Hisseli Arazi ve Arsalarda Hissedarlar Parselasyon İşlemine Dava Açabilirler mi?

Parselasyon işlemi, tapuda kayıtlı taşınmazların hukuki durumlarında değişiklik meydana getirmektedir. Bu nedenle, parselasyon işlemi esas itibarı ile tapu maliklerini ilgilendirmektedir. Bundan dolayı, tapu maliklerinin parselasyon işlemine karşı iptal davası açabileceği kuşkusuzdur.

Danıştay kararlarına göre, parselasyon işlemleri sübjektif nitelikte işlemler olduğundan, parselasyon işlemlerine (istisnalar hariç olmak üzere) ancak işlem tarihinde mülkiyet hakkı olanların dava açma ehliyetleri bulunmaktadır. Danıştay 6. Dairesi 13.11.1995 tarihli ve E:1995/410, K:1995/4427 sayılı kararında parselasyon işlemine karşı yalnızca tapuda malik olarak görünen kişiler ile bunların temsilcilerinin dava açabileceğini vurgulamıştır.

Fakat taşınamz hisseli ise hissedarlar parselasyona karşı dava açabilir mi?

Bu yazımızda bu konuyu değerlendirdik.

Bir taşınmazda hissedarlık 2 şekilde ortaya çıkabilir: Paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyeti.

Paylı Mülkiyette Bulunan Taşınmazlar Açısından Paydaşların Parselasyona Dava Açma Ehliyeti

Eğer taşınmazın birden fazla paydaşı bulunuyorsa (taşınmaz paylı mülkiyette ise) bunların her birinin dava açma hakkı söz konusudur. Çünkü paylı mülkiyette birden çok kimse, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olup her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur.

Bu durumda her paydaş kendi payı için diğer paydaşların olurunu almaksızın mülkiyet hakkına dayalı olarak dava açabilir. Paydaşlardan birinin açtığı davanın reddedilmesi, diğer paydaşların dava açmalarına engel teşkil etmez.

Paylı mülkiyette ve elbirliği mülkiyetinde hem davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebepler aynıdır; hem de tüm hissedarlar ve ortaklar tek bir taşınmaz üzerinde hak sahibi oldukları için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak söz konusudur. Bu nedenle paylı mülkiyette ve elbirliği mülkiyetinde bulunan taşınmazların hissedarları ve ortakları, tek bir dilekçe ile dava açma hakkına sahiptirler.

Elbirliği Mülkiyetinde Bulunan Taşınmazlar Açısından Ortakların Parselasyona Dava Açma Ehliyeti

Arazi ve arsa düzenlemesine tabi tutulan taşınmazın elbirliği mülkiyetinde bulunması durumunda, ortaklardan her biri dava açma hakkına sahiptir; ancak davaya devam edilebilmesi diğer tüm ortakların olurlarının alınmasına bağlıdır.

Yani taşınmazın elbirliği mülkiyetinde bulunması durumunda, ortaklardan her biri dava açma hakkına sahiptir; ancak davaya devam edilebilmesi diğer tüm ortakların olurlarının alınmasına bağlıdır. Çünkü elbirliği mülkiyetinde mülkiyet paylan ayrılmadığından, malikler paydaş değil, ortaktır. Bu kural,4721 sayılı Kanun’un 701 maddesinde “Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik oranların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” biçiminde açıklanmıştır.

Elbirliği halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.

Medeni Kanun’un 702. maddesinin[1] ikinci fıkrası bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, bu kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış ve Medeni Kanun’un 702/4 maddesinde yer alan “ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasına sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır” hükmü nedeniyle, elbirliği mülkiyetinde bir ortağın tek başına dava açabileceği, ancak davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir (Bu konuda Yargıtay’ın 11.10.982 tarihli ve 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme kararına bakılabilir). Bu görüş, bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir.

Bundan dolayı yasa veya elbirliği halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, elbirliği mülkiyetinde her bir ortağın dava açma hakkı bulunmaktadır, ancak davaya devam edilebilmesi diğer ortakların olurunun alınmasına bağlıdır.

[1]     Madde 702/(2) Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. (3) Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz. (4) Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.