İslam Hukuku ve Osmanlı Uygulamasına Sınırlı Ayni Hak Türü: “Menfaatler”

İslam hukukuna göre bir malın ayn’ı gibi menfaati de tek başına mülkiyet konusu olabilir.

Bugünkü hukukumuzda sınırlı ayni haklar olarak kabul edilen bazı haklar, İslam hukukunda menfaat olarak kabul edilmiş ve bunların tek başlarına mülkiyete konu olabileceği kabul edilmiştir.

Menfaatler başkasının malı ya da mülkü üzerinde bir hak değil, başlı başına bir mülktürler (Ansay, 1954: 89).

Ancak Hanefiler irtifak hakları gibi sınırlı ayni hakların mal olarak kabul edilemeyeceğini kabul etmişlerdir. Hanefilere göre bunlar, sahibine sadece malikine yararlanma hakkı veren mali haklardır. Bu yaklaşımın doğal sonucu şudur: İrtifak hakları, bağlı olduğu taşınmazdan ayrı olarak tasarrufa (satış, hibe veya tasadduk) konu edilemez. Çünkü fiziki varlığı olmayan haklar, sadece bir menfaat mülkiyetidirler, bundan dolayı temlîke elverişli değildir. Bu kapsamda Osmanlı hukukunda sınırlı ayni hakları belirtmek için kullanılan hakku’t teallukun satışı mümkün değildir.

Fakat Mecelle’nin değiştirilmesi için çalışmalar yapan Mecelle Tadil Komisyonu hakku’t tealluk niteliğindeki hakların satışını mümkün kılacak önerilerde bulunmuştur (Kaşıkçı, 1999: 52).

Haklar satışa konu edilemese bile bu hakların da mali bir yönü olduğu için bu haklar da mirasla intikal edeceği gibi, bu haklar üzerinde yapılan vasiyet de geçerlidir. Buna karşılık Hanbeli hukukçular menfaat mülkiyeti şeklindeki sınırlı ayni hakların da satıma konu olabileceğini vurgulamışlardır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.