1. Ana Sayfa
  2. Gayrimenkul Makaleleri
  3. İmar Kanunu 32 ve 42. Madde Yıkım ve Para Cezalarıyla İlgili Danıştay Kararları-1

İmar Kanunu 32 ve 42. Madde Yıkım ve Para Cezalarıyla İlgili Danıştay Kararları-1


Hangi Yapılar Hakkında Yıkım Kararı Verilebilir? Yapı Tatil Zaptı Nedir? İmar Kanunu’nun 32. Maddesine Göre Yıkım Yetkisi Hangi Kurumda? İmar Kanunu 32. Maddeye Göre Yıkım Kararını Kim Verir? Yıkım Masraflarının Tahsili? Yıkım İşlemine Nasıl İtiraz Edilir? Yıkım İşlemine Nasıl Dava Açılır? gibi sorulara cevap aradığımız makalemize şu linkten ulaşabilirsiniz: İmar Kanunu’nun 32. Maddesi Kapsamında Yıkım İşlemleri Rehberi

Danıştay 6. Dairesi, E: 1998/3254 K: 1999/3159 T. 9.6.1999

ÖZET: Yapının kullanımı ile ilgili aykırılık nedeniyle 3194 sayılı yasanın 32. Maddesi uyarınca tesis edilen yıkım işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince gereği görüşüldü:

Dava 2556 ada, 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın onaylı projeye aykırı kullanımı nedeniyle yıkımına ilişkin 4.9.1997 günlü, 3956 sayılı belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılmış; idare mahkemesince, sözkonusu binanın bodrum katında bulunan 1 nolu daireye ait deponun onaylı projeye aykırı olarak ticarethane olarak kullanıldığının tespit edildiği, 3.6.1997 günlü davalı idarenin iç yazışmasında projeye aykırı olarak yapılan tadilat ve ilavelerden söz edildiği, dava konusu belediye encümeni kararıyla da … İmar Yönetmeliğinin 47/3. maddesine aykırılıktan dolayı yıkım işlemi tesis edildiği anlaşıldığından yapının kullanımı ile ilgili aykırılık nedeniyle 3194 sayılı Yasanın 32. maddesi uyarınca tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, bu karar davalı idarece temyiz edilmiştir.

Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki temyize konu Ankara 7. idare Mahkemesinin 19.3.1998 günlü, E:1997/1252, K:1998/210 sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından bozma istem yerinde görülmeyerek anılan mahkeme kararının onanmasına dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 9.6.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 1990/966 K: 1990/2580 T. 12.12.1990

ÖZET: Taşınmazın bir başka belediye sınırları içerisine alınması durumunda önceki belediyece bu taşınmaz üzerindeki yapının yıktırılmasına ilişkin işlem idarenin devamlılığı ilkesi nedeniyle geçerliliğini korur.

Türk Milleti Adına karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakimi Z.B.`nin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra temyiz isteminin süresinde olduğu görülerek işin gereği düşünüldü: Dava, … Köyü, … mevkiinde bulunan 624 parsel sayılı yerdeki inşaatın proje harici yapılan kısmı ile Hazine arazisine yapılan bölümünün 3194 sayılı Yasanın 32. maddesi uyarınca yıkılmasına ilişkin 11.3.1987 günlü, 194 sayılı belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılmış, idare mahkemesinde dava dosyasının incelenmesinden 624 sayılı parselin yeni kurulan Side Belediye sınırları içerisinde kalması nedeniyle konuyla ilgili dosyanın anılan idareye devredileceği, bu durum karşısında parselin bulunduğu alanın imar düzeni açısından Manavgat Belediyesi yetki alanı dışına çıktığı hususlarının anlaşıldığı, buna göre inşaatın durumunun Side Belediyesince incelenmesi suretiyle yeni bir karar verilmesi gerektiği, Manavgat Belediye Encümenince verilmiş olan dava konusu kararın icrai niteliğini yitirdiği gerekçesiyle işin esasının incelenerek karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden … Köyü, … mevkiinde bulunan 624 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki proje harici inşaatın davalı idarece 10.3.1987 günlü, 9/19 sayılı yapı tadil tutanağı ile tesbit edilmesi sonucu dava konusu yıkma kararının verildiği, daha sonra Side Belediyesinin kurulması üzerine anılan parselin adı geçen belediye sınırları içine alındığı anlaşılmış olup, idarenin devamlılığı ilkesi karşısında belediye sınırları içinde olan bir taşınmazın yeni kurulan bir belediyenin sınırları içine alınması sonucu imar yönünden artık bu belediyenin denetimine tabi olması, aynı taşınmaz üzerindeki imar mevzuatına aykırı inşaat nedeniyle önceki idarece tesis edilen işlemin geçerliliğini kaybettiği anlamına gelmeyeceğinden idare mahkemesince husumet Side Belediye Başkanlığına yöneltilmek suretiyle esas hakkında karar verilmesi gerekirken aksi yolda verilen kararda isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle temyize konu Antalya İdare Mahkemesinin 5.12.1989 günlü, E:1987/374, K:1989/814 sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 12.12.1990 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 2002/3582 K: 2004/394 T. 23.1.2004

ÖZET: Ruhsatlı yapıdaki ruhsata aykırılığın ne olduğu hususuna açıklık getiren yapı tatil tutanağının düzenlemesi suretiyle bir tespitin yapılması, bu tespitin tebliği suretiyle davacının yapısını mevzuata uygun hale getirmesi hususunda uyarılması gerekirken, doğrudan yapının tamamının yıkılması sonucuna yol açacak şekilde inşaat ruhsatının ve yapı kullanma izin belgesinin iptali yönünde işlem tesis edilmesinde mevzuata uyarlık bulunmadığı hakkında.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, … Mahallesi, 240 ada, 12 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapıya ait inşaat ruhsatı, tadilat ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve su aboneliğinin iptal edilmesine ilişkin 19.7.2000 günlü, 13/275 sayılı belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlık konusu yapıda yan bahçe mesafesi içinde yapılan kapalı çıkmanın ruhsata bağlanmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesinde; “”Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.

Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır.

Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapının ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mührün kaldırılmasını ister.

Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir.

Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmaz nedeniyle 9.4.1997 günlü, 97/2 sayılı inşaat ruhsatının, 16.5.2000 tarihli tadilat ruhsatının ve 17.5.2000 günlü, 200/9 sayılı yapı kullanma izin belgesinin verildiği, diğer taraftan, davalı idarece Fen İşleri Müdürlüğünün 19.7.2000 günlü, 1186 sayılı yazısı doğrultusunda, kapalı çıkma nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32.maddesi uyarınca inşaat ve tadilat ruhsatlarının, yapı kullanma izin belgesinin ve su aboneliğinin iptali yolundaki dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.

İdare Mahkemesince karara esas alınan bilirkişi raporunda ise, davalı idarenin belediye encümeni kararında yapıldığını belirttiği kapalı çıkmanın niteliğinin yerinde tespiti yapılarak bahçe mesafesine tecavüzlü olduğundan bahisle ruhsata bağlanmasının mümkün olmadığı belirtilmiş bulunmaktadır.

İmar mevzuatı uyarınca, davalı idare tarafından ruhsatlı yapıdaki ruhsata aykırılığın tespit edilmesi, tespite ilişkin tutanağın yapı yerine asılması, bir nüshasının da muhtara bırakılması suretiyle ilgilisine tebliğ edilmesi gerekmektedir. Böylece ilgiliye bu tarihten itibaren bir ay içinde sözkonusu aykırılığı giderme veya bu aykırılık nedeniyle ruhsat başvurusunda bulunma imkanı tanınmaktadır. Ancak yapılan ikinci tespitte ruhsat alınmadığının veya ruhsata aykırılığın giderilmediği belirlenmiş ise yapıya ait ruhsatın iptali yoluna gidilebilecektir.

Dava konusu olayda ise, ruhsatlı yapıdaki ruhsata aykırılığın ne olduğu hususuna açıklık getiren bir tespitin yapılmadığı, bu tespitin tebliği suretiyle davacının uyarılmadığı ve yapısını mevzuata uygun hale getirme imkanı tanınmadan Fen İşleri Müdürlüğü yazısı esas alınarak doğrudan yapıya ait ruhsatların ve yapı kullanma izin belgesinin iptali yolundaki işlemin tesis edildiği görülmektedir.

Bu durumda, belirtilen hususlar gözönünde bulundurulmak suretiyle uyuşmazlık hakkında İdare Mahkemesince yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, temyize konu Adana 1. İdare Mahkemesi’nin 28.12.2001 günlü, E: 2000/1026, K:2001/2065 sayılı kararının bozulmasına, 10.120.000 TL karar harcı ile fazla yatırılan 7.530.000.- TL. temyiz isteminde bulunana iadesine, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 23.1.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu E: 2004/2530 K: 2005/1121 T: 05.05.2005

Özeti: 3194 sayılı İmar Kanununn 32. maddesi uyarınca yapıların yıktırılmasına karar verilebilmesi için idarece düzenlenen yapı tatil tutanağında ruhsata aykırılıkların somut ve ayrıntılı olarak düzenlenmesi gerektiği hakkında.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca gereği görüşüldü: İstanbul, Büyükçekmece, … Mahallesi, … ada, .. parsel (… ve … nolu yapı adaları) sayılı taşınmaz üzerindeki inşaatın ruhsatta belirlenen emsalden fazla yapılan bölümlerinin 3194 sayılı İmar Kanununun 32, madde uyarınca yıktırılmasına ilişkin … günlü, … ve … sayılı belediye encümeni kararlarının iptali istemiyle açılan davada, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin davanın reddi yolundaki 21.12.2001 günlü, E:2000/177, K:2001/1642 sayılı kararı temyiz incelenmesi sonucunda; Danıştay Altıncı Dairesinin 15.9.2003 günlü, E:2002/1878, K:2003/4256 sayılı kararı ile bozulmuş ise de; İstanbul 2. İdare Mahkemesi Dozma kararına uymayarak davanın reddi yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir.

Davacı bu kez İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 31.5.2004 günlü, E:2004/555, K:2004/908 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.İstanbul 2. İdare Mahkemesi ısrar kararında, ruhsata aykırı inşaatın 11.6.1999 günlü tutanakla tespit edilerek mühürlendiği, 13.8.1999 gününde yapılan denetimde de inşaata devam edildiğinin tespit edilerek tekrar mühürlendiği, dava konusu encümen kararıyla yapıların proje ve ruhsata aykırı kısımlarının yıkımına karar verildiği, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda, proje ve ruhsat hilafına verilen yoğunluğun aşıldığı, sonuç olarak 4 ve 5 no’lu blokların ruhsat ve onaylı projeye  uygun olarak inşa edilmediği kanısına varıldığının belirtildiği, 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesinde.”yapı tatil tutanağının” inşaatın o andaki durumunu “tespit” eden bir tutanak olduğundan söz edildiği, bunun dışında ayrıca yapı tatil tutanağının “ruhsata aykırılığının somut ve ayrıntılı olarak belirlenecek şekilde düzenlenmesi” gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, dava konusu olayda da İdare Mahkemesi hakiminin sahip olduğu resen araştırma yetkisi uyarınca aykırılıkların neler olduğunun tespiti amacıyla yerinde keşif yapıldığı ve bilirkişice düzenlenen raporda somut olarak inşaat emsalinin ne miktarda  aşıldığının belirtildiği, bu nedenle proje ve ruhsata aykırı kısımların yıkımı yolunda tesis edilen işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesinde, “Bu kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının ilgili idarece tesbiti, fenni mesulce tesbiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur. Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mührün kaldırılmasını ister. Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonucunda anlaşılırsa, mühür belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.” hükmü yer almaktadır.

