1. Ana Sayfa
  2. Gayrimenkul Makaleleri

Milli Emlak Ecrimisille İlgili Danıştay Kararları-1


Bu Makalede Neler Var? İçindekiler

Danıştay 10. Dairesi, E: 2001/3303, K:2003/4145 (Milli emlak tarafından belediye tasarrufuna henüz bırakılmamış dolgu alanından ecrimisil) 27/10/2003

1580 sayılı belediye Kanunu’nun 159. maddesi hükmü uyarınca belediye tarafından denizden doldurulmuş alanın tasarruf ve idaresinin; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 11. maddesi hükmü gereğince maliye bakanlığının onayı üzerine belediyeye devri ile mümkün olduğu, söz konusu devri olmaksızın belediye tarafından kiralanan taşınmazdan dolayı ecrimisil istenilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık olmadığı hk.

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği düşünüldü: Dava, … ili, … Bulvarı dolgu alanında bulunan restorant yeri için tahakkuk ettirilen … .- lira ecrimisil alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır. … İdare Mahkemesi, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin kullandırılması ve kiraya verilmesinin Maliye Bakanlığının yetkisinde olmakla birlikte dava konusu yerin … Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından davacıya kiralandığı ve kira sözleşmesine istinaden kullanıldığı, dolayısıyla davacının ödeme emrine konu olabilecek borcu olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal etmiştir. Davalı idare anılan mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Anayasanın 43.maddesinde, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu hükmü yer almaktadır. 3621 sayılı Kıyı Kanununun 5.maddesinde de Anayasanın anılan hükmüne paralel bir düzenleme ile, kıyıların, devletin hüküm ve tasarrufu altında, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık olduğu; aynı Yasanın 7.maddesinde ise kamu yararının gerektirdiği hallerde, uygulama imar planı kararı ile deniz, göl ve akarsularda ekolojik özellikler dikkate alınarak doldurma ve kurutma suretiyle arazi elde edilebileceği; bu arazilerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı hükme bağlanmıştır.

Yukarıda yer alan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, denizden doldurulmak suretiyle kazanılan taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu ve özel mülkiyet konusu olamayacağı sonucuna varılmaktadır.

2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75.maddesinde, devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, 13 üncü maddesinde gösterilen komisyonca takdir ve tespit edilecek ecrimisilin talep edilebilmesi için, Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasının gerekmediği ve fuzuli şagilin kusurunun aranmayacağı hükmü yer almaktadır.

Dava ve temyiz dosyalarının birlikte incelenmesinden; uyuşmazlık konusu taşınmazın belediyece denizden doldurulmak suretiyle elde edildiği,1580 sayılı Yasanın 159.maddesine istinaden denizden doldurulmak suretiyle elde edilen taşınmazın encümen kararıyla davacıya kiralandığı anlaşılmaktadır.

1580 sayılı Yasanın 159.maddesi hükmü uyarınca belediye tarafından denizden doldurulmuş alanın tasarruf ve idaresinin kendisine ait olduğundan bahisle taşınmaz kiralanmış ise de; anılan madde hükmü uyarınca belediyenin tasarruf yetkisinden söz edilebilmesi için uygulama imar planı kararı ile denizden doldurulmak suretiyle kazanılan taşınmazın 3194 sayılı Yasanın 11.madde hükmü gereğince Maliye Bakanlığının onayı üzerine belediyeye devredilmiş olması gerekmektedir. Oysa, uyuşmazlık konusu taşınmaza yönelik böyle bir devrin olmadığı anlaşıldığından, taşınmazın belediyenin tasarrufu altında olduğunun kabulüne olanak yoktur. Bu nedenle belediyece taşınmazın davacıya kiralanması da davacının fuzuli şagil olma durumunu değiştirmeyecek, dolayısıyla ecrimisil yönünden sonuca etki etmeyecektir.

Bu durumda, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan uyuşmazlık konusu taşınmazın işgali nedeniyle ecrimisil istenilmesine ilişkin işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığından, idare mahkemesince aksi yönde verilen kararda isabet görülmemiştir.

Danıştay 10. Dairesi, E: 2001/4477, K: 2005/477 14/02/2005 (Hazinenin hissedar olduğu taşınmazdan 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi uyarınca tahliyesine karar verilebileceği)

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: Dava; davacının, Hazinenin hissedarı olduğu taşınmazı 2886 sayılı Yasanın 75.maddesi uyarınca tahliyesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İstanbul 6. İdare Mahkemesince; davacının, 2886 sayılı Yasanın 75.maddesi uyarınca tahliyesine karar verilen taşınmazın 3/4’nün Hazineye, kalanının özel şirkete ait olduğu, hisseli taşınmazlarda ortaklık giderilmediği sürece, hissedarların her birinin taşınmazın her noktasında hak sahibi olduğundan, tamamı Devletin mülkiyetinde bulunan taşınmazın fuzulen işgali halinde, işgalcinin tek taraflı irade ile tahliye etme konusundaki üstün kamu gücünün, özel hukuk kişisi ortak içinde kullanılması sonucunu doğuracak şekilde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. Davalı idare, işlemin kesin ve yürütülmesi gerekli olma niteliğini taşımadığını, diğer hissedar ile birlikte davranıldığını ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75.maddesiyle, Devletin özel mülkü veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazı işgal eden fuzuli şagilin, işgal edilen taşınmaz maldan idarenin talebi üzerine mülkiye amirince (15) gün içerisinde tahliye edilerek, taşınmazın idareye teslim edileceği kurala bağlanmıştır.

2886 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemeyle, Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz mallara, hukuki bakımdan özel mülkiyete tabi mallardan farklı statü getirilmiş olup, taşınmazın bir kısmının özel mülkiyete tabi olmasının, 2886 sayılı Yasa ve ilgili Yönetmeliğinin uygulaması bakımından durumu değiştirmeyeceği görülmektedir. İştirak veya müşterek mülkiyete konu taşınmazlarda paydaşlık giderilmediği sürece, paydaşların taşınmazın her noktasında payları oranında hak sahibi olduklarından,2886 sayılı Yasanın 75.maddesinde tahliye konusunda idareye tanınan yetkinin, paydaşlığın giderilmesi sonucuna bağlanamayacağı da açıktır.

Bu durumda; fuzuli şagil olduğunda tartışma bulunmayan davacıdan, 3/4 payı Devletin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazı tahliye etmesinin istenilmesi işleminde mevzuata aykırılık bulunmadığından, bu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenler ile davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 6.İdare Mahkemesinin 30.1.2001 günlü E:2000/260, K:2001/120 sayılı kararın bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dava dosyasının anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine 14.2.2005 tarihinde karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 2003/2204, K: 2006/5608 (Hazine’nin hissedar olduğu taşınmazdaki kullanımdan ecrimisil alınıp alınamayacağı)

NOT: Bu kararın tam aksi yönünde kararlar (Hazine’nin hissedar olduğu parselden ecrimisil isteyebileceğine dair) da mevcuttur. 

Özeti: Davacıların Hazine ile paydaş olduğu taşınmazın işgali nedeniyle istenilen ecrimisilin; paydaşlardan her biri paydaşlık giderilmediği sürece taşınmazın her noktası üzerinde payı oranında hak sahibi olduklarından, davacı tarafından payından fazla kullanıldığı belirlenen kısmın, diğer hissedarlara ait olabileceği göz önünde bulundurulmaksızın, olabileceği idarenin kendi payını gerekçe göstererek ecrimisil isteyemeyeceği hakkında.

2886 sayılı Devlet İhale Yasasının 75. maddesinin 1. fıkrasında, Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden ecrimisil isteneceği, son fıkrasında da, işgal edilen taşınmaz malın, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edileceği hükme bağlanmış, ayrıca, Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin süre şartı aranmaksızın önlenmesi, tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlamayı amaçlayan 3091 sayılı Yasa kapsamına alınmış, aynı mütecaviz tarafından ikinci defa veya onun yararına başkaları tarafından yapılacak tecavüz veya müdahalelere altı aydan iki yıla kadar hapis cezası getirilmiştir.

Aynı Yasanın 74. maddesine dayanılarak Maliye Bakanlığı’nca çıkarılan Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin Tanımlar başlıklı 2. maddesinde, Ecrimisil: Bir malın, sahibinin rızası dışında ve onun bu malı kullanmamakla bir zarara uğrayıp uğramayacağı söz konusu edilmeksizin bu maldan işgal, tasarruf veya her ne şekilde olursa olsun yararlanılması sebebiyle şagil tarafından ödenen veya idarece talep edilen tazminat; Fuzuli Şagil ise, kusuru aranmaksızın kendisine ait olmayan ve sahibinin de rızası veya muvafakatı bulunmayan bir malın zilyetliğini eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu maldan tasarrufta bulunan kimseler olarak tanımlanmıştır. Aynı yönetmeliğin 78. maddesinde, Hazinenin özel mülkiyetinde ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaz malların milli emlak servislerince bir program dahilinde fiili durumları mahallinde tesbit edilerek, tesbitten önceki sürelere ait işgal ve tasarruf sebebi ile ecrimisil tesbit, takip ve tahsilatı yapılacağı, sonraki sürelere ait fuzuli işgal ve tasarrufun devamına meydan verilmeden denetim ve idare altına alınacağı açık bir şekilde hükme bağlanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazın tapu kayıtlarına göre 7389/14266 payının Hazine, 1000/14266 payın davacı ve geri kalan payların da muhtelif paydaşlar adına kayıtlı bulunduğu, taşınmazın tapuda arsa olarak kayıtlı olmasına rağmen 670 m²’lik kısmında davacıya ait oto hizmet binasının bulunduğu, davalı idarece Hazineye ait 347,1 m²’lik hissenin işgal edildiğinden bahisle ecrimisil tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır.

Davalı idarece taşınmazın 7389/14266 hissesinin Hazineye ait olduğu gerekçesiyle ecrimisil tahakkuk ettirilmiş ise de; olay tarihinde yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 623 ila 631 inci maddelerinde müşterek mülkiyet ile iştirak halinde mülkiyete ilişkin esaslar düzenlenmiş olup; anılan Yasa maddeleri uyarınca paydaşlardan her biri, paydaşlık giderilmediği sürece taşınmazın her noktası üzerinde payı oranında hak sahibi olduklarından, davacı tarafından payından fazla kullanıldığı belirlenen kısmın diğer hissedarlara ait olabileceği, idarenin hissedarı olduğu taşınmazdaki kendi payını gerekçe göstererek diğer paydaşları işgalci olarak kabul etmesi ve paylı taşınmazın kendisine göre belirlediği bir bölümünü kullanma olanağının bulunmaması karşısında, mahkemece ecrimisil ihbarnamesinin kısmen iptaline ilişkin olarak verilen kararın bu kısmında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmamaktadır.

