Kıyı Gibi Özel Kanunları Kapsamında Kalan Alanlardaki Yapı Kayıt Belgeleri Geçerli mi?

Makalemizi paylaşır mısınız?

İmar barışı konusundaki en önemli meselelerden birisi kıyı, orman, mera gibi özel kanunu olan alanlarda kalan yapı kayıt belgelerinin geçerli olup olmadığı idi. Bu konudaki en yetkili birim olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Alt Yapı ve Kentsel Dönüşüm Genel Müdürlüğü bu alanlarda alınmış yapı kayıt belgelerinin geçerli olduğunu ve iptal edilemeyeceğini belirtmektedir. 

Bu Genel Müdürlüğün görüşleri şu şekildedir:

“Bilindiği üzere, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16 ncı maddesinin (9) uncu ve (11) inci fıkralarında Yapı Kayıt Belgesi alınamayacak “alanlar” ve “yapılar” belirtilmiş olup, belirtilen fıkralarda sayılan yapılar ve alanlar dışında kalan diğer bütün alanlardaki 31/12/2017 tarihinden önce ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılmış/aykırılıklar için Yapı Kayıt Belgesi alınması mümkündür.

Bu çerçevede, Özel Kanunlara (Kıyı, Orman, Mera, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, Doğal Sit, Arkeolojik Sit, Kentsel Sit, Askeri Güvenlik Alanı vs.) tabi alanlarda bulunan ve 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış olan ruhsatsız ve ruhsat ve eklerine aykırı yapılar için de Yapı Kayıt Belgesi alınarak Geçici 16 ncı madde hükmünden faydalanılması mümkündür. Belirtilen sebeple, söz konusu alanlarda Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar çerçevesinde usulüne uygun alındığı tespit edilen Yapı Kayıt Belgelerinin iptali söz konusu olmayacaktır.

Ancak, söz konusu Geçici 16 ncı maddenin (4) üncü fıkrasında açıkça belirtildiği üzere, Yapı Kayıt Belgesi alınan yapılarla ilgili olarak sadece 3194 sayılı Kanun ile 2960 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilecek olup, belirtilen Kanunlar dışında herhangi başka bir Kanun (mesela 775 sayılı Kanun veya Mera Kanunu) uyarınca verilmiş yıkım kararı veya para cezası var ise, Yapı Kayıt Belgesi bahse konu cezaların veya kararların iptalini sağlamayacaktır. Yani, Özel Kanunlar (Orman Kanunu, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, Kıyı Kanunu, Mera Kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gibi) kapsamında kalan yapılar için Yapı Kayıt Belgesi alınarak Geçici 16 ncı madde hükmünden faydalanılması mümkün olmakla birlikte, Özel Kanuna tabi alanlarda bulunan yapılar hakkında bu Özel Kanunlar veya 3194 ve 2960 sayılı Kanunlar dışındaki diğer Kanunlar uyarınca veya herhangi bir Mahkemece verilmiş yıkım kararı veya para cezası var ise alınan Yapı Kayıt Belgesi bu kararların uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir. Yine bu bağlamda söz konusu kararların uygulanabilmesi için Yapı Kayıt Belgesinin iptal edilmesine gerek olmayacaktır.

Diğer taraftan şu husus da belirtilmelidir ki, söz konusu Özel Kanunlarda yıkım ve para cezası verilmesi konusunda 3194 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı belirtiliyor ise, Yapı Kayıt Belgesi alınan yapılar hakkında 3194 sayılı Kanuna göre yıkım kararı ve para cezası verilmesi yönünde işlem yapılamayacağından, ceza hükümleri bakımından 3194 sayılı Kanuna atıf yapan Özel Kanun hükümlerine göre de Yapı Kayıt Belgesi alınan yapılar hakkında yıkım kararı alınamayacak ve para cezası verilemeyecektir.”

Ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bir diğer birimi olan Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü yakın zamanda verdiği bir görüş yazısında kıyıda kalan yapı kayıt belgesinin iptal edilmesi gerektiğini savunmuştur. Bu Genel Müdürlüğün görüşünde şu hususlar vurgulanmıştır.

“Bilindiği üzere; 3194 sayılı Kanun’un Geçici 16 ncı maddesinin (9) uncu ve (11) inci fıkralarında Yapı Kayıt Belgesi alınamayacak alanlar ve yapılar sayılmış olup; zikredilen fıkralarda belirtilen alanlar ve yapılar dışında, 31/12/2017 tarihinden önce ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan yapılar için Yapı Kayıt Belgesi alınarak Geçici 16 ncı madde hükmünden faydalanılması mümkündür.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16 ncı maddesinde ise; “Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili

mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabilir….Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir…Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz” ile,

Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar’ın “Yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar” başlıklı 8. maddesinde “(d) Kesinleşmiş planlar neticesinde sosyal donatı alanı olarak belirlenmiş ve Maliye Bakanlığınca aynı amaçla değerlendirilmek üzere ilgili kurumlara tahsis edilmiş Hazineye ait taşınmazlar üzerinde bulunan yapılar hakkında Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemez.” ve “(2) (Değişik:RG-20/9/2018-30541) Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez ve belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur.” hükümlerine yer verilmiştir.

Ayrıca; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16 ncı maddesi kapsamında Yapı Kayıt Belgesi alındıktan sonra tapuda yapılacak iş ve işlemlerin de söz konusu geçici 16 ncı maddenin (5) inci fıkrasında yer alan “Yapı Kayıt Belgesi ile maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebileceği” hükmü çerçevesinde Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar’ın 6 ncı maddesinin (4) üncü fıkrası hükmü ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün 06/07/2018 tarihli ve 1787 (2018/8) sayılı Genelgesi hükümlerine göre yürütülmesi gerekmekte olup bu çerçevede belirtilmelidir ki; Yapı Kayıt Belgesi alınan yapılarla ilgili olarak tapuda işlem yapılabilmesi için, Yapı Kayıt Belgesi alınan yapının üzerinde bulunduğu taşınmaz Özel Kanunlar kapsamında ise (örneğin Kıyı Kanunu), bu özel Kanunlarda, tapuda yapılacak cins tahsisi ve kat mülkiyeti işlemlerine engel teşkil edecek bir hükmün de bulunmaması gerekmektedir.

Diğer taraftan; özel bir Kanun olan Kıyı Kanununun hükümlerine bakıldığında ise; 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun “Genel Esaslar” başlıklı 5.maddesinde “…Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir…” hükmü ile kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasında kalan kıyı alanının özel mülkiyete konu edilemeyeceği açıktır.

Bununla birlikte; Kıyı Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in “Sahil Şeridinde Planlama” başlıklı 17. maddesinde “Sahil şeritlerinin birinci bölümünü içeren uygulama imar planları, tümüyle açık alan olarak toplumun kullanımına tahsis edilecek şekilde düzenlenir. Bu alanlarda sadece yaya yolları, gezinti ve dinlenme alanları, seyir teras ve alanları ile bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde tanımlanan rekreaktif amaçlı kullanımlar ile bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde belirlenen yapı ve tesisler yer alabilir. Bu alan içinde toplumun yararlanmasına açık yapılar da dahil olmak üzere başka hiç bir yapı ve tesis yapılamaz. Sahil şeridinin ikinci bölümünde yapılacak planlar, bu Yönetmeliğin 13 ve 14 üncü maddesinde sayılan yapı ve tesisler ile toplumun yararlanmasına açık olmak şartı ile konaklama hariç bu Yönetmelikte tanımlanan günübirlik turizm yapı ve tesislerini kapsayacak şekilde düzenlenir.” ve “Sahil Şeridinde Yapılanma” başlıklı 18.maddesinde “Sahil şeridinde inşaat ruhsatı verilebilmesi için onaylı uygulama imar planı hükümlerine uygun olarak 3194 sayılı İmar Kanunu ve yönetmeliklerine göre işlem yapılarak imar parsellerinin oluşturulması ve kamuya açık alanların kamu eline geçmesi şarttır.” hükümlerine yer verilmiştir. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri göz önünde bulundurularak;

