1. Ana Sayfa
  2. Gayrimenkul Makaleleri

Milli Emlak Ecrimisille İlgili Danıştay Kararları-2


Danıştay Onyedinci Dairesi, E: 2015/562, K: 2015/4299 (yollardan ecrimisil alınır mı)

İstemin Özeti : İzmir 3. İdare Mahkemesinin 17/12/2010 gün ve E:2010/355, K:2010/1732 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Sitemize Google News'de Abone OlunSitemize Google New'de Abone Olun

Savunmanın Özeti : Yerinde olmadığı ileri sürülen temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA: Hüküm veren Danıştay Onyedinci Dairesince dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeyerek işin gereği görüşüldü:

Dava, 10.200,00 TL ecrimisil alacağının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenerek tebliğ olunan 14/1/2009 (14/1/2010 olması gerekir) günlü ve 2009/97 hesap numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, davacının iddialarının ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle açılacak bir davada öne sürülebilecek hususlardan olduğu, kesinleşen alacağın tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrine karşı açılan bu dava nedeniyle değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. maddesinde, belediye taşınmazları hakkında da uygulanacağı belirtilen 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75 nci maddesinde; Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, takdir ve tespit edilecek ecrimisil isteneceği, ecrimisilin talep edilebilmesi için Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasının gerekmediği ve fuzuli şagilin kusurunun aranmayacağı hükmüne yer verilmiş, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesinin ikinci paragrafında; “Ecrimisil fuzuli şagil tarafından rızaen ödenmez ise, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur. ” hükmü düzenlenmiştir.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Ödeme Emri” başlıklı 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hükme bağlanmış olup, aynı Kanunun 58. maddesinde de; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde itirazda bulunabileceği hükmü yer almıştır. Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde; Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer: “Türk Medeni Kanunu ile diğer kanunlarda Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtilen yer” olarak tanımlanmış, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 715. maddesinde ise, sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu kuralına yer verilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 11. maddesinde; “İmar planlarında; meydan, yol, park, yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu ve terminal gibi umumi hizmetlere ayrılmış yerlere rastlayan Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait gayrimenkuller ile askeri yasak bölgeler, güvenlik bölgeleri ile ülke güvenliği ile doğrudan doğruya ilgili Türk Silahlı Kuvvetlerine ait harekat ve savunma amaçlı yerler hariç Hazine ve özel idareye ait arazi ve arsalar belediye veya valiliğin teklifi, Maliye ve Gümrük Bakanlığının onayı ile belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeye; belediye ve mücavir alan hudutları dışında özel idareye bedelsiz terk edilir ve tapu kaydı terkin edilir. Ancak, bu yerlerin üzerinde bina bulunduğu takdirde, arsası hariç yalnız binanın halihazır kıymeti için takdir edilecek bedel ödenir. Bedeli ve ödeme şekli taraflarca tespit olunur. Bu suretle maledilen arazi ve arsalar belediye veya özel idare tarafından satılamaz ve başka bir maksat için kullanılamaz. Bu hususta tapu kütüğünün beyanlar hanesine gerekli şerh konur. ” hükmü düzenlenmiştir.

Dosyanın incelenmesinden; davalı Belediye elemanlarınca düzenlenen ve tarih ve sayı ihtiva etmeyen taşınmaz tespit tutanağı ile Kazım Dirik Mahallesi, 305 ada, 29 parsel sayılı taşınmazın 38 metrekarelik kısmının WC olarak 01/01/2004 tarihinden itibaren davacı tarafından işgal edildiğinin tespiti üzerine, 26/08/2009 gün 64-2217 karar numaralı Bornova Belediyesi Encümen Kararına istinaden davacı adına düzenlenen 04/09/2009 tarihli 1061 sayılı ecrimisil ihbarnamesi ile kamuya terkli alan üzerinde bulunan 38 metrekarelik yerin, WC olarak davacı tarafından işgal edilmesinden dolayı 01/01/2004-31/12/2008 tarihine kadarki dönem için belirlenen 10.200,00 TL ecrimisil bedelinin tahakkuk ettirildiği, davacının taşınmazı 2008 Eylül ayından itibaren kullanmasına rağmen 2004 yılından itibaren ecrimisil istendiğini belirterek ecrimisil ihbarnamesine itiraz ettiği ancak itirazının reddedilmesine karşın tahakkuk işlemlerine karşı dava açmadığı, vadesinde ödenmeyen borcun tahsili amacıyla davalı Belediye tarafından 14/01/2010 tarihli (işlemde sehven 14/01/2009 yazılmıştır) 2009/97 dosya ve hesap numaralı 10.200 TL miktarlı ödeme emrinin düzenlenmesi üzerine davacı tarafından; taşınmazı 01/09/2008 tarihinde Bornova Belediye Başkanlığından kiraladığı, öncesinde de bir işgali bulunmadığı iddialarıyla bakılmakta olan davanın açıldığı, ayrıca dava dilekçesine ek olarak Bornova Belediye Başkanlığı Emlak ve İstimlak Müdürlüğünün Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğüne hitaben 07/03/2008 gün ve 751 sayılı “Belediyemize ait Bornova Büyükpark içinde bulunan tuvalet (wc) temizlik ve bakımı yönünden ücretsiz olarak Hasan Köle’ye verilmiştir.” şeklindeki yazısı ile işyerine ait 2008 yılında işe başlama yapıldığını gösterir vergi levhasının sunulduğu, dava dosyasında taşınmaza ait tapu kaydının ve taraflar arasında imzalanmış kira sözleşmesinin ise bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Ödeme emirleri için Yasada sınırlı olarak sayılan dava açma nedenlerinden “borcun bulunmaması”, borcun ya hiç doğmamış olması yahut da ödenerek veya başka bir sebeple ortadan kalkmış bulunmasını ifade etmektedir.