Danıştay 10. Dairesi, E: 2003/2335, K: 2006/5567 (Kamu ihalesi nedeniyle işgal edilen dolgu alanından ecrimisil istenilemeyeceği)

E: 2003/2335, K: 2006/5567, T: 11.10.2006, Özeti: Sahil düzenleme inşaat işini ihale ile belediyeden alan davacının, düzenleme işini yaparken denizden dolgu niteliğindeki alan üzerine şantiye kurarak, hafriyat dökmek suretiyle işgalinden dolayı ecrimisil alınmayacağı hakkında.

İstemin Özeti: İstanbul, …-… arası … sahil düzenleme inşaat işini ihale ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinden alan davacı şirketin, bu düzenleme işini yaparken denizden dolgu niteliğindeki alan üzerine şantiye kurmak ve yeşil alan hafriyat sahası olarak kullanmak suretiyle 15.000 m²’lik alanı işgal ettiğinden bahisle 1.6.1999-30.4.2001 dönemi için toplam 32.333.333.336.-TL. ecrimisil istenilmesine ilişkin işleminin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, İstanbul 6. İdare Mahkemesince; yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda 15.000 m²’lik bir işgalin bulunmadığı yalnızca şantiye amaçlı 200 m²’lik işgalin söz konusu olduğu belirlenmiş ise de, davacı şirketin yürüttüğü faaliyetin kendi adına  değil belediye tarafından ihale edilen ve anılan kurum adına yürütülen bir faaliyet olduğu ve şantiyesinde, faaliyetin sonunda kaldırılacağı dikkate alındığında davacının söz konusu alanda fuzuli şagil olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak verilen kararın  hukuka aykırı olduğu öne sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49.maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi  ile İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin 30.10.2002 tarih ve  E:2001/826, K:2002/1297 sayılı kararının ONANMASINA 11.10.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 2016/4913, K: 2017/2031 13.04.2017 (Tahsisli Hazine taşınmazının bir başka kamu idaresi tarafından kiraya verilmesi halinde ecrimisil alınıp alınmayacağı)

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesinde, Devletin özel Mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanun’un 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle 13. maddesinde gösterilen komisyonca takdir ve tespit edilecek ecrimisilin isteneceği hükme bağlanmış; Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde, “Ecrimisil”, Hazine taşınmazının, İdarenin izni dışında gerçek veya tüzel kişilerce işgal veya tasarruf edilmesi sebebiyle, İdarenin bir zarara uğrayıp uğramadığına veya işgalcinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, taşınmazın işgalden önceki haliyle elde edilebilecek muhtemel gelir esas alınarak idarece talep edilen tazminat; “Fuzuli Şagil” ise, kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, Hazine taşınmazının zilyetliğini, yetkili idarenin izni dışında eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu malı kullanan veya tasarrufunda bulunduran gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlanmıştır.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 11. maddesinde, “İmar planlarında; meydan, yol, su yolu, park, yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu ve terminal gibi umumi hizmetlere ayrılmış yerlere rastlayan Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait gayrimenkuller ile askeri yasak bölgeler, güvenlik bölgeleri ile ülke güvenliği ile doğrudan doğruya ilgili Türk Silahlı Kuvvetlerine ait harekat ve savunma amaçlı yerler hariç Hazine ve özel idareye ait arazi ve arsalar belediye veya valiliğin teklifi, Maliye ve Gümrük Bakanlığının onayı ile belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeye; belediye ve mücavir alan hudutları dışında özel idareye bedelsiz terk edilir ve tapu kaydı terkin edilir.” hükmü bulunmaktadır.

10/10/2006 tarihli ve 26315 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Tahsis ve Devri Hakkında Yönetmeliğin “İşgallere karşı koruma” başlıklı 8. maddesinde, adına tahsis yapılan kamu idaresinin, tahsisli taşınmazın işgal ve tecavüzlere karşı korunması ile ilgili her türlü tedbiri almak, işgal ve tecavüz halinde yasal yollara başvurmak ve durumu; Hazineye ait taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler için defterdarlık veya malmüdürlüklerine, diğerlerinde taşınmaz maliki kamu idaresine bildirmek zorunda olduğu belirtilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden davaya konu taşınmazın tapuda Hazine adına kayıtlı olduğu; 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu kapsamında kalan alan olduğu ve 26/09/1957 tarihli 832 nolu genel emir uyarınca 1. Ordu Komutanlığı Levazım Taburu olarak Milli Savunma Bakanlığı’na tahsis edildiği; 26/08/1988 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı ile Zeytinburnu Belediye Başkanlığı arasında imar planına göre açılacak yol ve yeşil alanın askeri alandan geçişine izin verilmesi, Belediyece tevhid ve ifraz işlemlerinin yapılmasını müteakip Belediyeye devri ve karşılığında Belediye tarafından askeri alanda zarar gören tesislerin yeniden yapılması ve yol haricinde kalan ve askeri hizmetlerde kullanılan alanın tamamının imar planlarında askeri alan fonksiyonuna ayrılmasına ilişkin protokol yapıldığı; Milli Savunma Bakanlığı’nın 30/03/2004 tarihli yazısından, protokol konusu yolun yapımı sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesince taşınmaz üzerinde zemin altı otoparkın inşaatına Milli Savunma Bakanlığı’nın izni alınmadan başlandığı ve inşaat bittikten sonra işletilmek üzere davacıya teslim edildiği anlaşılmaktadır.

Bu kapsamda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yer altı otoparkı inşaatına adına tahsis yapılan Milli Savunma Bakanlığı’nın ve taşınmazın maliki olan Hazinenin izni alınmaksızın başlanması ve tapu kaydında Hazine tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yapılmış bir terk işlemi de bulunmamasından dolayı (otoparkın işletilmesi konusunda İstanbul Büyükşehir Belediyesince 18/02/2005 tarihli ve 349 sayılı meclis kararı ile davacıya izin verilmiş olmakla birlikte) davacının hukuken korunabilir bir hakka dayanmaksızın otoparkı işletmesi sebebiyle fuzuli işgalci olduğu açıktır.

Bu sebeple, kısmen davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.

Danıştay 17. Dairesi, E: 2015/830, K: 2015/311 (Su Sporu Alanlarından Ecrimisil Alınırken Dikkat Edilecek Hususlar)

Özeti : Su sporlarının yapılacağı alana emniyetli bir şekilde ulaşılabilmesi için emniyetli giriş ve çıkış alanlarının Valilikçe tespit edilebileceği, bu alanın fuzuli işgali halinde ecrimisil istenebileceği, ecrimisil bedelinin münhasıran taşınmazın bulunduğu konum ve diğer unsurlar dikkate alınmak suretiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra belirlenmesi gerektiği hakkında.

TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onyedinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava, Antalya İli, Kemer İlçesi, Tekirova Köyünde bulunan Hazineye ait taşınmazın 375,00 m2’lik kısmının su sporları yapılmak suretiyle fuzulen işgal edildiğinden bahisle davacıdan 01/04/200930/09/2009 tarihleri arası için 11.625,00TL ecrimisil istenilmesine ilişkin 04/12/2009 tarih ve 2227 sayılı düzeltme ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmıştır.

Antalya 3. İdare Mahkemesi’nce, Kemer İlçe Sportif Faaliyet Kurulunun 25.12.2008 tarih ve 26 nolu kararı ile anılan kararın eki listede isimleri ve koordinatları yazılı yerlerin önünde 15m – 25m genişliğinde girişçıkış koridoru oluşturmak kaydıyla kıyıdan 200 m. Uzaklıktaki mesafede iskele 4 mil, sancak 4 mil yönünde ileri 3 millik çap içerisinde faaliyet gerçekleştirmek üzere su üstü parkur alanı için uygun görülen 30 adet noktanın Antalya Valiliğinin 13.01.2009 tarihli oluru ile su üstü parkur alanı olarak ilan edildiği, 2009 yılı su sporları sezonu için 15 m x 25 m =375 m²lik alan ve 6 aylık süre baz alınarak ecrimisil istenilmiş ise de, 15 m.-25 m. olarak bir koridordan bahsedilmesinin,  işletmeden denize ulaşılması için 15 m ile 25 m arasında bir koridor bırakılması gerektiğini ifade ettiği,  dolayısıyla işgale ilişkin alanın gerçek durumunu aynen yansıtan bir rakam olmadığı,  işgal edilen alanın büyüklüğü gerçeğe uygun olarak tespit edilmeden eksik incelemeye dayalı olarak düzenlenen dava konusu ecrimisil ihbarnamesi ile bu ihbarnameye yapılan itirazın reddine ilişkin ecrimisil düzeltme ihbarnamesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir. 

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesinde, Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine fuzuli şagilden, bu Kanun’un 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, 13. maddesinde gösterilen komisyonca takdir ve tespit edilecek ecrimisil isteneceği, ecrimisilin talep edilebilmesi için Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasının gerekmediği ve fuzuli şagilin kusurunun aranmayacağı hükümlerine yer verilmiştir.

Anılan Kanun’un 74. maddesine dayanılarak Maliye Bakanlığı’nca çıkarılan ve 19.06.2007 tarih ve 26557 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’in işlem tarihinde yürürlükte olan 85/2. maddesinde ise; ecrimisilin tespit ve takdirinde, idarenin zarara uğrayıp uğramadığına, işgalcinin kusurlu olup olmadığına ve taşınmazın işgalci tarafından kullanım şekline bakılmaksızın idarenin bu taşınmazdan işgalden önceki hâliyle elde edebileceği muhtemel gelirin esas alınacağı, ecrimisilin tespitinde; aynı yer ve mahalde bulunan emsal nitelikteki taşınmazlar için oluşmuş kira bedelleri veya ecrimisiller, varsa bunlara ilişkin kesinleşmiş yargı kararları, gerektiğinde ilgisine göre belediye, ticaret odası, sanayi odası, ziraat odası, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden soruşturulmak suretiyle edinilecek bilgiler ile taşınmazın değerini etkileyecek tüm unsurların göz önünde bulundurulacağı hükmüne yer verilmiştir.