Danıştay Altıncı Daire kararında da belirtildiği üzere; 3194 sayılı Kanunun 32. maddesi uyarınca ruhsat ve eklerine aykırı yapılan yapıların yıktırılmasına karar verilebilmesi için, idarece düzenlenen yapı tatil tutanağının ruhsata aykırılıkları somut ve ayrıntılı olarak belirtecek şekilde düzenlenmesinin gerektiği, ruhsat ve eklerine aykırılıkların neler olduğu açık ve net bir şekilde ortaya konulmaksızın yıkım kararı verilemeyeceğinin kuşkusuz olduğu, dava konusu olayda, davalı idarece inşaat emsalinin ne şekilde aşıldığı somut bir şekilde ortaya konulmadan, verilen inşaat ruhsatı iptal edilmeden ve bu inşaat ruhsatına aykırılıkların neler olduğu açıkça tespit edilmeden yıkım kararı verilmesinde mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 31.5.2004 günlü, E:2004/555, K:2004/908 sayılı ısrar kararının Danıştay Altıncı Daire kararı doğrultusunda BOZULMASINA, 5.5.2005 günü oybirliği ile karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 1990/1641 K: 1992/1546 T. 15.4.1992

ÖZET: İmar mevzuatına aykırı yapının mühürlenmesi durumunda ilgilinin tespit tutanağını imzalamaktan kaçınması yasanın amacına uygun bir tebligatın yapıldığını gösterir.

Türk Milleti Adına karar veren Danıştay Altıncı Dairesince gereği görüşüldü: Dava, Diyarbakır … Mahallesi, 56 pafta, 16 ada, 9 parsel sayılı yerde mevcut yapının üzerine ruhsatsız yapılan ilavenin 3194 sayılı Yasanın 32. maddesi uyarınca yıktırılmasına ilişkin Belediye Encümeninin 26.1.1989 günlü, 264 sayılı kararının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, ruhsatsız ilavenin yapıldığının 6.11.1988 günlü tutanakla belirlenerek, inşaatın mühürlendiği, davacının imzadan imtina ettiğine ilişkin tutanağa şerh düşüldüğü, inşaat tatil zaptının 3194 sayılı Yasanın 32. maddesi uyarınca inşaata asılması gerekeceği ve bu suretle ilgiliye tebliğ edilmiş sayılacağı, davacıya tebligat yapılmaksızın yıkım kararı alınmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, işlemin iptaline karar verilmiş, bu karar davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.

3194 Sayılı Yasanın 32. maddesinde “… yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.

Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası muhtara bırakılır…” kuralı yer almıştır. Yasanın bu hükmüyle amaçlanan, ilgilinin imar mevzuatına aykırı inşaatı hakkında bir yıkım işlemi tesis edileceğinden haberdar olması bunun, mevzuata uygun hale getirilmesi veya yasal yollara başvurması imkanını sağlamaktadır.

Dava konusu olayda, binaya ruhsatsız ilave yapıldığının tespit edildiğine dair, 6.11.1988 günlü tutanakta davacının imzadan imtina ettiği şerhi düşülmüş olduğuna göre, yıkım kararından haberdar olduğu, dolayısıyla yasanın yukarıda belirtilen amacına uygun bir tebligatın yapıldığı açık olduğundan idare tarafından tebligat yapılmadığından bahisle işlemin iptal edilmesi yolundaki idare mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle Diyarbakır İdare Mahkemesinin 29.12.1989 günlü, E:1989/168, K:1989/731 sayılı kararının BOZULMASINA, 15.4.1992 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 2003/6322 K: 2005/2725 T: 11.05.2005

3194 SAYILI İMAR KANUNUNUN 32.MADDESİNDE ÖNGÖRÜLEN USULE AYKIRI OLARAK YAPILAN TESPİT ÜZERİNE TESİS EDİLEN İŞLEMDE MEVZUATA UYARLIK BULUNMADIĞI HK.<

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince gereği görüşüldü:

Dava, Kırıkkale, Yahşihan İlçesi, ? mevkiinde yapılan ruhsatsız yapının 3194 sayılı İmar Kanununun 32.maddesi uyarınca yıktırılmasına, aynı Yasanın 42.maddesi uyarınca da para cezası verilmesine ilişkin 20.12.2001 günlü, 2001/190 sayılı belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu yerde ruhsatsız yapı yapıldığının 12.10.2001 günlü tutanakla tespit edilmesi üzerine dava konusu belediye encümeni kararıyla para cezası verilerek, verilen süre içerisinde ruhsat alınmadığı takdirde yapının yıkılacağına karar verildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanununun 21.maddesinde, bu kanun kapsamına giren bütün yapılar için 27 inci maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınmasının mecburi olduğu, 22.maddesinde yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edileceği, dilekçeye tapu, (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa ebatlı krokilerin eklenmesi gerektiği, hükme bağlanmıştır.

Aynı Yasanın 32.maddesinde de; “Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlanıldığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhan durdurulur.

Durdurma yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır.

Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.

Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonucunda anlaşılırsa mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir.

Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.” hükümleri yer almıştır.

Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu yerde ruhsatsız yapı yapıldığının 12.10.2001 günlü tutanakla tespit edildiği, ancak bu tutanakta inşaat durumunun tespitine yer verildiği, yapı tatil zaptının yapı üzerine asıldığına ve bir nüshasının muhtara bırakıldığına dair hususların yer almadığı, dolayısıyla yıkım işleminin dayanağı tutanağın 3194 sayılı Yasanın 32.maddesinde öngörülen hususları taşımadığı anlaşılmıştır.

Bu durumda, 3194 sayılı Yasanın 32.maddesinde öngörülen usule aykırı olarak yapılan tespit üzerine tesis edilen dava konusu işlemde mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle Kırıkkale İdare Mahkemesinin 29.11.2002 günlü, E:2002/150, K:2002/823 sayılı kararının BOZULMASINA, 11.5.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 2005/1641 K: 2005/5523 T: 16.11.2005

YAPI TATİL TUTANAĞININ KESİN VE YÜRÜTÜLMESİ ZORUNLU BİR İŞLEM OLDUĞU PARA CEZASININ FAHİŞ OLUP OLMADIĞININ İRDELENMESİ GEREKTİĞİ HK.<

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince gereği görüşüldü:

Dava, Kocaeli, Gebze, ? Mahallesi, ? ada, ? parsel sayılı taşınmazdaki ruhsatız inşaatın mühürlenmesine ilişkin yapı tatil tutanağı ile 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesi uyarınca para cezası verilmesine ilişkin 15.1.2004 günlü, 2004/224 sayılı belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince; yapı tatil tutanağının kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmayıp hazırlayıcı nitelikte bir işlem olması nedeniyle idari davaya konu edilemeyeceği gerekçesiyle davanın bu kısmının incelenmeksizin reddine, davanın para cezası verilmesine ilişkin bölümünün ruhsatsız inşaat yapıldığı açık olduğundan para cezası verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle incelenmeksizin reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanununun 32.maddesinde, Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç, ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya Valiliklerce o andaki inşaat durumunun tespit edileceği, yapının mühürlenerek inşaatın derhal durdurulacağı, durdurmanın yapı tatil zaptının, yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılacağı, bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibince yapının ruhsata uygun hale getirilmemesi halinde ruhsata aykırı yapının yıktırılması yolunda işlem tesis edileceği hükme bağlanmıştır.

