Kamulaştırma Bedelinin Tespitiyle İlgili Yargıtay Kararları-1

Bu ve buna ekleyeceğimiz yazı dizilerimizde hem genel olarak kamulaştırmayla ilgili yargıtay kararlarını, hem de özel olarak kamulaştırma bedelinin tespitiyle ilgili Yargıtay kararlarını yayımlamayacağız.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E:2007/40 K:2007/849 T:08.02.2007

DAVA: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;

Kamulaştırılan taşınmazın tapu kaydında “korunması gerekli tabiat varlığı” şerhi bulunmakta ve Belediye Başkanlığı yazısında da “Yapı düzeni korunacak, yoğunluğu dondurulacak tarihi sit alanı”nda kaldığı belirtilmektedir.

Değinilen bu ve benzeri kısıtlamalara tabi bulunmayan emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmazın yapılan karşılaştırması sonucunda tespit edilen değerinden, kısıtlama oranına denk düşecek belli bir indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemiş olması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Bu itibarla yukkarıda açıklanan essaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/14737 K:2007/1143 T:08.02.2007

DAVA: Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin artırılması davasının kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca BOZULMASI hakkında Daireden çıkan kararı kapsayan 12.07.2005 gün ve 2005/6819 Esas – 2005/8497 Karar sayılı ilama karşı davacılardan Hasan Çıkrıkçıoğlu vekili yönünden verilen dilekçe ile tavzihen karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacı vekili, 19.12.2006 havale tarihli dilekçesi ile Dairemizin 12.07.2005 gün ve 2005/6819 Esas, 2005/8497 Karar sayılı Bozma İlamında yeniden rapor alınması mı gerektiği, yoksa ek rapor alınması yoluna mı gidileceği hususunun belirtilmemesi nedeniyle hükmün tavzih yoluyla düzeltilmesini talep etmiştir.

Dairemizin yukarıda tarih ve sayıları yazılı bozma kararında; alınan raporun değer biçme yöntemi bakımından yasa hükümlerine uygun olduğu belirtilmiş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporlarında gerekçesi belirtilmeden emsal taşınmazlar ile dava konusu taşınmaz için Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerleri arasındaki oranın tamamen tersine oran kurulmak suretiyle değer biçilmiştir. Bu nedenle, raporlar hüküm kurmaya yeterli olmadığı halde, bu durumun açıklıkla bozma ilamında belirtilmediği anlaşılmakla,

SONUÇ: Davacı vekilinin tavzih talebinin kabulüne, Dairemizin 12.07.2005 tarih ve 2005/6819-8497 sayılı kararının 4. bendindeki ( daha değerli olduğu kabul… )kelimelerinden sonra gelmek üzere ( edilmesi nedeniyle alınan raporlar hüküm kurmaya elverişli olmadığından, taraflara emsal göstermeleri için yeniden imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve yeniden inceleme yapılıp gerekçeleri de belirtilmek suretiyle bilirkişi kurullarından ek rapor alınmadan yetersiz bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulması )bölümünün tavzihen eklenmesine, 4. bendin sonundaki (edilerek fazla bedele hükmolunması) bölümünün çıkartılmasına, hükmün geri kalan kısımlarının aynen korunmasına, bu düzeltmenin Dairemizdeki karar asıllarına da eklenmesine, 08.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/12913 K:2007/1186 T:06.02.2007

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Yapılan incelemede; mahkemece işin esasına girilerek ilan yapıldığı, ölü oldukları anlaşılan maliklerin mirasçılarının davaya dahil edildikleri ve davalılardan Fadime Türköne ve Keziban Bozdemir’e dava dilekçesinin tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

Bu nedenle yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken dava şartı yokluğu sebebi ile davanın reddine karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/12852 K:2007/1147 T:06.02.2007

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 18. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan Adem Tetik vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 18. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Milli Emlak Kitabı

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılardan Adem Tetik vekilince temyiz edilmiştir.

Arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metoduna göre değer biçilmesi yöntem itibariyle doğrudur. Ancak;

Mahkemece resen yapılan hesaplamada mercimeğin resmi verilere göre dekara ortalama verim miktarı 160 kg. masrafı da 42,00 YTL. olduğu halde, bu miktarların sırasıyla 110 kg. ve 74,00 YTL. kabulü ile eksik bedele hükmedilmesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davalılardan Adem Tetik vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 06.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2007/692 K:2007/1122 T:06.02.2007

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin artırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri yönünden verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuştur.

Davacı vekilinin temyiz itirazları bozma ile kesinleşen yönlere ilişkin olup, yerinde değildir.

Davalı idare vekilinin temyizine gelince;

Dosyada mevcut resmi veriler ile aynı bölgeden Dairemize intikal eden dava dosyalarında Antep Fıstığının dekara verim miktarı 220-260 kg. 2002 yılındaki ortalama satış fiyatı da 3,00.-YTL olduğu halde, bilirkişi kurulunca verimi 320 kg. ve satış fiyatı da 5,00.-YTL alınmak suretiyle fıstık ağaçları yönünden fazla bedele hükmedilmesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davalı idare vekilinin temyiz itirazı yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irad kaydedilmesine ve yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 06.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2007/798 K:2007/934 T:05.02.2007

DAVA : Taraflar arasındaki 4650 sayılı Yasayla değişik 2942 sayılı Yasanın 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tesbiti ile kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda:

Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, 4650 sayılı Yasayla değişik 2942 sayılı Yasanın 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tesbiti ile kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor değer biçme yöntemi bakımından Yasa hükümlerine uygundur. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal mukayesesi yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;

Bilirkişi kurulunca taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında kısmen konut alanında, kısmen de Eskinoz Deresi mutlak koruma alanında kaldığı belirtilerek konut alanında kalan bölümün m2’sine 22,00-YTL; mutlak koruma alanında kalan bölümün m2’sine 8,00-YTL değer biçildiği ve taşınmazın toplam değerinin buna göre tesbit edildiği görülmüştür.

Dosyada mevcut Hadımköy Belediye Başkanlığı İmar Müdürlüğü’nün 19.12.2006 tarihli yazısına göre, taşınmazı kısmen mutlak koruma alanında gösteren uygulamalı imar planı henüz kesinleşmemiştir. Bu nedenle kamulaştırılan alanın tamamının m2 bedeli 22,00-YTL üzerinden tespit edilmesi gerekirken, yazılı şekilde az bedel tespiti,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 05.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/14721 K:2007/507 T:29.01.2007

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin artırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava; kamulaştırma bedelinin artırılması istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava konusu taşınmaza ilişkin olarak davalı idarece kamulaştırma kararı alınıp, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele el koyma istemiyle 29.04.2005 tarihinde dava açılıp, mahkemece 03.05.2005 tarihinde acele el koyma kararı verilmiştir.

Davacı, idare tarafından acele el koyma yoluyla kamulaştırılan taşınmaza ilişkin olarak kamulaştırma bedel artırım davası açmıştır.

05.05.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4650 sayılı kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesi uyarınca mal sahibi olan davacının aktif husumet ehliyeti mevcut değildir.

Davanın bu nedenle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının Hazineye irad kaydedilmesine ve yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 29.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/12126 K:2007/408 T:25.01.2007

DAVA : Taraflar arasındaki 4650 sayılı yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 10. maddesi uyarınca kamulaştırılmasına karar verilen taşınmazların bedelinin tespiti ile davacı idare adına tapuya tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, 4650 sayılı yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 10. maddesi uyarınca kamulaştırılmasına karar verilen taşınmazların bedelinin tespiti ile davacı idare adına tapuya tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Mahkemece dava ön şartı yerine getirilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; işin esasına girilip mahallinde keşif yapılarak bilirkişi raporu alındığından yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması gerekirken dava şartı gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 25.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/12570 K:2007/383 T:25.01.2007

DAVA : Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;

Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri yönünden verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;

Dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan ve bilirkişi raporuna ekli çaplı krokide C harfi ile gösterilen bölümde %90 değer kaybı öngörülerek kamulaştırma bedeline ekleme yapılmıştır.