23 Şubat 2011 gün ve 27855 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Turizm Amaçlı Sportif Faaliyet Yönetmeliği’nin 8. Maddesinin (b) bendinde; Su üstü sporlarının yapılacağı emniyetli deniz alanı ile kıyısındaki istasyon arasında su üstü araçlarının güvenli giriş ve çıkışlarını sağlayan şamandıralarla markalanmış, yüzme alanlarından ayrılmış emniyetli deniz alanlarının Valiliklerce belirleneceği kurala bağlanmıştır. 

Dava dosyasının incelenmesinden; Antalya İli, Kemer İlçesi, Beldibi mevkiinde bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazın 375,00 m²’lik kısmının su sporları yapılmak suretiyle işgal edildiğinden bahisle davacıdan, sezonluk olarak belirlenen 11.625,00 TL ecrimisil bedelinin istenilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda sözü edilen Yönetmelikle, valiliklere su sporlarının yapılacağı alanlara emniyetli bir şekilde ulaşılabilmesi için güvenli giriş ve çıkış alanlarını tespit yetkisi verilmiştir. Bu yetkiye istinaden Antalya Valiliğince giriş-çıkış koridorunun 15m.-25m. boyutlarında olması yönünde karar alınmıştır. Bu alan, su sporlarının yapılacağı alana emniyetli bir şekilde çıkılabilmesi için kullanılması zorunlu asgari alan olup, iki tarafın şamandıralarla çevrilmesi ve yüzme alanlarından ayrılması karşısında ve de su sporları yaptıran işletmeye ait deniz araçlarının bu alanı sürekli kullandıkları dikkate alındığında başkalarının kullanımına kapalı olduğu ve su sporlarının yapılacağı alana çıkış için kullanılan bu alanın, davacının işgali altında olduğunun kabulü gerekir.

Öte yandan, Kemer Mal Müdürlüğünün 17/07/2009 tarihli kararı ile; 2009 yılı için Kemer İlçesinde su sporları nedeniyle alınacak ecrimisil sezon bedelinin 11.625,00 TL olarak belirlendiği, bu bedel tespit edilirken, Kemer sahilindeki 536,58 m2 yüzölçümlü sabit iskeleye ilişkin olarak başka bir firma ile yapılan bir yıllık kullanım ön izin sözleşmesinde belirlenen 33.000,00TL’nin dikkate alınmasının uygun olduğu belirtilmiş ise de; ecrimisil bedeli tespit edilirken, münhasıran taşınmazın bulunduğu konum ve diğer unsurlar dikkate alınmaksızın tüm su sporları işgalleri için aynı miktarda ecrimisil bedelinin belirlenmesinde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Bu durumda, yukarıdaki hususlar dikkate alınmak suretiyle ecrimisil bedelinin, hukuka uygunluğunun keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlendikten sonra bir karar verilmek üzere Mahkeme kararının bozulması gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle; Antalya 3. İdare Mahkemesi’nin 15/12/2010 gün ve E:2010/264, K:2010/1316 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 03/03/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Danıştay 17. Dairesi, E: 2015/881, K: 2015/83 (Hazine adına tescilli yoldan ecrimisil)

E: 2015/881, K: 2015/83, T: 19/02/2015

TÜRK MİLLETİ ADINA, Hüküm veren Danıştay Onyedinci Dairesince dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeyerek işin gereği görüşüldü:

Dava, Eskişehir İli, Odunpazarı İlçesi, Kırmızıtoprak Mahallesi, 296 pafta, 372 ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerine dört adet reklam panosu konulmak suretiyle 48,00 metrekarelik kısmının işgali nedeniyle 01/02/2007-09/06/2010 dönemi için 16.800,00 TL ecrimisil istenilmesine ilişkin 06/08/2010 günlü ve 4741 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, dava konusu alanın yol vasfında olduğu, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 11. maddesine göre, Hazine tarafından bedelsiz terk edilerek tapu kaydının buna göre terkin edilmesi gerektiği, tapu sicillerinin doğru ve güvenli tutulmasının kamu düzeninden doğan bir sorumluluk olduğu, söz konusu yerin tapuda Hazineye ait arsa olarak görünmesinin bağlayıcı olmadığı, ayrıca 5216 sayılı Kanun’un 7/g maddesine göre; yetki alanındaki meydan, bulvar, cadde ve ana yolları yapmak, bakım ve onarımını sağlamak, ilan ve reklam asılacak yerleri ve bunların şekil ve ebadını belirlemek, büyük şehir belediyesinin görevleri arasında olduğundan, bu yasal görev yerine getirilirken, hazine arazisinin işgal edildiğinden bahisle davalı Belediyenin fuzuli şagil sayılamayacağı ve ecrimisil istenemeyeceği, gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Davalı Eskişehir Valiliği tarafından, mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75 nci maddesinde ; Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, takdir ve tespit edilecek ecrimisil isteneceği, ecrimisilin talep edilebilmesi için Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasının gerekmediği ve fuzuli şagilin kusurunun aranmayacağı hükmüne yer verilmiş, Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde; Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer: “Türk Medenî Kanunu ile diğer kanunlarda Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtilen yer” olarak tanımlanmış, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 715. maddesinde ise, sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu kuralına yer verilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 11. maddesinde; “İmar planlarında; meydan, yol, park, yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu ve terminal gibi umumi hizmetlere ayrılmış yerlere rastlayan Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait gayrimenkuller ile askeri yasak bölgeler, güvenlik bölgeleri ile ülke güvenliği ile doğrudan doğruya ilgili Türk Silahlı Kuvvetlerine ait harekat ve savunma amaçlı yerler hariç Hazine ve özel idareye ait arazi ve arsalar belediye veya valiliğin teklifi, Maliye ve Gümrük Bakanlığının onayı ile belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeye; belediye ve mücavir alan hudutları dışında özel idareye bedelsiz terk edilir ve tapu kaydı terkin edilir. Ancak, bu yerlerin üzerinde bina bulunduğu takdirde, arsası hariç yalnız binanın halihazır kıymeti için takdir edilecek bedel ödenir. Bedeli ve ödeme şekli taraflarca tespit olunur. Bu suretle maledilen arazi ve arsalar belediye veya özel idare tarafından satılamaz ve başka bir maksat için kullanılamaz. Bu hususta tapu kütüğünün beyanlar hanesine gerekli şerh konur. ” hükmü düzenlenmiştir.

Dosyanın incelenmesinden; mülkiyeti Hazineye ait Eskişehir İli, Odunpazarı İlçesi, Kırmızıtoprak Mahallesi, 296 pafta, 372 ada, … parsel sayılı taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında, kısmen futbol sahası kısmen yol olduğu, yola isabet eden alan üzerine reklam panoları konulmak suretiyle 48 metrekarelik kısmının davacı Belediye tarafından işgal edildiğinin tespiti üzerine davalı İdare tarafından davaya konu ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Anılan kanun hükümleri uyarınca, yararı kamuya ait olan yolların ve kaldırımların, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu, bu nitelikteki alanların fuzulen işgal edilmesi halinde Hazine tarafından ecrimisil istenilebileceği açıktır.

Bu durumda, mahkemece gerek duyulması halinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile tahakkuk ettirilen ecrimisil bedelinin hukuka uygunluğu araştırılarak neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, davacı Belediyenin fuzuli şagil sayılamayacağı ve ecrimisil istenemeyeceği gerekçesiyle işlemin iptali yolunda verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; İdare Mahkemesinin temyize konu kararının BOZULMASINA, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 19/02/2015 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 2003/5194, K: 2006/5570 (Tapu tahsis belgesi ve ecrimisil)

E: 2003/5194, K: 2006/5570, T: 11.10.2006, Özeti: Davacının tapu tahsis belgesine istinaden kullandığı taşınmaz nedeniyle, tapudaki  şerhin terkininden önceki dönem için  ecrimisil alınamayacağı  hakkında.

İstemin Özeti: Davacının 1985 yılında aldığı tapu tahsis belgesine istinaden kullandığı, İstanbul, Kağıthane İlçesi, Sanayi Mahallesi sınırları dahilinde bulunan mülkiyeti  hazineye ait taşınmazın 208 m² lik kısmının 7 katlı  bina yapılmak suretiyle kullanılarak işgal edildiğinden bahisle 1.1.2000-31.5.2001 dönemi için 6.825.000.000 TL ecrimisil  istenilmesine ilişkin ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, İstanbul 3. İdare Mahkemesince; işgal edildiği öne sürülen taşınmazın tapudaki şerhler hanesindeki tapu tahsis belgesi ile ilgili şerhin 8.3.2002  tarihinde terkin edildiği, dolayısıyla davacının anılan taşınmazı ecrimisil istenilen 1.1.2000 – 31.5.2001 döneminde tapu tahsis belgesine dayanarak kullandığı, anılan dönem itibarıyla tapu tahsis belgesinin iptaline ilişkin herhangi bir işlem tesis edilmediği, buna göre davacının fuzuli şagil olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak verilen kararın davalı idarece temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49.maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi  ile İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nin 21.1.2003 tarih ve  E: 2002/49, K:2003/37  sayılı kararının ONANMASINA 11.10.2006  tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 2003/5340, K: 2006/6238 (Kiralanan Hazine taşınmazının sözleşmede belirtilen farklı bir kullanım nedeniyle ecrimisil alınıp alınmayacağı)

Danıştay 10. Dairesi, E: 2003/5340, K: 2006/6238, 31/10/2006

İstemin Özeti: Antalya İli, Kaş İlçesinde Devletin hüküm ve tasarruf altında bulunan taşınmazın bir kısmının kafe-bar ve plaj olarak işgal edildiği nedeniyle 1.1.1998-24.9.2001 dönemi için 2.396.494.000.- TL’sı ecrimisil istenilmesine ilişkin ecrimisil ihbarnamesi ve ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda; Antalya 1. İdare Mahkemesince, Kaş İlçesi Yat Limanının 10 yıl süreli olarak Kaş Belediyesine kiraya verildiği, davacının ise liman içerisinde bulunan taşınmazı kiralamak suretiyle kullandığı, hukuken geçerliliğini koruyan kira sözleşmesine dayalı olarak taşınmazın kullanımının fuzuli işgal olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle dava konusu ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali ile ecrimisil ihbarnamesine yönünden 2577 sayılı Yasanın 14 /6 ve 15-1/b maddeleri uyarınca davanın reddi yolunda verilen kararın davalı tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

D.Tetkik Hakimi: Birgül Kurt Düşüncesi: Uyuşmazlık Devletin hüküm ve tasarruf altında bulunan taşınmazın kiralanmasından sonra, kira sözleşmesinde yer almayan kullanım nedeniyle ecrimisil alınıp alınamayacağından doğmuştur.

