Kamu İdareleriyle Anlaşma Yapan Kişiler AİHS’nin İhlal Edildiğini İleri Sürebilir mi?

Makalemizi paylaşır mısınız?

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin bireysel başvuru hakkını düzenleyen 34. maddesine göre “İşbu Sözleşme ve protokollerinde tanınan hakların Yüksek Sözleşmeci Taraflar’dan biri tarafından ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek kişi, hükümet dışı her kuruluş veya kişi grupları Mahkeme’ye başvurabilir. Yüksek Sözleşmeci Taraflar bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına hiçbir suretle engel olmamayı taahhüt ederler.”

AİHM nezdinde dava açacak kişinin Sözleşmeye taraf bir devletin herhangi bir eyleminden dolayı, Sözleşme ile korunan haklarının herhangi biri yönünden mağdur olması gerekmektedir. Sözleşmede yer almayan haklardan dolayı mağdurluk statüsü ileri sürülemez. Sözleşme veya protokollerin korumadığı sadece ulusal hukukta tanınan bir hakkın ihlal edilmesi halinde kişi sözleşmedeki haklarının ihlalinden ötürü mağdur sıfatını kazanmış olmaz.

Peki, hakkı ihlal edilen kimse, hakkına müdahalede bulunan kamu kurumu ile uğradığı zarar konusunda bir anlaşmaya varır ise bu durumda mağdur sıfatının bulunduğu söylenebilir mi? Ya da uğradığı ayrımcılık sonucu mirastan gereği gibi pay alamayan evlilik dışı kişi, evlilik içi kardeşi ile bu konuda anlaşma yaparsa mağdurluk sıfatı etkilenir mi?

AİHM böyle bir durumda “eşit şartlarda müzakere kriteri”ni uygulamakta ve mağdurun hangi şartlar altında anlaşmaya vardığını tespit ederek mağdur sıfatının bulunup bulunmadığına karar vermektedir (Kutsal Manastırlar/Yunanistan kararı, Inze/Avusturya kararı).

Eğer hakkı ihlal edilen kişi, eşit şartlarda müzakere ederek bir anlaşmaya varmış ise bu durumda söz konusu kişinin mağdur sıfatı bulunmadığına karar verilmektedir.

Eğer yapılan anlaşma bir baskı sonucu gerçekleşmiş ya da hakkın ihlal edilen kişi zorunluluk nedeni ile anlaşma yapmak zorunda kalmış ise, yani mağdur eşit şartlarla müzakere edememiş ise bu durumda AİHM, anlaşma yapılmış olsa bile mağdur sıfatının bulunduğunu kabul etmektedir. Bir başka ifadeyle eğer ihlalin mağduru, “zayıf müzakereci” konumunda ise yani müzakere yapılırken karşı taraf ile eşit durumda değil ise, bu şekilde yapılan bir anlaşma, mağdurluk statüsüne halel getirmemektedir.

Konu ile ilgili en çarpıcı örnek Kutsal Manastırlar/Yunanistan davasıdır. Bu davada başvurucular dokuz ila on üçüncü yüzyıllar arasında kurulmuş sekiz manastırdır. Yunanistan’da 1952 yılında çıkarılan 1700/1987 sayılı Yasa ile manastırların mülkiyetinde bulunan taşınmazların dörtte üçünün zorunlu olarak Devlete devri hüküm altına alınmıştır. Bu Yasa’ya ve uygulamasına karşı manastırlar tarafından dava açılmıştır.  Ancak iç hukuktaki bu davalar devam ederken sekiz manastırdan üçü Yunanistan hükümeti ile bir anlaşmaya varmıştır. Bu anlaşmaya göre bu üç kilise mallarından bir kısmını ayrı anlaşmalarla Devlete devredeceklerdir. Diğer beş manastır ise bu anlaşmaya katılmamıştır. Sekiz manastır daha sonra mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesi ile AİHM nezdinde dava açmışlardır. Mahkeme anlaşma yapmayan beş manastırın mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verirken anlaşma yapan üç manastırın zorlama altında hareket ettiklerine dair herhangi bir bulgunun olmaması, bir başka anlatımla devletle kendi istekleri doğrultusunda ve herhangi bir zorlama olmadan eşit şartlar altında müzakere ederek bir anlaşmaya varmaları nedeni ile mağdur sıfatlarının bulunmadığına karar vermiştir.

Zayıf müzakerecilerin yapmak zorunda kaldığı anlaşmaların mağdurluk statüsünü ortadan kaldırmayacağına dair güzel bir örnek de Inze/Avusturya davasıdır. AİHM, bu davada ayrımcılık nedeni ile mirasçı olamayan evlilik dışı çocuğun, mülkiyet hakkına yapılan ihlalin giderilmesine yönelik olarak üvey kardeşi ile yaptığı zorunlu anlaşmanın, onun mağdurluk sıfatını etkilemeyeceğine karar vermiştir. Mahkemenin buradaki gerekçesi, mülkiyet hakkı ihlal edilen kişinin “zayıf müzakereci” konumunda olması, dolayısıyla anlaşmanın eşit şartlarda yapılmamış olmasıdır.