Uyuşmazlıkta, dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan ecrimisil düzeltme ihbarnamelerine karşı dava açılmamış olunması, ödeme emri safhasında böyle bir borcu olmadığı veya zaman aşımına uğradığı yolundaki davacı iddialarının incelenmesine engel olmayacaktır.

Davaya konu ödeme emrinin dayanağı olan ecrimisil ihbarnamesi ile encümen kararında taşınmazın kamuya terkli alan olarak nitelendiği görülmektedir. İmar planında yeşil alan ve yol olarak tescil dışı bırakılan ve kamunun yararlanmasına terk edilen alanların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması nedeniyle bu nitelikteki bir yerin ilgili belediyeye protokol veya başka bir suretle terk veya devri yapılmamışsa bu alanların fuzulen işgal edilmesi halinde Hazine tarafından ecrimisil istenebileceği açıktır. Dava dosyasında, dava konusu taşınmazın mülkiyet durumuna ilişkin bilgi ve belgeler bulunmadığından; İdare Mahkemesince, öncelikle dava konusu alanın niteliğinin ve belediyeye protokol veya başka bir surette terk veya devri yapılıp yapılmadığı hususunun araştırılması gerekmektedir.

Öte yandan bu araştırma neticesinde taşınmazdan davalı Belediyenin ecrimisil isteyebileceği sonucuna varılması halinde; 6009 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle 2886 sayılı Kanun’a eklenen “Terkin edilecek ecrimisiller” başlıklı geçici 3. maddede; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tespit ve takdir edilen, tebliğ edilen veya tahakkuk ettirilen ecrimisil alacaklarının tespit tarihinden geriye doğru beş yılı aşan kısmı hangi aşamada olursa olsun düzeltilir veya terkin edilir, tahsil edilmiş olanlar iade edilmez.” hükmü uyarınca tespit tutanağının düzenlendiği tarihin araştırılarak bu tarihten itibaren 5 yılık dönemin saptanması, ayrıca davacı tarafça sunulan Bornova Belediye Başkanlığı Emlak ve İstimlak Müdürlüğünün Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazdığı 07/03/2008 gün ve 751 sayılı yazı ile vergi kayıtları da dikkate alınmak suretiyle yapılacak araştırma ve inceleme sonucu taşınmazın işgal edildiği dönemin net olarak tespit edilmesi yine davacının kiracılık iddiasının araştırılarak bu hususun subut bulması halinde kira ilişkisi içinde kalan dönemde ecrimisil istenemeyeceği de göz önünde bulundurularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, tahakkuk işlemine karşı dava açılmadığı gerekçesiyle ve eksik incelemeye dayalı olarak davayı reddeden İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca davacının temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden 30,30- TL yürütmenin durdurulması harcının davacıya iadesine, 2577 sayılı Kanunun 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde Danıştay’da kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 26.10.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Danıştay Onuncu Dairesi, E: 2002/5410, K: 2005/5506 (Ecrimisil Düzeltme İhbarnamesinin Niteliği)

Özeti: Ecrimisil düzeltme ihbarnamesi, bir önceki ecrimisil ihbarnamesi işlemini ortadan kaldıran veya geri alan bir işlem niteliğini taşımadığından ecrimisil ihbarnamesinin kesin ve yürütülebilir niteliğini kaybetmediği hakkında.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): … Plastik Doğrama Tic. Ltd. Şti