2886 sayılı Kanunun dayanak alınarak yayımlanan, Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesisi, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 2. maddesinde, ecrimisil ; “Bir malın sahibinin rızası dışında ve onun bu malı kullanmamakla bir zarara uğrayıp uğramayacağı söz konusu edilmeksizin bu maldan işgal, tasarruf veya her ne şekilde olursa olsun yararlanılması sebebiyle fuzuli şagil tarafından ödenen veya idarece talep edilen tazminatı”,fuzuli şagil ise ”Kusuru aranmaksızın kendisine ait olmayan ve sahibinin de rızası veya muvafakatı bulunmayan bir malın zilyetliğini eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu maldan tasarrufta bulunan kimseleri ” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Yönetmeliğin anılan hükümleriyle, ecrimisil istenilmesine ve istenilecek kişiye ilişkin koşullar belirlenerek,bu kapsamda; Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malı, rıza veya muvafakata dayanmaksızın kullanan kişinin kusuru bulunup bulunmadığına bakılmaksızın fuzuli şagil sayılacağı öngörülmüştür.

Kaş Belediyesine 10 yıllığına yat limanı olarak kullanılmak üzere kiraya verilen limanda geçici ve sabit tesis yapılamayacağı kira sözleşmesinde belirtilmiş olduğu halde, liman projesinde bulunmayan cafe – barın, kira sözleşmesinin sürdüğü esnada belediyece davacıya yaptırılarak kiralandığı anlaşılmıştır.

İdare, Devletin hüküm ve tasarruf altında bulunan taşınmazın, kira sözleşmesinde belirtildiği üzere yat limanı olarak kullanılmasına muvafakat vermiştir. Diğer bir anlatımla, taşınmazın; kullanım şekli kira sözleşmesi ile belirlenmiş, bu çerçevede istenilecek kira tutarı saptanmış, belirlenen koşullar altında kullanıma izin verilmiştir.Bu durumda taşınmazı, kira sözleşmesinde belirtilenin dışında kullanmak isteyenin, idareye başvurarak muvafakat alması gerekmektedir.Bu izni almadan, kira sözleşmesine aykırı olarak taşınmazı kullananın fuzuli şagil olarak kabulü gerekecektir.

Yat limanı olarak kiralanan taşınmazın, kafe – bar ve plaj olarak kullanımına idarece muvafakat verilmediğinden, ecrimisil istenilmesine ilişkin işlemlerin iptali isteminin ilgili mevzuat ve yargısal içtihatlar göz önüne alınarak incelenmesi gerekirken, kira sözleşmesine dayalı olarak taşınmazın kullanımının fuzuli işgal olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen kararın bozulması gerekeceği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA, Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49.maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile Antalya 1. İdare Mahkemesi’nin 14.11.2002 tarihli, E:2002/624, K:2002/1556 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının ONANMASINA 31.10.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 2003/6177, K: 2006/5802 (Kira Sözleşmesinde Tahliyeye İlişkin Hüküm Bulunmasının Ecrimisil İstenilmesine Engel Teşkil Etmediği)

Özeti: Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazın kiralanmasına ilişkin kira sözleşmesinde yer alan, sözleşme süresi sona erdiği halde kiracının taşınmazı tahliye etmemesi halinde idarece tahliye edileceğine ilişkin kuralın, ecrimisil istenilmesine engel teşkil etmeyeceği hakkında.

TÜRK MİLLETİ ADINA, Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: Dava, Antalya İli, Alanya İlçesi, Çarşı Mahallesi, … Caddesi mevkiinde bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazın 85,92 m²’lik kısmının3.3.2000-31.3.2001 döneminde işgali nedeniyle davacıdan 4.706.290.000.-TL ecrimisil istenilmesine ilişkin 3.8.2001 günlü, 40-106-12/2970 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmıştır.

Antalya 1. İdare Mahkemesince, davacı ile idare arasında yapılan kira sözleşmesinin 3.3.2000- 1.11.2000 tarihleri arasında geçerli olduğu, söz konusu kira sözleşmesine göre kiralama süresinin sona erdiği 1.11.2000 tarihinden itibaren taşınmazın 2886 sayılı Kanunun 75. maddesi uyarınca tahliyesi gerekirken tahliye yapılmayıp, davacıdan ecrimisil istenilmesinde mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Davalı idare, anılan kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

1.1.1984 tarihinde yürürlüğe giren 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 1. maddesi birinci fıkrasında; genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşma işlerinin bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütüleceği, 51. maddesinin (g) bendinde; Devletin özel mülkiyetindeki taşınır ve taşınmaz malların kiralanmasının, pazarlık usulünde ihale edilebileceği belirtilmiş, 64. maddesinde ise kiralama sözleşme süresine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

Anılan Kanunun ecrimisil ve tahliye başlıklı 75. maddesiyle; “Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, 13 üncü maddesinde gösterilen komisyonca takdir ve tespit edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz.

Ecrimisil fuzuli şagil tarafından rızaen ödenmez ise, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.

Kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır.

İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek idareye teslim edilir.” düzenlemesi yapılmıştır.

Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış, Trampa, Kira Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesisi, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 2. maddesinde, ecrimisil “Bir malın sahibinin rızası dışında ve onun bu malı kullanmamakla bir zarara uğrayıp uğramayacağı söz konusu edilmeksizin bu maldan işgal, tasarruf veya her ne şekilde olursa olsun yararlanılması sebebiyle fuzuli şagil tarafından ödenen veya idarece talep edilen tazminatı”, fuzuli şagil ise ”Kusuru aranmaksızın kendisine ait olmayan ve sahibinin de rızası veya muvafakatı bulunmayan bir malın zilyedliğini eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu maldan tasarrufta bulunan kimseleri ” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.

Yönetmeliğin 79. maddesinde ise, kira ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisinde sözleşme veya taahhütname ile resmi senette, sürenin bitim tarihinden itibaren işgalin devam etmesi halinde yapılacak işleme ait bir hüküm var ise ona göre, aksi halde ecrimisil tespit, takdir ve tahsilatı yapılacağı belirtilmiştir.

Aktarılan kanun ve yönetmelik hükümleri ile ecrimisil istenilmesine ve istenilecek kişiye ilişkin koşullar belirlenmiştir. Bu kapsamda; Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malı, rıza veya muvafakata dayanmaksızın kullanan kişinin kusuru bulunup bulunmadığına bakılmaksızın fuzuli şagil sayılacağı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların işgal edilmesi halinde ilgililerden bu işgal nedeniyle ecrimisil istenilmesinin idare için yasal bir zorunluluk olduğu, ancak işgalin devamı nedeniyle ecrimisil alınmasının, yukarıda sözü edilen Yasa ve Yönetmelik hükümleri uyarınca işgalin devamına meydan verilmeden yetkililerce yasal işlemlerin öncelikle yapılmasına engel teşkil etmeyeceği de kuşkusuzdur.

Dosyanın incelenmesinden; ecrimisil istemine konu taşınmazın restoran ve kafe olarak kullanılmak üzere 1.11.1995-1.11.2000 dönemi için davalı idarece davacıya kiralandığı, kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünde; kira dönemi sonunda herhangi bir tebligata gerek kalmadan kiracının taşınmazı tahliye edileceği, aksi halde 2886 sayılı Kanunun 75. maddesi uyarınca tahliyesinin sağlanacağının kurala bağlandığı ve bu hususun taraflarca kabul edildiği, dördüncü yılın kira bedeli nedeniyle taraflar arasında uyuşmazlık çıkması üzerine , Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğünce, kiracının belirlenen kirayı ödemek istememesi halinde 2886 sayılı Kanunun 62. maddesi uyarınca sözleşmenin fesh edilmesinin istenildiği, Antalya Defterdarlığınca da Alanya Mal Müdürlüğüne bu yönde işlem yapmasının bildirdiği, kira sözleşmesinin feshedildiğinin 3.3.2000 tarihli, 471 sayılı işlemle bildirilmesinden sonra davacının bu kira sözleşmesinin tespiti, müdahalenin men-i ve muarazanın önlenmesi için Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada; kiracılık hakkına yönelik her türlü müdahalenin muaraza giderilinceye kadar tedbir yolu ile önlenmesine karar verildiği, davalı idarece 3.3.2000-31.3.2001 dönemi için hesaplanan ecrimisilin davacıdan istenildiği, davacı itirazının dava konusu işlemle reddedildiği, 6.6.2001 tarihinde ise taşınmazdan tahliyenin sağlandığı anlaşılmıştır.

Olayda davalı idarece, kiralama süresi olarak belirlenen 1.11.1995 – 1.11.2000 dönemi içinde kalacak şekilde3.3.2000 tarihinde kira sözleşmesi feshedilmiş ise de, yargı kararı ile sözleşmenin geçerli olduğunun saptandığı dikkate alındığında, 1.11.1995-1.11.2000 dönemi için kira ödeneceğinden, bu döneme ilişkin olarak ecrimisil istenemeyeceği açıktır.

Kira sözleşmesindeki sözleşmenin bitiminden itibaren taşınmazın kiracı tarafından kendiliğinden tahliyesi aksi halde 2886 sayılı Kanunun 75. maddesinin uygulanacağı kuralı; kiracının taşınmazı kendiliğinden tahliye etmemesi halinde tahliyenin idarece gerçekleştirileceğine ilişkin olduğundan, kiracının kira süresi sonunda taşınmazı tahliye etmemesi halinde, idarece tahliyenin sağlanacağı tarihe kadar geçen dönem için ecrimisil istenilmeyeceği şeklinde yorumlanmasına olanak bulunmadığı gibi kira sözleşmesinin sona ermesiyle fuzuli şagil durumuna düşen davacıdan ecrimisil istenilmesi 2886 sayılı Kanun uyarınca idarenin görevidir.