Yapı tatil tutanağı, 3194 sayılı İmar Kanununun 32.maddesi uyarınca düzenlenen ve bir yapının ruhsatsız ya da ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapıldığını tespit eden, düzenlendiği tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapının ruhsata uygun hale getirilerek veya ruhsat alınarak yapının imar mevzuatına uygun hale getirilmesini sağlayan idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemdir.

Bu durumda, işin esasının incelenmesi gerekirken davanın incelenmeksizin reddi yolundaki mahkeme kararında isabet görülmemiştir.

Uyuşmazlığı para cezası verilmesine yönelik kısmına gelince;

3194 Sayılı Yasanın 42.maddesi uyarınca verilecek para cezalarında idareye yasanın belirlediği alt ve üst sınırlar içerisinde ceza tayini olanağı tanınmıştır. Ancak bu takdir yetkisi objektif ölçütler çerçevesinde, hak ve nasafet kurallarına uygun olarak kullanılmalıdır.
3194 sayılı Yasanın 42.maddesinde belirtilen para cezasının miktarının alt sınırının üzerinde takdir edilebilmesi için, idarenin mahallinde yapılacak tespitle, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı hususların nelerden oluştuğunu ve niteliğini saptaması önemlidir. Alt sınırın üzerinde para cezası belirlenmesi durumunda, takdir yetkisinin hangi ölçütler çerçevesinde kullanıldığının, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı hususların nelerden oluştuğunun ve niteliğinin de belirtilmesi suretiyle idarece açıklanması ve kanunda yazılı alt sınırın üzerindeki miktarda para cezası verilmesinin gerekçelerinin objektif ölçütlere uygun biçimde ortaya konulması zorunludur. Belediye encümeni kararında ya da davalı idarenin savunma dilekçesinde gerekçenin gösterilmemesi durumunda ise, mahkemece kanunda yazılı alt sınırın üzerinde para cezası miktarının belirlenmesinin nedenlerinin araştırılması ve alt sınırın üzerinde para cezası miktarının belirlenmesine yönelik olarak idarece gösterilecek gerekçelerin incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerekmektedir. İdare Mahkemesince, işlemde gerekçenin bulunmaması durumunda hiç bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın davalı idarenin takdir yetkisi bulunduğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayacaktır.

Bu durumda, İdare Mahkemesince söz konusu taşınmazın bulunduğu yerin konumu, yapının kullanım biçimi, ebadı ve niteliği, çevresinde ya da aynı bölgede emsal taşınmazlar için uygulanan imar para cezalarının miktarı da göz önünde bulundurulmak ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle doğacak sonuca göre uyuşmazlığın para cezasına ilişkin kısmı hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden davanın bu kısmının reddine karar verilmesinde de hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle Kocaeli İdare Mahkemesinin 10.12.2004 günlü, E:2004/711, K:2004/1640 sayılı kararının bozulmasına, 16.11.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 1993/2829 K: 1994/2103 T. 30.5.1994

ÖZET: Ruhsata bağlanamayan kaçak yapıların yıktırılması yolunda işlem tesis edilebilmesi için bir aylık sürenin beklenilmesi gerekmez. Bu nedenle dava konusu yapının ruhsata bağlanıp bağlanamayacağının araştırılması gerekir.

Türk Milleti Adına Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince gereği görüşüldü:

Dava, … İlçesi, Kadastral 14 parsel sayılı taşınmaz üzerine davacı belediye tarafından inşa edilen hangarın yıktırılmasına ilişkin 6.10.1992 günlü, 1396 sayılı belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince;

… Belediyelerinin ortak olduğu Belde A.Ş. öncülüğünde ve katı atıkların yeniden kazanılması projesi çerçevesinde uyuşmazlık konusu hangarın inşaatına ruhsat alınmaksızın başlanıldığı tesbit edilerek 30.9.1992 günlü yapı tatil tutanağı ile mühürlendiği, 30.4.1992 günlü, 1808 sayılı belediye encümeni kararıyla beş gün içinde kaldırılmasına karar verilerek bu hususun … Belediye Başkanlığı`na 5.10.1992 gününde tebliğ edildiği, 6.10.1992 günlü, 1849 sayılı belediye encümeni kararıyla da beş günlük sürede kaldırılmadığından bahisle yıkımına karar verildiği, ancak 3194 sayılı Yasanın 32. maddesi uyarınca ruhsatsız yapının ruhsata bağlanabilmesi için bir aylık süre verilmesi ve bu sürenin beklenilmesi gerekirken davalı idarece beş günlük süre verilerek ve sürenin bitiminde de yapının yıktırılması yolunda işlem tesis edildiği anlaşıldığından dava konusu belediye encümeni kararında mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiş, bu karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık konusu olayda, taşınmazın imar planında hangi amaca tahsis edildiği, yıkıma konu yapının imar planı ve imar mevzuatı uyarınca ruhsata bağlanıp bağlanamayacağının öncelikle araştırılması, ruhsata bağlanma olanağının bulunması halinde 3194 sayılı Yasanın 32. maddesinde düzenlenen bir aylık sürenin verilip verilmediğinin incelenmesi, ancak, ruhsata bağlanamayan kaçak yapıların yıktırılması yolunda işlem tesis edilebilmesi için bir aylık sürenin beklenilmesinin gerekmeyeceği açıktır.