Kısmi olarak yapılan kamulaştırmalarda arta kalan kesimdeki değer kaybının %50 oranını geçmesi halinde davacıya %50 oranında değer kaybı ile yetinip yetinemeyeceği sorularak yetindiği takdirde bu miktara göre hüküm kurulması, yetinmediği takdirde davalı idareye geri kalan taşınmaz bedelinin tamamını ödemek suretiyle taşınmazın tamamının mülkiyet hakkını kazanma imkanı sağlanmalı ve talebi halinde taşınmaz bedelinin tamamına hükmedilmeli, aksi halde bilirkişi kurullarınca belirlenen değer azalış oranına göre karar verilmesi gerektiği gözetilerek, taraflara yukarıda açıklanan hususlarda beyanda bulunmaları için mehil verilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 25.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/12120 K:2007/276 T:23.01.2007

DAVA : Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik Kamulaştırma Kanununun 19. maddesi uyarınca kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tesbiti ve bu hakkın davacı adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi bir kısım davalılar vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik Kamulaştırma Kanununun 19. maddesi uyarınca kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tesbiti ve bu hakkın davacı adına tescili istemine ilişkindir.

Davacı idare, tapuda kayıtlı olmayan dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesinde sayılan kamu mallarından olmadığını tespit etmiş, taşınmazı zilyetlikle iktisap iddiasında bulunan davalının zilyetliğine mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde Hazine veya üçüncü bir kimse tarafından itiraz edilmemiştir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekilince temyiz edilmemiştir.

Fındıklık niteliğindeki taşınmaza net fındık geliri esas alınarak bilimsel yolla değer biçilmesinde yöntem itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;

1- Kamulaştırma Kanununun 15/son maddesi uyarınca değerlendirmenin dava tarihindeki verilere göre yapılması gerekirken, 2004 yılı verilerini esas alan bilirkişi kurulu raporuna itibar edilerek hüküm kurulması,

2- Dava konusu taşınmazın niteliği, geometrik durumu, yüzölçümü ve enerji nakil hattının güzergahı dikkate alınarak irtifak hakkı nedeniyle değer düşüklüğü oranının taşınmazın tüm değerinin yüzde otuz oranında olacağı gözetilmeden daha az oranda değer düşüklüğü tespit eden rapora göre irtifak hakkı bedelinin eksik tespiti,

3- 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 24.05.2006 günü yürürlüğe giren 5496 sayılı Yasa ile değişik 15/C maddesi gereğince irtifak hakkının idare adına tescil edilmesi gerektiği gözetilmeden Hazine adına tesciline karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 23.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/5510 K:2006/7378 T:15.06.2006

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve piton yeri bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili yönünden verilen dilekce ile duruşmalı olarak istenilmiş ise de, dava değeri 10.000,00 YTL.yi aşmadığından duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği gorüşülüp düşünüldü:

Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve pilon yeri bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece, mahallinde keşif yapılıp bilirkişi raporu alınmadan Kamulastırma Kanunun 27. maddesi uyarınca yapılan degerlendirmede belirlenen bedele hukmedılmiş, hükum davalılar vekilince temyiz edilmiştir.

Mahkemece, Kamulaştırma Kanununun değişik 10. maddesi uyarınca inceleme ve işlem yapılmamıştır. Şöyle ki;

2942 sayılı Kanununun 27. maddesi uyannca tesbit edilen bedel kamulaştırma bedeli değildir. Tarafların uzlasmaması ve tapuda ferağ verilmemesi halinde, idarece aynı Kanunun 10. maddesine göre acılan tesbit ve tescil davasında, aynı Kanunun 15/son maddesine gore degerlendirme bu dava tarihi itibariyle yapılacaktır.

Bu nedenle; bılirkişiler marifetiyle keşif yapılarak dava tarihi esas alınmak suretiyle fındık bahçesi niteliğindeki taşınmaza net gelirine göre değer biçilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,

Doğru görülmemiştir.

Davalılar vekilinin temyiz itirazlan yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının  istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 15.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/14393 K:2007/199 T:23.01.2007

Davalı idare tarafından tespit edilen ve davacıların murisi adına bankaya bloke edilen kamulaştırma bedelinin tespit edilen kamulaştırma bedelinden mahsup edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi isabetsizdir.

