Kamulaştırmasız El Atmayla İlgili Yargıtay Kararları-1

Bu yazımızda kamulaştırmasız el atma davası emsal kararlarını yayımlıyoruz. Kamulaştırmasız el atma davası Yargıtay karar örneklerini yayımlamaya devam edeceğiz.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2007/1189 K:2007/1910 T:20.02.2007

DAVA: Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının kabulüne dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davalı-karşı davacı idare vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla duruşma için belirlenen 12.12.2006 günü temyiz eden davalı idare vekili Av. Buket Şahintürk Kılınç ile aleyhine temyiz olunan davacı vekilinin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak temyiz isteminin süresinde olduğu görülüp, taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, Dairemizin geri çevirme kararından sonra gelen dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil; karşı dava ise tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Mahkemece tapu iptali ve tescil davasının reddine, el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisile yönelik davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Dava konusu taşınmazın 2603,03 m2’lik kısmının davalı idarece dinlenme tesisi ve çocuk parkı yapılmak amacıyla 01.02.1991 tarihinde kamulaştırılmasına karar verildiği, bu tarih itibariyle tapu maliki ve sonraki maliklere kamulaştırma kararı ve işlemlerin usulüne uygun tebliğ edilmediği, bu haliyle tamamlanmış ve kesinleşmiş bir kamulaştırma işleminin söz konusu olmadığı ve taşınmaza yeşil alan, basketbol sahası, çocuk bahçesi ve yol olarak el atıldığı dosyada bulunan kanıt ve belgeler ile mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarından anlaşılmıştır.

Bu nedenle davalı-karşı davacı idarenin açtığı tapu iptali ve tescil davasının reddine, el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil davasının ise kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

SONUÇ: Davalı-karşı davacı idare vekilinin temyiz itirazı yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harçtan artan paranın istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, aleyhine temyiz olunan davacı-karşı davalı yararına yürürlükte bulunan Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 500,00 YTL. vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, 20.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/12669 K:2007/1179 T:06.02.2007

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaza vaki el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaza vaki el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemine ilişkindir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak karar verilmiş hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Mahkemece her ne kadar bozma ilamına uyulmuş ise de; bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki;

Bozma ilamında; ecrimisile hükmedilebilmesi için taşınmazın bulunduğu mevkideki diğer arsaların dava tarihinden geriye doğru ecrimisil istenen süre içerisinde kiraya verilip verilmedikleri, veriliyor iseler nasıl ve ne şekilde kiralandıklarının tespit edilmesi ve ecrimisil hesabının 03.06.1996 tarihine kadar hükmedilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen; dava konusu yerin bir kısmının dükkan, geri kalan kısmınında herhangi bir delil getirilmeden, kamyon garajı ile eş değer tutularak ecrimisil hesabının yapıldığı ve açılan ek davada, davalı Belediye zamanaşımı itirazında bulunmasına rağmen 5 yıllık süreden daha fazla süreyi kapsayacak şekilde hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır.

Bu hesaplama yöntemi doğru olmadığından, mahkemece öncelikle dava konusu taşınmazın ilk davada istenen ecrimisil için 03.06.1996 tarihine kadar, ikinci davada dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde dükkan vs. olarak değil; boş arsa olarak kiraya verilmesinin mümkün olup olmadığı, kiraya verilmesi mümkün değil ise ecrimisil davasının reddine karar verilmesi, kiraya verilmesi mümkün ise o yöredeki emsal kira sözleşmeleri ibraz ettirilerek ve kıyaslama yapılarak ecri misil miktarının tespit edilerek hesabının yapılması gerekirken bu usule uyulmadan dükkanların ve benzin istasyonunun sanki davacı tarafından yapılmış gibi kabul edilerek yanlış hesaplama sonucu, fazlaya hükmedilmesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : İdare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 06.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/13277 K:2007/932 T:05.02.2007

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor geçersizdir. Şöyle ki;

Milli Emlak Kitabı

Arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu 11/1-g maddesi gereğince arsalara değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre değer biçilir. Bilirkişi kurulunca emsal olarak alınan limited şirkete yapılan satış, bir diğeri ise petrol alım satımı ile iştigal eden anonim şirkete yapılan satıştır. Madde metni gereği bu satışlar ticari nitelikli özel amaçlı olmaları nedeniyle emsal kabul edilmeyerek, taraflara yeniden emsal bildirmesi için imkan verilip, gerekirse resen emsallerle celp edilerek keşif yapılması gerekirken, emsal alınması mümkün olmayan taşınmazlara göre taşınmaza değer biçilmesi ve geçersiz rapora göre hüküm kurulması,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 05.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/14867 K:2007/861 T:01.02.2007

