geçici inşaat ruhsatı verilen taşınmazlardaki kısıtlılık hali sadece taşınmazın kendisine (zeminine) ilişkindir. Taşınmaz üzerinde yapılacak binanın emlak vergisi, kısıtlılık hükümlerine tabi olmaksızın ödenecektir.

Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları

Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmelik’in 4. maddesinde “Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu veya Bölge Kurullarınca; tarihi, sanat ve bölgesel özellikleri veya diğer özellikleri nedeniyle taşınmaz kültür veya tabiat varlığı olarak tescil ve ilan olunan, arkeolojik veya doğal sit alanı, korunma alanı, koruma amaçlı imar planı içinde olması nedeniyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsa ve arazilerin, ek ve değişik değişikliklerine belirli şartlarda izin verilen binaların (ticaret san’at – zanaat, veya mesleki bir faaliyet icrası için yapılan tesis maksadı dışında bir fonksiyon verilen veya bu amaçla kullanılanlar hariç) tasarrufu kısıtlanmış sayılır.” hükmü yer almaktadır.

Madde hükmünden kültür veya tabiat varlığı olarak tescil ve ilan olunan, arkeolojik veya doğal sit alanı, korunma alanı, koruma amaçlı imar planı içinde olması nedeniyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsa ve arazilerin de tasarrufunun kısıtlandığı ve emlak vergisinin kısıtlı olarak ödenmesi gerektiği anlaşılmakta ise de aşağıda açıklanacağı üzere 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu hükümlerine göre; tapu kütüğüne “Korunması gerekli kültür varlığıdır.” şerhi konulan taşınmazlar emlak vergisinden daimi olarak muaftır.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun, tapu kütüğüne “Korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır.” kaydı konmuş olan ve Yüksek Kurulca tescil edilerek I. veya II. Gurup olarak gruplandırılmış bulunan taşınmaz kültür varlığının her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulacağına ilişkin 22. maddesi hükmü, 24.06.1987 gün ve 19497 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 3386 sayılı Kanunun 18. maddesiyle yürürlükten kaldırılarak, aynı Kanunun 8. maddesiyle değişik 21. maddesinin 3. fıkrası ile, tapu kütüğüne “Korunması gerekli kültür varlığıdır.” kaydı konulmuş olan I. ve II. grup olarak gruplandırılmış bulunan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerine kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.

Her ne kadar 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun “Daimi muaflıklar” başlığını taşıyan 4. ve 14. maddelerinde taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bina ve arazi vergilerinden muaf olacaklarına ilişkin bir hükme yer verilmemiş ve aynı kanunun 22. maddesinde de, bina ve arazi vergileriyle ilgili muaflık ve istisna hükümlerinin bu kanuna eklenmek veya bu Kanunda değişiklik yapılmak suretiyle düzenleneceği hükme bağlanmış ise de Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 11.02.1988 gün ve E:1987/3, K:1988/1 sayılı kararında[1], “Emlak Vergisi Kanununda yer alan, bina ve arazi vergisiyle ilgili muaflık ve istisna hükümlerinin bu kanuna eklenmek veya bu kanun değiştirilmek suretiyle yapılacağı yolundaki hükümden sonra yürürlüğe giren ve Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununda yer alan muaflık hükmünün özel ve sonraki kanun hükmü olması nedeniyle asıl uygulanacak kural olduğu ve anılan Kurumun bu nedenle emlak vergisiyle, temizleme ve aydınlatma harcından muaf tutulması gerektiği” belirtilmiştir.

2863 sayılı Kanun da, yukarda yazılı hükümden sonra yürürlüğe girdiğinden alınan kanunun gerek değişmeden evvelki 22. maddesinde ve gerekse değişiklikten sonraki 21. maddesinde belirtilen taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının emlak vergisinden muaf tutulması zorunludur.

Bu durumda, yukarıda sözü edilen kanunun 22. ve 21. maddeleriyle her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarından kısıtlı emlak vergisi alınmasını öngören Tasarrufu Kısıtlanan Bina Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmelik’in 4. maddesinin anılan muafiyet maddelerine aykırı olduğu açıktır.

Bu nedenle, Yönetmelik’in bu maddesi Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 15.11.1988 tarihli ve E:1987/80, K:1988/3460 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Bu durumda tapu kütüğüne “korunması gerekli kültür varlığıdır” şerhi konulan taşınmazlar, emlak vergisinden daimi olarak muaf bulunmakta olup, bu taşınmazlar için kısıtlılık hükümlerinin uygulanması söz konusu değildir.

Ancak taşınmazın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları tarafından sit alanı ilan edilmesinden ve taşınmazın kütüğüne ““korunması gerekli kültür varlığıdır” şerhi konulmasından önce taşınmaz üzerinde yapılan binaların emlak vergisi muafiyet hükümlerinden yararlandırılması mümkün değildir.