Bu durumda, İdare Mahkemesince yıkıma konu yapının ruhsata bağlanıp bağlanamayacağı, hususu araştırılarak yeniden karar verilmesi gerekeceğinden işlemin iptali yolundaki kararda isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle Ankara 4. İdare Mahkemesinin 8.4.1993 günlü, E: 1992/1498 K: 1993/550 sayılı kararının BOZULMASINA, 30.5.1994 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 1990/759 K: 1991/980 T: 02.05.1991

3194 sayılı İmar Kanununun 32.maddesinde tanınan 30 günlük süre belediye ve valiliklerce yapı sahiplerine tanınması gereken sürenin üst sınırı olup, işin mahiyetine göre daha az bir sürenin tanınmasının da mümkün olduğu hk.<

Dava, taşınmaz üzerinde inşa edilen benzin ve mazot pompalarının 3194 sayılı Yasanın 32.maddesi uyarınca 9 gün içinde yıktırılması gerektiğine ilişkin belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, zemine beton atılması ve gerekli alt düzeni sağlamak suretiyle benzin pompası yapılması yolundaki inşaatın 3194 sayılı Yasanın 5.maddesi hükmü içinde mütalaa edilmesi, dolayısıyla ruhsat alınmasının zorunlu olduğu, bu durumda ruhsat alınmaksızın başlanılan inşaatın zabıt varakası ile tespit edilip durdurulmasından sonra ruhsat alınmak için herhangi bir müracaatın da yapılmamış olduğu dikkate alındığında, tesis edilen işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ve bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

3194 sayılı İmar Yasasının 32.maddesinde, İmar Kanunu hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlanıldığının veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının ilgili idarece veya fenni mesulce tespit edilmesi, ihbarı veya herhangi bir şekilde bu durumun öğrenilmesi üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumunun tespit edileceği, yapının mühürlenerek inşaatın derhal durdurulacağı, durdurmanın, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılacağı ve tebligatın bir nüshasının da muhtara bırakılacağı, bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibinin, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak belediyeden veya valilikten mührün kaldırılmasını isteyebileceği hükme bağlanmıştır.

Bu hükümde belirtilen bir aylık süre, belediye ve valiliklerce yapı sahiplerine tanınması gereken sürenin üst sınırı olup, işin mahiyetine göre daha az süre tanınması da mümkündür.

Dosyanın incelenmesinden; dava konusu belediye encümeni kararıyla davacıya, 3194 sayılı Yasanın 32.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, mevzuata aykırı bu yapının yıktırılması için 9 günlük bir süre tanındığı da anlaşıldığından, belediye encümeni kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenle belediye encümeni kararına karşı açılan davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1.fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, bozma istemi yerinde görülmeyerek anılan mahkeme kararının onanmasına karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 1990/1534 K: 1991/1104

3194 sayılı İmar Kanununun 32.maddesinde belirtilen 30 günlük sürenin belediye ve valiliklerce yapı sahiplerine tanınması gereken sürenin üst sınırı olduğu, işin niteliğine göre makul bir sürenin de tanınmasının mümkün olduğu, ancak yapının uyuşmazlık konusu katının ruhsata bağlanması mümkün bulunmadığından, mahkemece bir aylık süre beklenmediği için yıkma kararının iptaline karar verilmesinde isabet görülmediği hk.<

Dava, davacılar tarafından bodrum+zemin+3 normal kat olarak ruhsatı alınan inşaatın ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan 4.katının 3194 sayılı yasanın 32.maddesi uyarınca yıktırılmasına ilişkin belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, ruhsatsız ilave kat için yapı tatil tutanağının düzenleme tarihi olan 18.8.1989 gününden itibaren yasada yapı sahibinden yapısına ruhsat alması için öngörülen bir aylık süre beklenmeden belediye encümenince 29.8.1989 gününde yıkım kararı alınmasında imar yasasının 32.maddesi hükmüne uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu kararın iptaline karar verilmiş ve bu karar davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.

3194 sayılı İmar Yasasının 32.maddesinde, İmar Kanunu hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; İmar Kanunu hükümlerine başlandığının veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının ilgili idarece veya fenni mesulce tesbit edilmesi, ihbarı ve herhangi bir şekilde bu durumun öğrenilmesi üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumunun tespit edileceği, yapının mühürlenerek inşaatın derhal durdurulacağı, durdurmanın, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılacağı ve tebligatın bir nüshasının da muhtara bırakılacağı, bu tarihten itibaren en çok bir ay
içinde yapı sahibinin yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını isteyebileceği hükme bağlanmıştır.

Bu hükümde belirtilen bir aylık süre, belediye ve valiliklerce yapı sahiplerine tanınması gereken sürenin üst sınırı olup, işin mahiyetine göre makul olan bir süre tanınması da mümkündür.

Uyuşmazlık konusu olayda, he ne kadar yapı tatil zaptının düzenlendiği tarihle yıkıma ilişkin encümen kararının alındığı tarih arasında 30 günden az bir süre bulunmakta ise de encümen kararının, alındığı tarihten 2,5 ay sonra ilgilisine tebliğ edildiği ve durdurmadan sonra ilgilisince de ruhsatsız katın ruhsata bağlanması için herhangi bir müracaatın bulunmadığı göz önüne alındığında tesis edilen mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

Kaldı ki, dosyada mevcut imar planı örneği ve imar durumunun incelenmesinden uyuşmazlık konusu yapının bulunduğu yerde h:12.50 m, kat nizamının B-4 olarak belirlendiği anlaşıldığından, ruhsatsız yapılan 4.katın ruhsata bağlanmasına bu nedenle de olanak bulunmadığı açıktır. Açıklanan nedenlerle Manisa İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 1992/2480 K: 1993/264 T:08.02.1993

3194 SAYILI YASANIN 32.MADDESİ UYARINCA YAPININ BİR AY İÇERİSİNDE İMARA UYGUN HALE GETİRİLMESİNİ ÖNGÖREN İŞLEMİN İDARİ DAVAYA KONU OLABİLECEĞİ HK.<

Dava, taşınmaz üzerinde bulunan binaya ilave ruhsatsız teras katının imara uygun hale getirilmesinin istenmesine ilişkin belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, yapının imara uygun hale getirilmesini isteyen ve sonucunda hiç bir yaptırım öngörmeyen dava konusu encümen kararının, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın 2577 sayılı Yasanın 15.maddesinin 1/b bendi uyarınca reddine karar verilmiş, bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacıya ait mevcut 2 katlı binanın üzerine yapılan teras katın tutanakla mühürlendiği ve belediye encümeni kararıyla yapının 3194 sayılı Yasanın 32.maddesi hükümleri uyarınca 1 ay içerisinde imara uygun hale getirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.