Karşı Taraf (Davalı)       : Zonguldak Valiliği- ZONGULDAK

İstemin Özeti: Davacı  şirketin, Zonguldak merkez …  Mahallesi,  …pafta, … ada, … ve … parsel sayılı Hazine adına kayıtlı taşınmazın bir kısmını 25.12.2000-24.12.2001 döneminde fuzulen işgal ettiği nedeniyle 10.700.000.000.- TL. ecrimisil istenilmesine ilişkin 21.1.2002 gün ve 203 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle açılan dava sonucu, Zonguldak İdare Mahkemesince verilen 17.4.2002 günlü, E:2002/144, K:2002/478 sayılı kararın davacı tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi:

Düşüncesi: 2577 sayılı Kanunun 11. maddesinde ve Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesisi Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 80 ve 81. maddelerinde ilk işleme karşı idareye başvurulması halinde, hangi işleme karşı dava açılması gerektiğini belirleyen bir hükmün yer almadığı ve ecrimisil düzeltme ihbarnamesi, bir önceki işlemi ortadan kaldıran yada geri alan bir işlem niteliği taşımadığından, ecrimisil ihbarnamesinin kesin ve yürütülebilir niteliğini kaybettiği gerekçesiyle davanın 2577 sayılı Kanunun 15/1-b maddesi uyarınca reddi yolunda verilen temyiz konusu kararın bozulması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı: Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: Dava; davacı şirketin, Zonguldak merkez … Mahallesi, … pafta, … ada, … ve … parsel sayılı Hazine adına kayıtlı taşınmazın bir kısmını 25.12.2000- 24.12.2001 döneminde fuzulen işgal ettiği nedeniyle 10.700.000.000.- TL. ecrimisil istenilmesine ilişkin 21.1.2002 gün ve 203 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmıştır.

Zonguldak İdare Mahkemesince, dava konusu ecrimisil ihbarnamesinden sonra yapılan itiraz üzerine, ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin düzenlenip, davacıya tebliğ edilerek alacağın tahakkuk ettirildiğinden, ecrimisil ihbarnamesinin kesin ve yürütülebilir niteliğini kaybettiği gerekçesiyle davanın 2577 sayılı Kanunun 15/1-b maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.

Davacı, anılan kararın usule ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek temyizen incelenip bozulması istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun, ” Üst Makamlara Başvurma” başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçen sürenin de hesaba katılacağı hükmüne yer verilmiştir.

Bu maddeyle, haklarında dava konusu edilebilecek bir işlem tesis edilen ilgililerin, dava açmadan önce idareye başvuru haklarının bulunduğu hususu genel olarak düzenlenmekte, böylece ilgililere değişik olanaklar sağlanmakta, ancak başvurudan önceki ya da sonraki işlemin dava konusu edilebileceği hakkında ise bir belirleme yapılmamaktadır.

Kesin, yürütülmesi gerekli ve idari davaya konu olabilecek nitelikte işlem nedeniyle dava açılmadan önce, idareye başvuru ile ilgili olarak hüküm getiren özel bir düzenleme de Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesisi Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinde yer almaktadır.

Anılan Yönetmeliğinin 80 inci maddesinde, tespit ve takdir edilecek ecrimisil tutarının, fuzuli şagiline ecrimisil ihbarnamesi ile tebliğ edileceği, fuzuli şagilin tebliğ edilen işlemde bir hata bulunduğunu düşünmesi halinde bir ay içinde tebliğ eden idareye bir dilekçe ile müracaat ederek düzeltme talebinde bulunabileceği, düzeltme talebinin incelenerek sonucunun “ecrimisil düzeltme ihbarnamesi” ile muhatabına tebliğ edileceği,81 inci maddesinde de düzeltme talebinde bulunulmuş ise ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin muhatabına tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ecrimisil alacağının ödeneceği bu sürenin son gününün ödenmesi gereken ecrimisilin vade tarihi olduğu hükme bağlanmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 11. maddesi ile, Devlete Ait Taşınmaz Mal, Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesisi Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 80 ve 81. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden, ecrimisil ihbarnamesinin idari davaya konu olabilecek nitelikle kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem olduğu, ilgililerin bu işleme karşı süresi içerisinde dava açma hakları bulunduğu gibi, işlemde hata olduğu kanaatine sahip oldukları takdirde düzeltilmesi istemiyle idareye başvurma haklarının da bulunduğu, bu başvurunun idarece değerlendirilmesi sonucunda, ecrimisil ihbarnamesinde ya düzeltme yapılmasına yada düzeltme yapılmamasına karar verilmek suretiyle ecrimisil düzeltme ihbarnamesi düzenlenerek ilgiliye gönderileceği, başka bir anlatımla, “düzeltme ihbarnamesi”nin her zaman düzeltme yapıldığı anlamına gelmeyeceği anlaşılmaktadır.