Bu durumda, kira sözleşmesinin sona erdiği 1.11.2000 tarihinden tahliyenin sağlandığı 31.3.2001 tarihine kadar geçen dönem için davacıdan ecrimisil istenilmesinde yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırılık bulunmadığından, davacının istenilen ecrimisil tutarının fahiş olduğu iddiası da dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, davacıdan ecrimisil istenilmesinde mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca Antalya 1. İdare Mahkemesinin 4.2.2003 tarihli, E:2002/1185, K:2003/140 sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dava dosyasının anılan Mahkemeye gönderilmesine, 18.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.

Danıştay 10. Dairesi, E: 2004/13105, K: 2007/258 (Ecrimisile Yapılan İtiraza Dava Açma Süresi Geçtikten Sonra Verilen Cevabın Dava Açma Süresini Yeniden Başlatmayacağı)

Özeti : Ecrimisil tahakkuk ve tahsilini düzenleyen Yönetmeliğin 80. maddesinde yer alan ihtiyari itiraz yoluna başvurulmasının, 2577 sayılı Yasa’nın 11. maddesinde öngörülen itiraz yolunun dava açma süresi yönünden doğurduğu sonucu doğuracağı, dava açma süresi dolduktan sonra idarece cevap verilmesinin yeni bir dava açma süresi doğurmayacağı hakkında.

TÜRK MİLLETİ ADINA, Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: Dava, İstanbul İli, Avcılar İlçesi, … Mahallesi, … Mevkii, 21 pafta, 4459 parsel sayılı taşınmazın  önünde bulunan denizden dolgu vasıflı 4734 m2 alanın tamamının işgal edildiğinden bahisle 1.1.1999-31.7.2003 dönemi için 135.916.666.667.-TL. ecrimisil istenilmesine ilişkin 18.8.2003 tarih ve 36102 sayılı ecrimisil ihbarnamesine yapılan itirazın reddine ilişkin 20.1.2004 gün ve 3493 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İstanbul 2. İdare Mahkemesince, davacının 3.10.2003 tarihli düzeltme talebinin 2886 sayılı Yasanın 74. maddesindeki yetkiye dayanılarak çıkartılan Devlete Ait Taşınmaz Mal Satışı, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 80. maddesinde öngörülen 30 günlük süreden sonra verilmesi nedeniyle davalı idarece istemin süre aşımı nedeniyle incelenmeksizin reddi hukuka uygun bulunduğundan bu suretle kesinleşmiş olan ecrimisil işlemine karşı açılan davanın süre aşımı yönünden esasının incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle İdari Yargılama Usulü Kanununun 15/1-b maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, ecrimisil ihbarnamesine süresi içerisinde itiraz edildiğini ileri sürerek anılan mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve İdare Mahkemelerinde altmış ve Vergi Mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır.

Aynı Yasanın üst makamlara başvurma başlıklı 11. maddesinde ise; “1.İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi, veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan ,üst makam yoksa,işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu madde ile, hakkında dava konusu edilecek bir işlem bulunan ilgililerinin, dava açmadan önce idareye başvuru haklarının bulunduğu hususu genel olarak düzenlenmekte; böylece ilgililere dava açmadan önce değişik olanaklar sağlanmış olmaktadır.

2886 sayılı Devlet İhale Yasasının 74. maddesine dayanılarak Maliye Bakanlığı’nca çıkarılan Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 79. maddesinde, hazinenin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek veya tüzel kişilerce işgale uğradığının tesbit edilmesi halinde komisyonca ecrimisil tespit ve takdir edileceği 80. maddesinde tespit ve takdir edilecek ecrimisil tutarının fuzuli şagiline ecrimisil ihbarnamesi ile tebliğ edileceği, tebliğ edilen ecrimisilin, bu ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiği, tebliğ edilen işlemde bir hata bulunduğu düşünülerek rızaen ödenmek istenmediği takdirde aynı süre içinde tebliğ eden idareye bir dilekçe ile müracaat edilerek düzeltme talebinde bulunulabileceği,fuzuli şagiller tarafından yapılacak düzeltme taleplerinin, bu taleplerin milli emlak servislerine geldiği tarihten itibaren en geç 1 ay içerisinde milli emlak müdürlüğü veya mal müdürlüğünce incelenerek neticesinin “Ecrimisil Düzeltme İhbarnamesi ” ile muhataplarına tebliğ edileceği, 81.maddesinde ise, ecrimisil ihbarnamesinin, düzeltme talebinde bulunulmuş ise ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin muhatabına tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içerisinde ecrimisil alacağının ödeneceği, bu sürenin son gününün ödenmesi gereken ecrimisilin vade tarihi olduğu hükmü yer almıştır.

Ecrimisil tahakkuk ve tahsil usulünü düzenleyen anılan Yönetmelik, 2577 sayılı yasanın 7 ve 11. maddeleri dışında farklı dava açma süreleri öngörmemektedir. Esasen yönetmelikle dava açma süresinin düzenlenemeyeceği de açıktır. Dolayısıyla, ecrimisil ihbarnamesine karşı düzeltme yoluna başvurunun zorunlu bulunmaması, ecrimisil ihbarnamesinin kesin ve uygulanabilir nitelikte  idari işlem olduğu dikkate alınarak, dava açma süresinin 2577 sayılı yasanın 7 ve 11. maddelerine göre hesaplanması zorunlu bulunmaktadır.

Dava ve temyiz dosyasının incelenmesinden, İstanbul İli, Avcılar İlçesi, … mahallesi, … mevkii, 21 pafta, 4459 parsel sayılı taşınmazın önünde bulunan denizden dolgu vasıflı 4734 m² alanın tamamının işgal edildiğinden bahisle 1.1.1999 – 31.7.2003 dönemi için 135.916.666.667 TL ecrimisil istenilmesine ilişkin olarak düzenlenen 18.8.2003 tarih ve 36102 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin davacıya 30.8.2003 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından 3.10.2003 tarihli dilekçe ile düzeltme yoluna başvurulduğu, bu başvurunun 20.1.2004 günlü 3493 sayılı yazı ile reddedildiği, bu yazının davacıya tebliğ tarihine ilişkin olarak Avrupa Yakası PTT Başmüdürlüğünün 5.6.2004 tarih ve 5340 sayılı yazısında, taahhütlü olarak postaya verilmeyip normal mektup olarak verildiğinden teslim kaydının bulunmadığının belirtildiği, davacı tarafından da, dava dilekçesinde herhangi bir tebliğ tarihine yer verilmemekle birlikte ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle 22.3.2004 tarihinde görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Bu durumda, kendisine 30.8.2003 tarihinde tebliğ edilen ecrimisil ihbarnamesine karşı davacının yukarıda anılan Yönetmeliğin 80. maddesi uyarınca düzeltme yoluna başvurduğu açık olup bu başvurunun, 2577 sayılı yasanın 11. maddesi kapsamında ihtiyari bir itiraz yolu olduğu, dava açma süresinin işlemesini durduracağı ve verilen cevabın tebliği ile dava açma süresinin kaldığı yerden tekrar işlemeye başlayacağı kuşkusuzdur. Dolayısıyla, yönetmelikte düzenlenen başvuru yolunun, 2577 sayılı yasanın 11. maddesinde öngörülen itiraz yolunun, dava açma süresi yönünden doğurduğu sonuç dışında herhangi bir sonuç doğurduğunu kabul etmeye hukuken olanak bulunmamaktadır.

Belirtilen nedenlerle 30.8.2003 tarihinde tebliğ edilen ecrimisil ihbarnamesine karşı 3.10.2003 tarihinde itiraz edilmekle işlemeye başlamış olan dava açma süresinin 34.gün durduğu,idare tarafından 60 gün içinde cevap verilmeyerek 3.12.2003 tarihinde itirazın zımmen reddedilmiş sayılacağı ve 4.12.2003 tarihinde tekrar işlemeye başlayan dava açma süresinin geriye kalan 26. günün sonu olan 29.12.2003 tarihinde sona ereceği anlaşılmıştır. Yukarıda belirtildiği şekilde dava açılmadan dava açma süresi geçirildikten sonra idarece 20.1.2004 tarihinde itirazın reddi yolunda işlem tesis edilmiş olmasının yeni bir dava açma süresi kazandırmayacağı ve dolayısıyla  davacı tarafından 22.3.2004 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı tartışmasızdır.

Açıklanan nedenlerle, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden davacının temyiz isteminin reddine, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 30.6.2004 tarih ve E:2004/609, K:2004/1068 sayılı kararının gerekçesi değiştirilerek yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 31.1.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 2004/1382, K: 2007/277 (Balıkçı Barınaklarından Ecrimisil Alınıp Alınamayacağı)

İstemin Özeti: Antalya İli, Kaş ilçesi, Kalkan Belediyesi İskele Mevkiinde Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazın, Balıkçı Barınağı ve Yat Limanı olarak işgal edildiğinden bahisle 29.885,00.-YTL ecrimisil istenilmesine ilişkin 23.9.2002 tarih ve 40-2882/722 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istemiyle açılan davada Antalya 2. İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararın davalı idarece temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA, Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: Dava, Antalya İli, Kaş ilçesi, Kalkan Belediyesi İskele Mevkiinde Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazın, Balıkçı Barınağı ve Yat Limanı olarak işgal edildiğinden bahisle 29.885,00.-YTL ecrimisil istenilmesine ilişkin 23.9.2002 tarih ve 40-2882/722 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmıştır.

Antalya 2. İdare Mahkemesince, ecrimisil istenilmesine konu balıkçı barınağı ve yat limanının davacı Belediye tarafından kullanımının kamu hizmeti faaliyeti amacına dayalı olduğu, kullanımın 2886 sayılı Yasa kapsamında işgal, davacının da fuzuli şagil olarak nitelendirilmesi mümkün olmayıp, bu bağlamda 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi uyarınca tahakkuk ettirilen ecrimisilde yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Davalı idare, hukuka aykırı olduğu iddiasıyla anılan kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

1.1.1984 tarihinde yürürlüğe giren 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 1 inci maddesinin birinci fıkrasında; genel bütçeye dahil dairelerle, katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işlerinin bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütüleceği; 51 inci maddesinin (g) bendinde de; Devletin özel mülkiyetindeki taşınır ve taşınmaz malların kiralanmasının, pazarlık usulünde ihale edilebileceği belirtilmiş, 64 üncü maddesinde ise kiralamalarda sözleşme süresine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

Anılan Kanunun ecrimisil ve tahliye başlıklı 75 inci maddesiyle; “Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şâgilden, bu Kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, 13 üncü maddesinde gösterilen komisyonca takdir ve tespit edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şâgilin kusuru aranmaz.