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin artırılması davasının kısmen kabulüne dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi hükmün taraf vekilleri tarafından verilen dilekçelerle istenilmiş, davacılar vekilince de duruşma isteminde bulunulmuş olmakla duruşma için belirlenen 31.10.2006 günü temyiz eden davalı idare vekili Av. Sema Selçuk’un yüzüne karşı, usulüne göre çağrı kağıdı gönderilmesine rağmen gelmediğinden temyiz eden davacılar vekilinin yokluğunda duruşmaya başlanarak temyiz isteminin süresinde olduğu görülüp davalı idare vekilinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, Dairemizin geri çevirme kararı üzerine gelen dosyadaki kağıtlar okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, kamulaştırma bedelinin artırılması istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibariyle doğrudur. Ancak;

1- Kıymet Takdir Komisyonunca belirlenen bedel ile bilirkişi kurulunca belirlenen bedel arasında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 15/11 maddesinde belirtilen mislini aşan önemli oransızlık bulunduğundan yeniden keşif yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden kamulaştırma bedelinin artırılmasına karar verilmesi,

2- Kabule göre de;

a- Dava konusu taşınmaz ve bilirkişi kurulu raporunda emsal alınan taşınmaz kadastro parseli olduğu halde, resen bilirkişi kurulunca belirlenen bedelden yüzde otuz beş düzenleme ortaklık payı indirilmesi,

b- Davalı idare tarafından tespit edilen ve davacıların murisi adına bankaya bloke edilen kamulaştırma bedelinin tespit edilen kamulaştırma bedelinden mahsup edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde ödeyenlere geri verilmesine, 23.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/12154 K:2007/102 T:22.01.2007

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin artırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Mahkemece bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Alınan raporlar yasa hükümlerine uygundur. Taşınmaz malın arsa niteliğinde kabulü doğrudur.

Kamulaştırılan taşınmaz mal ile emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip, kıyaslaması yapılarak taşınmaz mala değer biçilmesinde, buna göre kamulaştırma bedelinin artırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;

Dava konusu taşınmazın 2001 yılında imar uygulamasına tabi tutulması sonucu oluşan imar parsellerine ait tapu kayıtlarının, idare mahkemesi kararı ile imar planının iptal edilmesinden sonra kapatıldığı gözetilmeden, davacıların kadastral 540 parsel sayılı taşınmazdaki paylarına ait tapu kayıtlarının iptali ile yetinilmesi gerekirken, idare mahkemesi kararı ile iptal olunan plana dayalı olarak oluşan imar parsellerindeki hisselere ait tapu kayıtlarının iptaline karar verilmesi,

Doğru değilse de; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,

SONUÇ : Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının ( 1 ( numaralı bendinin ikinci, üçüncü ve dördüncü paragraflarının tümüyle çıkarılarak, yerine ( davacıların 540 sayılı taşınmazdaki paylarının, tapu kaydının iptali ile davalı idare adına tesciline ( cümlesinin yazılmasına, Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 22.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/14404 K:2007/101 T:22.01.2007

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin artırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, 2942 Sayılı Yasa uyarınca kamulaştırma bedelinin artırılması istemine ilişkindir.

Mahkemece, Kamulaştırma Kanununun 38. maddesindeki hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden, dava konusu edilen tapulama 47 parsel sayılı taşınmazın, 25.01.1977 tarihinde davalı idare tarafından Batıkent Toplu Konut Alanı Projesi kapsamında kamulaştırılması işlemlerinin yapıldığı, taşımazın 1980 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan 1/1000 ölçekli Batıkent Toplu Konut Alanı uygulama imar planı ve bu planın uygulaması olan 17.01.1989 tarihinde onanan 72700/13 numaralı parselasyon planı ile düzenlemeye girdiği ve 57750 metrekare yüzölçümlü taşınmazdan 20212 metrekare düzenleme ortaklık payı kesildikten sonra 15269 ada 1, 15267 ada 1, 15270 ada 2, 15270 ada 3 ve 15271 ada 1 parsel numaralı imar parsellerinin oluştuğu anlaşılmıştır.