Ayrıca konuyu genel olarak düzenleyen 2577 sayılı Kanunun 11. maddesinde ve Yönetmeliğin 80 ve 81. maddelerinde ilk işleme karşı idareye başvurulması halinde, hangi işleme karşı dava açılması gerektiğini belirleyen bir hüküm yer almadığından, bu yolda bir kısıtlamanın da bulunmadığı görülmektedir.

Dosyadan, Türkiye Taş Kömürü Kurumuna ait iken trampa işlemi sonucunda Hazine adına kaydedilen taşınmazı işyeri olarak kullandığından bahisle davacıdan ecrimisil istenmesine ilişkin 21.1.2002 tarihli 203 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle bu davanın açıldığı, diğer yandan dava konusu edilmemekle birlikte ihbarnameye yapılan itiraz üzerine 14.3.2002 günlü, 883 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesiyle bu başvurunun reddedilerek, ecrimisil ihbarnamesindeki tutar kadar ecrimisilin tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır.

Davacının, ecrimisil ihbarnamesinin değiştirilmesi istemiyle yapmış olduğu başvuru üzerine, idarenin ilk işlemde hiçbir değişiklik yapmadan itirazı reddetmesi sonucunda tesis edilen ecrimisil düzeltme ihbarnamesi, bir önceki işlemi ortadan kaldıran ya da geri alan bir işlem niteliğinde bulunmadığından, ecrimisil ihbarnamesinin kesin ve yürütülebilir niteliğini kaybettiği gerekçesiyle davanın 2577 sayılı Kanunun 15/1-b maddesi uyarınca reddi yolunda verilen temyiz konusu kararda hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenler ile, davacının temyiz isteminin kabulü ile 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca Zonguldak İdare Mahkemesince verilen 17.4.2002 günlü, E:20002/144, K:2002/478 sayılı kararının bozulmasına yeniden bir karar verilmek üzere dava dosyasının anılan Mahkemeye gönderilmesine, 26.9.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI   OY Temyiz dilekçesinde öne sürülen  hususlar,  2577 sayılı  İdari Yargılama  Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymadığından, temyiz  isteminin  reddiyle İdare  Mahkemesi  kararının  onanması gerektiği  oyu  ile  karara katılmıyorum.

Danıştay İDDK,  E: 2015/881, K: 2015/83 (İmar Yolunda Kalan Hazine Özel Mülkiyetindeki Taşınmazdan Ecrimisil Alınıp Alınamayacağı)

Özeti: Uygulama imar planında yolda kalan taşınmaz üzerine reklam panoları konulmak suretiyle belediye tarafından fuzulen işgal edildiği tespit edilen devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alan nedeniyle belediyeden ecrimisil istenebileceği hakkında

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Eskişehir Valiliği

Karşı Taraf (Davacı) : Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı

İstemin Özeti :Eskişehir 2. İdare Mahkemesinin 31/03/2011 gün ve E:2010/948; K:2011/325 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. 

Savunmanın Özeti      : Savunma verilmemiştir. 

Danıştay Tetkik Hakimi : Arif Yüzer

Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onyedinci Dairesince dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeyerek işin gereği görüşüldü:

