İmar Planlarına Taşınmaz Maliklerinin Dava Açma Ehliyeti: Menfaat İhlali ve Menfaatin Devamı Şartı

İmar planları düzenleyici bir idari işlem olarak plan kapsamındaki taşınmazların hukuki durumlarını etkilemektedir. Bu nedenle, imar planı kapsamında bulunan ya da imar planı değişikliğinden etkilenen parsel maliklerinin imar planının iptali istemi ile idari yargıda dava açabilecekleri kuşkusuzdur.

İleride malik olması muhtemel kişilerin imar planına dava açma ehliyeti bulunmamaktadır. Danıştay 6. Dairesi, mülkiyeti Hazine ile şahıslar arasında ihtilaflı bulunan şahıs adına tescilli taşınmazın imara alınması ile ilgili olarak Hazine tarafından açılan iptal davasını, “ileride doğması muhtemel menfaate dayanılarak iptal davası açılamaz” gerekçesi ile reddetmiştir.

Ayrıca, Danıştay kararlarına göre menfaatin sadece dava açıldığı tarihte mevcut olması yeterli olmayıp dava sürecince de devam etmesi gerekmektedir. Yani menfaat ihlali koşulunun davanın açıldığı tarihte mevcut bulunması yeterli olmayıp davayı sonuçlandıran kararın kesinleşmesine (temyiz isteminin sonuçlandırılmasına) kadar devam etmesi gerekmektedir.

Danıştay 6. Dairesi, 21.02.1989, E:1988/1816, K:1989/323

Dava açtıktan sonra taşınmazını üçüncü kişilere satan davacının dava açma ehliyetinin ortadan kalktığı.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2.maddesinin 1-a bendinde idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenlerin iptal davası açabilecekleri kurala bağlanmıştır. Sözü edilen menfaatin ihlal edilmesi koşulunun davanın açıldığı tarihte mevcut bulunması yeterli olmayıp davayı sonuçlandıran kararın kesinleşmesine kadar devam etmesi idari yargının belli esaslarındandır. Temyiz istemi sonuçlandırılmadan kararın kesinleşmesinden de söz edilemeyeceği açıktır.

Olayda ise, uyuşmazlığın İdare Mahkemesince karara bağlandığı 6.4.1988 gününde saat 14.00 de davacının davadan feragat dilekçesini Mahkemeye verdiği ve aynı günde de bu davanın açılmasına neden olan dairesini davalı yanında davaya katılan ...'a satmış olduğu temyiz dosyasının incelenmesinden anlaşılmakta olup, bu durumda menfaat ihlalinin ortadan kalkması nedeniyle davacı dava ehliyetini kaybederek davada taraf olmaktan çıkmış bulunmaktadır.

Açıklanan nedenle dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulmasına, uyuşmazlığın niteliği ve dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler dava hakkında karar vermeye yeterli görüldüğünden 2577 sayılı Yasanın 49.maddesinin 2.bendi uyarınca incelenen davanın yukarıda belirtilen nedenle 2577 sayılı Yasanın 15. maddesinin 1/b bendi uyarınca ehliyet yönünden reddine karar verildi.

Malik tarafından açılan dava devam ederken taşınmazın mülkiyetinin değişmesi durumunda yeni malik hasım statüsüne alınarak davaya devam edilmesi gerekir.

Danıştay 6. Dairesi, 23.10.2009, E:2009/6686, K:2009/10260

İmar planı değişikliğine konu taşınmazları satın alan kişinin mülkiyetin el değiştirmesi üzerine davayı takip hakkının kendisine geçtiğinden bahisle yaptığı başvurunun 2577 sayılı Yasa'nın 26. maddesi uyarınca dikkate alınması suretiyle idare mahkemesince yeniden taraf teşkil ettirilmesi gerektiği.

2577 sayılı Yasa'nın 26/1. maddesinde “Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.” hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazların 25.11.2005 tarihinde satın alındığından bahisle ... tarafından verilen 22.2.2006 günlü dilekçeyle 2577 sayılı Yasa'nın 26. maddesi uyarınca davanın adına yürütülmesi talebinde bulunulduğu, nitekim davacı vekili tarafından verilen ve 13.4.2006 gününde kayda geçen dilekçede de anılan hususun mahkemenin bilgisine sunulduğu ancak İdare Mahkemesince davacının davadan feragat etmemesi gerekçesine dayanılarak taşınmazın yeni maliki olan anılan kişinin davacı sıfatının kabul edilmediği ve uyuşmazlığın esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır.

Olayda, imar planı değişikliğine konu taşınmazları satın alan kişinin mülkiyetin el değiştirmesi üzerine davayı takip hakkının kendisine geçtiğinden bahisle yaptığı başvurunun 2577 sayılı Yasa'nın 26.maddesi uyarınca dikkate alınması suretiyle idare mahkemesince yeniden taraf teşkil ettirilmesi gerektiği açıktır.

Diğer taraftan, imar planları gibi mülkiyet ilişkisine dayalı uyuşmazlıklarda malikin dava sonuna kadar taşınmazla olan hukuki bağını dolayısıyla davada taraf olma ehliyetini koruyup korumadığı hususu da önem arz etmektedir.

Bu itibarla, taşınmazla mülkiyet ilişkisi sona eren ilk malikin davada taraf olma ehliyetinin devam ettiğinin kabulü suretiyle yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmaksızın verilen idare mahkemesi kararında yasal isabet görülmemiştir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.