İlan Edilmeyen Planlara Karşı Dava Açılabilir mi?

Danıştay 6. Dairesinin 16.10.2002 tarihli ve E:2000/7144, K:2002/4534 sayılı kararıyla; “idari bir işlemin hukuksal sonuçlar yaratabilmesi ve dava konusu edilebilmesi için kesinleşmesi gerektiği, 2577 sayılı Kanunun 14. maddesinin 3/d bendinde de idari davaya konu olabilecek işlemlerin kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemler olması gerektiğinin öngörüldüğü, uyuşmazlığa konu imar planının onaylandığı ancak ilan edilmediği, bu durumda, ortada kesin ve davacı yönünden uygulanabilir nitelikte bir imar planının bulunmadığı” gerekçesiyle davanın 2577 sayılı Kanunun 15/1-b maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.

Danıştay 1. Dairesi de 17.10.2001 tarihli ve E:2001/116, K:2001/146 sayılı kararında özetle; Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe giren imar planlarının hukuksal sonuçlar yaratabilmesi ve dava konusu edilebilmesi için kesinleşmesi gerektiğini, 2577 sayılı Yasanın 14. maddesinin 3/d bendi gereği ancak kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlemlerin iptal davasına konu edilebileceğini, usulüne uygun olarak ilan edilmeyen imar planların üçüncü kişiler bakımından hukuki sonuç doğurabilecek nitelikte kesinleşmiş ve uygulanabilir bir imar planı olarak kabul edilemeyeceğini, bu nedenle, ilan edilmeyen plana ilişkin meclis kararının iptali isteminin incelenmeksizin reddi gerektiğini vurgulamıştır.

İdari Dava Daireleri Kurulu ise bu konuda farklı kararlar vermektedir. Kurul, 18.09.2003 tarihli ve E:2003/521, K:2003/609 sayılı kararında ilan edilmeyen planların kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem olmadığını, bu nedenle ilan edilmeyen planlara karşı dava açılamayacağını vurgulamıştır.

   Karar

Uyuşmazlığa konu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanan imar planının, 3194 Sayılı Yasa öngörüldüğü biçimde ilan edilmemesi nedeniyle kesin ve davacı yönünden uygulanabilir nitelikte olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddi yolundaki kararda isabetsizlik görülmediği.

Danıştay 6. Dairesi 11.11.2002 günlü, E:2001/29, K:2002/4941 sayılı kararıyla; idari bir işlemin hukuksal sonuçlar yaratabilmesi ve dava konusu edilebilmesi için kesinleşmesinin gerektiği, nitekim 2577 sayılı Yasanın 14. maddesinin 3/d bendinde de idari davaya konu olabilecek İşlemlerin kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemler olması gerektiğinin öngörüldüğü, belediye meclisince kabul edilmekle veya bakanlıkça onaylanmakla yürürlüğe girdiği 3194 sayılı Yasanın 8 İnci maddesinde belirtilen imar planlarının kesinleşmeleri için aynı madde hükmü uyarınca bir ay süreyle askıya çıkarılmak suretiyle ilan edilmelerinin gerektiği, dava konusu olayda ara kararına verilen yanıtlardan uyuşmazlığa konu imar planının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylandığı; ancak, 3194 sayılı Yasada öngörüldüğü biçimde ilan edilmediği; bu durumda, ortada kesin ve davacı yönünden uygulanabilir nitelikte bir imar planının bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemin İdari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli nitelikte bir işlem olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar vermiştir.

Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay 6. Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddine, Danıştay 6. Dairesinin 11.11.2002 günlü, E:2001/29, K:2002/4941 sayılı kararının onanmasına, 18.9.2003 günü oyçokluğu ile karar verildi.

Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, 18.09.2003 tarihli ve E:2003/521, K:2003/609

Ancak İdari Dava Daireleri Kurulu, 06.10.2005 tarihli ve E:2003/518, K:2005/2406 sayılı kararı ile görüşünü değiştirerek, ilan edilmeyen planlara karşı da dava açılabileceğini benimsemiştir. Kurula göre “Onaylandıktan sonra ilan edilmeksizin uygulamaya konulan bir imar planı mevzuatta öngörülen prosedür tamamlanmaksızın tesis edilmiş bir işlem olacağından, bu şekil eksikliği nedeniyle iptalinin gerekeceği açıktır.

   Karar

Onaylandıktan sonra ilan edilmeksizin uygulamaya konulan bir imar planı Yasada öngörülen prosedür tamamlanmaksızın tesis edilmiş bir işlem olacağından, bu şekil eksikliği nedeniyle iptalinin gerekeceği hakkında.

Onaylanmakla yürürlüğe giren imar planlarının kesinleşmesi için anılan madde hükmüne göre bir ay süreyle askıya çıkarılmak suretiyle ilan edilmeleri gerekmektedir. Onaylandıktan sonra ilan edilmeksizin uygulamaya konulan bir imar planı Yasada öngörülen prosedür tamamlanmaksızın tesis edilmiş bir işlem olacağından, bu şekil eksikliği nedeniyle iptalinin gerekeceği açıktır.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu 1/1000 ölçekli imar planının Turizm Bakanlığınca 9.6.1995 tarihinde onaylandığı, ancak ilan edilmediği, diğer taraftan davacılar tarafından verilen temyiz dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden ise, anılan imar planı uyarınca bölgede inşaata başlandığı, dolayısıyla dava konusu planın davalı idare tarafından fiilen uygulanmaya başlanarak planın uygulanma iradesinin gösterildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda Danıştay 6. Dairesince, uygulanmaya başlanılan dava konusu İmar Planının Turizm Teşvik Kanunu hükümleri uyarınca ilan edilmemiş olmasının dolayısıyla ilan şartının yerine getirilmemesinin hukuka uygunluk noktasından incelenerek plan hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 06.10.2005, E:2003/518, K:2005/2406

 

İdari Dava Daireleri Kurulunun bu kararına göre onaylanan, ancak ilan edilmeyen planların da iptalinin istenmesi mümkündür. Çünkü ilan edilmeyen planlara karşı dava açılamaması, bu planlar ya da plan değişiklikleri nedeni ile menfaatleri ihlal edilen kişilere dava hakkının tanınmaması anlamına gelecektir. Planın ilan edilmediği sürece dava açılamayacağını kabul etmek, bu planlar nedeni ile menfaatleri ihlal edilen kişilerin hiçbir zaman dava açamaması anlamına gelecektir ki bu durumu hukuk devleti ilkesi ile bağdaştırmak mümkün değildir. Üstelik ilan idari işlemlerin şekil yönünden önemli bir unsuru olduğu için ilan yapılmaması, işlemi şekil yönünden sakat hale getirir.

   Karar

3621 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen yazılı usul uygulanmaksızın, doğrudan üçüncü kişinin hazırlayıp sunduğu planın Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanması suretiyle gelişen bu durum karşısında; dava konusu imar planı değişikliğinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onandığı andan itibaren yürürlüğe girdiğinin, uygulanabilecek kesin ve icrai bir işlem haline geldiğinin kabulü gerekmektedir. Böyle bir durumda, imar planı değişikliğinin ilgili belediyesince ilan edilmediğinden bahisle kesinleşmediği yolundaki aksi bir düşünce, planın uygulanması ile beraber menfaati ve hakkı ihlal edildiği iddiasıyla süresinde plana karşı dava açan kişinin, dava hakkının ertelenmesi, oluşan fiili durum nedeniyle zarar görmeye devam etmesi anlamına gelecektir.

3621 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen yazılı usul uygulanmaksızın, doğrudan üçüncü kişinin hazırlayıp sunduğu planın Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanması suretiyle gelişen bu durum karşısında; dava konusu imar planı değişikliğinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onandığı andan itibaren yürürlüğe girdiğinin, uygulanabilecek kesin ve icrai bir işlem haline geldiğinin kabulü gerekmektedir.