Ecrimisil fuzuli şâgil tarafından rızaen ödenmez ise, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.

Kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır.

İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek idareye teslim edilir.” düzenlemesi yapılmıştır.

Anayasanın 43 üncü maddesinde, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu hükmü yer almaktadır.

3621 sayılı Kıyı Kanununun 5 inci maddesinde de; Anayasanın anılan hükmüne paralel bir düzenlemeyle kıyıların, Devletin hüküm ve tasarrufu altında herkesin eşit ve sabit olarak yararlanmasına açık olduğu kurala bağlanmıştır.

Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış, Trampa, Kira Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesisi, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 2 inci maddesinde, ecrimisil “Bir malın sahibinin rızası dışında ve onun bu malı kullanmamakla bir zarara uğrayıp uğramayacağı söz konusu edilmeksizin bu maldan işgal, tasarruf veya her ne şekilde olursa olsun yararlanılması sebebiyle fuzuli şagil tarafından ödenen veya idarece talep edilen tazminatı”, fuzuli şagil ise; ”Kusuru aranmaksızın kendisine ait olmayan ve sahibinin de rızası veya muvafakatı bulunmayan bir malın zilyedliğini eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu maldan tasarrufta bulunan kimseleri ifade eder” şeklinde tanımlanmıştır.

Yönetmeliğin 79. maddesinde ise, kira ve mülkiyetin gayri ayni hak tesisinde sözleşme veya taahhütname ile resmi senette, sürenin bitim tarihinden itibaren işgalin devam etmesi halinde yapılacak işleme ait bir hüküm var ise ona göre, aksi halde ecrimisil tespit, takdir ve tahsilatı yapılacağı belirtilmiştir.

Aktarılan kanun ve yönetmelik hükümleri ile ecrimisil istenilmesine ve istenilecek kişiye ilişkin koşullar belirlenmiştir. Bu kapsamda; Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malı, rıza veya muvafakata dayanmaksızın kullanan kişinin kusuru bulunup bulunmadığına bakılmaksızın fuzuli şagil sayılacağı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların işgal edilmesi halinde ilgililerden bu işgal nedeniyle ecrimisil istenilmesinin idare için yasal bir zorunluluk olduğu, ancak işgalin devamı nedeniyle ecrimisil alınmasının, yukarıda sözü edilen Yasa ve Yönetmelik hükümleri uyarınca işgalin devamına meydan verilmeden yetkililerce yasal işlemlerin öncelikle yapılmasına engel teşkil etmeyeceği de kuşkusuzdur.

Dosyanın incelenmesinden; ecrimisil istemine konu taşınmazın balıkçı barınağı olarak kullanılmak üzere 18.9.1992-17.9.1997 dönemi için beş yıllığına davalı idarecedavacıya kiralandığı, kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünde; balıkçı barınağının kira süresi sonunda kiracı veya vekili tarafından teslim edilmemesi halinde 2886 sayılı Yasanın 75 inci maddesi gereğince tahliye edileceğinin ve geçen süre için ecrimisil takibatı yapılacağının öngörüldüğü, beş yıllık sürenin 17.9.1997 tarihinde dolmasına, davacı Belediyenin anılan taşınmazı sözleşmenin bitim tarihinde teslim ederek tahliye etmesi gerekmesine karşın, davacının anılan yeri balıkçı barınağı ve yat limanı olarak kullanılmaya devam ettiğinin davalı idarece 8.8.2002 tarihinde tespit edilmesi üzerine 18.9.1997-8.8.2002 dönemi için ecrimisil hesaplanarak, düzenlenen ihbarname ile davacıdan istenildiği, davacının ihbarnameye yaptığı itirazının dava konusu işlemle reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Olayda, Anayasa’nın 43 üncü maddesi ve 3621 sayılı Kıyı Kanunun 5 inci maddesi hükümleri uyarınca, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan söz konusu balıkçı barınağı ve yat limanı olarak kullanılan taşınmazın, kira sözleşmesinin yenilenmemesi karşısında, anılan taşınmazın kira süresi sonundan itibaren kullanımının, kamu hizmeti amacına yönelik olması sebebiyle, 2886 sayılı Yasa kapsamında işgal ve belediyenin fuzuli şagil olarak nitelendirilemeyeceği şeklinde yorumlanmasına olanak bulunmamaktadır.

Bu durumda, kira sözleşmesinin sona erdiği 17.9.1997 tarihinden, söz konusu taşınmazın davacı belediyece kullanımına devam edildiğinin tespit edildiği 8.8.2002 tarihine kadar geçen dönem için ecrimisil istenilmesinde, Yasa ve Yönetmelik hükümlerine aykırılık bulunmadığından, dava konusu ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca Antalya 2. idare Mahkemesinin 8.5.2003 tarihli, E:2002/1537, K:2003/580 sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının anılan Mahkemeye gönderilmesine 2.2.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 2004/2218, K: 2007-255 (DHTA yolun işgali halinde ecrimisil)

E: 2004/2218, K: 2007/255, T: 31.1.2007, Özeti: Hizmet sunumu bakımından ana arterlerin (caddelerin) Büyükşehir Belediyelerinin yetki ve sorumluluğu altında olmasının, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması niteliğini değiştirmeyeceğinden; söz konusu alanların işgal edilmesi halinde, 2886 sayılı Yasa’nın, 75. maddesi uyarınca ecrimisil istenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı hakkında.

TÜRK MİLLETİ ADINA, Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: Dava, Sarıyer İlçesi, Tarabya Mahallesi, … sokağında bulunan denizden dolgu mahal vasıflı Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki 750 m² sahalı taşınmaz malın 1996-1997 tarihleri arasında 200 m²’lik, 1998- 1999 tarihleri arasında ise 750 m²’lik kısmının davacı tarafından işgal edildiğinden bahisle 6.009.000.000.- lira ecrimisil istenilmesine ilişkin 27.7.2001 tarih ve 31126 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmıştır.

İstanbul 6. İdare Mahkemesince, yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor dikkate alınarak dava konusu sahanın Tarabya – … Yolu olarak tespit edildiğinden ve yine söz konusu yolun önüne rastlayan kısımda denizden 80 pafta, 1014 ada, 1 parsel numarası ile voli mahallinin tescilli olduğundan dava konusu alanın denizden dolgu vasıflı saha olmadığı anlaşılarak günümüz ana arter düzenlemesi sonucu oluşan yol fazlası olduğunun tespit edildiğinden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının yetki alanında kaldığından davalı idarenin yetkisinde olmayan bir alan için ecrimisil tahakkuk ettirilmesinde yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir.

Davalı idarece dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın Sarıyer Kadastro Müdürlüğünden temin edilen 20.3.1997 tarihli yazı ekindeki krokide taşınmaz malın tescil harici, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu bildirildiğinden ve 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13. maddesinin (a) bendine göre bu gibi yerlerin yönetimi ve tasarrufu kendilerinin görevinde bulunduğundan bahisle anılan kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75. maddesinin 1. fıkrasında; devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden ecrimisil isteneceği kurala bağlanmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden, dava konusu 750 m²’lik taşınmazın 1996-1997 tarihleri arası 200 m²’lik, 1998-1999 tarihleri arası 750 m²’lik kısmının fuzulen işgal edildiğinden bahisle düzenlenen 8.6.2001 tarih ve 23388 sayılı ecrimisil ihbarnamesine karşı davacının itirazı üzerine dava konusu 27.7.2001 tarih ve 31126 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Mahkeme kararında dava konusu sahanın günümüz ana arter düzenlemesi sonucunda oluşan yol fazlası olduğundan ve bu alandan ecrimisil istenilmesinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının yetki alanında kaldığından söz edilmekte ise de; hizmet sunumu bakımından ana arterlerin Büyükşehir Belediyelerinin yetki ve sorumluluğu altında olması söz konusu sahanın 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi uyarınca işgal edilmesi halinde ecrimisil istenebilecek nitelikteki Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması niteliğini değiştirmeyeceği tartışmasızdır.

Bu durumda, mahkemece Büyükşehir Belediye Başkanlığının yetkisinde bulunan alandan ecrimisil istenilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararda yasal isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin 30.6.2003 tarih ve E:2001/1382, K:2003/870 sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine, 31.1.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 2004/4221, K: 2004/4850 (İntifa hakkına sahip olduğu alanı amacı dışında otogar yapan ve kiralayan belediyeden ecrimisil alınması)

Danıştay 10. Dairesi, E: 2004/4221, K: 2004/4850 14/05/2004, İntifa hakkına sahip olduğu alanı amacı dışında otogar yapan ve kiralayan belediyeden, ecrimisil alınması gerektiği hk.

TÜRK MİLLETİ ADINA, Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: Dava, İstanbul İli, Üsküdar İlçesi, Selimiye Mahallesi, Harem İskelesi sokağında bulunan 4 pafta, 1335 ada, 112 parsel sayılı iskelede vasıflı hazine adına kayıtlı taşınmaz malın 20 m2’lik kısmının davacı tarafından büfe yapılmak suretiyle işgal edildiğinin tesbit edildiğinden bahisle 1.1.1990-31.12.1999 dönemi için 1.589.000.000.-TL. ecrimisil istenilmesine ilişkin 24.4.2000 tarih ve 15262 sayılı ecrimisil ihbarnamesi ile 12.5.2000 tarih ve 18244 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmıştır.

