Kentsel Dönüşüm Alanı Belirlenmesinin Şartları

5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi, kentsel dönüşüm uygulamalarını düzenlemektedir. 5393 sayılı Kanun’un 73. maddesi, kentsel dönüşüm yapılabilmesini belirli şartlara tabi kılmıştır.

Kentsel Dönüşüm Alanlarının Belirlenmesinde Takdir Hakkı

Bu maddenin 1. fıkrası belediyelerin konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm uygulamaları yapabileceğini, bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için bu sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi gerektiğini hüküm altına almıştır. Dolayısıyla ancak madde metninde sayılan amaçlarla kentsel dönüşüm uygulamaları yapılabilmesi mümkündür.

Maddenin 1. fıkrasının 5998 sayılı Kanunla değişmeden önceki şeklinde “Belediye, kentin gelişimine uygun olarak eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek; konut alanları, sanayi ve ticaret alanları, teknoloji parkları ve sosyal donatılar oluşturmak, deprem riskine karşı tedbirler almak veya kentin tarihî ve kültürel dokusunu korumak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir.” hükmü yer almaktaydı. Daha sonra bu fıkra, yukarıda belirtiğimiz şekilde değiştirilmiştir.

Maddede yapılan bu değişiklik bazı yazarlarca (örneğin Aydınlı ve Kaya, 2013: 460) kentsel dönüşümün amaç yönünden oldukça genişletildiği şeklinde yorumlanmaktadır (ayrıca Koray, 2013). Bu yazarlara göre maddenin eski şeklinde dönüşüm sadece “eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak” amacıyla yapılabiliyordu, dolayısıyla 5998 sayılı Kanunla yapılan değişiklik bu yönde ciddi bir genişlemeye neden olmuştur.

Ancak bu görüşe katılma imkanı yoktur. 73. maddenin 1. fıkrasının hem eski, hem de yeni halini dikkatle incelersek kentsel dönüşümün amacı yönünden ciddi bir farklılığı bulunmadığı görülecektir.

Kentsel dönüşümde genişleme sağlayan asıl değişiklik kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilecek alanın; üzerinde yapı olan veya olmayan imarlı veya imarsız alanlar olmasının takdiri münhasıran belediye meclisinin yetkisinde olduğunun hüküm altına alınmasıdır. Dolayısıyla bu değişiklikle, üzerinde yapı olmayan alanlarda ve imarsız alanlarda dönüşüm yapılmasının önü açılmıştır diyebiliriz. Oysa ki bu durum kentsel dönüşüm kavramı ile çelişimektedir. Kentsel dönüşüm, kavramın adından da rahatlıkla anlaşılacağı üzere, mevcut fakat eskimiş, köhnemiş, harap hale gelmiş yapıların dönüştürülmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla kentsel dönüşümün “kentin dokusunu bozan sorunların giderilmesi, eskiyen kısımların yeniden inşa ve restore edilmesi” anlaşılması ve uygulanması gerekir.

Zaten 73. maddenin 1. fıkrasında 5998 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra dahi idari yargı tarafından verilen kararlarda kentsel dönüşümün evrensel amaçlarından uzaklaşacak şekilde üzerinde yapı olmayan alanlarda ve imarsız alanlarda dönüşüm yapılmasının hukuka aykırı bulunduğu görülmektedir (Aydınlı ve Kaya, 2013: 461).