3194 sayılı Yasanın 32.maddesinde, ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumunun tespit edileceği, yanının mühürlenerek inşaatın derhal dur- durulacağı, durdurmanın, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılacağı, bu tebligatın bir nüshasının muhtara bırakılacağı, bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibinin, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak
belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını isteyeceği, ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa mühürün belediye veya valilikce kaldırılacağı ve inşaatın devamına izin verileceği aksi halde ruhsatsız veya ruhsata aykırı binanın yıktırılacağı kurala bağlanmıştır.

Bu durum karşısında 3194 sayılı Yasanın 32.maddesi hükmü uyarınca yapının 1 ay içinde imara uygun hale getirilmesine ilişkin dava konusu işlemin, sonucu itibariyle, ruhsatsız yapının ruhsata bağlanması aksi halde yıkılacağına ilişkin idari davaya konu olabilecek nitelikte kesin ve icrai bir işlem olduğu açıktır.

Açıklanan nedenlerle temyize konu Samsun İdare Mahkemesinin 25.3.1992
günlü, 1992/313 sayılı kararının bozulmasına karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 1992/3413 K: 1993/1278 T. 1.4.1993

ÖZET: Ruhsata bağlanması mümkün iken yapılan bildirime karşın yasal süre içerisinde ruhsata bağlanmayan yapının yıktırılmasına karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince gereği görüşüldü:

Dava, Sarıyer İlçesi, Bahçeköy, Prof.Dr. Sıtkı Ercüment Sokak 32 ada, 10 parsel sayılı yerde yapılan ruhsatsız yapının yıkılmasına ilişkin 3.6.1991 gün ve 576 sayılı davalı belediye encümeni kararının davanın özeti bölümünde açıklanan sebeplerle iptali istemiyle açılmış, idare mahkemesince; 32 ada, 10 parsel sayılı yerde, 8×10 ebatlarında temeli atılmış, tahliye betonu atılırken tesbit edilen ruhsatsız yapıya ilişkin 10.12.1990 tarih, 0736 sayılı 1 nolu yapı tatil tutanağı düzenlendiği, inşaatın faaliyetten men edilerek mühürlendiği, bu tutanağın bir sureti inşaat mahalline asılmak suretiyle usule uyun tebliğ edildiği, 7.1.1991 ve 0329 sayılı 2 nolu yapı tatil tutanağı ile zemin kat üzerine kolon dikilmek, duvar örülmek ve tahliye betonu atılmak suretiyle kaçak inşaata devam edildiğinin tesbit edildiği, tekrar mühürlendiği, sözkonusu inşaatın 3.8.1987 onay tarihli 1/1.000 ölçekli Bahçeköy ıslah imar planının da konut alanı içinde kaldığı, 22.3.1991 tarih ve 6840 sayılı yazı ile ilgilisinden kaçak yapının ruhsata bağlanmasının istendiği, yasal süresi içinde ruhsata kavuşturamaması üzerine dava konusu yıkım kararının alındığı, bu durumda ruhsatsız olarak inşa edilen inşaatın mühürlenmesine rağmen faaliyete devam edilen, ruhsata bağlanması mümkün iken yasal süresi içinde ruhsata kavuşturulmayan kaçak yapının yıkılması yönünde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

SONUÇ: Dava konusu işlemin iptali istemi ile açılan davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddi yolundaki temyize konu İstanbul 4.İdare Mahkemesinin 19.2.1993 günlü, E:1991/763.K: 1992/203 sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından bozma istemi yerinde görülmeyerek anılan mahkeme kararının ONANMASINA, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 1.4.1993 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 1991/2016 K: 1992/2199 T: 15.05.1992

RUHSATA BAĞLANMASI MÜMKÜN OLMADIĞI ANLAŞILAN YAPI İÇİN DAVACIYA 3194 SAYILI YASANIN 32.MADDESİNDE ÖNGÖRÜLEN 30 GÜNLÜK SÜRENİN TANINMAMASININ İŞLEMİ SAKATLAMIYACAĞI HK.<

Dava, taşınmaz üzerindeki binaya ruhsatsız ilave inşaat yapıldığından bahisle ilave yapının yıktırılmasına ilişkin kararın iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, 15.8.1988 günlü yapı tatil zaptı ile ruhsatsız ilave inşaatın tespit edildiği ve inşaatın mühürlenerek durdurulduğu, belediye encümenince 1.9.1988 tarihinde 3194 sayılı Yasanın 32.maddesi uyarınca yıktırılmasına karar verdiği, 1 aylık süre dolmadan verilen dava konusu kararda mevzuata uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu encümen kararında, yıktırılmasına karar verilen yapının yan bahçe mesafelerine ve kıyı yaklaşma şeridine tecavüzlü olduğu ve ruhsata bağlanamayacak yapı niteliğinde olduğu belirtilmektedir.

Ruhsata bağlanamayacak nitelikte bir yapı için, 3194 sayılı Yasanın 32.maddesi gereğince yapı sahibinin bir ay içinde ruhsat almak için müracaatta bulunmasının hukuki sonuç doğurmayacağı açık olduğundan, söz konusu usul eksikliğinin sonucu itibariyle dava konusu işlemi sakatlaması mümkün değildir.

Bu durumda, mahkemece, yapının ruhsata bağlanıp bağlanamayacağının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bir aylık bekleme süresine uyulmaksızın yıktırılmasına karar verildiğinden bahisle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle İzmir 2.İdare Mahkemesinin 6.2.1991 günlü, 1991/85 sayılı kararının bozulmasına karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 1996/2121 K: 1997/1843 T. 3.4.1997

ÖZET: Ruhsata bağlanması mümkün olmayan inşaat hakkında yasada öngörülen bir aylık sürenin tanınmaması yıkım işlemini sakatlamaz.