Böyle bir durumda, imar planı değişikliğinin ilgili belediyesince ilan edilmediğinden bahisle kesinleşmediği yolundaki aksi bir düşünce, planın uygulanması ile beraber menfaati ve hakkı ihlal edildiği iddiasıyla süresinde plana karşı dava açan kişinin, dava hakkının ertelenmesi, oluşan fiili durum nedeniyle zarar görmeye devam etmesi anlamına gelecektir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, 10.07.2003, E:2003/326, K:2003/588

Ancak İdari Dava Daireleri Kurulunun bu yöndeki kararlarının idari yargının genel ilkeleri ile çeliştiği de açıktır. 2577 sayılı İYUK’un 14/d maddesine göre dilekçe üzerine yapılacak ilk incelemede diğer hususların yanı sıra idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığının da incelenmesi gerektirmektedir. Bu madde gereği, ancak kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemlere karşı iptal davası açılabileceği kabul edilmektedir. Oysa ki mevzuatın öngördüğü şekilde ilan edilmeyen bir imar planın kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğinde olduğunu söylemek zordur. Bu planlar yok hükmündedir ve yok hükmünde olan idari işlemlerin iptali söz konusu değildir. Eğer idare yok hükmünde olan işlemini uygulamakta ısrar ederse, uygulama işlemine karşı açılan davalarda imar planının da iptalinin istenebileceği ve imar planının yapımındaki şekil eksikliklerinin bu davada ileri sürülebileceği açıktır. Bu nedenle, usulüne uygun olarak ilan edilmemiş imar planlarına ve plan değişikliklerine karşı açılacak iptal davalarının (yok hükmünde olduğu tespit edildikten sonra) iptal istemi konusunda karar vermeye gerek olmadığının karara bağlanması gerektiği düşüncesindeyiz.

Koruma Kurulu kararı olmayan planlar kesinleşir mi?

Danıştay 6. Dairesi 23.02.2007 tarihli ve E:2006/5047, K:2007/1095 sayılı kararında koruma kurulu onayına tabi planların koruma kurulu kararı ile onaylanmadan kesinleşemeyeceğine karara vermiştir.

Danıştay 6. Dairesi, 23.02.2007, E:2006/5047, K:2007/1095

Ortada henüz Koruma Kurulunca onaylanarak kesinleşmiş bir belediye meclisi kararının bulunmaması karşısında Mahkemece söz konusu kararla Ulus Tarihi Kent Merkezi Koruma Islah İmar Planının iptal edildiğinden bahisle anılan plana dayanılarak tesis edilen dava konusu parselasyon işleminin iptaline karar verilmesinde isabet görülmediği.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 17. maddesinde “(…)” hükmü yer almaktadır.Dosyanın incelenmesinden, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.1.2005 günlü, 210 sayılı kararıyla Ulus Tarihi Kent Merkezi Koruma Islah İmar Planını da içine alan Ulus Tarihi ve Kültürel Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje alanı teklifi onaylanarak söz konusu alanda davacıya ait parselleri de kapsayacak şekilde daha önce onaylanmış KPA5, KPA6 ve Belediye Meclisi kararıyla onaylı 1/5000 ve 1/1000 ölçekli tüm planların iptaline karar verildiği ancak söz konusu kararın 2863 sayılı Kanun’un yukarıda bahsedilen 17. maddesi gereğince Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca onaylanmadığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla ortada henüz Koruma Kurulunca onaylanarak kesinleşmiş bir belediye meclisi kararının bulunmaması karşısında Mahkemece söz konusu kararla Ulus Tarihi Kent Merkezi Koruma Islah İmar Planının iptal edildiğinden bahisle anılan plana dayanılarak tesis edilen dava konusu parselasyon işleminin iptaline karar verilmesinde isabet görülmediğinden, İdare Mahkemesince işin esasının (parselasyon işleminin mevzuatta öngörülen usul ve esaslara göre tesis edilip edilmediğinin) incelenmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.