 Dava, Eskişehir İli, Odunpazarı İlçesi, Kırmızıtoprak Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerine dört adet reklam panosu konulmak suretiyle 48,00 metrekarelik kısmının işgali nedeniyle 01/02/2007-09/06/2010 dönemi için 16.800,00 TL ecrimisil istenilmesine ilişkin 06/08/2010 günlü ve 4741 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, dava konusu alanın yol vasfında olduğu, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 11. maddesine göre, Hazine tarafından bedelsiz terk edilerek tapu kaydının buna göre terkin edilmesi gerektiği, tapu sicillerinin doğru ve güvenli tutulmasının kamu düzeninden doğan bir sorumluluk olduğu, söz konusu yerin tapuda Hazineye ait arsa olarak görünmesinin bağlayıcı olmadığı, ayrıca 5216 sayılı Kanun’un 7/g maddesine göre; yetki alanındaki meydan, bulvar, cadde ve ana yolları yapmak, bakım ve onarımını sağlamak, ilan ve reklam asılacak yerleri ve bunların şekil ve ebadını belirlemek, büyükşehir belediyesinin görevleri arasında olduğundan, bu yasal görev yerine getirilirken, hazine arazisinin işgal edildiğinden bahisle davalı Belediyenin fuzuli şagil sayılamayacağı ve ecrimisil istenemeyeceği, gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Davalı Eskişehir Valiliği tarafından, mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75’nci maddesinde ; Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanun’un 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, takdir ve tespit edilecek ecrimisil isteneceği, ecrimisilin talep edilebilmesi için Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasının gerekmediği ve fuzuli şagilin kusurunun aranmayacağı hükmüne yer verilmiş, Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde;  Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer: “Türk Medenî Kanunu ile diğer kanunlarda Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtilen yer” olarak tanımlanmış, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 715. maddesinde ise, sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu kuralına yer verilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 11. maddesinde; “İmar planlarında; meydan, yol, park, yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu ve terminal gibi umumi hizmetlere ayrılmış yerlere rastlayan Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait gayrimenkuller ile askeri yasak bölgeler, güvenlik bölgeleri ile ülke güvenliği ile doğrudan doğruya ilgili Türk Silahlı Kuvvetlerine ait harekat ve savunma amaçlı yerler hariç Hazine ve özel idareye ait arazi ve arsalar belediye veya valiliğin teklifi, Maliye ve Gümrük Bakanlığının onayı ile belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeye; belediye ve mücavir alan hudutları dışında özel idareye bedelsiz terk edilir ve tapu kaydı terkin edilir. Ancak, bu yerlerin üzerinde bina bulunduğu takdirde, arsası hariç yalnız binanın halihazır kıymeti için takdir edilecek bedel ödenir. Bedeli ve  ödeme şekli taraflarca tespit olunur. Bu suretle maledilen arazi ve arsalar belediye veya özel idare tarafından satılamaz ve başka bir maksat için kullanılamaz. Bu hususta tapu kütüğünün beyanlar hanesine gerekli şerh konur. ” hükmü düzenlenmiştir.

Dosyanın incelenmesinden; mülkiyeti Hazineye ait Eskişehir İli, Odunpazarı İlçesi, Kırmızıtoprak Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında, kısmen futbol sahası kısmen yol olduğu, yola isabet eden alan üzerine reklam panoları konulmak suretiyle 48 metrekarelik kısmının davacı Belediye tarafından işgal edildiğinin tespiti üzerine davalı İdare tarafından davaya konu ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. 

Anılan kanun hükümleri uyarınca,  yararı kamuya ait olan yolların ve kaldırımların, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu, bu nitelikteki alanların fuzulen işgal edilmesi halinde Hazine tarafından ecrimisil istenilebileceği açıktır.

Bu durumda, mahkemece gerek duyulması halinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile tahakkuk ettirilen ecrimisil bedelinin hukuka uygunluğu araştırılarak neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, davacı Belediyenin fuzuli şagil sayılamayacağı ve ecrimisil istenemeyeceği gerekçesiyle işlemin iptali yolunda verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,  19/02/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi. 

Danıştay İDDK, E: 1994/401, K: 1996/92 (Maden İşletme Ruhsatı kapsamında kalan alanlardaki faaliyetlerden ecrimisil alınamayacağı)

T.C DANIŞTAY İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, Esas No: 1994/401, Karar No: 1996/92

ÖZETİ: Davacı şirketin, uyuşmazlık konusu hazine taşınmazını Maden Kanunu hükümlerine göre Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden Dairesi Başkanlığından almış olduğu işletme ruhsatına dayanarak kullandığı, maden işletme ruhsatında belirtilen saha içindeki çalışmalarından dolayı fuzuli sağıl olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla ecrimisil istenilmesinde mevzuata uyarlık bulunmadığı hk.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): … Sanayi A.Ş.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): Maliye ve Gümrük Bakanlığı

İstemin Özeti: Davacı şirketin … Mevkii 27 pafta, 1212 parsel sayılı hazine adına kayıtlı taşınmaz malı Maden ocağı olarak kullanmak suretiyle işgalinden dolayı ecrimisil istenilmesine ilişkin Milli Emlak Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılan dava sonucunda İstanbul 2.İdare Mahkemesince verilen ve mahkemenin, Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararına uymayarak, kısmen iptal, kısmen redde ilişkin ilk kararında ısrarına ilişkin bulunan 8.11.1993 günlü. E:1993/1133, K:1993/1248 sayılı kararı taraflar karşılıklı olarak temyiz etmekte, davacı kararın, davanın reddine ilişkin kısmının, davalı idare ise iptale ilişkin kısmının bozulmasını istemektedir.