Türk milleti adına karar veren Danıştay Altıncı Dairesince gereği görüşüldü:

Dava, … ilçesi, … Köyü, … Deresi mevkii, F 28-a-07-e-1d pafta, 101 ada, 48 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki imar yoluna tecavüzlü ruhsatsız yapının yıktırılmasına ilişkin 1.3.1995 günlü, belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılmış; idare mahkemesince, uyuşmazlık konusu yapının 27.2.1995 günlü tutanakla mühürlendiği, ancak ruhsat alınması için 3194 sayılı Yasanın 32. maddesi uyarınca davacıya bir aylık süre verilmeden yıkıma yönelik olarak alınan dava konusu işlemde mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, bu karar davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.

3194 sayılı Yasanın 32. maddesinde belirtilen bir aylık süre, yapı tatil tutanağıyla inşaatın mühürlenme tarihinden itibaren yapı sahiplerine tanınması gereken sürenin üst sınırı olup, olayın niteliğine göre daha az bir süre tanınması da mümkündür. Ruhsata bağlanma olanağı bulunmayan ruhsatsız ya da ruhsat ve eklerine aykırı inşaatlar hakkında böyle bir sürenin öngörülmemesinin yıkım işlemini sakatlamayacağı açıktır.

Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu yapının imar yoluna tecavüzlü olduğunun ve bu durumuyla ruhsata bağlanmasının mümkün bulunmadığının anlaşılması karşısında, ruhsata bağlanabilmesi için bir aylık süre tanınmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Zonguldak İdare Mahkemesinin 29.11.1995 günlü, E: 1995/868, K: 1995/1472 sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 3.4.1997 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 1998/7473 K: 1999/6529 T. 14.12.1999

ÖZET: Davacıya ait taşınmaz üzerindeki ruhsatsız yapının imar planında park alanında kalması nedeniyle yıktırılmasına ilişkin işlemde mevzuata aykırılık yoktur. 2981 sayılı yasanın 13/b maddesi uyarınca arsa tahsisi gecekondular için sözkonusu olduğundan, kişilerin kendisine ait taşınmaz üzerindeki ruhsatsız yapılar hakkında genel hükümler uyarınca işlem tesisi gerekir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince gereği görüşüldü:

Dava, …. … pafta, … ada, … parsel sayılı davacıya ait taşınmaz üzerindeki ruhsatsız yapının 3194 sayılı Yasanın 32. maddesi uyarınca yıktırıl ması ve aynı Yasanın 42. maddesi uyarınca para cezası verilmesi yolundaki 1.8.1996 günlü, 2041 sayılı belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılmış: idare mahkemesince, dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu yapı için davacının imar affı başvurusunun bulunduğu, ancak yeşil alanda kalması nedeniyle aftan yararlandırılmayıp ruhsat verilmediği anlaşıldığından, 2961 sayılı Yasa uyarınca arsa tahsisi yapılması gerekirken yapının yıktırılmasında mevzuata uyarlık bulunmadığı nedeniyle dava konusu işlemin bu kısmının iptaline, davanın para cezasına yönelik bölümünün ise adli yargının görevine girmesi nedeniyle görev yönün den reddine karar verilmiş, kararın iptale ilişkin kısmı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesinde, bu Kanunun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç, ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının ilgili idarece tespiti üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumunun saptanacağı, yapının mühürlenerek inşaatın derhal durdurulacağı, bu tarihten itibaren bir ay içinde ruhsata aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığının anlaşılması halinde mühürün kaldırılarak inşaatın devamına izin verileceği, aksi takdirde ruhsatın iptal edileceği, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan binanın yıktırılacağı hükme bağlanmıştır.

2981 sayılı Yasa ile imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki yapılara ilişkin hususlar düzenlenerek yasanın öngördüğü koşulları taşıyanların muhafazasına yönelik hükümler belirlenmiş ve yasadan yararlanamayacak olan yapılar sayılmış, 14. maddesinin ( a ) bendinde her ölçekte imar planında başka maksatla tahsis edilmiş alanlardaki her türlü ruhsatsız yapının Yasa kapsamında olmadığı hükme bağlanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden …. … pafta, … ada, … parsel sayılı davacıya ait taşınmaz üzerinde ruhsatsız yapı yapıldığının 27.6.1996 tarihinde saptanarak mühürlendiği, imar planı uyarınca taşınmazın park alanında kalması nedeniyle ruhsata bağlanamayacağından dava konusu işlemle yıktırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Davacı tarafından her ne kadar uyuşmazlığa konu ruhsatsız yapı için imar affından yararlanmak üzere başvuruda bulunulmuşsa da, taşınmazın imar planında park alanında kalması nedeniyle 2981 sayılı Yasa uyarınca ruhsat verilmesinin mümkün olmaması sonucu ruhsata bağlanamadığından, ruhsatsız yapıldığı tartışmasız olan yapı hakkında 3194 sayılı Yasanın 32. maddesi hükmüne göre tesis edilen işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

İdare mahkemesince davacıya 2981 sayılı Yasa uyarınca arsa tahsis edilmeksizin tesis edilen işlemin mevzuata aykırı bulunduğu sonucuna varılmışsa da, anılan Yasanın 13/b maddesi uyarınca yapılacak olan arsa tahsislerinin hazine, belediye, il özel idarelerine ait veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde olan arsa veya araziler üzerinde hak sahipliği saptanan ve bulunduğu yerde korunamayan gecekondu sahipleri için sözkonusu olduğu, kişilerin kendisine alt taşınmaz üzerinde bulunan ruhsatsız yapıların bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, anılan Yasa kapsamında bulunmayan ruhsatsız yapılar hakkında genel hükümler uyarınca işlem tesisinin gerektiği nedeniyle, belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmaksızın işlemin iptali yolundaki mahkeme kararında isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle Eskişehir İdare Mahkemesinin 26.6.1998 günlü, E:1996/1106, K:1998/540 sayılı kararının temyiz edilen bölümünün bozulmasına, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 14.12.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 1987/74 K: 1987/874 T: 08.10.1987