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atma nedeniyle zarar gören ağaç bedellerinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri yönünden verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, kamulaştırmasız el atma nedeniyle zarar gören ağaç bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Mahkemece bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Alınan raporlar ve yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki;

1- Öncelikle dosyada mevcut tesbit bilirkişi raporunda yazılı ağaçların davacıların murisine ( davacılara )ait olup olmadığı yönünde herhangi bir mülkiyet tesbiti kararı bulunmadığından davacı yana tesbit raporunda yazılı ağaçlardan ne kadarının tapulu alanda; ne kadarının tapusuz yerde bulunduğunun ispata yarar delilleri ibraz ettirilip toplandıktan sonra, tapusuz alanda kalan ağaçların mülkiyetinin ayrı dava açılarak tesbit ettirilmesi için mehil verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması,

2- Tapulu alanda kalan ağaçlar ile tapusuz alanda kalan ağaçların belirlenmesinden sonra yaş ve cinslerine göre zeminde kapladıkları alan belirlenmek suretiyle ağaçların kapladığı alan kapama meyve bahçesi niteliğinde kabul edilerek karışık net meyve gelirine göre geliri belirlendikten sonra zeminine de ekilebilecek münavebe ürünlerine göre değer biçilerek karışık meyve bahçesi değerinden zemin bedeli indirilerek davacının ağaç bedellerine hükmedilmesi gerekirken, geçersiz rapora ve varsayıma dayalı olarak hüküm kurulması,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde ödeyenlere geri verilmesine, 01.02.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/13928 K:2007/490 T:29.01.2007

DAVA : Taraflar arasındaki davacının Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açmış olduğu tazminat davasında taşınmaz üzerinden geçirilen enerji nakil hattı nedeniyle taşınmazda meydana gelen değer düşüklüğü sonucu taşınmazın tüm bedelinden mahsup edilen bedelin faiziyle tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri yönünden verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, davacının Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine açmış olduğu tazminat davasında taşınmaz üzerinden geçirilen enerji nakil hattı nedeniyle taşınmazda meydana gelen değer düşüklüğü sonucu taşınmazın tüm bedelinden mahsup edilen bedelin faiziyle tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kesinleşen ilk kararı uyarınca kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

İlk davada davalı idare taraf olmadığından, o davada tespit edilen değer düşüklüğü ve bunun sonucu olarak tespit edilen miktar davalı idareyi bağlamaz.

Belirtilen nedenle bu davada tekrar değer düşüklüğü oranı ve uğranılan zararın belirlenmesi gerektiği gözetilerek, kamulaştırmasız el atmaya dayanan bedel davalarında da Kamulaştırma Kanununun değer biçmeye ilişkin hükümleri uygulanacağından, taraflara emsal bildirmeleri için imkan tanınıp gerektiğinde re’sen emsal de getirildikten sonra bilirkişi kurulu marifetiyle yapılacak keşif ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal mukayesesi yapılarak değer biçildikten sonra taşınmazın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu ve enerji nakil hattının güzergahı da dikkate alınarak değer düşüklüğü oranı da belirtilmek suretiyle irtifak hakkı karşılığının tespiti gerekir.

Bu nedenle oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı düşüncelerle ve eksik inceleme ile hüküm kurulması,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde ödeyenlere geri verilmesine, 29.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/13746 K:2007/298 T:23.01.2007

El atılan ve bedeline hükmedilen taşınmazdaki davacılar hissesinin Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, bu hususta bir karar verilmemesi, isabetsizdir.

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ile ecri misil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ile ecrimisil istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiş, davalı idare vekilinin temyize ilişkin dilekçesi yasal süresi içinde temyiz harcı ve diğer masrafların yatırılmadığından bahisle reddedilmiş, redde ilişkin bu karar da tekrar davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Davalı DSİ Genel Müdürlüğü, 5018 sayılı yasa uyarınca 1.1.2006 tarihinden itibaren genel bütçeye dahil idareler arasına alınmış olması sebebiyle 492 sayılı Harçlar Kanunun 13/f maddesi uyarınca harçtan muaftır. Bu nedenle davalı idarenin temyiz dilekçesi harca tabi değildir. Harca tabi olmayan davalarda temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt tarihi temyiz tarihidir. Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesi süresinde Samsun Sulh Hukuk Mahkemesine verilmiş ve 10.7.2005 Tarih ve 145 sayı ile kaydedilerek Tekkeköy Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmiş olduğundan temyiz istemi süresindedir.

