İmar Para Cezalarına Karşı Açılacak İptal Davalarında Görevli Yargı ve Yetkili Mahkeme

İmar Para Cezalarına Karşı Açılacak İptal Davalarında Görevli Yargı

İmar Kanununun 42. maddesinin beşinci fıkrasında idari para cezalarına itirazın yapılacağı yetkili yargı yeri sulh ceza mahkemesi olarak belirlenmişti. Ancak bu hüküm Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre para cezası verilmesine ilişkin işlem idari bir işlemdir, bu nedenle, para cezalarına karşı açılacak davaların idari yargıda görülmesi gerekir.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra Kabahatler Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihe kadar imar para cezalarına karşı idare mahkemelerinde dava açılmakta idi.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu yürürlüğe girdikten sonra idari para cezasına itiraz edilecek yetkili mahkeme açısından bir belirsizlik oluşmuş, bu belirsizlik Anayasa Mahkemesinin 05.04.2007 tarihli ve E:2007/35, K:2007/36 sayılı kararı (Resmi Gazete T/S:15.11.2007/26701) ile giderilmiştir. Ruhsat ve eklerine aykırı yapıldığı gerekçesiyle mühürlenerek inşaatı durdurulan yapı sahibine İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca verilen para cezasının iptali istemiyle açılan davada ilk derece sulh ceza mahkemesi tarafından, Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri sürülmüştür. Davayı görüşen Anayasa Mahkemesi; imar para cezalarına karşı açılacak davalarda idari yargının görevli olduğunu, bu durumda, İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca verilen para cezasına karşı sulh ceza mahkemesinde açılan davanın, itiraz başvurusunda bulunan sulh ceza mahkemesinin görev alanına girmediğini belirterek itiraz başvurusunu itirazda bulunan Mahkemenin yetkisizliği nedeni ile reddetmiştir. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararında şu hususlar vurgulanmıştır:

“5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin (1) numaralı fıkrasında idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararlarına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği belirtilmekte, 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde de diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, idarî yaptırım kararlarına karşı bu Kanun’da öngörülen kanun yoluna ilişkin kuralların uygulanacağı hükme bağlanmaktadır. Anılan Yasa’nın 27. maddesine 5560 sayılı Yasa ile eklenen (8) numaralı fıkrada ise idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde, idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği hükmü yer almaktadır.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesinde, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıların inşaatının idarece derhal durdurulması ve ruhsata uygun hale getirilmemesi halinde yıktırılması, 42. maddesinde de ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine ve müteahhidine para cezası verilmesi öngörülmektedir.

İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca verilen para cezaları, bir yapının ruhsatsız veya ruhsata aykırı veya imar mevzuatına aykırı yapıldığının tespit edilmesi anlamını taşımaktadır.

Uygulamada söz konusu aykırılığın tespiti, devam eden inşaatlarda yapı tatil zaptı, tamamlanmış olan yapılarda ise yapı tespit zaptı düzenlenmesiyle gerçekleşmekte ve bu suretle idari işlem kimliğine bürünmektedir.

Söz konusu işlemler, yerleşik yargı kararlarında idari davaya konu oluşturabilecek nitelikte idari işlemler olarak kabul edilmektedirler.

Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi, “idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması hali”nin varlığını aramaktadır.

Bu çerçevede, İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca para cezası verilmesi işlemi, imar mevzuatına aykırı bir yapılanmanın tespiti, önlenmesi veya giderilmesine yönelik idari bir işlemin devamı niteliğinde olduğundan, Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca idari yaptırım kararının yanı sıra idari yargının görev alanına giren başka bir kararın da verilmiş olduğunun ve buna bağlı olarak söz konusu para cezalarına karşı açılacak davalarda idari yargının görevli olduğunun kabulü gerekmektedir.

Bu durumda, İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca verilen para cezasına karşı sulh ceza mahkemesinde açılan dava, itiraz başvurusunda bulunan mahkeme’nin görevine girmemektedir.”

Ayrıca Uyuşmazlık Mahkemesi de vermiş olduğu kararlarında imar para cezalarına karşı açılacak davaların idari yargıda görülmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Karar                                                                                              

Uyuşmazlık Mahkemesi, 06.06.2011, E:2011/48, K:2011/122       

3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca verilen para cezasına karşı açılan davanın, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği.

