Maili İnhidam (Tehlike Arz Eden) Yapılar Hangileridir?

İmar Kanunun 39. maddesine göre; genel güvenlik ve asayiş bakımından tehlike arz ettiği valilikçe tespit edilen metruk yapılar ile yıkılacak derecede tehlikeli olduğu tespit edilen yapıların, belediye ve il özel idaresi tarafından yapılacak tebligat üzerine yapı sahibi tarafından yıktırılması veya tehlikenin giderilmesi, yapı sahibi bulunamaz veya yapılan tebligata rağmen yapısını yıkmaz veya tehlike giderilmez ise yapının belediye veya il özel idaresi tarafından yıkılması gerekmektedir.

Çünkü yıkım yapmayan veya gerekli tedbirleri almayan kamu idarelerinin, yapının kendiliğinden yıkılması sonucu doğacak zarardan dolayı yapı sahibi ile birlikte müteselsil sorumluluğu bulunmaktadır. Üstelik yıkılacak derecede tehlikeli yapıların yıkılması nedeni ile can kaybına ya da kişilerin yaralanmasına neden olunması halinde, yıkımı yapmakla görevli kişilerin cezai sorumlulukları doğmaktadır.

İmar Kanunu’nun tehlike arz eden yapıların yıkımını düzenleyen 39. maddesinde 04.07.2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu konuda şu yazımıza bakabilirsiniz: Tehlike Arz Eden Yapıların Yıkımında 7181 sayılı Kanunla Neler Değişti?

İmar Kanununun 39. maddesine göre genel güvenlik ve asayiş bakımından tehlike arz ettiği valilikçe tespit edilen metruk yapılar ile bir kısmı veya tamamının yıkılacak derecede tehlikeli olduğu belediye veya valilik tarafından tespit edilen yapıların malikleri veya belediye/il özel idaresi tarafından yıktırılması gerekir.

Burada yıkımı gereken yapıları iki grupta toplayabiliriz.

a) Genel Güvenlik ve Asayiş Bakımından Tehlike Arz Eden Metruk Yapılar

Son yapılan değişikliğin en önemli noktalarından birisi budur: Maddenin yeni haline göre genel güvenlik ve asayiş bakımından tehlike arz ettiği valilikçe tespit edilen metruk yapıların da yıktırılması gerekmektedir.

Yapılan değişiklikle, bu tespitin  (genel güvenlik ve asayiş bakımından tehlike arz ettiği hususunun) sadece valilikler tarafından yapılması öngörülmüş ve belediyelere bu konuda yetki tanınmamıştır. Madde metninde valilikten kasıt ise (idarenin genel işleyişi gereği) özel idareler değil, kolluk kuvvetleridir. Özel idarelerin bir yapının genel güvenlik ve asayiş bakımından tehlike arz ettiği belirlemesi mümkün olmadığına göre burada kastedilenin kolluk kuvvetleri olması gerekir.

Genel güvenlik ve asayiş bakımından tehlike arz eden yapıların aynı zamanda metruk (terk edilmiş) olması gerekir. Metruk (terk edilmiş, boş, virane) olmayan binalar, genel güvenlik ve asayiş bakımından tehlike arz etseler dahi 39. madde kapsamında yıkılamazlar.

b) Yıkılacak Derecede Tehlikeli Olduğu Tespit Edilen Yapılar

39. madde kapsamında yıkılması veya onarımı gereken ikinci grup, bir kısmı veya tamamının yıkılacak derecede tehlikeli olduğu belediye veya valilik tarafından tespit edilen yapılardır. Bu tespitin fen elemanları tarafından düzenlenecek bir raporlar ortaya konulması gerekir. Bu raporda yapının hangi açılardan tehlike arz ettiği, tamirat veya yıkım olmaması durumunda kendiliğinden yıkılıp yıkılmayacağı hususları açıkça ortaya konulmalıdır.

Bu durumda olan yapıların muhakkak surette yıkılması zorunlu değildir. Maddenin yazım şekli, gerek yapı malikinin ve gerekse idarenin yıkım dışında tehlikenin giderilmesi konusunda da önlem alabileceğini düşündürmektedir. Yani tamirat veya başka tedbirlerle tehlikenin giderilmesi de mümkündür. Madde metnine göre “idarece belirlenen süre içinde yapı sahibi tarafından tehlikeli durumun ortadan kaldırılmaması hâlinde, tehlikenin giderilmesi veya yıkım işleri belediye veya valilikçe yapılır ve masrafı % 20 fazlası ile yapı sahibinden tahsil edilir.

Dolayısıyla yıkılacak derecede tehlikeli yapıdan kastedilen, yapı sahibi veya ilgili idare tarafından yıktırılmadığı takdirde kendiliğinden yıkılacak yapılardır. Esaslı bir onarımla tehlike arz etmeyecek duruma gelebilecek binaların yıktırılmaması gerekir[1]. Bu nedenle tehlike arz etmesi nedeni ile yıkılması planlanan yapıların onarımla tehlike arz etmeyecek duruma getirilip getirilemeyeceğinin, alınacak bir teknik raporla belirlenmesi faydalı olacaktır. Fen elemanları tarafından düzenlenmesi gereken bu raporlarda yapının nitelikleri ve tehlikenin teknik özellikleri, yapının esaslı bir onarımla tehlike arz etmeyecek duruma gelip gelmeyeceği açık olarak belirtilmelidir.

[1] Danıştay 6. Dairesi, 08.03.1993, E:1992/2066, K:1993/913

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.