İslam Hukukunda Kölelerin ve Ortakçı Kulların Mülkiyet Hakkı

İslam Hukukunda Kölelerin Mülkiyet Hakkı

İslam hukukuna göre, kendisi bir mülk olan kölenin mülkiyet hakkı bulunmamaktadır. Kölenin eksik vücub (hak) ehliyeti bulunduğu için mülk edinmeleri söz konusu değildir.

Kölenin kazandığı ya da edindiği mallar efendisine ait olur (Akyılmaz, 2005: 10). Üstelik kölelerin mirasçı olmaları ya da başkalarına mal bırakmaları da söz konusu değildir.

mukatebeli köleler

Bunun bir istisnası mukatebeli kölelerdir. Mukatebe; köle ile sahibi arasında yapılan ve köleyi kazancı konusunda derhal, kölelik ve esaretten kurtulması hususunda daha sonra ödenmek üzere belli bir taahhüt karşılığında hürriyetine kavuşturmak için yapılan anlaşma ve yazışmadır.  Köle sahibi, kölesiyle bir işi belli bir zaman içinde yapması karşılığında anlaşır ve bu işin yerine getirilmesi durunda onu azat ederdi. Kölenin taahhüdü ya belli bir miktar paranın ödenmesi, belli bir malın üretilmesi veya belli bir süre çalışma olabilir. Bu sürenin hesaplanmasını köleye ödenen para, günlük yevmiye tutarı, köleye verilen önem ve sahibiyle kölesi arasındaki sosyal ilişkiler belirliyordu (Özbay, 2009: 155).

Mukatebe anlaşması yapmış olan köle bu taahhütlerini yerine getirinceye kadar köle ile hür insan arasında bir konumdadır. Bu aşamada hür insan gibi kazanç elde edebilir ancak bunların tam anlamıyla maliki olamaz. Mukatebeli kölenin özgürlüğüne kavuşuncaya kadar edindiği mallar kendisinindir, ancak özgürlüğüne kavuşuncaya kadar bunlar üzerinde tasarruf hakkı yoktur. Mukatebeli kölenin malları üzerindeki hakları hakku’l milk niteliğindedir (Çalış, 2003: 192; 2004/a: 33). Mukatebeli kölenin kazancı kendisine aittir, ancak bunlar üzerinde tam olarak hak sahibi olabilmesi, yani bunun milke dönüşmesi için kölenin mukatebe anlaşmasında belirtilen kölelik bedelini ödemesi ve kölenin hür insan haline gelmesi gerekir.

İslam Hukukunda Ortakçı Kulların Mülkiyet Hakkı

Osmanlı İmparatorluğunda gerçek kişilerin mülkiyet hakkı irdelenirken değerlendirilmesi gereken bir diğer grup, ortakçı kullardır.

Aslında ortakçı kullar, savaşta ele geçirilen esirlerdir. Bu nedenle hukuki statü olarak köledirler. Bunlar sahiplerinin mülkiyetindedir. Öyle ki cezalandırılacakları zaman bile ancak sahiplerinin izni ile kadı huzuruna çıkarılabilmektedirler (Barkan, 1980: 578). Fakat sosyal ve ekonomik bazı gerekçelerle, bunlardan bir kısmının köle olarak kalması uygun görülmemiş ve bunlara arazi, tohum ve hayvan verilerek bir çiftçi gibi belirli bir toprağa yerleştirilmeleri uygun görülmüştür (Barkan, 1980: 578). Bu şekilde bir muameleye tabi tutulan bu kullar, hakiki kölelerle hür köylüler arasında bir statüye yerleştirilmişlerdir.

Bunların mülkiyet ve miras hakları sınırlıdır. Örneğin ortakçı kulun vefat etmesi durumunda mirası, yalnızca hizmete yarar oğullarına geçmektedir. Kadınların ise ancak küçük çocukları olduğu takdirde ölen kocasının mallarından yararlanma hakkı verilmekte, aksi bir durumda kocanın malları beyliğe kalmaktadır (Barkan, 1980: 591).

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.