Açıklanan nedenle temyiz dilekçesinin reddine ilişkin hükmün bozularak kaldırılmasına karar verildikten sonra işin esasının incelenmesinde;

Davaya konu teşkil eden arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve alınan rapor uyarına taşınmaz ve ecri misil bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;

El atılan ve bedeline hükmedilen taşınmazdaki davacılar hissesinin Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, bu hususta bir karar verilmemesi,

Doğru değilse de; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, gerekçeli kararın hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak `Dava konusu taşınmazın karara esas alınan Tekkeköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2004/377 Esas sayılı dosyası içerisinde bulunan fen bilirkişisi Nazım Yılmaz’ın 3.1.2005 tarihli ek raporu ile 01.11.2004 havale tarihli krokili raporunda ( A )harfi ile gösterilen 2240,11 m²’lik bölümündeki davacılar hissesinin iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline cümlesinin eklenilmesine,

SONUÇ : Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/13757 K:2007/232 T:23.01.2007

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Yapılan incelemede, dava konusu taşınmazın 1704 m2 ve 440 m2 yüz ölçümündeki bölümlerinin su altında kaldığı belirlenmiş, diğer kısımları ile ev, depo ve kuyunun su altında kalmadığı anlaşılmıştır.

Bu nedenle sadece su altında kalan bölümlerin bedeli ile bu kısımlarda bulunan muhtesat bedeline hükmedilmesi gerekirken el atılmayan yer ve muhtesat bedellerine de hükmedilmesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/14284 K:2007/202 T:23.01.2007

DAVA : Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan muhtesat bedelinin tahsili davasının reddine dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.06.2006 günü temyiz eden davacı vekili Atilla Erdoğmuş ile aleyhine temyiz olunan davalı idare vekilinin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak temyiz isteminin süresinde olduğu görülüp, taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, Dairemizin geri çevirme kararı üzerine gelen dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, kamulaştırmasız el atılan muhtesat bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Yapılan incelemede; davaya konu muhtesatların üzerinde bulunduğu 260 parsel sayılı taşınmazın davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca otopark sahası yapılmak üzere kamulaştırıldığı, taşınmazın zemin bedeli ile üzerindeki betonarme ve yağma bina bedellerinin taşınmaz sahiplerine ödendiği ancak davacıya ait muhtesatları nedeniyle kamulaştırma bedeli ödenmeksizin idarece bu muhtesatlara da el atıldığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenle kamulaştırılan taşınmaz üzerinde bulunan ve kamulaştırmasız el atılan muhtesat bedellerinin bilirkişi kurulu marifetiyle hesaplattırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, temyiz eden davacı yararına yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 500,00-YTL. vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, 23.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/12960 K:2006/12910 T:27.11.2006

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, kamulaştırması elatılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor ve yapılan inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;

Dava konusu taşınmazın belediye mücavir alan sınırları içinde bulunduğu, altyapı hizmetlerinden yararlanmadığı, etrafının meskun olmadığı ve 1/1000’lik ve 1/5000’lik!planının bulunmadığı P… Belediye Başkanlığımın dosyada mevcut cevabi yazılarında anlaşılmaktadır.

Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda ise, dava konusu taşınmazın meskun mahallere yakın olduğu, parsel içinde ev, elektrik, su bulunduğu, yol üzerinde olduğu ve yakın gelecekte Belediye hizmetlerinden yararlanacak olması nedeniyle arsa olarak kabul edilmiştir.

Öncelikle; Belediye Başkanlığının cevabi yazısı ile bilirkişi kurulunun taşınmazın vasfı ile ilgili beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekir. Zira Belediye Başkanlığı yazısına göre, dava konusu taşınmaz arsa vasfında de ğildir. Belirtilen yönde bilirkişi kurulundan ek rapor alınması, taşınmazın arsa vasfında olmadığının tespiti halinde ise yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde taşınmaza tarla vasfı ile değer biçilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile taşınmazın i arsa vasfında kabul edilmesi suretiyle hüküm kurulması,

Doğru görülmemiştir.

Davalı idare vekilinin temyiz itirazı yerinde olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA),27.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/12062 K:2006/13227 T:04.12.2006

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerinin yönünden verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, taşınmaz, arsa niteliğinde kabul edilerek bedelinin tespitine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Alınan rapor ve yapılan inceleme, hüküm kurmaya yeterli değildir.

Şöyle ki;

1- Bir taşınmazın arsa olarak kabul edilebilmesi için, belediye imar planı içerisinde olması, olmadığı takdirde, belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması, belediye hizmetlerinden yararlanması ve etrafının meskun olması gerekir. Dava konusu taşınmazın imar durumuna ilişkin Belediye Başkanlığından verilen cevabi yazıda, taşınmazın 1/25000 ölçekli imar planında kaldığı bildirilmiştir. Hükme esas bilirkişi raporunda da taşınmazın belediye mücavir alanı sınırlarında kalıp belediye hizmetlerinden kısmen yararlanması nedeni ile arsa kabul edilip değer biçilmiştir.