Dava konusu edilen 47 parsel sayılı taşınmazın imar uygulamasına tabi tutulmasından sonra oluşan 15267 ada 1 parsel sayılı taşınmazın imar planında spor tesisi alanı, 15269 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise kamu kuruluşu alanı olarak tahsis edildiği ve bu parsellere ilişkin herhangi bir yapı ruhsatı düzenlenmediği, bu parsellerin etrafındaki imar yollarının yapımının ise dosyada mevcut Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Fen İşleri Daire Başkanlığı İnşaat Şube Müdürlüğünün 04.04.2006 tarihli yazısına göre 03.07.1989 tarihleri ile 21.05.1992 tarihleri arasında tamamlandığı ve bu parseller üzerinde Belediyeye ait herhangi bir tesis ya da park alanının bulunmadığı, öte yandan ticaret üstü konut alanı kullanımında kalan 15271 ada 1, 15270 ada 2 ve 15270 ada 3 parsel sayılı taşınmazların ise, 04.09.1993 tarihli Başbakanlık oluru ile Kent Koop’a tahsis edildiği, Kent Koop’un da bu parselleri SS. Siyasal 92, SS. Siyasal 93, SS Yeşimcan, SS Özyurt, SS İlk Umut 90 isimli Konut Yapı Kooperatiflerine tahsis ettiği ve bu kooperatifler adına anılan parsellerde 28.12.1994 tarihi ve sonrasında yapı ruhsatı düzenlendiği anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklandığı üzere dava konusu taşınmaza ilk olarak 1989 yılı ve sonrasında el atıldığı dosyada bulunan delil ve belgeler ile sabittir. Bu durumda, dava konusu taşınmaza el koyma tarihi ile Anayasa Mahkemesinin Kamulaştırma Kanununun 38. maddesinin iptaline ilişkin kararının resmi gazetede yayınlandığı tarih olan 04.11.2003 tarihleri arasında, Kamulaştırma Kanununun 38. maddesindeki hak düşürücü sürenin dolmadığı açıktır.

Bu durumda mahkemece işin esasına girilip talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 22.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/14810 K:2007/699 T:30.01.2007

DAVA : Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 30. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tesbiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 30. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tesbiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor geçersizdir. Şöyle ki;

1- Dava konusu taşınmaz, Kemah Belediye Başkanlığı’nın 05.12.2006 tarihli yazısına göre Belediye imar planı sınırları dahilinde olup, imar planında yapı yasağı koruma alanı ( taşkın alanı )olarak ayrılmıştır. Bu niteliğine göre taşınmaz arsadır. Bilirkişi kurulu taşınmazı arazi olarak nitelendirerek gelir metoduna göre değerlendirmiştir. Arsa niteliğindeki taşınmaza arazi olarak değer biçen raporun geçersiz olduğu gözetilerek, taraflara emsal bildirmeleri için mehil verilip, bildirilen emsallerin tapu kayıtları teyitleri getirtilip, gerektiğinde resen emsallerde celp edildikten sonra oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılıp, taşınmaza değer tesbit edilmeden geçersiz rapora göre hüküm kurulması,

2- 5018 sayılı Yasanın 45. maddesi uyarınca bedeline hükmedilen taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken idare adına tesciline karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/12124 K:2007/165 T:23.01.2007

DAVA : Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor geçersizdir. Şöyle ki;

1- 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 46. maddesinin son fıkrası ( ana gayrimenkulün arsası ile birlikte kamulaştırılması halinde her bağımsız bölümün kamulaştırma bedeli bağlantılı bulunduğu arsa payı ile eklentileri de göz önünde tutularak ayrı ayrı takdir olunacağı )hükmünü koymuştur. Böyle olunca ana yapının arsasına 2942 sayılı Kanunun 11. maddesinin 3. fıkrasının g bendi göz önünde tutularak kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre, aynı maddenin h bendi gereğince de yapılara kamulaştırma tarihindeki resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesapları gösterilip yıpranma payının düşülmesi, ayrıca i bendi hükmü uyarınca bedelin tesbitinde etkili olacak değer ob£ektif ölçüler de dikkate alınarak kamulaştırma karşılığının yasal biçimde belirlenmesi gerekir. Buna göre yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda arsa değeri ve tüm yapının ( ortak yerleri içerir biçimde )değeri hesaplandıktan sonra arsa payına düşen miktarına göre bağımsız bölümün karşılığı tesbit edilir. Şayet o bağımsız bölüm yapısında değeri etkileyecek özellik ve nitelikte ekstra ilaveler varsa bunlar da gözönünde tutulmak gerekir.

