İmar Para Cezalarına İlişkin Davalarda Kabahatler Kanunundaki Temyiz Yasağı Sınırı Uygulanır mı?

Makalemizi paylaşır mısınız?

3194 sayılı İmar Kanunu 32 ve 42 maddeleri, imar para cezası uygulanmasını öngörmektedir.

İmar Para Cezalarına İlişkin Dava, İmar Kanunu 42. madde idari para cezasına itiraz

Belediyeler tarafından İmar Kanunu’nun 42. maddesi kapsamında kesilen imar para cezalarına karşı idari yargıda dava açılmaktadır. Konu ile ilgili olarak şu yazımıza bakabilirsiniz: İmar Para Cezalarına Karşı Açılacak İptal Davalarında Görevli Yargı ve Yetkili Mahkeme

5326 sayılı Kabahatler Kanunu

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin 10. fıkrasında “Üçbin Türk Lirası dahil idarî para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararlar kesindir.” hükmü yer almaktadır.

Ancak bu hüküm, Kabahatler Kanunu kapsamında Sulh Ceza Mahkemesine yapılan itirazlar sonucu verilen kararlarla ilgilidir. İmar para cezalarına karşı idari yargıda açılacak davalarda bu hükmün uygulama alanı bulunmamaktadır.            

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 2. maddesinde, kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlığın anlaşılacağı; 3. maddesinde, bu Kanunun idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde; diğer genel hükümlerinin ise, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; 16. maddesinde; kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımların, idarî para cezası ve idarî yaptırımlardan ibaret olduğu; 27. maddesinin 1. Fıkrasında; idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği; aynı maddenin 8. fıkrasında, idarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği, yine aynı Kanun’un 28′inci maddesinin 10. fıkrasında ise; üç bin Türk Lirası dahil idari para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararların kesin olduğu, hükme bağlanmıştır. Öte yandan, Kanun’un 27. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, idari yaptırım kararına konu olan fiil nedeniyle kişi hakkında aynı zamanda idari yargının görev alanına giren başka bir işlem de tesis edilmiş olması halinde, iki işlem birlikte idari yargıda dava konusu edilecektir. Yasa koyucu tarafından aynı fiil nedeniyle kişi hakkında uygulanan iki ayrı işleme karşı açılan davaların farklı yargı düzenlerinde çözümlenmesini engellemek amacıyla anılan hükme yer verilmiştir. Kanun’un 27. maddesinin 8. fıkrasında belirtilen davanın birlikte idari yargı merciinde görüleceği ifadesinin ise, davanın aynı yargı düzeninde görüleceğini ifade etmek için kullanıldığı tartışmasızdır.

Şunlar da İlginizi Çekebilir

İmar Para Cezalarına Karşı Açılacak İptal Davalarında Görevli Yargı ve Yetkili Mahkeme

Hangi Yapılara ve Fiillere İmar Para Cezası Uygulanır?

Hatalı Olarak Düzenlenen Ruhsata Dayanılarak Yapılan Yapılara Para Cezası Verilebilir mi?

Köylerde Muhtarlıktan İzin Alınmaksızın Yapılan Yapılara Para Cezası Verilir mi?

Kaçak Yapılara Para Cezasında Zamanaşımı var mı?

İmar Para Cezası Uygulama Yetkisi Hangi Kurumda?