3.5.1985 tarih ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin birinci fıkrasında, ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine, fenni mesule ve müteahhidine, istisnalar dışında özel parselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana para cezası verileceği kurala bağlanmış; anılan Yasa maddesinin itiraz merci olarak sulh ceza mahkemesini belirleyen beşinci fıkrası Anayasa Mahkemesi’nin 15.5.1997 tarihli ve E:1996/72, K:1997/51 sayılı kararıyla; bir idari işlemin bir bölümünün idari yargının, diğer bir bölümünün ise adli yargının denetimine bırakılmasında, kamu yararı bulunmadığı, zira bu işlemlerin, kamu gücünün kullanılmasıyla ilgili bir idari işlemin devamı ve idari bir yasağa aykırı davranan kişiye idari bir yaptırımın uygulanması niteliğinde olduğu, çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde de idari yargının yetkili olacağı, idarenin aynı yapı için aldığı kararın bir bölümünün idari yargıda bir bölümünün adli yargıda görülmesinin yargılamanın bütünlüğünü bozacağı, idari bir işlemin bölünerek bir bölümünün idari yargının bir bölümünün de adli yargının denetimine bırakılmasında isabet bulunmadığı belirtilmek suretiyle iptal edilmiş olup, yasama organınca bu konuda düzenleme yapılmamıştır.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararını gözeten Uyuşmazlık Mahkemesi, 3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesine göre verilen idari para cezalarına karşı açılan davaları, göreve ilişkin genel ilkelere göre idari yargının görev alanında görmüştür.

3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesi, 9.12.2009 gün ve 5940 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değiştirilmiş ise de; idari para cezasına karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 6.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyle değiştirilen 3. maddesinde, “(1) Bu Kanunun;

a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,

b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezasıveya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,

uygulanır” denilmiştir.

Aynı Kanunun 27. maddesine, 5560 sayılı Kanun ile eklenen sekizinci fıkrada ise; idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği kurala bağlanmış, bu maddenin gerekçesinde de bu hükümle, Kabahatler Kanunu'ndaki düzenlemelerin ortaya çıkardığı bağlantı sorununa çözüm getirilmesinin amaçlandığı ifade edilmiştir.

19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren bu düzenlemeye göre, Kabahatler Kanunu’nun; idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı, ancak; idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği anlaşılmaktadır.

Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yeni bir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.

Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanın açıldığı anda görevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dair intikal hükümlerinin varlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.

Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme o dava için görevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için) davaya bakmaya devam etmesi gerekir.

İncelenen uyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, 3194 sayılı İmar Kanunu’nda da idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği, ancak; idari para cezasına konu yapı ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararın (yıkım) da verildiği anlaşıldığından; idari para cezasına ilişkin kararın hukuka aykırılığı iddiasının da, idari yargı yerinde görüleceği kuşkusuzdur.

Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesi ve aynı Kanunun 27. maddesine 5560 sayılı Kanun’la eklenen sekizinci fıkra hükmü bir arada değerlendirildiğinde, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca verilen para cezasına karşı açılacak davanın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.

Danıştay da muhtelif kararlarında imar para cezalarına karşı açılacak davaların idari yargıda görülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Örneğin Danıştay 6. Dairesi tarafından verilen 30.01.2007 tarihli ve E:2006/1498, K:2007/438 sayılı kararda “3194 sayılı imar kanunu uyarınca verilen para cezasından kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu, söz konusu para cezasının 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamına girmediği” ifade edilmiştir.