Savunmaların özeti: Taraflar, karşılıklı olarak temyiz istemlerine cevap vermemişlerdir.

Danıştay Tetkik Hakimi Nalan Terzi’nin Düşüncesi: Davacının temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 2.İdare Mahkemesinin ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Bilgin Arısan’ın Düşüncesi : … İlinin … İlçesi … Köyü … Mevkiinde bulunan mülkiyeti Maliye Hazinesi ait maden ocağını işletmek suretiyle işgalinde bulundurduğu tesbit edilen davacı şirketten ihbarname ile ecrimisil istemesi işlemi aleyhine açılan dava üzerine mahkeme ara kararına istinaden miktarını indirmek suretiyle tadilen tasdik eden İstanbul 2 inci İdare Mahkemesi kararını: 3213 sayılı Maden Kanunu hükümlerine göre maden işletme ruhsatı aldıktan sonra bu işletme ruhsatı sahası içerisinde madencilik faaliyetinde bulunmanın 2886 sayılı Kanunda sözü edilen fuzuli işgal olmadığı bu sebeple davacı şirketin işletme ruhsatı ile belirlenen saha dışında faaliyette bulunduğunu tesbit etmeden işletme ruhsatı içindeki saha için ecrini si l tahakkuk ettirilmeyeceği gerekçesiyle bozan Danıştay 10 uncu Dairesi kararına uymayarak ilk kararında ısrar eden İstanbul 2 inci İdare Mahkemesi karan 2866 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 13 Öncü ve 75 inci maddeleri amir hükümleri ile Devlete Ait Taşımaz Mal Satış Trampa Kiraya Verme Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 8 inci 10 uncu ve 79 uncu maddeleri amir hükümlerine aykırı bulunduğundan mükellef şirket temyiz talebinin kabulü ile İstanbul 2 inci İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü:

Davacı şirketin … mevkii 27 pafta. 1212 parsel sayılı hazine adına kayıtlı taşınmaz malı maden ocağı olarak kullanmak suretiyle işgalinden dolayı ecrimisil istenilmesine ilişkin mili Emlak Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, İstanbul 2.İdare Mahkemesinin 30.6.1992 günlü. E:19917 225. K:1992/798 sayılı kararıyla; 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75.maddesi ve Devlete Alt Taşınmaz Mal, Satış, Trampa Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 2. maddesinin incelenmesinden, hazinenin özel mülkiyetinde bulunan bir taşınmaz maldan işgal, tasarruf veya her ne şekilde olursa olsun yararlanılması nedeniyle ecrimisil ödenilmesi gerektiği, davaya konu taşınmazın tamamının halen Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu, şerhler hanesinde davacı şirket adına kamulaştırma şerhi bulunduğunun dosya da bulunan … Tapu Sicil Müdürlüğünün davacı şirkete başvurusuna verilen yanıttan anlaşıldığı, buna göre uyuşmazlık konusu taşınmaza 2942 sayılı Yasanın 7.maddesine göre konulmuş bir şerh mevcut olmakla beraber, mülkiyetin halen Maliye Hazinesine ait olduğu, maden ocağı faaliyeti nedeniyle söz konusu taşınmaz üzerinde davacı şirketçe tasarruf ve yararlanıldığından ecrimisil istenmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığından, davacının b yoldaki iddialarını kabul etmeye olanak bulunmadığı, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda bilirkişilerce takdir olunan miktar göz önüne alınarak, taşınmazın işgali nedeniyle dava konusu ecrimisil ihbarnamesinin 22.215.080.- liralık kısmının iptaline, kalan 90.070.920.- liralık kısmına ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.

