1. Ana Sayfa
  2. Gayrimenkul Makaleleri

Kamulaştırma Bedeliyle İlgili Anayasal İlkeler


1982 Anayasasının kamulaştırma konusunu düzenleyen 46. maddesi, kamulaştırma bedeliyle ilgili önemli ilkeler ortaya koymuştur.

a) Kamulaştırmada Bedel Ödeme Zorunluluğu

Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen ve temel öğesinin “kamu yararı” olduğu kabul edilen kamulaştırma, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının, kamu yararı için ve karşılığı ödenmek koşuluyla idarece kaldırılmasıdır. Kamulaştırmanın bir başka tanımlaması ise kamu yararı amacıyla, bir taşınmazın takdir edilen bedeli peşin verilmek üzere malikinin rızasına bakılmaksızın elinden alınmasıdır.

Kamulaştırmanın en temel özelliklerinden birisi, malike bedel ödenmesidir. Bedel ödenmeden mülkiyetin kamu idaresine geçirilmesi 46. maddeye aykırılık teşkil edeceği gibi mülkiyet hakkının özünü zedeleyeceği için 13 ve 35. maddelere de aykırılık teşkil eder. Üstelik bedel ödenmeksizin mülkiyete el konulması hukuk devleti ilkesine de aykırılık teşkil eder. Hukuk devleti insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa’nın bulunduğu bilincinde olan devlettir (Anayasa Mahkemesi, 10.4.2003, E: 2002/112, K: 2003/33)[1]. Hukuk devletinde devletin bedel ödemeksizin mülkiyete el koyması düşünülemez. Anayasa Mahkemesi bir kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesinde yer alan ve özel mülkiyette bulunan taşınmazların bedel ödemeksizin kamu mülkiyetine geçirilmesine imkan tanıyan hükmü, Anayasanın 13, 35 ve 46. maddelerine aykırı bulmuştur (Anayasa Mahkemesi, 10.4.2003, E: 2002/112, K: 2003/33)[2].

Bu bedelin para olarak ödenmesi gerekir. 1961 Anayasası’nın Temsilciler Meclisindeki görüşmelerinde kamulaştırmayı düzenleyen 38. maddede geçen bedel ifadesinin parayı mı yoksa paranın yanı sıra Hazine bonosu ya da Devlet tahvilini de mi kapsadığı konusunda belirsizlik olduğu yolundaki eleştirilerine cevap olarak Anayasa Komisyonu sözcüsü Coşkun Kırca burada geçen bedel ifadesinin parayı kastettiğini vurgulamıştır (Temsilciler Meclisi Tutanak Dergisi, Cilt: 4, Sayfa: 277):

b) Kamulaştırma Bedelinin “Gerçek Karşılık” Olması Zorunluluğu

Kamulaştırma konusundaki en önemli anayasal ilkelerden bir tanesi kamulaştırma bedelinin gerçek karşılık olmasıdır. Mülkiyet hakkı temel hak ve özgürlüklerden olduğu içindir ki kamulaştırma, ancak “gerçek” bedel karşılığında yapılabilmektedir. Kamulaştırma, genelde, malikin rızası olmaksızın Devletin kamu yararına özel mülkiyeti sona erdirdiği bir işlemdir. Ancak bu işlemde, taşınmaz bedelinin kesintisiz, nakden ve peşin olarak ödenmesi, hukuk devleti açısından bir zorunluluktur.

1982 Anayasası’nın 46. maddesi gerçek karşılık esasını benimsediğine göre kamulaştırma öngören kanun hükümlerinin de gerçek karşılığa ulaşmaya elverişli olmalıdır. Bu konudaki temel mevzuat olan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerinin (özellikle 11 ve 15. maddelerin) de gerçek karşılık ilkesi dikkate alınarak yorumlanması gerekir. Kamulaştırma Kanunu kapsamında gerek idare ve gerekse bilirkişiler tarafından yapılan değer tespitlerinde gerçek bedelin esas alınması gerekmektedir.

c) Kamulaştırma Bedelinin Peşin Ödenmesi Zorunluluğu

Anayasa’nın 46. maddesine göre kamulaştırma bedelinin peşin olarak ödenmesi gerekmektedir. Ancak, madde peşin ödeme zorunluluğuna bir istisna getirmiştir. Buna göre tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir.