3194 SAYILI İMAR KANUNUNUN 32.MADDESİNE GÖRE YIKMA KARARLARININ BELEDİYE ENCÜMENİNCE ALINMASI GEREKTİĞİNDEN, BU KONUDA BELEDİYE BAŞKANI TARAFINDAN ALINAN YIKMA KARARININ YETKİSİZLİK NEDENİYLE İPTALİ HK.<

Dava, davacı tarafından yapılan ruhsatsız inşaatın yıktırılmasına ilişkin belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince 3194 sayılı yasanın 32.maddesine göre yıkma konusunda belediye encümenince karar alınması gerektiği, böyle bir karar olmaksızın belediye başkanınca yıkım konusunda tesis edilen işlemde mevzuata uyarlık bulunmadığı, davalı idarece konuyla ilgili olduğu öne sürülen encümen kararlarının ise davacının yapısı hakkında alınan bir yıkma kararı olmadığı, genel nitelikte alınan kararlar olduğu, ayrıca belediye encümeni yetkisinin belediye başkanına verilme gibi mevzuat dışı bir yetki aktarımını düzenlediği ve işlemin dayanağı olamayacağı belirtilerek iptal edilmiş, bu karar davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1.fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, bozma istemi yerinde görülmeyerek anılan mahkeme kararının onanmasına karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 2003/2824 K: 2004/6883 T: 22.12.2004

Dava konusu işlem, tebligat kanununda öngörülen usule aykırı olarak davacıya muhtar eliyle tebliğ edildiğinden, davacının, söz konusu işlemi muhtardan öğrendiğini belirttiği 11.11.2002 tarihinin işlemi öğrenme tarihi olarak kabulü gerektiği hk.<

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince gereği görüşüldü:

Dava, İzmir İli, Bornova İlçesi, Yakaköy Köyü, ? pafta, ? ada, ? parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsatsız olarak yapılan konut inşaatının 3194 sayılı Kanunun 32.maddesi uyarınca yıkımına ilişkin 17.7.2002 günlü, 04/2002-178 sayılı il idare kurulu kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dosyanın incelenmesinden, dava konusu işlemin İzmir Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü’nün 2.2.2002 günlü, 9220 sayılı yazısı ile 13.9.2002 gününde Yakaköy Muhtarına tebliğ edildiği ve davacının komşusuna da haber verildiği, davanın ise 2577 sayılı Yasanın 7.maddesinde öngörülen 60 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra 22.11.2002 gününde açıldığı anlaşıldığından, 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

T.C.Anayasasının 125.maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kurala bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.maddesinin 2.fıkrasında da Anayasa kuralına paralel bir düzenleme getirilerek idari uyuşmazlıklarda dava açma süresinin yazılı bildirimin yapıldığı günden başlayacağı belirtilmiş, aynı Kanununun 11.maddesinde üst makamlara başvurma halinde dava açma süresinin nasıl hesaplanacağı düzenlenmiş, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 32.maddesindede usulüne aykırı yapılan tebligatlarda muhutabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi sayılacağı öngörülmüştür.

3194 sayılı İmar Kanununun 32.maddesinde bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç, ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine belediye veya Valilikce o andaki inşaat durumunun tespit edileceği, yapının mühürlenerek inşaatın durdurulacağı, yapı tatil zaptının, yapı yerine asılmak suretiyle yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılacağı, bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibince yapının ruhsata uygun hale getirilmemesi halinde ruhsata aykırı yapının yıktırılacağı hükme bağlanmış, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21.maddesinde de kendisine tebligat yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ olunacak evrakın o yerin muhtar veya azasına teslim edileceği ve ihbarnamenin binanın kapısına asılacağı, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı belirtilmiştir.

Anılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, bir yapının ruhsatsız ya da ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapıldığının tespit edilmesi halinde 3194 sayılı İmar Kanununun 32.maddesi uyarınca düzenlenecek olan yapı tatil tutanağının bir nüshasının yapı yerine asılması, bir nüshasının da muhtara bırakılması ile yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılacağı, tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapının ruhsata uygun hale getirilerek veya ruhsat alınarak yapının imar mevzuatına uygun hale getirilmemesi durumunda tesis edilecek yıkım işleminin ise ilgilisine tebliğ edilmesinin şart olduğu, ilgilisi, tebligat yapılan adreste oturmuyor ise bu işlemin yapı yerine asılması ve muhtara bırakılması halinde ilgilisine tebliğ edilmiş sayılamayacağı, bu usulün kanunda sadece yapı tatil zaptının tebliği için öngörüldüğü, yıkım işleminin tebliği konusunda ise aksi ispatlanmadıkça ilgilinin öğrenme tarihi olarak beyan ettiği tarihin tebliği tarihi olarak kabulü gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu işlemin Yakaköy Köyü Muhtarlığı eliyle tebligata çıkarıldığı, tebligat zarfının üstünde davacının adresinin yer almadığı , dosyada mevcut ikametgah İlmühaberinden ise davacının Yakaköy Köyü, Cevizlidere mahallesi No:6 adresinde oturduğunun yazılı olduğu, davacı tarafından da dava konusu işlemin 11.11.2002 gününde muhtar eliyle öğrenildiğinden bahisle 22.11.2002 gününde bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, dava konusu işlem, Tebligat Kanununda öngörülen usule aykırı olarak davacıya muhtar eliyle tebliğ edildiğinden, davacının, söz konusu işlemi muhtardan öğrendiğini belirttiği 11.11.2002 tarihinin işlemi öğrenme tarihi olarak kabulü gerekmektedir. Davalı idare tarafından da, davacının bu işlemi daha önceki bir tarihte öğrendiğine yönelik bilgi ve belge ibraz edilemediğine göre, bu tarih esas alındığında davanın yasal süreler içinde açıldığı sonucuna varıldığından, İdare Mahkemesince davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, İzmir 4. İdare Mahkemesinin 21.2.2003 günlü, E:2002/1431, K:2003/255 sayılı kararının bozulmasına, 16.090.000 lira karar harcı ile fazladan yatırılan 11.910.000 lira harcın temyiz isteminde bulunana iadesine, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 22.12.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İmar Kanunu 32 ve 42. Madde Yıkım ve Para Cezalarıyla İlgili Danıştay Kararları-1
Yorum Yap

Yorum Yap