Hizmet Etki Analizi Yapılmadan Hazine Taşınmazlarının Kamu Hizmeti Alanına Ayrılması Mümkün müdür?

Peşinen söyleyelim, hizmet etki analizi yapılmadan sadece belirli kişilerin (özelliklede kamunun ve Hazinenin) mülkiyetinde bulunan taşınmazlar dikkate alınarak imar fonksiyonlarının belirlenmesi hukuka aykırılık teşkil eder. Bu konuda aşağıdaki Danıştay kararı yol gösterici olabilir.

Danıştay 6. Dairesi, 25.02.2013, E:2012/4353, K:2013/1108        

İmar planında kamusal hizmete yönelik imar fonksiyonlarının sadece Hazineye ait ve boş arazi olması dikkate alınarak belirlenmiş olmasında hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.

Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından; planlama alanında Hazine adına kayıtlı parsellere verilen fonksiyonlar hakkında çevrede aynı donatı alanlarının yakın mesafeler içerisinde bulunduğu, kamusal hizmete yönelik imar fonksiyonlarının çoğunlukla Hazine parsellerinden karşılandığı ve mevcut fiili durumuna uyulmadığı, imar planında parsellerin “yol, park, sağlık Tesisi alanı, ağaçlandırılacak alan, kültürel tesis alanı” olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin 16.04.2010 tarihli, 1016 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli Arnavutköy Merkez ve Çevresi Revizyon Nazım İmar Planının kendi parseli yönünden iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İdare Mahkemesince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, gelişme sürecinde olan planlama alanının donatı gereksinimine yanıt verebilecek, çevresel etkiler, yapılaşma açısından herhangi bir olumsuzluk yaratmayacağı, bölgeye teknik ve sosyal altyapı sağlanması açısından olumlu katkı sağlayacağı ancak yer seçimi kriterlerinin başında alanın boş olması, büyük parsel olması ve kamu mülkiyetinde olmasının öncelikli olarak ele alındığı, bu eşitsizliğin giderilmesi için sosyal donatı alanlarının parselasyon uygulaması yapılarak sağlanması gerektiği belirtilmiş ve mahkemece bu rapor hükme esas alınarak planın iptaline karar verilmiş ise de imar mevzuatı uyarınca sosyal donatı alanlarının yer seçimi parselasyon uygulaması ile değil planlama ile söz konusu olmakta olup uyuşmazlığın bu aşamasında yargı yerince söz konusu taşınmaza yönelik plan ile getirilen fonksiyonların şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygunluğunun denetiminin yapılması gerekmektedir.

Öte yandan, anılan raporda, söz konusu taşınmazın “yol, park, sağlık tesisi alanı, ağaçlandırılacak alan, kültürel tesis alanı” olarak planlanmasının çevresel etkiler, bölgedeki sosyal donatı alanları gereksinimi ile diğer sosyal donatı alanları ile ilişkisi, taşınmazın plan bütünlüğü içindeki konumu, erişebilirlik, arazi yapısı ve özellikleri açısından değerlendirilmesine yönelik yeterli tespit ve hususa yer verilmediği görülmektedir.

Bu durumda, yer seçimi kriterinin sadece taşınmazın hazineye ait ve boş bir arazi olması değerlendirilerek belirlenmiş olmasında hukuka uyarlılık bulunmamakta ise de, bu hususun net bir biçimde ortaya konulabilmesi için yukarıda belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması gerekmekte olup, bu bağlamda, konusunda uzman bilirkişilerden oluşan yeni bir heyetle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

Hizmet Etki Analizi

Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 10. maddesine göre imar planlarında yürüme mesafeleri; eğitim, sağlık ile yeşil alanların hizmet etki alanındaki nüfusun erişme mesafesi topoğrafya, yapılaşma, yoğunluk, mevcut doku, doğal ve yapay eşikler dikkate alınarak planlanır.

Bu fıkrada belirtilen hususlar uygun olması halinde aşağıdaki asgari yürüme mesafelerine uyulur:

(a) İmar planlarında; çocuk bahçesi, oyun alanı, açık semt spor alanı, aile sağlık merkezi, kreş, anaokulu ve ilkokul fonksiyonları takriben 500 metre, ortaokullar takriben 1.000 metre, liseler ise takriben 2.500 metre mesafe dikkate alınarak yaya olarak ulaşılması gereken hizmet etki alanında planlanabilir.

(b) Ayrıca imar planlarında; dini tesislerden küçük cami takriben 250 metre, orta (semt) cami takriben 400 metre mesafe dikkate alınarak yaya olarak ulaşılması gereken hizmet etki alanında planlanabilir. Mescitler ise yerleşik veya hareketli nüfusa göre takriben 150 metre hizmet etki alanında yapılabilir.

Brüt nüfus yoğunluğu 100 kişi/ha ve daha az olan yerleşim bölgelerinde, dağınık kırsal nitelikli yerleşmelerde veya yerleşik alanlarda uygun büyüklük ve nitelikte alan bulunamaması halinde veya bu fonksiyonlara ulaşımı zorlaştıran doğal ya da yapay eşikler olması nedeniyle yürüme mesafeleri artırılabilir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.