Bilirkişi kurulunca böyle bir inceleme yapılmadığı gibi zemin yönünden de Kamulaştırma Kanununun 11/1-g maddesi uyarınca emsal mukayesesi yapılmadan genel deyimlerle diğer biçildiği gözetilerek, taraflara yeniden emsal bildirmeleri için imkan tanınıp, gerektiğinde resen emsal de celpedildikten sonra,

Yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak açıklanan yönde rapor alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmeden, geçersiz rapora göre hüküm kurulması,

2- 5018 sayılı Yasa uyarınca davacı idare genel bütçeye dahil edildiği halde harçtan muafiyetine dair karar verilmemesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 23.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/13719 K:2007/203 T:23.01.2007

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasının kısmen kabulüne dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçelerle ile istenilmiş, davacılar vekilince de duruşma isteminde bulunulmuş olmakla, duruşma için belirlenen 21.03.2006 günü temyiz eden davacılar vekili Av. M.K. Atilla Pozan’ın yüzüne karşı usulüne uygun çağrı kağıdı gönderilmesine rağmen gelmediğinden temyiz eden davalı idare vekilinin yokluğunda duruşmaya başlanarak temyiz isteminin süresinde olduğu görülüp, davacılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, Dairemizin Geri Çevirme kararı üzerine gelen dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davacılar vekili ile davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor geçersizdir. Şöyle ki;

Bilirkişi kurulunca emsal olarak incelenen 1 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar emlak vergi değerlerine göre dava konusu taşınmazdan daha değersiz olduğu halde bilirkişi kurulunca dava konusu taşınmazın bu emsallerden daha değersiz olduğu kabul edilerek hüküm kurulması doğru değildir. Bu nedenle taraflara emsal bildirmeleri için yeniden imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Bir kısım davacılar vekili ile davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 23.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/10771 K:2006/13411 T:05.12.2006

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Arazi niteliğindeki taşınmaz mala net geliri esas alınarak değer biçil-mesinde, taşınmaz malın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu ve enerji nakil hatb güzergahı dikkate alınarak değer düşüklüğü oranı belirtilmek suretiyle irtifak hakkı karşılığının tespit edilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;

4646 sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu’nun 12/A maddesi gereğince kullanma hakkının davacı idareye ait olduğu belirtilerek irtifak hakkının Hazine adına tescil edilmesi gerektiği gözetilmeden davacı idare adına tesciline karar verilmesi,

Doğru değilse de; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, gerekçeli kararın hüküm fıkrasından irtifak hakkının tesciline ilişkin bölümün çıkartılmasına, yerine, “irtifak hakkının Hazine adına tesciline, kullanma hakkının davacı idareye ait olduğunun şerh edilmesine” cümlesinin eklenmesine,

Hükmün böylece (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine 05.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/10918 K:2006/13310 T:04.12.2006

Taraflar arasındaki kamulaştırması el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, kamulaştırmasız el ablan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Mahallinde yapılan keşif sonucu, taşınmazın dava tarihindeki değerinin, ikisi teknik ve birisi de mahalli olmak üzere üç kişiden oluşan bilirkişi kurulunca düzenlenen rapor ile tespit edilmesinde, bedelinin davalı idareden tahsiline ve aynca el ablan taşınmazın, davacı üzerindeki tapusunun iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davalı vekilinin temyiz ibrazı yerinde olmadığından, usul ve yasaya uygun hükmün (ONANMASINA), davalıdan peşin alınan temyiz haranın Hazine”ye irad kaydedilmesine ve yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 04.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/12844 K:2006/12829 T:27.11.2006

