İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak Davaların Karara Bağlanmasında Dikkat Edilecek Hususlar

İnşaat durdurma ve yıkım işlemlerine karşı açılacak davaların esasının görülmesiyle ilgili hususlar aşağıda açıklanmıştır.

İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak Davalarda Yürütmenin Durdurulması

Yapı sahibine “ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapının yıkılması veya ruhsat alınması, aksi takdirde İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapılacağı yönündeki bildirimlere karşı açılacak davalarda verilecek yürütmeyi durdurma kararı, bu maddelere göre işlem yapılmasını engeller.

İnşaat durdurma işlemine karşı yürütmeyi durdurma kararı verilirse yapının durdurulmasına ilişkin işlemin yürürlüğü ve mühürleme ortadan kalkmış olur. Bu açıdan özellikli bir durum yoktur.

Keza yıkıma ilişkin encümen kararının yürütmesinin durdurulması durumunda, bu encümen kararı icra edilemez.

İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak Davaların Karara Bağlanması

İnşaat durdurma ve yıkım işlemlerine karşı açılacak davalarda hakim, muhtemel hukuka aykırılık nedenlerini dikkate alarak, yürütmeyi durdurma ve iptal istemini karara bağlar. Muhtemel hukuka aykırılık nedenleri konusunda şu yazımıza bakabilirsiniz: İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak Davalarda Muhtemel Hukuka Aykırılık Nedenleri

1. Ruhsatsız veya Ruhsata Aykırı Yapının Yıkılması Gerektiği Yönünde Belediye Başkanlığınca Yapılan Bildirim Hakkında Açılan Dava

İlgili idare tarafından, yapı sahibine “ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapının yıkılması veya ruhsat alınması, aksi takdirde İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapılacağı” yönünde bildirime karşı açılan davada iptale karar verilirse idare artık durdurma, yıkım ve/veya para cezası işlemi tesis edemez.

Zaten Danıştay 14. Dairesi de yıkım ve para cezası uygulama yetkisinin encümende olduğunu belirterek yapı sahibine “ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapının yıkılması veya ruhsat alınması, aksi takdirde İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapılacağı” yönünde bildirimin hukuka uygun olmadığına karar vermektedir.

Danıştay 14. Dairesi, 10.10.2012, E:2012/4962, K:2012/6897       

3194 sayılı Kanunun 32. maddesinde öngörülen usul izlenmeden, yıkım kararı almaya ve para cezası vermeye yetkili olmayan Yapı Kont-rol ve İskan Müdürlüğü'nce tesis edilen dava konusu işlemde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesinde; “(...)” hükmü yer almaktadır. Aynı Kanun'un 42. maddesinin 1. fıkrasında ise, bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda yer verilen hükümler uyarınca, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde yapılan ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların yıkımına ve sorumlular hakkında 42. maddede belirtilen idari yaptırımlara karar verilmesinde belediye encümeninin yetkili olduğu dikkate alındığında; maddede öngörülen usul izlenmek suretiyle yapı tatil tutanağı düzenlendikten sonra, belediye encümeni kararı ile ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların yıkımına ve ilgililer hakkında yaptırım uygulanmasına karar verilmesi gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; davalı idare teknik personeli tarafından yapılan denetimde, Kocaeli İli, İzmit İlçesi, 28 Haziran Mahallesi, … numaralı adreste bulunan yapı üzerinde ruhsatsız olarak baz istasyonu yapıldığının tespit edilmesi üzerine, 7 gün içerisinde baz istasyonunun ruhsata bağlanması veya aykırılığın giderilmesi, aksi takdirde 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. ve 42. maddeleri uyarınca işlem tesis edileceğine ilişkin (…) Belediye Başkanlığı Yapı Kontrol ve İskan Müdürlüğü'nün 09/02/2010 tarihli işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda; 3194 sayılı Kanunun 32. maddesinde öngörülen usul izlenmeden, yıkım kararı almaya ve para cezası vermeye yetkili olmayan Yapı Kontrol ve İskan Müdürlüğü'nce tesis edilen dava konusu işlemde yetki yönünden hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Bu işleme karşı açılan dava devam ederken ruhsat alınması durumunda, açılan davanın Danıştay 6. Dairesinin 16.04.1992 tarihli ve E:1990/2731, K:1992/1655 sayılı kararı paralelinde reddedilmesi, buna karşılık yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması gerekir.

Bu işleme karşı açılan dava devam ederken belediyece yapı durdurma tutanağı düzenlenmesi, encümen tarafından yıkım ve para cezası kararı alınması durumunda konusu kalmayan davanın reddedilmesine karar verilmelidir. Çünkü bu halde, belediyece “ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapının yıkılması veya ruhsat alınması, aksi takdirde İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddelerine göre işlem yapılacağı” yönünde yapılan bildirim hukuken ortadan kalkmaktadır. Ancak karar verilmesine yer olmadığına dair karar verirken yargılama giderinin kimin üzerine bırakılacağı tartışma konusudur.