Örneğin Ankara 15. İdare Mahkemesi’nin E: 2010/380, K: 2011/98 sayılı kararında “kentsel dönüşüm kavramı, planlamada ‘kent yenileme’ yaklaşımları içinde yer alan bir planlama ve müdahale biçimi olarak tanımlanabileceği, kent yenilemenin, kentin zaman içinde eskiyen veya boşalan veya işlevini yitiren alanlarının yenilenmesi işlemi olduğu, yenilemeye konu olan bölgelerin genellikle fiziksel açıdan bir ‘çöküntü’ alanına dönüşmüş yerler olsa da; yenileme işlemi sadece fiziksel açıdan yenilenmeye ve müdahaleye gereksinim duyan yerler ile sınırlı kalmayıp, ekonomik ve toplumsal açıdan canlılığını yitiren yerlerde de yapıldığı, dünyada yenileme yaklaşımları ve bunun bir altbaşlığı olarak dönüşüm yaklaşımlarının ne gerekçelerle yapıldığı dikkate alındığında, bu müdahale türünün mevcut yapılı bir kentsel alanı konu aldığının görülmekte olduğu, hem yenileme yaklaşımlarının hem de kentsel dönüşüm yaklaşımının yapılı çevrenin dönüştürülmesine ilişkin müdahale biçimlerini içerdiği, dava konusu işlem ise, kentin dışında kentsel gelişmenin olmadığı bir tarım alanının yeni gelişim alanı olarak konut kullanımı için planlanmasına ilişkin olduğu, mevcutta büyük çoğunluğu boş olan ve kentsel gelişmenin bulunmadığı bir tarım alanında konut gelişimi öngörülerek planlama ve geliştirme sürecinin kentsel dönüşüm tanımlarıyla hiçbir ilgisi bulunmadığı, ‘Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı’ Projesi olarak adlandırılan ve benimsenen bir yaklaşımda bahsi geçen ‘Gelişmenin’, zaten yıllardır mevcut yasal çerçeve ile ve mevcut uygulama araçlarıyla yapılan kentsel gelişmeden farklı bir kavram olduğu, bir alanın alışılagelmiş kentsel gelişme araçlarından farklı bir biçimde ele alınarak planlanmayı gerektiriyorsa, buranın ‘Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı’ olarak tanımlanmasının söz konusu olabileceği, bu durumda bu terimde geçen ‘Gelişimin’ yine daha önce gelişmiş bir alanın müdahale edilerek dönüştürülmesi ve yeniden geliştirilmesi olarak anlaşılması gerektiği, dolayısıyla yapılaşmamış boş alan olan ve tarım alanlarının bulunduğu, dava konusu alanın Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı kapsamında değerlendirilmesinin, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarıyla bağdaşmadığı, bir tarım alanının ‘Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı’ olarak tanımlanması ve ardından bu tanım altında burada alışılagelmiş imar planı yaklaşımıyla konut alanı geliştirilmesi işleminin, kendi imar mevzuatımızla bağdaşmayan bir yaklaşım olduğu gibi, dünyanın hiç bir yerinde görülmemiş bir plan yaklaşımı olduğu, bu yönüyle şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, evrensel olarak kabul edilen kentsel dönüşüm kavramı ve uygulamalarına ilişkin esas ve yaklaşımlara tamamen aykırı olduğu” ifade edilmiştir. Bu karar Danıştay 6. Dairesi’nin E: 2011/5490, K: 2015/973 sayılı kararı onanmıştır.

Dolayısıyla 73. maddenin şu an yürürlükte olan metnine göre kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilecek alanın; üzerinde yapı olan veya olmayan imarlı veya imarsız alanlar olmasının takdiri münhasıran belediye meclisinin yetkisinde olsa da idari yargı kentsel dönüşümü, eskiyen, köhneleşen ve yıpraran kentsel alanların dönüştürülmesi veya yeniden inşaası olarak algılamaktadır.

Kentsel Dönüşüm Alanlarının Belediye ve Mücavir Alan Sınırları İçerisinde Kalması

Bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır. Zaten 5393 sayılı Kanun’a göre sadece belediyeler ve büyükşehir belediyeleri dönüşüm yapmaya yetkili olduğuna göre, bu yetkinin de sadece belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde uygulanabilecek olması şaşırtıcı bir durum değildir.

Kentsel Dönüşüm Alanlarının Belirlenmesinde Alan Büyüklüğü

73. maddenin 2. fıkrasına göre, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilecek alanın büyüklüğünün en az 5, en çok 500 hektar arasında olması gerekmektedir.

Toplamı 5 hektardan az olmamak kaydı ile proje alanı ile ilişkili birden fazla yer, tek bir dönüşüm alanı olarak belirlenebilir.

Kamu Mülkiyetinde Bulunan Alanlar İçin Bakanlar Kurulu Kararı Alınması

Kamunun mülkiyetinde veya kullanımında olan yerlerde kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilebilmesi ve uygulama yapılabilmesi için ilgili belediyenin talebi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca bu yönde karar alınması gerekmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.