İstanbul 5. İdare Mahkemesince; dava konusu taşınmaz malın bulunduğu mahallin 31.3.1967 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile Haydarpaşa Feribot ve Servis Limanındaki küçük tekneler barınağı ile park sahasının intifa hakkının İstanbul Belediyesine devredilmesine karar verildiği, sözkonusu intifa hakkının halen devam ettiği, 31.3.1967 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sözkonusu taşınmaz üzerindeki intifa hakkının devam etmesi nedeniyle Hazinenin tasarrufunda bulunmayan taşınmaz için 2886 sayılı Kanunun 75/1. maddesine aykırı olarak ecrimisil istenilmesi nedeniyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. Davalı idare, hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğü anılan Mahkeme kararının bozulmasını istemektedir.

Dava dosyasının incelenmesinden; 31.3.1967 tarih ve 6/7949 sayılı Bakanlar Kurulunca; Haydarpaşa Feribot ve Servis limanındaki küçük tekneler barınağı ile park sahasının intifa hakkının, dalga kıranın uç kısmındaki yanaşan yerin Bayındırlık Bakanlığı hizmetlerinde tahsisi kaydıyla İstanbul Belediyesine ve Feribot Yanaşma tesisi ile dalga kırandaki fenerlerin de Denizcilik Bankası T.A.O.’na devredilmesi, Maliye, İçişleri ve Ulaştırma Bakanlığının uygun mütalaalarına dayanan Bayındırlık Bakanlığının 6.3.1957 tarih ve 4711/2563 sayılı yazısı üzerine 5842 sayılı Kanunun 9. ve 6237 sayılı Kanunun 4.maddelerine göre kararlaştırıldığı, intifa hakkı verilen taşınmaz üzerine yapılan Harem Otobüs Garının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından Anadolu Otobüscüler Derneğine 2.1.1986 tarihli protokolle kiralandığı, 6.11.1996 tarihli olurla Harem Anadolu Otobüs Garının bütün hukuki vecibeleriyle birlikte Üsküdar Belediye Başkanlığına devredildiği ve Üsküdar Belediye Başkanlığınca da 28.1.1997 tarihli protokolle Uluslararası Anadolu ve Trakya Otobüsçüler Derneğine kiraya verildiği, Otobüs Garına yapılan dükkanların ise, dernek tarafından 3. kişilere kiralandığı, davalı idarece 3. kişilerden ecrimisil istenildiği anlaşılmaktadır.

6237 sayılı “Liman İnşaatı Hakkında Kanun”un 1. maddesinde “Yurt kıyılarındaki şehir ve kasabalarımızın ihtiyaçlarını karşılamak üzere, iskele, rıhtım, mendirek, barınak ve limanlar inşaatı ile tesisat, teçhizat ve onarımlarının, buralarda ve kıyılarımızın icabeden mahallerinde tarama ameliyatının ve bunlara ait etüd ve projelerin yaptırılması ve bu işlere lüzumlu makine ve vasıta satın alınması, bakım ve onarımları ve buna müteferri depo ve atelyelerin kurulması ve işletilmesi ve diğer her türlü giderler için yıllık ödeme miktarı 30.000.000.- lirayı geçmemek üzere 300.000.000.- liraya kadar gelecek yıllara geçici taahhütlere girişmeye Bayındırlık Vekili ve faizleri ile birlikte bu meblağın %50 sini geçmemek üzere bono çıkarmaya Maliye Vekili salahiyetlidir. Bu suretle girişilecek taahhütler karşılığı her yıl bütçe kanunlarına bağlı cetvellerin Bayındırlık Vekaleti kısımlarında bu maksatla açılacak bölümlere konur.”; 2.maddesinde, “Birinci maddede sayılan işler ve bunların inşa sıraları İcra Vekilleri heyetince kararlaştırılır.”; 4.maddesinde, “Yaptırılan tesisler inşaları tamamlandıkça ilgisine göre ve İcra Vekilleri Heyetince kararlaştırılacak esaslar dairesinde işletme teşekküllerine, özel idare veya belediyelere devrolunur.” hükümleri yer almaktadır.

Belirtilen yasal düzenlemeler karşısında ve özellikle, 6237 sayılı Liman İnşaatı Hakkında Kanunun 1’nci maddesi uyarınca yapılan ve inşası tamamlanmış bulunan Haydarpaşa Feribot ve Servis Limanındaki küçük tekneler barınağı ile park sahası ve dalga kıranın uç kısmındaki yanaşan yer olarak adlandırılan ve 6237 sayılı Limanlar İnşaatı Hakkında Kanun gereğince devredilen taşınmaz malın bu Kanun amaçları dışında kullandırılamayacağı açıktır.

Kullanım amacı Bakanlar Kurulu Kararında belirlenen ve bu amaçla intifa hakkı devredilen bu yerin, amacı dışında otogar olarak kullanılması nedeniyle 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre ecrimisil istemine konu olup olamayacağının incelenmesine gelince;

2886 sayılı Devlet İhale Kanunun 75. maddesinin 1. fıkrasında, Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden ecrimisil isteneceği, son fıkrasında da, işgal edilen taşınmaz malın, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edileceği hükme bağlanmış, ayrıca, Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin süre şartı aranmaksızın önlenmesi, tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlamayı amaçlayan 3091 sayılı Yasa kapsamına alınmış, aynı mütecaviz tarafından ikinci defa veya onun yararına başkaları tarafından yapılacak tecavüz veya müdahalelere altı aydan iki yıla kadar hapis cezası getirilmiştir.

Aynı Kanunun 74. maddesine dayanılarak Maliye Bakanlığı’nca çıkarılan Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin Tanımlar başlıklı 2. maddesinde, Ecrimisil: Bir malın, sahibinin rızası dışında ve onun bu malı kullanmamakla bir zarara uğrayıp uğramayacağı söz konusu edilmeksizin bu maldan işgal, tasarruf veya her ne şekilde olursa olsun yararlanılması sebebiyle şagil tarafından ödenen veya idarece talep edilen tazminat; Fuzuli Şagil ise, kusuru aranmaksızın kendisine ait olmayan ve sahibinin de rızası veya muvafakatı bulunmayan bir malın zilyetliğini eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu maldan tasarrufta bulunan kimseler olarak tanımlanmıştır.

Taşınmaz malın İstanbul Büyükşehir Belediyesince intifa hakkı amacı dışında “otobüs garı” yapılmak suretiyle kullanılması, bu yerin bazı bölümlerinin 3.kişilere kiralanarak bu kişilerce işgal edilmesi karşısında, fuzuli şagil durumunda olan davacıdan işgal karşılığı olarak ve Hazinenin mülkiyet hakkına dayanılarak düzeltme ihbarnamesiyle ecrimisil istenilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Öte yandan, davacı tarafından, dava konusu yerin Anadolu Otobüscüler Derneğinden kiralandığının ileri sürülmesi ve bu Derneğe kira ödemekte olması, yukarıda açıklanan hukuki nedenlere göre incelemekte olduğumuz davayı etkiler nitelikte görülmemiştir.

Davanın 24.4.2000 tarih ve 15262 sayııl ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemine yönelik kısmına gelince;

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3622 sayılı Kanunla değişik 15.maddesinin 1/b fıkrasında, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlemin mevcut olmaması halinde davanın reddine karar verileceği düzenlemesine yer verilmiştir.

2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 74.maddesindeki yetkiye dayanılarak çıkartılan Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 80.maddesinde, ecrimisil ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içinde ödenmesi gerektiği, ancak tebliğ edilen işlemde bir hata bulunduğu düşünülerek rızaen ödenmek istenilmediği takdirde aynı süre içinde idareye müracaat edilerek düzeltme talebinde bulunulabileceği ve düzeltme taleplerinin milli emlak servislerine geldiği tarihten itibaren en geç 1 ay içinde inceleneceği ve neticesinin de düzeltme ihbarnamesi ile muhataplarına tebliğ edileceği, “ecrimisilin kesinleşmesi, vade tarihi ve tahsili” başlıklı 81.maddesinde ise, düzeltme isteminde bulunulmuş olması halinde ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin muhatabına tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içerisinde ecrimisil alacağının ödeneceği, bu sürenin son gününün ödenmesi gereken ecrimisilin vade tarihi olduğu kurala bağlanmıştır.

Yukarıda belirtilen Yönetmelik hükümleri uyarınca, davacının adına düzenlenen ihbarname nedeniyle düzeltme talebinde bulunması üzerine ancak ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin davacı adına düzenlenip tebliğ edilmesi ile ecrimisil alacağı tahakkuk ettirilmiş olacağından, düzeltme ihbarnamesinin düzenlenmemesi halinde kamu alacağının tahakkuk ve tahsiline hukuken olanak bulunmamaktadır.

Dava konusu olayda, ecrimisil ihbarnamesine davacının itiraz etmesi üzerine davalı idare tarafından ecrimisil düzeltme ihbarnamesi ile yeniden ecrimisil alacağının tahakkuk ettirildiği anlaşıldığından, 2577 sayılı Yasanın 14.maddesinin 3.fıkrasının d bendi ve 15.maddesinin 1.fıkrasının b bendi uyarınca kesin ve yürütülmesi gerekli işlem niteliğini kaybeden ecrimisil ihbarnamesinin inceleme olanağı bulunmamaktadır.

Bu durumda, davanın, kesin ve yürütülmesi gerekli işlem niteliğini kaybeden ecrimisil ihbarnamesine yönelik kısmının 2577 sayılı Yasanın 14/3-d ve 15/1-b maddeleri uyarınca reddine karar verilmesi gerekirken hem ecrimisil ihbarnamesine, hem de düzeltme ihbarnamesine karşı açılan davayı sadece ecrimisil ihbarnamesine yönelik açılmış dava gibi kabul ederek dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararda bu yönüyle de hukuki isabet görülmemiştir.

Ecrimisil ihbarnamesinin kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem niteliğini kaybetmesi, ecrimisil düzeltme ihbarnamesine karşı süresi içinde açılan bu davanın ecrimisil düzeltme ihbarnamesine yönelik kısmının esasını incelemeye engel teşkil etmeyeceği açıktır.

Öte yandan, temyiz aşamasında davacı tarafından, temyize cevap dilekçesinde, davanın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına, Üsküdar İlçe Belediye Başkanlığına ve kiracı olan Derneğe ihbar edilmesi istenildiğinden, Mahkemece bu husus değerlendirildikten sonra karar verileceğinde de kuşkuya yer bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 20.12.2000 tarih ve E:2000/614, K:2000/1325 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca bozulmasına, yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının anılan Mahkemeye gönderilmesine, 14.5.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 2005/3855, K: 2007/5766 (Otopark olarak terk edilen taşınmazda yapılan çok katlı otoparktan Hazinece ecrimisil istenilemeyeceği)

Özeti : Hazineye ait taşınmazı, imar planına ve devir amacına uygun olarak kullanan davacı belediyenin, fuzuli şagil olarak nitelendirilmesi sonucu, düzenlenen ecrimisil düzeltme ihbarnamesinde, hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.

