Hazine Taşınmazı Kavramı

Hazine taşınmazlarının yatırımcılara tahsisine ilişkin süreçleri açıklamaya geçmeden önce bazı kavramların izah edilmesi, okuyucu açısından faydalı olacaktır.

İlk olarak Hazine taşınmazı kavramını izah etmeye çalışalım. Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik, “Hazine taşınmazı” kavramını, Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler olarak açıklamaktadır. Bunlardan Hazine özel mülkiyetindeki taşınmazlar ise tapu sicilinde Hazine adına tescilli olup, herhangi bir kamu hizmetine tahsis edilmemiş taşınmazları ifade etmektedir. Bu taşınmazlar bir bölümü kamu hizmeti ile yakından ilgili değildir. Bunlar devlete gelir getirir ve bu gelirin kamu harcamalarının finansmanında kullanılması halinde kamu hizmetleriyle ilişkilendirilmiş olur. Toplum bunlardan çok dolaylı bir biçimde yararlanır.

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer kavramının ise yasal bir tanımı bulunmamaktadır. Sadece Medeni Kanunun 715 inci maddesinde; “Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz” denilerek, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer kavramı örnekler verilerek anlatılmaya çalışılmıştır. Buna göre; tarıma elverişli olmayan yerler, kayalar, tepeler, dağlar ve onlardan çıkan kaynaklar sahipsiz mallardır. Ancak sahipsiz mallar maddede sayılanlar ile sınırlı değildir. Anayasada kıyılar, ormanlar ile tabii servetler ve kaynaklar da özel mülkiyete konu olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden sayılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesinin (C) bendinde “Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalar, tepeler, dağlar (bunlardan çıkan kaynaklar) gibi tarıma elverişli olmayan sahipsiz yerler ile deniz, göl, nehir gibi genel sular tescil ve sınırlandırmaya tabi değildir, istisnalar saklıdır” denilerek Medeni Kanunun 715 inci maddesindeki ifade tekrarlanmıştır.

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerleri iki kısma ayırarak açıklamak mümkündür. Bunlardan bir kısmı, niteliği gereği asla özel mülkiyete konu olmayan alanlardır. Kıyılar, ormanlar, tabii servetler ve kaynaklar bunlara örnektir. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bir kısmı ise niteliği gereği özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olmasına karşın henüz sahibi bulunmayan yerlerdir. Bu gibi yerler Kadastro Kanununun 18. maddesi gereği Hazine adına tescil edilir. Söz konusu maddede; “Yukarıdaki maddelerin hükümleri dışında kalan ve tescile tabi bulunan taşınmaz mallar ile tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerler Hazine adına tespit olunur” denilmektedir.

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2699 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.