Bu itibarla, taşınmazın arsa vasfını kazanıp kazanmadığı hususunda yeterli araştırma yapılmadan, arsa vasfına ilişkin Belediye Başkanlığının verdiği cevap ile bilirkişi raporundaki çelişki giderilmeden taşınmaza arsa olarak değer biçilmesi,

Kabule göre de;

2- Islah yapılmaksızın 1.000,00 YTL talepte bulunulmuş olmasına rağmen, talep aşılmak suretiyle fazlaya hükmedilmesi,

3- Mahkemece kısa kararda faize hükmedilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda faize hükmedilmemesi,

4- Değerlendirme tarihi olan 2005 yılında dava konusu taşınmaz ile bilirkişi kurulunca emsal kabul edilecek taşınmazların, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m2 değerlerinin, ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden istenip dava konusu taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporu da denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,

5- Dava konusu taşınmaz ve emsal alınan taşınmazların, değerlendirme tarihi olan 20.12.2005 gününde; fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parseli mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parseli mi olduğu, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesintisine tabi tutulup tutulmadığının araştırılmamış olması,

6- Taşınmaza baraj gölü olarak el atıldığından, el atılan bölümün tapusunun iptali ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/C maddesi uyarınca tapudan terkinine karar verilmemesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan, hükmün açıklanan nedenle HUMK’nın 428. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde davacıya geri verilmesine, 04.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/10125 K:2006/13319 T:04.12.2006

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki;

1- Belediye İmar Müdürlüğünden gönderilen cevabi yazıda, taşınmazın imar planında sanayi alanı olarak düzenlendiği bildirilmiştir. Bu yönüyle taşınmaz arsa niteliğindedir. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak hüküm kurulması gerekirken, arazi olarak kabulü ile daha az bedele hükmolunması,

2- Davanın niteliği gereği maktu harç alınması gerekirken nispi karar ve ilam harcı alınması,

3- Kendisini vekille temsil ettiren davacı idare lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi,

4- Kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi,

Doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’nın 428. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 04.12.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2006/4765 K:2006/7603 T:20.06.2006

KAMULAŞTIRMASIZ ELATILAN TAŞINMAZIN BEDELİNİN TAHSİLİNE İLİŞKİN OLARAK AÇILAN DAVADA, MAHKEMECE ÖNCELİKLE DAVA KONUSU TAŞINMAZLARIN BULUNDUĞU BÖLGEDEKİ KADASTRO VE KAMULAŞTIRMA PAFTALARI ZEMİNE UYGULANMALI, DAHA SONRA DA KAMULAŞTIRMA İLE İÇİNDEN SU KANALI İSALE HATTI VE SERVİS YOLU GEÇEN TAŞINMAZLARIN İMAR UYGULAMASI SONUCU ŞUYULANDIRILARAK, HANGİ İMAR PARSELLERİNE GİTTİKLERİ BELİRLENİP, DAVA KONUSU İMAR PARSELLERİNE DE ŞUYULANDIRMA YAPILIP YAPILMADIĞI, KESİNLEŞEN İMAR TADİLATI DA GÖZETİLEREK TESPİT EDİLMELİDİR.

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri yönünden verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;

1- Dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede değişik tarihlerde kamulaştırma işlemleri yapılmış ve kamulaştırmayı yapan DSİ Genel Müdür-lüğü’nce kamulaştırma yapılan bölgedeki tesisler protokol ile davalı idareye devredilmiştir.

Bu durumda öncelikle, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgedeki kadastro ve kamulaştırma paftaları zemine uygulanmalı, daha sonra da kamulaştırma ile içinden su kanalı isale hattı ve servis yolu geçen taşınmazların imar uygulaması sonucu şuyulandırılarak, hangi imar parsellerine gittikleri belirlenip, dava konusu imar parsellerine de şuyulandırma yapılıp yapılmadığı, kesinleşen imar tadilatı da gözetilerek tespit edilmelidir. Dava konusu imar parsellerine şuyulandırma yapılmış ise, bu parsellerden fiilen geçen yol ve isale hattı mevcut olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği düşünülerek, yeniden fenni bilirkişi eşliğinde keşif yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

2- Kabule göre de;

Hükmedilen tazminat miktarına değerlendirme tarihi olan dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi,

Doğru görülmemiştir.

Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde ödeyenlere geri verilmesine, 20.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2699 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.