İstemin Özeti : Davacı belediyenin çok katlı otopark olarak işletmekte olduğu ve imar planında otopark, yeşil alan ve yola rastladığı için bedelsiz olarak belediyeye devredildiği belirtilen 8462 ada 2 parsel nolu taşınmaz için, devrin iptal edilerek tescilin tekrar Hazine adına yapıldığından bahisle 6.180,00 YTL ecrimisil istenilmesine ilişkin28.7 2003 tarih ve 6331 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istemiyle açılan davada; Antalya 2. İdare Mahkemesince, toplumun ortak ve medeni gereksinimlerini karşılamakla görevli belediyelerin, otopark yapmak suretiyle belde sakinlerinin belli bir ücret karşılığında bu hizmetten yararlanmalarını sağladığından, imar planında otopark, yol ve yeşil alana isabet ettiği belirtilen vebu amaçla kullanılmak üzere belediyeye terk edilen hazineye ait uyuşmazlık konusu parselin, terk amacı dışında kullanılacağının anlaşıldığından bahisle tekrar Hazine adına tescili gerçekleştirilmiş olmakla birlikte, dava dosyasında bulunan Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesince Hakem sıfatıyla verilen E:2003/11, K:2003/3 sayılı kararda; yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda çok katlı otopark inşaatının imar planına ve projeye uygun olduğunun ve devir amacı dışında kullanılmadığının anlaşıldığından bahisle Maliye Hazinesinin meni müdahaleve kal davasının reddine karar verildiği göz önünde tutulduğunda Belediyenin fuzuli şagil olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığıgerekçesiyle ecrimisil istenilmesine ilişkin dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA, Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile Antalya 2. İdare Mahkemesinin 15.12.2004 tarih ve E:2003/965, K:2004/1039 sayılı kararının onanmasina, 28.11.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 2005/9100, K: 2007/1765 (Ecrimisil Düzeltme İhbarnamesine İtiraz Edilmesi Durumunda Dava Açma Süresi)

Özet: 2577 sayılı Yasa uyarınca idareye yapılan itirazın kabul edilerek idarece yeni bir işlem tesisi halinde, ilgilinin bu yeni işleme karşı da 2577 sayılı Yasa’nın 11. maddesinde öngörüldüğü şekilde itiraz edebileceğinin ve itirazının reddi üzerine yasal süre içinde dava açabileceğinin kabulü gerektiği hakkında.

TÜRK MİLLETİ ADINA, Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: Dava, davacı Belediyenin, Hazinenin hissedar olduğu 6256 m² yüzölçümlü taşınmazın 3174 m² lik kısmını belediye spor sahası olarak kullanmak suretiyle işgal ettiğinden bahisle, işgal sahasındaki 880 m² lik Hazine payı için 1.1.2001 / 18.8.2003 dönemine ilişkin olarak istenilen 10.172,80-YTL tutarındaki ecrimisilin ödenmesinin istenilmesine ilişkin 10.1.2005 tarih ve 86 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Denizli İdare Mahkemesince; ecrimisil ihbarnamesine davacının itirazı üzerine düzenlenen 22.10.2004 tarihli ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin davacıya 2.11.2004 tarihinde tebliğ edildiği, bu tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde en geç 3.1.2005 tarihine kadar dava açılması gerekirken, ecrimisil düzeltme ihbarnamesine 1.12.2004 tarihinde itiraz edilerek, bu itiraz üzerine tesis edilen 10.1.2005 tarih ve 86 sayılı işlemin iptali istemiyle 17.2.2005 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek anılan mahkeme kararının temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve İdare Mahkemelerinde altmış ve Vergi Mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır.

Aynı Yasanın üst makamlara başvurma başlıklı 11. maddesinde ise; “İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa, işlemi yapmış olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.” hükmüne yer verilmiştir.

Bu madde ile, hakkında dava konusu edilecek bir işlem bulunan ilgililerinin, dava açmadan önce idareye başvuru haklarının bulunduğu hususu genel olarak düzenlenmekte; böylece ilgililere dava açmadan önce değişik olanaklar sağlanmış olmaktadır.

2886 sayılı Devlet İhale Yasasının 74. maddesine dayanılarak Maliye Bakanlığı’nca çıkarılan Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 79. maddesinde, hazinenin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek veya tüzel kişilerce işgale uğradığının tesbit edilmesi halinde komisyonca ecrimisil tespit ve takdir edileceği 80. maddesinde tespit ve takdir edilecek ecrimisil tutarının fuzuli şagiline ecrimisil ihbarnamesi ile tebliğ edileceği, tebliğ edilen ecrimisilin, bu ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiği, tebliğ edilen işlemde bir hata bulunduğu düşünülerek rızaen ödenmek istenmediği takdirde aynı süre içinde tebliğ eden idareye bir dilekçe ile müracaat edilerek düzeltme talebinde bulunulabileceği, fuzuli şagiller tarafından yapılacak düzeltme taleplerinin, bu taleplerin milli emlak servislerine geldiği tarihten itibaren en geç 1 ay içerisinde milli emlak müdürlüğü veya mal müdürlüğünce incelenerek neticesinin “Ecrimisil Düzeltme İhbarnamesi ” ile muhataplarına tebliğ edileceği, 81.maddesinde ise, ecrimisil ihbarnamesinin, düzeltme talebinde bulunulmuş ise ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin muhatabına tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içerisinde ecrimisil alacağının ödeneceği, bu sürenin son gününün ödenmesi gereken ecrimisilin vade tarihi olduğu hükmü yer almıştır.

Ecrimisil tahakkuk ve tahsil usulünü düzenleyen anılan Yönetmelik, 2577 sayılı Yasanın 7 ve 11. maddeleri dışında farklı dava açma süreleri öngörmemektedir. Esasen yönetmelikle dava açma süresinin düzenlenemeyeceği de açıktır. Dolayısıyla, ecrimisil ihbarnamesine karşı düzeltme yoluna başvurunun zorunlu bulunmaması, ecrimisil ihbarnamesinin kesin ve uygulanabilir nitelikte idari işlem olduğu dikkate alınarak, dava açma süresinin 2577 sayılı yasanın 7 ve 11. maddelerine göre hesaplanması zorunlu bulunmaktadır.

Ancak idareye yapılan itirazın kabul edilerek idarece yeni bir işlem tesisi halinde ilgilinin bu yeni işleme karşı da 2577 sayılı Yasanın 11. maddesinde öngörüldüğü şekilde itiraz edebileceğinin ve itirazının reddi üzerine dava açabileceğinin kabulü gerekmektedir.

Dava ve temyiz dosyasının incelenmesinden, davacı Belediyenin, Hazinenin hissedar olduğu 6256 m² yüzölçümlü taşınmazı belediye spor sahası olarak kullanmak suretiyle işgal ettiğinden bahisle, işgal sahasındaki 1736 m² lik Hazine payı için 1.1.2001 / 18.8.2003 dönemine ilişkin olarak 20.068,160-YTL ecrimisilin 29.8.2003 tarih ve 10715 sayılı ecrimisil ihbarnamesiyle istenildiği, bu ecrimisil ihbarnamesinin davacıya 18.9.2003 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 6.10.2003 tarihli dilekçeyle itiraz ettiği, idarece 22.10.2004 tarih ve 10715 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin düzenlenerek davacıya 2.11.2004 tarihinde tebliğ edildiği, bu işlemde, taşınmazın 3174 m² lik kısmında işgal bulunduğu, bu miktara isabet edenHazine payının 880 m²olduğundan bahisle düzeltme yapılarak istenen ecrimisil miktarının 10.172,8-YTL ye düşürüldüğü, davacının 1.12.2004 tarihli dilekçeyle Denizli Valiliği’ne başvurarak ecrimisil işleminin iptalini istediği, Denizli Valiliği Milli Emlak Müdürlüğü’nün 10.1.2005 tarih ve 86 sayılı dava konusu işlemiyle; 10.172,8-YTL nin 2.12.2004 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte vergi dairesine yatırılması gerektiği belirtilerek itirazın reddedildiği, bu işlemin 31.1.2005 tarihinde davacıya tebliği üzerine 17.2.2005 tarihinde görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Bu durumda, kendisine tebliğ edilen ecrimisil ihbarnamesine karşı davacının yukarıda anılan Yönetmeliğin 80. maddesi uyarınca düzeltme yoluna başvurduğu açık olup bu başvurunun, 2577 sayılı yasanın 11. maddesi kapsamında ihtiyari bir itiraz yolu olduğu, dava açma süresinin işlemesini durduracağı ve verilen cevabın tebliği ile dava açma süresinin kaldığı yerden tekrar işlemeye başlayacağı kuşkusuzdur. Ancak idareye yapılan itirazın kabul edilerek idarece yeni bir işlem tesisi halinde ilgilinin bu yeni işleme karşı da 2577 sayılı Yasanın 11. maddesinde öngörüldüğü şekilde itiraz edebileceğinin ve itirazının reddi üzerine dava açabileceğinin kabulü gerekmektedir.

Belirtilen nedenlerle, idarece davacının itirazının kısmen kabulüyle, 22.10.2004 tarih ve 10715 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin düzenlenerek davacıya 2.11.2004 tarihinde tebliği üzerine, davacının 1.12.2004 tarihli dilekçeyle bu yeni işleme itiraz ettiği dikkate alındığında, itirazının reddine ilişkin 10.1.2005 tarih ve 86 sayılı dava konusu işlemin 31.1.2005 tarihinde davacıya tebliği üzerine 17.2.2005 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından davanın süre yönünden reddi yolundaki temyize konu mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemektedir. .

Açıklanan nedenlerle, davacının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulu Kanunu’nun 49.maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, Denizli İdare Mahkemesi’nin 27.9.2005 tarih ve E:2005/316 K:2005/756 sayılı kararının, BOZULMASINA 10.4.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum Yap