Danıştay kararlarına göre Emlak Vergisi Kanununun 30. maddesi hükmüne göre bir arazinin, arsanın veya binanın tasarrufunun kısıtlanmış sayılabilmesi için kanunlarda veya kamu düzeni koyan mevzuatla tasarrufun kısıtlılığına dair hükümlerin bulunması yeterli olmayıp ayrıca bu madde uyarınca hazırlanan yönetmelikte belirlenen kısıtlılık hallerinden birinin kapsamı içerisine de girmesi gerekmektedir. Bu hallerden birisinin kapsamına girmeyen taşınmazlar için kısıtlılık hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.[2]

İmar Planlarında Umumi Hizmetler İçin Ayrılmış Yerler

Emlak Vergisi Kanununun 30. maddesi uyarınca çıkarılan Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmeliğin 2. maddesinde, imar veya yol istikamet planlarında yol, meydan, yeşil saha, park, otopark gibi kamu hizmetlerine veya hal, mezbaha santral, trafo, okul, hastane, cami gibi resmi yapı ve tesislere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsaların tasarrufunun kısıtlanmış sayılacağı açıklanmış olup, anılan yönetmelikte kısıtlılık kapsamına giren bütün mallar tek tek ve tadadi olarak sayılmayarak örnekler verilmiş ve “gibi” sözcüğü ile madde kapsamına esneklik getirilmek suretiyle maddede sayılı olan hallere bağlı kalınmayarak, benzeri durumların da kısıtlılık kapsamına dahil edilebilmesi amaçlanmıştır.

Örneğin Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 20.04.1987 tarihli ve E:1985/548, K:1987/1407 sayılı kararı ile “6831 sayılı yasa hükümleri uyarınca orman tahdit hudutları içine alınan taşınmazın adli yargıda açılan dava sonuçlanıncaya kadar orman olarak kabulü ile tasarrufunun kısıtlı sayılacağı” hüküm altına alınmıştır.

Aynı şekilde Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 15.09.1987 tarihli ve E:1986/3657, K:1987/2512 sayılı kararına göre; “2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununa göre tespit edilen havaalanı çevresinde 400 m’lik koruma bandı içersinde kalması nedeniyle askeri makamların muvafakati olmaksızın inşaat, tamirat ve tadilat yapılmasına izin verilmeyen, sadece Türk vatandaşlarının oturmalarına, meslek ve sanatlarını icra etmelerine ve arazide ziraat yapılmasına izin verilen” bina ve arazinin de kısıtlı olarak kabul edilmesi gerekir.[3]

Mezarlıklar

Gelir İdaresi Başkanlığı, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 26.04.2006 tarihli ve 2428 sayılı muktezasına göre imar planında mezarlık yeri olarak ayrılmış bulunan özel mülkiyetteki taşınmazların da kısıtlılık hükümlerinden yararlandırılması gerekir.

Kamu Hizmeti Alanında Kalan Taşınmazlar

Kesinleşmiş imar planlarında kısmen kamu hizmeti alanında kalan taşınmazların da kısıtlılık kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

Danıştay Dokuzuncu Dairesi tarafından verilen 28.05.1998 tarihli ve E:1997/2616, K:1998/2251 sayılı karar ile “İstanbul ili, Beşiktaş İlçesi Boğaziçi öngörünüm bölgesinde 2981 sayılı imar affı kanunundan yararlanılarak inşa edilen taşınmazların kısıtlılığından söz edilemeyeceğinden Emlak Vergisi Kanunu m.30’da belirtilen kısıtlılık hükmünden yararlanmamaları gerektiği” kanaatine varılmıştır.

Ancak Maliye Bakanlığı, İstanbul Defterdarlığı tarafından verilen 18.10.2002 tarihli ve 5906 sayılı özelgede “Boğaziçi Öngörünüm Bölgesinde yer alan ve üzerinde yapı yapılmasına müsaade edilmeyen taşınmazların kısıtlılık hükümlerinden yararlandırılması gerektiği” ifade edilmiştir.

Kısıtlılık durumu, emlak vergisi tarh, tahakkuk ve tahsilat aşamalarının her birinde dikkate alınabilir. Örneğin, Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 15.05.1985 tarihli ve E: 1984/2177, K: 1985/793 sayılı kararına göre; tarh ve tahakkuk aşamasında sehven dikkate alınamayan kısıtlılık durumu tahsilat aşamasında dikkate alınabilir.[4]

Genel beyan dönemlerinde verilen emlak vergisi beyannamesine ekli belgelerle kısıtlılık isteğinde bulunulması halinde aynı dönemin başından başlamak üzere 1319 sayılı yasanın kısıtlılıkla ilgili hükümlerinden yararlandırılması gerekmektedir.[5]

İmar planında umumi hizmetlere ayrılmış bulunan taşınmazların, imar planının daha sonradan yargı kararı ile iptal edilmesi ve yeni imar planı bulunmaması nedeni ile yapılaşmaya açılamayan taşınmazların kısıtlılık hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağı hususu tartışmalıdır. Danıştay Dokuzuncu Dairesi, 14.01.1997 tarihli ve E:1995/3127, K:1997/92 sayılı kararında bu taşınmazların kısıtlılık hükümlerinden yararlandırılmalarının mümkün olmadığını belirtmesine rağmen, aynı Dairece verilen 20.03.2002 tarihli ve E: 2000/1456, K:2002/906 sayılı kararda “arsanın tabi olduğu 1/5000’lık nazım planı ve 1/1000’lık imar planının Danıştay tarafından iptal edilmesi sonucu imar durumunun verilmemesi halinde taşınmazın kısıtlı olduğunun kabulü ve emlak vergisinin 1/10 oranında ödenmesi gerektiği” ifade edilmiştir.[6]

Ancak bu karar oy birliği ile değil oy çokluğu ile alınmıştır. Karara karşı yazılan muhalefet şerhinde “Bir taşınmazın tasarrufu kısıtlanmış sayılabilmesi için imar ve yol istikamet planlarında yönetmeliğin 2. maddesinde belirtilen amaçlar için ayrılmış olmasından ötürü üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmemiş olması gerekir.

