Kamulaştırmasız El Atma ve Anayasa Mahkemesi: Kamulaştırma Kanunu’nun 38. Maddesinin İptali

Makalemizi paylaşır mısınız?

Türkiye’de zaman zaman çıkarılan kanunlar ile, kamulaştırma yapılmaksızın el konulan taşınmazların mülkiyetlerinin kamu idaresine geçmesi öngörülmüştür. Örneğin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 38. maddesi, kamu idareleri tarafından kamulaştırmasız el atılan taşınmazların mülkiyetinin, belirli şartların gerçekleşmesi halinde, bedel ödenmeksizin kamu idaresine geçmesini öngörmekteydi. 38. maddeye göre idarenin el koyarak taşınmazı kamu hizmetine özgülemesi ve bir tesis yaptırması eyleminin üzerinden yirmi yıl geçmiş ise, artık sahibinin tapuda malik olarak görünse bile, her türlü dava hakkı düşmekteydi.

Anayasa’ya aykırılığı gayet açık olan bu hüküm, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (1982 Anayasası’nın Geçici 15. maddesinin 3. fıkrası gereğince) Anayasa’ya aykırılığının ileri sürülememesi nedeni ile 2003 yılına kadar varlığını korumuştur. Geçici 15. maddenin 3. fıkrasının 03.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanunla kaldırılması üzerine 38. maddenin hem Anayasa’ya, hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırılığı ileri sürülmüş, neticede Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 10.04.2003 tarihli ve E: 2002/112, K: 2003/33 sayılı karar ile söz konusu madde iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi 38. maddeyi Anayasa’nın 2, 13, 15 ve 46. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 1 No’lu Protokol’e aykırı bulmuştur. Mahkeme’nin iptal gerekçeleri kısaca şu şekilde özetlenebilir:

a) 13. Maddeye Aykırılık

Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin 13. maddesinde; temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Yirmi yıllık hak düşürücü sürenin geçmesiyle taşınmaz malikinin her türlü dava açma hakkının engellenmesi ve taşınmazın hiçbir karşılık ödenmeden idareye geçmesi, Anayasa Mahkemesi tarafından mülkiyet hakkının sınırlanmasını aşan, hakkın özünü zedeleyen bir durum olarak nitelendirilmiş ve Anayasa’nın 13. maddesine aykırı bulunmuştur.

b) 46. Maddeye Aykırılık

Anayasa’nın kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddesinin birinci fıkrasında “Devlet ve kamu tüzelkişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir” hükmünün yer aldığını hatırlatan Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atılan taşınmazların mülkiyetinin 20 yıllık süre geçtikten sonra bedelsiz olarak idareye geçmesinin 46. maddeye aykırı olduğuna karar vermiştir.

Kamulaştırmanın, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkına getirilmiş anayasal bir sınırlama olduğunu hatırlatan Anayasa Mahkemesi, kamu idarelerinin Anayasa tarafından kendilerine tanınan olanak ve yetkileri kanunlara uygun biçimde kullanmak zorunda olduklarını, bu kapsamda kamu idareleri tarafından yapılan kamulaştırmaların da Kamulaştırma Kanunu’na ve Anayasa’nın 46. maddesine uygun olmak zorunda olduğunu ifade etmiştir. Mahkeme’ye göre kamu idarelerinin kanunlara uygun bir biçimde işlem tesis etmeksizin taşınmaza el atması, yirmi yıl geçtikten sonra yasal bir kamulaştırmanın bütün sonuçlarını doğurmakta ve taşınmazın, idarenin adına tapu kütüğüne tescili ile sonuçlanabilmektedir. Bu ise kamulaştırmasız el koymadır ve Anayasa’nın 46. maddesine aykırıdır.

c) Hukuk Devleti İlkesine Aykırılık

Anayasa Mahkemesi’ne göre devletin veya bir kamu tüzel kişisi tarafından kamulaştırma işlemi olmaksızın temel insan haklarından olan mülkiyet hakkına keyfi bir şekilde el konularak bireylerin sahip oldukları taşınmazları üzerinde özgürce tasarruf etmelerinin engellenmesi ve yirmi yıl sonunda dava hakkı da tanınmayarak, mülkiyet haklarının ellerinden alınması hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Çünkü hukukun evrensel ilkelerine saygı duymak hukuk devleti olmanın gereğidir. Hukukun evrensel ilkelerinden birisi de mülkiyet hakkının “zamanötesi” niteliğe sahip olması, başka bir anlatımla mülkiyet hakkının zamanaşımına uğramamasıdır. Bu nedenle, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu tarafından bir taşınmazın malik, zilyed veya mirasçılarına tanınmış olan hakların, hak sahiplerince yirmi yıl boyunca kullanılmaması, o kimselerin taşınmazla aralarındaki ilişkiyi fiilen kestiğini göstermiş olsa bile, o taşınmazla aralarındaki hukuksal ilişkinin sona erdiği anlamına gelmez. Ayrıca devlet faaliyetlerinin hukuk kurallarına uygun olması, kazanılmış haklara saygı duyulmasını gerektirir. Kazanılmış haklara saygı ilkesi hukukun genel ilkeleri ve hukuk devleti kavramı içerisinde yer alır. Bu ilkenin temel amacı ise bireylerin hukuk güvenliğini sağlamaktır. Bu gerekçelerle Anayasa Mahkemesi 38. maddeyi, Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesine aykırı görmüştür.

d) AİHS EK 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesine Aykırılık

Anayasa Mahkemesi, 38. maddeyi EK 1 No’lu Protokol’ün mülkiyet hakkını koruyan 1. maddesine de aykırı bulmuştur. AİHM’nin önüne gelen değişik davalarda (Papamichalopoulos/Yunanistan, Carbonara ve Venture/İtalya ve Belvedere Alberghiera S.R.L./İtalya) kamulaştırmasız el koymayı mülkiyet hakkına aykırı bulduğunu hatırlatan Anayasa Mahkemesi, bir taşınmazın mülkiyetinin bedel ödenmeksizin kamu idaresine geçmesinin Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine aykırılık teşkil edeceğini vurgulamıştır.

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2463 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.