İslam Hukuku ve Osmanlı Uygulamasında Mülkiyete Sahip Olma Açısından Tüzel Kişiler

Makalemizi paylaşır mısınız?

İslam hukukunun tüzel kişiliği tanıyıp tanımadığı konusunda ihtilaf söz konusudur.

Ancak çoğunluk görüşü, bizzat tüzel kişilik (hükmi şahıs) ibaresi kullanılmamış olsa bile İslam hukukunun tüzel kişilik kavramını benimsediği yönündedir (Akagündüz, 1988: 8). Örneğin Velidedeoğlu, İslam hukukunun gerçek kişiliğin yanı sıra tüzel kişiliği de benimsediği görüşündedir (Velidedeoğlu, 1959: 22-23). Bu kapsamda açıkça tüzel kişilik ibaresinin kullanılmamış olması, İslam hukukunun tüzel kişiliği tanımadığı anlamına gelmemektedir.

Zorunluluk nedeniyle insan dışı bazı kurumların da tüzel kişiliğinin bulunduğu kabul edilmiştir.

İslam hukukunda iki önemli tüzel kişilik söz konusudur: Devlet (Hazine) ve vakıflar.

Osmanlı hukukunda bunlara belediyelerle ticaret şirketlerini de eklemek gerekir. Bunların dışındaki tüzel kişiliklere 1912 yılında çıkarılan Eşhas-ı Hükmiyenin Emvali Gayrimenkuleye Tasarrufları Hakkında Kanun çıkarılıncaya kadar taşınmaz mülkiyeti hakkı tanınmamıştır (Mardin, 1947: 42).

1. Devlet

İslam hukukunda en önemli tüzel kişilik, devlet tüzel kişiliği olan beytülmal (hazine) olarak karşımıza çıkmaktadır (Çalış, 2004/a: 63). İslam hukukunda devlet tüzel kişiliğine beytülmal (hazine) denilmektedir. Her ne kadar başlangıçta İslam hukukunda devlete bir tüzel kişilik atfedilmemişse de (Hatemi, 1977: 209) zamanla İslam hukuk düşüncesinde beytülmal, tüzel kişiliğe sahip müstakil bir kurum olarak değerlendirilmiştir (Çalış, 2004/a: 63). Bu anlamda beytülmal kavramında tüzel kişilik kavramının izlerini bulmak mümkündür (Hatemi, 1977: 209).

İslam hukukunun bazı özellikleri, Hazine’nin tüzel kişiliğinin bulunduğunun kabul edilmesini zorunlu kılmıştır. Örneğin taşınmazların büyük bir kısmı (miri arazi) devlet mülkiyetindedir. Ayrıca zekat gelirleri, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıncaya kadar devlet mülkiyetindedir. Üstelik Hazine, mirasçı bırakmadan vefat edenlerin mirasçısıdır. Hazine adına yapılan borçlanmalarda yükümlü kamu görevlisi değil, Hazine’dir. Ayrıca Hazine’nin davalarda taraf ehliyeti söz konusudur. Bütün bunlar Hazine’nin de haklara ve borçlara ehil olduğunu, dolayısıyla Hazine’nin de bir tüzel kişiliği bulunduğunu göstermektedir.

Devletin sahip olduğu mülkleri devletin özel mülkü ya da kamu malları olarak bir ayrıma tabi tutmak mümkündür. İslam hukukunda da benzer bir yaklaşım söz konusudur. Bir ayrım yapmadan her ikisini de devlet mülkiyeti kapsamında değerlendiren yazarlar bulunmakla beraber, çoğunluk devletin özel malları ile kamu mallarını özenle ayırma eğilimindedir. Devlete ait mallar arasında para, altın gibi kıymetli mallar olduğu gibi taşınır ve taşınmaz mallar da bulunmaktadır. İşte bu taşınmazları kamu mallarından ayrı tutmak gerekir. Bu mallar başta miri arazi olmak üzere gelir getirici amaçlarla kullanılmıştır. Bundan dolayı bu malları bugünkü anlamda devletin özel malları olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.