Bu karar temyiz incelemesi sonucunda, Danıştay Onuncu Dairesinin 9.6.1993 günlü, E:1992/3757. K:1993/2411 sayılı kararıyla; ilgili yasa ve yönetmelik hükümlerine göre işletme ruhsatı sahası içerisindeki madencilik faaliyetlerini 2886 sayılı yasada sözü edilen anlamda “fuzuli işgal” olarak nitelendirmeye olanak bulunmadığı; davacı şirketin, maden işletme ruhsatına dayanarak faaliyette bulunduğu anlaşıldığından, işletme ruhsatıyla belirlenen saha dışında faaliyette bulunduğu saptanmadan, saha içerisinde kalan faaliyetlerin “fuzuli işgal” olarak nitelendirilerek davacıdan ecrimisil istenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, idare mahkemesince bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapora dayanılarak davanın kısmen iptali ve kısmen reddi yolunda verilen karar bozulmuş ise de; idare mahkemesi bozma kararına uymayarak; uyuşmazlıkta maden işletme ruhsatının bulunmasının mülkiyeti hazineye ait arazi üzerinde başkaca bir izin alınmaksızın faaliyette bulunulmasını fuzuli işgal niteliğinden çıkarıp çıkarmadığının tartışılması gerektiği, maden işletme ruhsatının verilmiş olmasının ruhsat sahibi için kendiliğinden arzın üstünde tasarruf hakkını doğuran bir düzenlemeye 3213 sayılı Maden Kanununda yer verilmediği gibi aksine aynı kanunun 46 ncı maddesinde yer alan işletme sahası özel mülkiyete konu gayrimenkullerde taraflarca anlaşma sağlanamaması halinde ruhsat sahibinin talebi üzerine 2942 sayılı Kanun hükümlerine göre kamulaştırılacağı yolundaki düzenlemeyle ruhsat aldıktan sonra maden hakkı sahibinin işletmeye girişmeden önce arzın maliki ile hukuki irtibat sağlanması zorunluluğunu ortaya koyduğu, özel mülkiyete konu yerler için getirilen bu prensibin kamu mülkiyetinde olan taşınmazlar için mevcut olamayacağını düşünmenin işin esasına aykırı düşeceği; mülkiyeti hazineye ait taşınmazlarda maden işletme ruhsatı alan kişinin, bu tür yerleri yönetmek, tahsis etmek, kiraya vermek ve korumak ile 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca görevli olan Maliye Bakanlığının iznini alması gerekmekte olup, böyle bir izin alınmaksızın maden işletme faaliyetine girişmiş olmasının ecrimisil ve tahliye yönetmeliğinin 2 nci maddesi uyarınca fuzuli işgal olarak nitelendirileceği açık olduğundan ecrimisil istenilmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesini de ilave ederek ilk kararında ısrar etmiştir.

Davacı ve davalı idare İstanbul 2.İdare Mahkemesinin 8.11.1993 günlü. E:1993/1133, K:1993/1248 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedirler. 2886 sayılı Yasanın 75 inci maddesinde, devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine fuzuli şagilden, aynı yasanın 9 uncu maddesinde belirtilen yerlerden sorulmak suretiyle 13 üncü maddede gösterilen komisyonca takdir ve tesbit edilecek ecrimisilin isteneceği, hükme bağlanmıştır.

Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış, Trampa, Kiraya Verme Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis. Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 2 nci maddesinde “fuzuli şagil”, kusuru aranmaksızın kendisine ait olmayan ve sahibinin de rızası veya muvafakati bulunmayan bir malın zilyedliğini eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu maldan tasarrufta bulunan kimseler olarak tanımlanmıştır. 3213 sayılı Maden Yasasının 24 üncü maddesinde “Ruhsat Sahibinin arama veya ön işletme ruhsat süresi sonuna kadar ilgili daireye müracaatı ve işletme ruhsatı talebinde bulunması ile işletme ruhsat hakkı doğar.” denilmekte, aynı yasanın 3 üncü maddesinde ise işletme ruhsatının işletme faaliyetlerinin yürütülebilmesi izin verilen yetki belgesi olduğu belirtilmektedir.

Tüm bu düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacı şirketin uyuşmazlık konusu hazine taşınmazını, Maden Kanunu hükümlerine göre Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden Dairesi Başkanlığından almış olduğu işletme ruhsatına dayanarak kullandığı, maden işletme ruhsatında belirtilen saha içindeki çalışmalarından dolayı fuzuli şagil olarak nitelendirmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla ecrimisil istenilmesinde mevzuata uyarlık bulunmadığı anlaşıldığından, İstanbul 2.İdare Mahkemesinin, davacıyı fuzuli şagil olarak nitelendirmesinde yasal isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacı şirket fuzuli şagil olmadığından ve ecrimisil istenilmesinde mevzuata uyarlık bulunmadığından davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacının temyiz istemi 2577 sayılı Yasanın 49 uncu maddesine uygun bulunduğundan kabulü ile İstanbul 2.İdare Mahkemesinin 8.11.1993 günlü E:1993/1133, K:1993/1248 sayılı kararının Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararı doğrultusunda bozulmasına, 16.2.1996 günü oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay İDDK, E: 1996/651, K: 1997/500 (Hazinenin hissedar olduğu taşınmazda ecrimisil)

