Kesin ve Yürütülmesi Zorunlu İşlem İlkesi Bakımından Parselasyon İşlemleri

Bir işlemin idari yargıda iptal davasına konu edilebilmesi için kesin ve icrai (yürütülmesi zorunlu) nitelikte olması gerekir. Görüş belirten kararlar, danışma kararları, hazırlık çalışmaları, kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemler olmadıkları için iptal davasına konu olmazlar. Parselasyon işlemi encümen tarafından onaylandıktan sonra, idare hukuku açısından kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğinde olduğu için iptal davasına konu edilebilir. Bir başka ifadeyle arsa düzenlemelerinin tapuya tesciline dayanak oluşturan belediye ve il encümeni kararı, kesin ve yürütülmesi gerekli bir idari işlemdir[1].

Parselasyon işleminin ne zaman kesin ve icrai işlem niteliği kazanacağı İmar Kanunu’nun 19. maddesi dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Söz konusu maddede “İmar planlarına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir.” hükmü yer almaktadır. Bundan dolayı arazi ve arsa düzenlemesi işlemleri, encümen onayından sonra bir aylık askı ilan süresi sonunda kesinleşir ve icrai işlem niteliği kazanır.

Ancak, parselasyon amacı ile yapılan hazırlık işlemleri (uygulayıcıların görevlendirilmesi, haritaların düzenlenmesi, cetvellerin hazırlanması vb.) parselasyon planlarının ve dağıtım cetvellerinin encümen tarafından onaylanmasına kadar kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem niteliği taşımazlar. Bu nedenle parselasyon haritaları ve dağıtım cetvelleri encümen tarafından onaylanmadan, bu işlemlere karşı dava açılması mümkün değildir. Bu konuda Danıştay 6. Dairesinin, 18.01.1995 tarihli ve E:1994/1309, K:1995/254 kararına bakılabilir.

Keza, hâlihazır harita işlemlerinin iptali için dava açılamaz.

Danıştay 6. Dairesi, 19.03.1991, E:1989/2743, K:1991/467   

Yapılacak imar planlarına bir hazırlık teşkil eden halihazır haritanın kesin bir işlem olmayıp hazırlık işlemi niteliğinde bulunduğundan iptal davasına konu olamayacağı.

İdare Mahkemesince, davacının zilyetliğinde bulunan taşınmazın da yer aldığı bölgede doğrudan bir değişiklik yapmayan, sadece daha sonra bu bölge için yapılacak imar planlarına bir hazırlık teşkil eden halihazır haritanın kesin bir işlem değil hazırlık işlemi olduğu, bu niteliği itibariyle de iptal davasına konu olamayacağı, belirtilerek, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile ilgili olarak yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor doğrultusunda söz konusu planın Bakanlar Kurulunca turizm merkezi olarak tespit edilen Ayder Kaplıcalarından azami şekilde yararlanmak ve yöre halkına daha iyi hizmet vermek amacıyla yapıldığı, genel planlama kurallarına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkeme kararında da belirtildiği üzere, davacının zilyetliğinde bulunan taşınmazın da yer aldığı bölgede doğrudan bir değişiklik yapmayan, sadece daha sonra bu bölge için yapılacak imar planlarına bir hazırlık teşkil eden halihazır harita kesin bir işlem değil, hazırlık işlemi olduğundan bu niteliği itibariyle iptal davasına konu olamayacağı açıktır.
Danıştay 6. Dairesi, 21.04.1992, E:1992/188, K:1992/1740   

Davacının zilyetliğinde bulunan taşınmazın da yer aldığı bölgede doğrudan bir değişiklik yapmayan, sadece daha sonra bu bölge için yapılacak imar planlarına bir hazırlık teşkil eden halihazır haritalar kesin bir işlem değil, hazırlık işlemi olduğundan iptal davasına konu olmaları mümkün değildir.

Dava, 18.3.1987 günlü, 87/11608 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla turizm merkezi olarak tespit edilen ve sınırları belirlenen Rize ili, Çamlıhemşin ilçesi, Kaplıca Köyü, Ayder mevkii için Turizm Bakanlığınca hazırlanıp Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile bu planın yapılmasında esas alınan Rize Valiliğince onaylanmış halihazır haritaların iptali isteğiyle açılmıştır.

Davacının zilyetliğinde bulunan taşınmazın da yer aldığı bölgede doğru dan bir değişiklik yapmayan, sadece daha sonra bu bölge için yapılacak imar planlarına bir hazırlık teşkil eden halihazır haritalar kesin bir işlem değil, hazırlık işlemi olduğundan iptal davasına konu olmaları mümkün değildir.                                              

Benzer şekilde, parselasyon yapılmasına ilişkin teklif niteliğindeki belediye meclisi kararı da kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem niteliğinde olmadığı için iptal davasına konu olamaz.

Danıştay 6. Dairesi, 21.01.1997, E:1996/789, K:1997/385  

Dava konusu belediye meclisi kararının sadece mevzuat uyarınca parselasyon planlarının onaylanması ve parselasyon işlemlerinin yapılması konusunda yetkili bulunan belediye encümenine bu bölgede 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca parselasyon işlemi yapılması önerisini içeren idari davaya konu olabilecek nitelikte uygulanabilir, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmadığı.

Dava konusu belediye meclisi kararının sadece mevzuat uyarınca parselasyon planlarının onaylanması ve parselasyon işlemlerinin yapılması konusunda yetkili bulunan belediye encümenine bu bölgede 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca parselasyon işlemi yapılması önerisini içeren idari davaya konu olabilecek nitelikte uygulanabilir, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmadığı açık olduğu gibi ortada henüz mevzuata uygun bir biçimde yetkili organca tesis edilmiş bir parselasyon işleminden de söz edilemeyeceğinden, idare mahkemesince davanın reddedilmesinde sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir.

Aynı yönde Danıştay 6. Dairesi, 14.11.2002, E:2001/5003, K:2002/5159, 05.02.1992, E:1991/3328, K:1992/476         

Danıştay 6. Dairesi, 20.10.2004, E:2003/965, K:2004/5093

Belediye encümeninin arazi ve arsa düzenlemesi yapılmasının uygun görülerek düzenleme haritası ve hesap cetvellerinin hazırlanarak getirtilmesine ilişkin kararı da Altıncı Daire tarafından kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olarak değerlendirilmemiştir.

Belediye encümeninin arazi ve arsa düzenlemesi yapılmasının uygun görülerek düzenleme haritası ve hesap cetvellerinin hazırlanarak getirtilmesine ilişkin kararı kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğinde değildir.

Dava konusu işlemin parselasyon yapılması yönündeki talebin uygun bulunarak gerekli çalışmaların yapılmasına karar verilen bir işlem olması nedeniyle henüz ortada düzenleme haritası, hesap cetveli, dağıtım cetveli gibi süreçler tamamlanarak onaylanmış ve onaylanarak düzenlemeye giren parsellerin maliklerinin hukuki durumunu etkileyecek nitelik kazanmış bir düzenleme işlemi bulunmadığı, bu itibarla kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğinde bulunmayan dava konusu işlemin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği.

[1]     Köktürk, Erdal ve Köktürk, Erol (2007) “Arsa Düzenlemelerinin Hukuksal Dayanağı”, s: 264

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.