  1. Öncelikle 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında kalan deniz, tabii ve suni göller ve akarsu kıyılarının 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16 ncı maddesi kapsamında Yapı Kayıt Belgesine konu edilemeyeceği, edilmiş ise bu belgelerin iptal edilmesi gerektiği,
  2. 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında kalan deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden ilk 50 metrenin herkesin eşit kullanımına açık olmak üzere açık ve yeşil alan olarak düzenlenebileceği, dolayısıyla hiç bir suretle umuma açık olmayan ve rekreatif düzenleme arz etmeyen bu alanlardaki bir yapının, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16 ncı maddesi kapsamında Yapı Kayıt Belgesine konu edilemeyeceği, edilmiş ise bu belgelerin iptal edilmesi gerektiği,
  3. 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında kalan deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden ikinci 50 metresinin herkesin eşit kullanımına açık olmak üzere açık ve yeşil alan ve günübirlik turizm yapı ve tesisleri olarak düzenlenebileceği, dolayısıyla hiç bir suretle umuma açık olmayan veya rekreatif amaçlı düzenleme arz etmeyen veya günübirlik turizm yapı ve tesisi olmayan bir yapının, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16 ncı maddesi kapsamında Yapı Kayıt Belgesine konu edilemeyeceği, edilmiş ise bu belgelerin iptal edilmesi gerektiği,
  4. Yukarıda sıralanan maddeler dışında 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca bu kanun kapsamında kalan alanlarda ilgili mevzuatında sıralanan kullanımlar haricinde ne amaçla yapılmış olursa olsun hiçbir yapının 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16 ncı maddesi kapsamında Yapı Kayıt Belgesine konu edilemeyeceği, edilmiş ise bu belgelerin iptal edilmesi gerektiği, bir başka ifadeyle bu tür alanlarda “cins değişikliği/kat mülkiyeti” gibi işlemlerin müspet sonuçlandırılamayacağı, açıktır.

Makalemizi paylaşır mısınız?
Suat Şimşek, Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü) hakkında 2462 makale
Daire Başkanı (Milli Emlak Genel Müdürlüğü), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müfettişi, (önceden) Milli Emlak Kontrolörü

1 yorum

  1. Merhaba,
    Çanakkale Bozcaada ilçesinde 3. derece doğal sit alanı içine giren bölgele arsamız ve içerisinde bağ evimiz bulunmaktadır. Zamanında yapılmış eklemeler (teras kapatılması, wc eklenmesi ve bodrum) ve bahçede bulunan depo için imar barışından yararlanıp yapı kayıt belgesi almış bulunduk. Şu an Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü verilmiş olan Yapı Kayıt Belgelerinin geçersiz olduğunu; ilgili bölgedeki tüm Yapı Kayıt Belgelerinin iptal edilerek, hem para cezası hem de yıkım kararı çıkacağını bildirmekte. Bu görüşerini de Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2017/2195 E. ve 2018/11742 K. sayılı kararları ve de İzmir Bölge İdare Mahkemesi 4. İdare Dava Dairesinin E:2018/2464, K:2018/3358 sayılı kararlarına dayandırmaktalar. Aynı durumda Bozcaadada yüzlerce; Çanakkale bölgesinde de binlerce dosya bulunmaktadır. Kendi adıma Yapı Kayıt Başvurusu yapmamın nedeni İB kanunun 8. maddesinde açıkca kapsam dışı yerlerin belirtilmiş ancak bu bölümde Sit alanlarının belirtilmemiş olmasıdır. Bu durumla ilgili görüşünüz nedir? Ve de cıkaçak iptal/geçersiz kararına karşı ne şekilde ilerlemem gereklidir?
    Teşekkürler.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.