2. İnşaat Durdurma İşlemleri Hakkında Açılan Dava

Keza durdurma tutanağına karşı açılan davada iptale karar verilirse tutanak kendiliğinden ortadan kalkar. Bu durumda yapı sahibi inşaatına devam edebilir. Bunun için ilgili idarenin herhangi bir işlem tesis etmesine gerek yoktur.

Durdurma tutanağına karşı açılan dava devam ederken encümen kararı alınması durumunda, encümen kararı durdurma tutanağını kendiliğinden ortadan kaldırmayacağı için davanın esasının görülerek kabul ya da redde karar verilmesi gerekir.

3. Yıkıma İlişkin Encümen Kararı Hakkında Açılan Dava

Encümen kararına karşı açılan davalarda iptale karar verilirse durdurma işlemi kendiliğinden ortadan kalkar ve yıkım işlemi tesis edilemez.

Verilen süre içerisinde yapının ruhsata bağlanmaması nedeni ile encümen tarafından alınan yıkım kararına karşı idare mahkemesinde açılan iptal davası görülürken yapının ruhsata bağlanması halinde yıkım kararının iptal edilmesi gerekir.

Danıştay 6. Dairesi, 16.04.1992, E:1990/2731, K:1992/1655         

Davacıya ait yapının imar kanununun 32. maddesinde öngörülen süre içerisinde ruhsata bağlanmadığı gerekçesiyle yıktırılmasına karar verilmişse de, dava sırasında anılan yapı ruhsata bağlandığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmediği.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacının yapısının ruhsatsız olması nedeniyle yıktırılmasına karar verildiği, 3194 sayılı Yasanın 32. maddesinde belirlenen süreler geçirildikten sonra ruhsata bağlandığı, bu durumun ara kararına verilen cevapla da doğrulandığı anlaşılmaktadır.

İdari yargı denetiminin idari işlemlerin tesis edildikleri gündeki hukuki durumlarının göz önüne alınarak yapılacağı kuşkusuzdur. Ancak bu ilkenin tüm idari işlemlerde uygulanamayacağı ve uyuşmazlığın niteliğinin de nazara alınması gerektiği açıktır. Dava konusu uyuşmazlıkta inşaatın yıktırılmasına karar verilmesinin nedeni inşaatın ruhsatsız olmasıdır. Mahkemenin karar verdiği tarihte ise inşaatın ruhsatlı hale getirildiği, dolayısıyla işlemin neden unsurunun ortadan kalktığı tartışmasız olduğuna göre davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Aksi yoldaki bir düşünce binanın yıkılıp yeniden yapılmasını gerektirir ki, bunun kabulü mümkün değildir.

Aynı yönde Danıştay 6. Dairesi, 08.05.1991, E:1990/2739, K:1991/1019

Yıkıma ilişkin encümen kararına karşı açılan dava devam ederken dava konusu yapının belediye tarafından yıkılması durumunda mahkemenin ne şekilde karar vermesi gerektiği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır.

Bir görüşe göre bu durumda işlemin yıkım tarihindeki yargısal denetiminin yapılarak işlemin hukuka uygun veya aykırı olduğunun saptandıktan sonra karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmesi gerekir.

İkinci görüşe göre bu durumda işlemin yargısal denetiminin yapılarak iptal ya da ret yönünde hüküm kurulması gerekir.

Danıştay 14. Dairesinin de benimsediği üçüncü görüşe göre ise işlemin hukuka uygun ya da aykırı olduğu saptamasına girilmeden sadece karar verilmesine yer olmadığı yönünden karar verilmelidir. Emsal karar olarak Danıştay 14. Dairesinin E:2011/7047, K:2012/1606 kararına bakılabilir.

İnşaat Durdurma ve Yıkım İşlemlerine Karşı Açılacak Davalarda Kararın Temyizi

Yıkım işlemleriyle ilgili olarak açılan davaların temyiz yoluna tabi olduğuna dair açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu davalarla ilgili olarak, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinde açık bir hüküm bulunmamaktadır. Sadece 1. maddenin (b) bendinde “konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar”ın temyize tabi olduğu ifade edilmiştir.

Yıkım işlemleri konusunda açılan davaların büyük bir kısmı iptal davası niteliğindedir; ancak bu davalara konu inşaatlar belirli bir parasal büyüklüğü de ihtiva etmektedirler. Ancak bu işlemlere karşı açılan davaların, davanın sadece iptal davası olmasına göre mi, yoksa içerdiği parasal büyüklüğe göre mi temyiz/istinaf edilmesi gerektiği konusunda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Kanaatimizce buradaki temyiz sınırının inşaatın parasal büyüklüğü dikkate alınarak belirlenmesi daha uygun olacaktır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.