İslam Hukukunda Mülkiyetin Miktar Olarak Sınırlandırılması Gerektiğine İlişkin Tartışmalar

Makalemizi paylaşır mısınız?

Servetin yığılmasını önlemek amacıyla bazı İslam hukukçuları ve yazarlar (Mustafa es-Sıbâî, Ali el-Hafîf, Ahmet Fehmî Ebû Sünne, Ebu Zer, Muhammed Arefe gibi), servet ve mülk edinmenin miktar olarak da sınırlandırılmasını savunmuşlardır (Çalış, 2004:131-135). Ebu Zer’e göre ihtiyaçtan (yani kendisinin ve ailesinin ihtiyacından) fazlasının biriktirmek haramdır (Kattan, 1967: 58). Bu yazarların dayandıkları temel görüşleri şu şekilde sıralamak mümkündür: Öncelikle Allah servet biriktirmeyi yasaklamaktadır. Tevbe Suresi’nin 34 ve 35. ayetlerinde şu hükümler yer almaktadır:

“Altını, gümüşü yığıp da onu Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara gayet elîm bir azabı haber ver! (Yığıp biriktirdikleri malların) üzeri cehennem ateşinden kızdırılıp bunlarla onların alınları, böğürleri, ve sırtları dağlanacağı gün (onlara denilir ki): “İşte kendiniz için topladığınız hazineler! Şimdi yığıp biriktirdiğiniz şeylerin (azabını) tadın bakalım.”

Haşr Suresi’nin “Allah’ın, fethedilen köylerin mallarından Peygamberine verdiği ganîmetler artık Allah’ındır ve Peygamberin ve yakınların ve yetimlerin ve yoksulların ve yolda kalmışların; bu da, o malın, sizin içinizdeki zenginlerin ellerinde devreden bir mal, bir sermâye olmaması içindir ve Peygamber, size ne verirse alın onu ve neden vazgeçmenizi emrederse vazgeçin ondan ve çekinin Allah’tan; şüphe yok ki Allah’ın azâbı çetindir.” hükmünü ihtiva eden 7. ayeti de mülkün belirli ellerde toplanmasını yasaklamaktadır.

Bu yazarlara göre mülkiyet, teklifî hüküm açısından mubah bir haktır; mubah hükümlerde ise, hükmün icrasıyla elde edilecek yararın (maslahat), bu yarara nispetle daha büyük bir zarara (mefsedet) sebep olması durumunda, söz konusu hükmün mubahlıktan harama dönüşmesi temel bir prensiptir (Çalış, 2004: 131). Bu yazarlar ve hukukçular servetin ve mülkiyetin bazı kişilerde birikmesinin diğerlerinin mülkiyet hakkını zedeleyebileceğini savunmuşlardır (Çalış, 2004: 131). Bu anlamda mülkiyetin belirli ellerde birikmesi toplumsal pek çok sorun ortaya çıkarmaktadır. Bundan dolayı mülk edinme eğer başkalarının mülk edinme haklarına zarar verecek nitelikte ise sınırlandırılması gerekir. Örneğin tarım arazilerinin bazı kişilerde birikmesi, diğer insanları tarım yapmaktan ve geçimini sağlamaktan alıkoyuyorsa, tarım arazilerinde edinilebilecek miktar sınırlandırılmalıdır. Kişinin ihtiyacından fazlasını biriktirmesi haramdır.

Ancak, mülkiyetin miktar olarak sınırlandırılması gerektiğine dair bu görüş çoğunluk tarafından benimsenmemiştir. İslam düşünürleri Tevbe Suresi’nin 34 ve 35. ayetlerini, Ebu Zer’in görüşlerinin tersine yorumlamışlardır (Kattan, 1967: 59).

Pozitif İslam hukuku mülkiyet hakkını miktar olarak sınırlandırmamıştır  (Nebhani, 1999). Başta Nebhani ve Kattan olmak üzere pek çok hukukçu, İslam hukukunda mülkiyetin miktar olarak değil, nitelik olarak sınırlandırıldığını vurgulamışlardır. Örneğin Nebhani, mülk edinmenin insan fıtratında bulunan bir özellik olduğunu, mülk edinmenin engellenmesinin insanların çalışmasını önleyeceğini, bundan dolayı da bu tarz yasakların yaratılışın gayelerine ters olduğunu ifade etmiştir (Nebhani, 1999: 96 – 97). Daha Hz. Muhammed hayatta iken, zengin pek çok müslüman bulunmasına karşılık, onların mallarından zekat dışında bir şey alınmamıştır (Kattan, 1967: 60). İslâm mülkiyete sınır getirirken mülkiyetin sayısal miktarına değil, ancak mülkiyetin nitel yönüne sınırlama yapmıştır. Osmanlı hukukunun yaklaşımı da paraleldir.

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2463 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.