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Yasa’yla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı idare vekili ile davalı tarafından verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, 4650 sayılı Yasa’yla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı idare vekili ile davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Binaya resmi birim fiyatları esas alınarak yıpranma payı da düşülerek değer biçilmesinde, zeminin de arsa olarak nitelendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Bu nedenle, davalının ve davacı idare vekilinin aşağıdaki bent dışındaki temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Dava konusu taşınmazın diğer paydaşı tarafından açılan dava dosyasında, aynı değerlendirme tarihi esas alınarak taşınmazın metrekare fiyatı 850.000.000 TL olarak belirlendiği ve bu dosyada biçilen değer görülmekte olan dava için güçlü delil teşkil ettiğinin gözetilmemesi,

Doğru görülmemiştir.

Davacı idare vekili ile davalının temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde ödeyenlere geri verilmesine 27.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/6144 K:2006/9016 T:18.09.2006

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri yönünden verilen dilekcelerle istenilmiş ise de dava değeri 10.980,00.- YTL’yi aşmadığından duruşma isteminin reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği gorüşülüp düşünüldü.

Dava; 4650 sayılı Yasa ile degişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmis, hükum taraf vekillerince temyiz edilmıştir.

Dava konusu taşınmazın 1/25000 ölçekli Gebze Yakın Çevre Düzeni Nazım İmar Planı icinde mevcut Organize Sanayi Bölgesi alanında kaldığı anlaşılmaktadır.

01.01.1983 gününden itibaren yürürlüğe giren 83/6122 karar sayılı arsa sayılabilecek parsellenmemiş araziler hakkında hüküm ihtiva eden Bakanlar Kurulu Kararnamesinin l/d maddesine gore; dava konusu tasınmazın arsa niteliginde kabulu ile emsal mukayesesı yapılıp değer biçilmesi gerektiği gözetilmeden, taşınmazın arazi niteliğinde kabulü ile değer biçilmesi,

Doğru görülmemiştir.

Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazine’ye irad kaydedilmesine ve yeniden harç alınmasına yer olmadığına 18.09.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/4868 K:2006/7597 T:20.06.2006

Özet: Münavebe ürünü olarak alınan buğday, nohut ve korunganın üretim masraflarının İl Tarım Müdürlüğü ‘nden gelen resmi verilerde gösterilen miktarların altında alınmak suretiyle fazla bedel tespiti doğru değildir.

Ayrıca, kamulaştırmanın baraj rezerv alanı için yapıldığı gözetilerek kamulaştırılan taşınmazın davalı üzerindeki tapusunun iptali ile 3402 sayılı Kanun’un 16/C maddesi uyarınca tapudan terkinine karar vermek gerekir.

Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline dair verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçelerle istenilmiş, davacı idare vekilince de duruşma isteminde bulunulmuş olmakla, duruşma için belirlenen 21.03.2006 günü temyiz eden davacı idare vekili Avukat İhsan’ın yüzüne karşı usulüne göre çağrı kağıdı gönderilmesine rağmen gelmediklerinden, temyiz eden davalılar vekillerinin yokluğunda duruşmaya başlanarak temyiz isteminin süresinde olduğu görülüp, davacı idare vekilinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, Dairemizin geri çevirme kararından sonra gelen dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor, değer biçme yöntemi bakımından yasa hükümlerine uygundur. Arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesi de yöntem olarak doğrudur.

Bu nedenle, davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Davacı idare vekilinin temyizine gelince;

1- Münavebe ürünü olarak alınan buğday, nohut ve korunganın üretim masraflarının İl Tarım Müdürlüğü’nden gelen resmi verilerde gösterilen miktarların altında alınmak suretiyle fazla bedel tespiti,

2- Kamulaştırmanın Yazıcı Barajı rezerv alanı için yapıldığı gözetilerek kamulaştırılan taşınmazın davalı üzerindeki tapusunun iptali ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/C maddesi uyarınca tapudan terkinine karar vermek gerekirken, davacı idare adına tesciline karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 5018 sayılı Yasa uyarınca davacı idare genel bütçeye dahil kuruluşlardan olduğundan, yatırılan temyiz harcının iadesine, davalılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazine’ye irad kaydedilmesine ve yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 20.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2699 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.