Üstelik kamu makamları ile mağdur arasında yapılan bir anlaşmanın varlığı halinde dikkate alınması gereken bir diğer nokta, kamu makamlarının Sözleşmenin ihlal edildiğini kabul etmeleri ve bu ihlali tam olarak gidermeleri gerekmesidir.

Anlaşmanın hakkı ihlal edilen kişi ile ulusal makamlar arasında yapılması durumunda, ulusal makamların Sözleşme’nin ihlali iddiasını kabul etmeleri ve bunun için tazminat ödemeleri şartı ile mağdurluk sıfatının kalkabileceği kabul edilmektedir.

Mahkeme’ye göre ulusal makamlar açıkça veya özü itibarıyla Sözleşme’ye aykırılık bulunduğunu kabul etmedikçe, başka gerekçelerle sadece tazminat ödenmesi mağdurluk statüsünün sona ermesini sağlamamaktadır (Timofeyev/Rusya kararı, Siliadin/Fransa kararı).

Mahkeme, ulusal makamların açıkça veya temelde Sözleşme ihlalini kabul etmedikleri ve başvurucuya bir giderim sağlamadıkları sürece prensip olarak başvurucu lehine bir kararın veya bir tedbirin başvurucunun mağdurluk sıfatının sona ermesi için yeterli olmadığını vurgulamaktadır (Çev: Cengiz, 2007/a). Bu husus Mahkeme tarafından Luedicke, Belkacem ve Koç/Almanya davasında (1978) açıkça vurgulanmıştır. Bu davada her üç başvurucu da yabancıdır ve Almanya’da işledikleri filer nedeni ile cezaya çarptırılmışlar, ayrıca kendilerinden ceza yargılamasında yapılan çeviri nedeni ile çeviri ücreti alınmıştır. Kendilerinden çeviri ücreti alınması karşısında başvurucuların AİHM’ne başvurmaları üzerine Alman Hükümeti, Mahkemeye başvurucu Koç’a ilişkin çeviri ücretini tahsil etmekten vazgeçtiğini bildirmiştir. Ancak Alman Hükümetinin bu beyanına rağmen Mahkeme başvurucu Koç’un mağdurluk statüsünün sona ermediğine karar vermiştir. Bunun nedeni, Alman Hükümetinin Sözleşme’nin ihlal edildiğini kabul etmemesi, buna karşılık Koç’un ailevi durumunu gerekçe göstererek çeviri ücreti almaktan vazgeçmesidir. Mahkemeye göre Alman Hükümetinin çeviri masraflarını geri almaktan feragat etmesi, başvurucunun kendisini çeviri masraflarını ödemeye mahkum eden ulusal mahkeme kararının Sözleşme’ye uygun olmadığının tespit edilmesi konusundaki hukuki menfaatini ortadan kaldırmamaktadır. Alman Hükümeti feragate ilişkin beyanında, çeviri ücretleri konusundaki Alman hukukunun ve başvurucu Koç’a uygulanmasının Sözleşme’ye aykırı olduğunu kabul etmiş değildir. Hükümet tam tersine, iç hukukun ve uygulamanın Sözleşme’yle bağdaşır olduğunu ileri sürmüştür. Bu nedenle Mahkeme başvurucu Koç’un mağdurluk durumunun devam ettiğine karar vermiştir.

Aynı İçtihat, Büyük Daire tarafından verilen Öner Yıldız ve Diğerleri/Türkiye kararında (Doğru, 2011/d) da tekrar edilmiştir. Bu davada çöplük yakınlarında bulunan gecekonduları çöplüğün gaz sıkışması nedeni ile patlaması sonucu yıkılan kişilere, ilgili belediye tarafından uygun şartlarda yeni bir ev tahsis edilmiştir. Ancak Sözleşmenin ihlal edildiğinin açıkça kabul edilmediği gerekçesi ile, kişilerin mağdurluk statülerinin sona ermediğine karar vermiştir.

Mahkemeye göre; “Söz konusu konutun uygun şartlarla satılmasının, mevcut olayda belirlenen ihmalin sonuçlarını kısmen giderdiği kabul edilse bile, bunun başvurucunun uğradığı zarar için yeterli bir tazminat oluşturduğunu düşünmek mümkün değildir. Bu nedenle, özellikle satış senedinde ve dosyadaki diğer belgelerde başvurucunun mülkiyetinden barışçıl bir biçimde yararlanma hakkının ihlal edildiğinin yetkili makamlar tarafından kabul edildiğini gösteren bir şey bulunmadığından, sağlanan bu avantajlar başvurucunun “mağdur”luk statüsünü ortadan kaldırmamıştır.” (Doğru, 2011/d)

Buna karşılık davalı hükümet tarafından ihlal konusunda gerekli önlemlerin alınması, Sözleşme’nin ihlal edildiğinin açıkça veya en azından özü itibarı ile kabul edilmiş olması ve başvurucunun uğradığı zararın tam olarak tazmin edilmesi durumunda mağdurluk statüsü sona ermektedir (Eckle/Almanya kararı, Corigliano/İtalya kararı).

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2463 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.