İnşaat Yapmaya Elverişli Parsel Üretilmesi Mümkün Olmayan Alanların Düzenlemeye Tabi Tutulaması Mümkün müdür?

Arazi ve arsa düzenlemesinin temel amacı, inşaata elverişli imar parseli üreterek sağlıklı kentleşmeyi sağlamaktır. Bu anlamda, geleceğe yönelik bir öngörüyü içermesi gereken planların uygulanması sürecindeki temel amaç, kadastro parsellerinin, kent planlarına ve imar mevzuatına göre üzerlerinde yapılaşma gerçekleşebilecek mekânlara (kentsel arsalara) dönüşümünü sağlamaktır . Bir başka ifadeyle buradaki temel amaç, AAD Uygulama Yönetmeliğinin 5. maddesi ile belirtildiği üzere beldenin gelişim ve ihtiyaç durumu dikkate alınmak üzere yeterli miktarda arsayı, konut yapılmasına hazır hale getirmektir.

Parselasyon işleminin amacının üzerinde yapı yapmaya elverişli, sorunsuz imar parseli oluşturmak olmasının bir diğer sonucu, üzerinde inşaat yapmaya elverişli parsel üretilmesi mümkün olmayan alanların düzenlemeye tabi tutulamamasıdır.

Danıştay, askeri yasak bölge, güvenlik bölgesi, kıyı gibi inşaat yapmaya elverişli olmayan alanların uygulamaya tabi tutulmasını ve bu alanlarda konut, ticaret, sanayi gibi özel mülkiyete konu olabilecek parseller oluşturulmasını, hukuka aykırı bulmaktadır.

Örneğin Danıştay sulak alanlar açısından mutlak koruma alanlarının arazi ve arsa düzenlemesine tabi tutulamayacağı görüşündedir.

Danıştay 6. Dairesi, 14.09.1994, E:1993/4629, K:1994/2895

Düzenlemeye tabi tutulan davacıya ait parselin de içinde bulunduğu alan, Göl kıyısındadır. Göl mutlak koruma alanında olup, Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinin 17. maddesinin B bendi gereğince mutlak koruma alanlarında hiçbir yapı yapılamayacağı öngörülmüştür. Böylece hiçbir şekilde yapı yapılması mümkün olmayan bir alan parselasyon işlemiyle konut alanına açılamayacağından düzenleme işleminin iptaline karar verilmesi sonucu itibariyle yerindedir.

Dosyanın incelenmesinden; düzenlemeye tabi tutulan davacıya ait parselin de içinde bulunduğu alanın, ....... Gölü kıyısında bulunduğu ve Gölün mutlak koruma alanında kaldığı, 1 ....... İli Mahalli Çevre Kumlunun 3.4.1991 günlü, 4 sayılı kararında da bu alanlarda Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinin 17 ve 18. maddelerinde belirtilen koruma tedbirlerinin aynen uygulanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Sözü geçen Yönetmeliğin 17. maddesinin (B) bendinde ise mutlak koruma alanında hiçbir yapı yapılamayacağı öngörülmüştür.

Bu nedenle dava koruma işleminin hiçbir şekilde yapı yapılması mümkün olmayan bir alanın parselasyon işlemiyle konut alanına açılmayacağı gerekçesiyle iptal edilmesi gerekirken, İdare Mahkemesince yapılan düzenlemenin hem teknik olarak hem de Kıyı Kanununa aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi sonucu itibariyle yerinde bulunmaktadır.

Benzer şekilde, kıyıların imar uygulamasına tabi tutulması ve bu alanda imar parseli oluşturulması mümkün değildir (Danıştay 6. Dairesi, 20.01.1997, E:1996/1530, K:1997/338).

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.