Karar                                                                                              

Danıştay 6. Dairesi, 30.01.2007, E:2006/1498, K:2007/438           
3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca verilen para cezasından kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu, söz konusu para cezasının 5326 sayılı kabahatler kanunu kapsamına girmediği.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 16. maddesinin birinci fıkrasında: kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımların, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibaret olduğu hüküm altına alınmış, aynı Kanun'un 27. maddesine, 19.12.2006 günlü, 26381 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5560 sayılı Kanun ile eklenen sekizinci fıkrada, idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği kurala bağlanmış, bu maddenin gerekçesinde de bu hükümle, Kabahatler Kanunu'ndaki düzenlemelerin ortaya çıkardığı bağlantı sorununa çözüm getirilmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesince, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan cezalara karşı, cezanın tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde Sulh Ceza Mahkemesine itiraz edilebileceğine ilişkin düzenlemenin iptali istemiyle açılan davaya yönelik olarak verilen 15.5.1997 günlü, E:1996/72, K:1997/51 sayılı kararda da: bir idari işlemin bir bölümünün idari yargının, diğer bir bölümünün ise adli yargının denetimine bırakılmasında, kamu yararı bulunmadığı, zira bu işlemlerin, kamu gücünün kullanılmasıyla ilgili bir idari işlemin devamı ve idari bir yasağa aykırı davranan kişiye idari bir yaptırımın uygulanması niteliğinde olduğu, çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde de idari yargının yetkili olacağı, idarenin aynı yapı için aldığı kararın bir bölümünün idari yargıda bir bölümünün adli yargıda görülmesinin yargılamanın bütünlüğünü bozacağı, idari bir işlemin bölünerek bir bölümünün idari yargının bir bölümünün de adli yargının denetimine bırakılmasında isabet bulunmadığı belirtilmek suretiyle anılan düzenleme iptal edilmiştir.

Yukarıda belirtilen hususlar ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'na 5560 sayılı Kanunla eklenen sekizinci fıkra hükmü bir arada değerlendirildiğinde, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca verilen para cezalarına karşı açılacak davaların çözümünde idari yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.

Bu gün için 3194 sayılı İmar Kanunu çerçevesinde verilen idari para cezası niteliği taşıyan imar para cezalarına itirazın idare mahkemelerine yapılması ve itirazın anılan mahkemelerce sonuçlandırılması gerekmektedir.

İdari işlem niteliğinde olan para cezaları konusunda idari yargıda görev, idare mahkemelerinindir. Bir başka anlatımla para cezaları vergi, resim ve harç niteliğinde olmadığından para cezasına ilişkin ihbarnamenin iptali istemi ile açılan davanın idare mahkemesinde görülmesi gerekir.

Karar                                                                                              

Danıştay 6. Dairesi, 26.02.1990, E:1990/31, K:1990/188   

3194 sayılı İmar Kanunun 42. maddesine istinaden verilen para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ihbarname bir idari işlem olduğundan, buna karşı açılan davanın idare mahkemesince görülmesi gerektiği nedeniyle, vergi mahkemesince davanın görev yönünden reddinde isabet görülmediği.

Dosyanın incelenmesinden, belediyece belediye encümeni kararı ile 3194 sayılı Yasanın 42.maddesine göre verilen para cezası için ihbarname düzenlenerek tebliğ edildiği ve davanın bu ihbarnameye karşı açıldığı anlaşılmakta olup, 3194 sayılı Yasanın 42.maddesine göre ödenmesi istenilen para vergi, resim ve harç niteliğinde bulunmadığından ödenmesi ihbarname ile istenilmiş olsa bile dava konusunun ihbarname şeklinde düzenlenen bir idari işlem olduğu açıktır.

Her ne kadar 3194 sayılı Yasanın 42.maddesine göre verilen para cezalarına karşı Sulh Ceza Mahkemelerinde dava açılması gerekir ise de, bu konuda düzenlenen ödeme emri ve ihbarnamelere karşı açılacak davaların idare mahkemelerinde çözümlenmesi gerekmektedir.

Olayda da, 3194 sayılı Yasanın 42.maddesine göre para cezası verilmesine ilişkin belediye encümeni kararına karşı Sulh Ceza Mahkemesinde itirazda bulunulduğu dava dilekçesinde belirtilmekte olup, anılan belediye encümeni kararına dayanılarak düzenlenmiş bulunan ihbarnameye karşı açılan bu davanın çözümü ise idare mahkemesinin görevine girdiğinden adli yargı yerinin görevli olduğu yolunda Vergi Mahkemesince verilen kararda isabet görülmemiştir.

İmar Para Cezalarına Karşı Açılacak İptal Davalarında Yetkili Mahkeme

İdari Yargılama Usulü Kanununun 34. maddesine göre imar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir. Bu nedenle para cezalarına karşı taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinde dava açılması gerekir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.