Bu hükümlerle ilgili olarak dikkat edilmesi gereken birkaç nokta söz konusudur. Öncelikle taksitle ödeme yapılabilecek haller, Anayasa’da sayılan durumlarla sınırlıdır. Bu durumlar dışında kamulaştırma bedelinin taksitle ödenmesi söz konusu değildir. İkincisi kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedelinin taksitlendirilmesi mümkün değildir. Ancak burada da karşımıza “küçük çiftçi” tanımının ne olduğu sorunu ortaya çıkacaktır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nda da bu yönde bir tanım bulunmadığı dikkate alındığında tanım yapma zorluğu daha da artmaktadır. Üçüncüsü kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir. Son olarak taksitlendirmelerde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerekmektedir. Ancak 2942 sayılı Kanun’un 2. maddesinde hala “Taksitlere, peşin ödeme gününü takip eden günden itibaren, Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddi uygulanır” hükmü yer almaktadır. Kuralın Anayasa’ya aykırılığı açıktır.

d) Kamulaştırma Bedelinin Nakden Ödenmesi Zorunluluğu

(1) Genel İlke

Anayasa’nın 46. maddesi kamulaştırma bedelinin nakden ödenmesini zorunlu kılmaktadır. Her ne kadar 2942 sayılı Kanun’un 26. maddesi kamulaştırma bedelinin trampa yoluyla ödenebilmesine imkan tanımaktaysa da trampa için malikin muvafakati şart olduğu için Anayasaya aykırılık söz konusu değildir. Fakat trampanın zorunlu tutulması da mümkün değildir. Anayasa Mahkemesi 1110 sayılı Askeri Memnu Mıntıkalar Kanunu’nun kamulaştırılacak taşınmazın bedeli yerine (malikin muvafakati olup olmadığına bakılmaksızın) taşınmaz verilmesinin Anayasa’ya aykırı bulmuştur (17.03.1964, E: 1963/133, K: 1964/21)[3].

(2) Kamulaştırma Bedelinin Trampa Yolu İle Ödenmesi

2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 26 ncı maddesine göre; mal sahibinin kabul etmesi halinde kamulaştırma bedeli yerine, idarenin kamu hizmetine tahsis edilmemiş olan taşınmazlarından, bu bedeli kısmen veya tamamen karşılayacak miktarı verilebilir.

Kamulaştırma bedeli yerine verilecek taşınmazın değeri, idarenin ihale komisyonunca yoksa bu amaçla kuracağı bir komisyonca tespit edilir. Taşınmaz bedelleri arasındaki fark taraflarca nakit olarak karşılanır. Ancak idarenin vereceği taşınmazın değeri, kamulaştırma bedelinin yüzde yüz yirmisini aşamaz.

2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 26 nci maddesinde; idarenin vereceği taşınmazın değerinin, kamulaştırılacak yerin değerinin % 120’sinden fazla olamayacağı belirtilmiş iken, kamulaştırılacak taşınmazın değerinin, verilecek taşınmazın değerinden fazla olması konusunda herhangi bir sınırlama getirilmediğinden, bu durumda aradaki farkın ödenerek trampanın yapılması mümkün bulunmaktadır.

Diğer taraftan, genel bütçeli idarelerce yapılacak kamulaştırmalarda, kamulaştırılacak taşınmazın değeri Kanunun 10 uncu maddesine göre, verilecek taşınmazın değerinin ise, Hazine taşınmazlarının satışında yetkili komisyonlar eliyle yapılabilir.

Bu maddeye göre trampa işlemi, karşılıklı anlaşma yoluyla yapılacağından, tarafların bedele ve kamulaştırma işlemine karşı dava açması mümkün bulunmamaktadır.

[1] Resmi Gazete Tarih / Sayı: 4.11.2003/25279

[2] Resmi Gazete Tarih / Sayı: 4.11.2003/25279

[3] Resmi Gazete Tarih / Sayı: 02.06.1964/11717

Kamulastirma-Bedeliyle-Ilgili-Anayasal-Ilkeler
Kamulaştırma Bedeliyle İlgili Anayasal İlkeler

Yorum Yap