İptal edilen nazım imar planında kısıtlı sayılacak yerler arasında yer almayan sırf Danıştay’ca iptal edilen imar planının iptal hükümlerine göre yeniden hazırlanıp planın tasdik edilmesine kadar geçici olarak henüz imar durumu belli olmayan bu yere yapılaşma izni verilmemesi kısıtlılık halinin mevcut olduğunu göstermeyeceğinden olaya kısıtlılık hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna varılamaz.” görüşüne yer verilmiştir.

Bunun yanında inşaat ruhsatı iptal edilen meskenlerin kısıtlılık hükümlerinden yararlandırılması mümkün değildir.[7]

Gelir İdaresi Başkanlığının 20.06.2007 tarihli ve 55393 sayılı özelgesinde “İmar planlarında, resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazaryeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binaların tasarrufunun kısıtlanmış sayıldığı, bu nedenle parselasyon planı ile sosyal kulüp ve yönetim merkezi ve ısı merkezi olarak ayrılan ve yapılaşma hakkı bulunan taşınmaz için kısıtlı vergi uygulanması mümkün olmadığı” bildirilmiştir.

Kısıtlılık halini sadece taşınmaz üzerinde bina yapamamak olarak algılamamak gerekir. Kısıtlılık taşınmaz üzerinde hiçbir tasarrufta bulunamamak anlamına gelmektedir. Bu husus Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 12.03.1987 tarihli ve E:1985/1200, K:1987/787 sayılı kararında da vurgulanarak “Emlak Vergisi Kanununun 19. maddesinde, kanunların verdiği yetkiye dayanılarak tasarrufu yasak edilen arazinin vergisinin mükelleflerce keyfiyetin vergi dairesince bildirilmesi veya vergi dairesince resen tespit edilmesi üzerine yasaklama tarihini izleyen taksitlerden itibaren bu hallerin devam ettiği sürece alınmayacağı hükmü ile kanun koyucunun, tasarrufu yasak edilen arazi üzerinde yapılacak her türlü tasarrufu kesinlikle yasaklamak istediğini açıkça belli ettiği, oysa maden işletme hakkına sahip davacı kurumun tasarruf hakkını sınırlayan 6309 sayılı Maden Kanununun 115. maddesinde “İstimlâk edilen Gayrimenkuller üzerinde maden işletmesiyle alakalı olmayan tasarruflarda bulunmasına mani olmak üzere …” denmek suretiyle işletme sahibinin maden işletmesiyle ilgili her türlü tasarrufu yapma hakkının saklı tutulduğu, bu bakımdan arazilerin üzerinde maden çıkaran ve ürettiği cevheri pazarlama faaliyetleri sınırlanmayan davacı kurumun Emlak Vergisi Kanununun 19. maddesinde yer alan “tasarrufu yasak edilen” taşınmazlara tanınan bağışıklıktan yararlanamayacağı” yolundaki Vergi Mahkemesi kararı onanmıştır.

[1] 05.05.1988 gün ve 19805 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

[2] Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 06.07.1982 tarihli ve E: 1981/214, K:1982/3939 sayılı kararına göre Baraj sahasında kalan taşınmazların kısıtlılık kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

[3] Aynı yönde Danıştay Dokuzuncu Dairesinin Dairesi 18.04.2001 tarihli ve E:1999/3836, K:2001/1604 sayılı kararı: “Askeri yasak bölgede bulunan taşınmazın Emlak Vergisi Kanununun 30. maddesi uyarınca kısıtlı sayılması gerekir.”

[4] Aynı yönde Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 17.09.1985 tarihli ve E:1982/8663, K: 1985/1135 sayılı kararı: “Kısıtlılık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu, tahsilat aşamasında incelebilir.”

[5] Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 07.06.1988 tarihli ve E:1987/1532, K:1988/2204 sayılı kararı

[6] Aynı yönde Danıştay Dokuzuncu Dairesi tarafından verilen 23.05.2002 tarihli ve E: 2000/1573, K:2002/ 2602 sayılı kararda da “1/5000’lik nazım planın ve 1/1000’lik imar planının Danıştay’ca iptal edilmesi nedeniyle imar durumu verilemeyen arsanın kısıtlı olduğunun kabulü gerektiği” belirtilmiştir.

[7] İstanbul Defterdarlığının B.07.4.DEF.0.34.12.2-EMLK:50-12183 sayılı özelgesi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


12 − 5 =