2. Vakıflar

Vakıflar da gerek İslam ve gerekse Osmanlı hukukunda mülkiyet hakkına sahip olabilmişlerdir.

Vakıfların İslam toplumundaki konumu ve Osmanlı İmparatorluğundaki mülkiyet hakkına yönelik bazı uygulamalar nedeniyle vakıflar, Osmanlı toplum yaşamının önemli bir parçasını teşkil etmiştir.

Bu anlamda vakıflar taşınır ve taşınmaz olmak üzere pek çok mala sahip olmuşlardır. İslam hukuku ile ilgili çalışmaların pek çoğunda vakıf mülkiyeti kamu mülkiyeti içerisinde değerlendirilse de vakfedilen malların tabi olduğu statü onların ayrı bir mülkiyet sınıfı olarak değerlendirilmesini gerektirmektedir.

Vakıf mallarının kimin mülkiyetinde olduğu konusunda görüş ayrılığı mevcut olsa da  (İnalcık, 1959: 32) İslam ve Osmanlı hukukunda vakfın da bir tüzel kişiliği olduğunu ve bu tüzel kişiliğin mülkiyet hakkına sahip bulunduğunu söylemek mümkündür.

Aslında İslam hukukunun ilk dönemlerinde tüzel kişilik nazariyesinin henüz oluşmamış olması nedeniyle (Köprülü, 1951:514) vakıf malların Allah’ın mülkünde olduğu kabul edilmiştir.

Çünkü İslam hukukunun temel prensiplerinden birine göre mülk terk ile ortadan kalkmaz. Bu durumda bir mal vakfedilirken onu vakfeden kişinin mülkünden çıkarabilmek için bir kişiliğe izafe edilmesi gerekmekteydi. Bu, gerçek kişi olamayacağı için vakıf malların Allah’ın mülkünde olduğu ve vakfeden kişinin mülkünden çıkacağı esası benimsenmiştir (Köprülü, 1951: 514).

Bundan dolayı vakıfları da malik türleri içerisinde saymak yanlış olmayacaktır. Zaten pozitif İslam hukukunda da vakıfların tüzel kişiliğe sahip oldukları ve malik olabilecekleri kabul edilmiştir (Hatemi, 1977: 210). Çünkü vakfedilen mal, vâkıfın mülkiyetinden çıkar ve vakıf tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçer. Zaten malların “Allah’ın mülkü olmak üzere” vakfedilmesi de vakfeden kişi dışında bir tüzel kişiliğin mevcut olduğunu ima etmek üzere kullanılmaktadır (Akagündüz, 1988: 9).

3. Ticaret Şirketleri

İslam hukuku açısından şirket bir malda, bir amelde, bir ribihde veya bir mal ile amelde ve ribihde en az iki kimsenin ihtiyarî veya gayrı ihtiyarî bir surette ortak olmaları şeklinde tanımlanmaktadır (Bilmen, 1969: 138).

İslam hukukunda ticaret şirketlerinin varlığı kabul edilmesine rağmen, bu şirketlerin tüzel kişiliği bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla şirketin mülk edinip edinemeyeceği meselesi tartışmalıdır. Bunda temel etken, ticaret şirketlerinin tüzel kişiliği meselesinin o dönem için fazla bir önem taşımamasıdır. İslam hukukçuları şirketlerle ilgili pek çok konuyu ayrıntıları ile incelemişler, ancak tüzel kişilik meselesine değinmemişlerdir.

Milli Emlak Kitabı

Bazı yazarlar ticaret şirketlerinin tüzel kişiliğe sahip olduğunu savunmaktadırlar. Örneğin Akagündüz’e göre mudarebe (emek ve sermaye şirketi) de tüzel kişiliktir ve bunların da malik olabileceği kabul edilmelidir. Çünkü bu şirketlerin mülkiyetlerinde bulunan mallar açısından ortaklar üçüncü kişi konumundadır (Akagündüz, 1988: 9).

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2463 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.