Ayrıca; Anayasa Mahkemesince, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan cezalara karşı, cezanın tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde Sulh Ceza Mahkemesine itiraz edilebileceğine ilişkin düzenlemenin iptali istemiyle açılan davaya yönelik olarak verilen 15.5.1997 günlü, E:1996/72, K:1997/51 sayılı kararda; bir idari işlemin bir bölümünün idari yargının, diğer bir bölümünün ise adli yargının denetimine bırakılmasında, kamu yararı bulunmadığı, zira bu işlemlerin, kamu gücünün kullanılmasıyla ilgili bir idari işlemin devamı ve idari bir yasağa aykırı davranan kişiye idari bir yaptırımın uygulanması niteliğinde olduğu, çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde de idari yargının yetkili olacağı, idarenin aynı yapı için aldığı kararın bir bölümünün idari yargıda bir bölümünün adli yargıda görülmesinin yargılamanın bütünlüğünü bozacağı, idari bir işlemin bölünerek bir bölümünün idari yargının bir bölümünün de adli yargının denetimine bırakılmasında isabet bulunmadığı belirtilmek suretiyle anılan düzenleme iptal edilmiştir. Yine Anayasa Mahkemesince, 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 31. maddesiyle değiştirilen 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin iptali istemiyle açılan davaya yönelik olarak verilen 5.4.2007 günlü E:2007/35, K:2007/36 sayılı kararda da; Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin, “idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması hali”nin varlığını aradığı, bu çerçevede, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca para cezası verilmesi işlemi, imar mevzuatına aykırı bir yapılanmanın tespiti, önlenmesi veya giderilmesine yönelik idari bir işlemin devamı niteliğinde bulunduğundan, Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca idari yaptırım kararının yanı sıra idari yargının görev alanına giren başka bir kararın da verilmiş olduğunun ve buna bağlı olarak söz konusu para cezalarına karşı açılacak davalarda idari yargının görevli olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda, İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca verilen para cezasına karşı Sulh Ceza Mahkemesinde açılan davanın, itiraz başvurusunda bulunan Sulh Ceza Mahkemesinin görevine girmediği belirtilerek itiraz başvurusu Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedilmiştir.

Bundan dolayı imar para cezalarına karşı açılan davalarda Kabahatler Kanunu kapsamında temyiz yasağı uygulanmamaktadır.

Danıştay 14. Dairesi, 15.04.2015, E:2013/3547, K:2015/2962    

İmar para cezalarına karşı idari yargıda açılacak davalarda, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin 10. fıkrasında yer alan “Üçbin Türk Lirası dahil idarî para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararlar kesindir.” hükmünün uygulama alanı bulunmadığı.

Dosyanın incelenmesinden; İzmir İli, Karabağlar İlçesi, 2793. Sokak, 42300 ada, 9 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın dördüncü katında ruhsatsız olarak iki adet baz istasyonu yapıldığının 21.06.2010 tarih ve 2342 sayılı yapı tatil tutanağı ile tespiti üzerine, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca davacıya 2,248,40 TL idari para cezası verilmesine ilişkin 01.07.2010 gün ve 1171 sayılı belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda tek hakimle verilen İzmir 3. İdare Mahkemesi’nin 06.05.2011 günlü, E:2010/1384, K:2011/988 sayılı kararına yapılan itirazın İzmir Bölge İdare Mahkemesi’nin 10.10.2011 günlü, E:2011/3318, K:2011/4279 sayılı kararı ile; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 28. maddesinin 10. fıkrasında yer alan, üç bin Türk Lirası dahil idari para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararların kesin olduğu yolundaki hüküm uyarınca, incelenmeksizin reddedildiği anlaşılmaktadır.

İncelenen uyuşmazlıkta; öngörülen idari para cezasının, 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, 3194 sayılı İmar Kanunu’nda da idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği, ancak; idari para cezasına konu yapı ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararın yapı tatil tutanağı ile belirlenmesi üzerine verildiği anlaşıldığından; idari para cezasına ilişkin kararın hukuka aykırılığı iddiasının da, idari yargı yerinde görüleceği, idari yargı düzeninde ise, yargılama usulü olarak, İdari Yargılama Usulünün uygulanması, 2577 sayılı Kanun’un 1. maddesinin 1. fıkrasının amir hükmünün gereği olup, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda ise; belli parasal miktarın altındaki uyuşmazlıklar hakkında idare mahkemesince verilen kararların kesin olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Öte yandan; Kabahatler Kanunu’nun, idari para cezasına itirazı düzenleyen maddeleri ile bu itiraz sonucunda verilen kararlardan belli tutara ilişkin olanlarının kesin olduğunu hükme bağlayan maddesinin birlikte incelenmesinden; tüm bu maddelerin, “Adli Yargı Düzenine” dahil sulh ceza mahkemelerine yapılacak başvuru ve bu başvuru sonucu Ceza Muhakemeleri Kanunu uyarınca yapılacak yargılama ve bu yargılama nihayetinde verilen kararlarla ilgili olduğu görülmektedir.

Bu durumda; Bölge İdare Mahkemesinin, davacının itiraz başvurusu üzerine, olayda uygulanma imkanı bulunmayan, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 28. maddesinin 10. fıkrası uyarınca itirazın incelenmeksizin reddine ilişkin kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2451 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.