Müşterek mülkiyete konu taşınmazlarda paydaşlar taşınmazın her noktasında payları oranında malik bulunduklarından, davacının da işgal ettiği yerdeki Hazine payı yönünden fuzuli şagil durumunda olması nedeniyle, bu kısma ilişkin olarak ve hazine payı 2886 sayılı Kanunun 75. maddesi uyarınca ecrimisil istenmesinde hakkaniyete ve müşterek mülkiyet esaslarına aykırılık bulunmadığı hk.<

Davacıdan ecrimisil istenilmesine ilişkin ihbarnamenin iptali istemiyle açılan davada, Adana 1.İdare Mahkemesince verilen, dava konusu ecrimisil ihbarnamesinin iptaline ilişkin karar, Danıştay Altıncı Dairesinin 16.10.1995 günlü, 1995/3698 sayılı kararı ile bozulmuş ise de;

Mahkemenin bozmaya uymayarak ilk kararında ısrarı üzerine, davalı idare bu kez 1996/913 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

Davalı idare, ….. 1. İdare Mahkemesinin 28.6.1996 günlü, 1996/913 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

… 1.İdare Mahkemesince; 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75 inci maddesinde devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine fuzuli şagilden bu kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle 13 üncü maddesinde gösterilen komisyonca takdir ve tesbit edilecek ecrimisilin istenileceği, ecrimisil talep edilebilmesi için, Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasının gerekmediği ve fuzuli şagilin kusurunun aranmayacağı hükmünün yer aldığı; öte yandan Türk Medeni Kanununun 623 üncü maddesinde, birden ziyade kimseler şayian bir şeye malik olur ve hisseleri bilfiil taksim edilmemiş bulunursa onların o şeyin hissedarları olduğu, hissedarların şayi hisselerinin birbirine müsavi olmasının asıl olduğu, hissedarların her birinin kendi hisseleri hakkında malik hak ve mükellefiyetlerini haiz olup hisselerini temlik veya terhin edebilecekleri, alacaklıların da bu hisseyi haczettirebilecekleri hükümlerine yer verildiği; 2886 sayılı Kanunun 75 inci maddesinde ecrimisilin Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan istenebileceğinin belirtildiği, dava konusu olayda taşınmazın doğrudan devlete ait olmayıp hisseli taşınmaz olduğu, hisseli taşınmazların kullanım esaslarının ise yukarıda anılan Medeni Kanunun 623 ve devamı maddelerinde açıklandığı ve her hissedarın malik hak ve yetkilerini kullanabileceğinin belirtildiği, davacı kendi hissesi kadar bir yerde ev yaparak taşınmazı kullanmakta olup, hazinenin de hissesi bulunan taşınmazda davacının fuzuli şagil olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğu, fuzuli şagil olarak nitelendirilebilmek için kullanılan taşınmazla mülkiyet yönünden bir bağın bulunmaması gerektiği bu nedenle davacıdan ecrimisil istenilmesinin mümkün olmadığı, ecrimisil ihbarnamesinin iptali gerektiği gerekçesiyle bozma kararına uyulmayarak ilk kararda ısrar edilmiştir.

Danıştay Altıncı Dairesinin 16.10.1995 günlü, 1995/3698 sayılı bozma kararında da açıklandığı üzere; 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 623 ila 631 inci maddelerinde müşterek mülkiyet ile iştirak halinde mülkiyete ilişkin esaslar düzenlenmiş olup; anılan yasa maddeleri uyarınca paydaşlardan her biri, paydaşlık giderilmediği sürece taşınmazın her noktası üzerinde payı oranında hak sahibi olduğundan, herhangi bir paydaşın, kendi payını gerekçe göstererek hisseli taşınmazın kendisine göre belirlediği bir bölümünü işgal ederek kullanma olanağı bulunmamaktadır.

Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Uyuşmazlık konusu taşınmaza hissedar olan davacının, ev yapmak suretiyle taşınmazın 83 m2’lik kısmını işgal ettiği, söz konusu taşınmaza hazinenin de hissedar olması nedeniyle davalı idarece davacıdan işgal edilen yerin tamamı için ecrimisil istendiği anlaşılmaktadır.

Danıştay Altıncı Dairesince verilen bozma kararında da belirtildiği gibi, davacı, söz konusu taşınmazın paydaşı olduğuna göre, kendisinden işgal ettiği yerin tamamı için ecrimisil istenilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Ancak davacı, kendi payından daha az bir miktardaki arsayı işgal etmekte ise de, müşterek mülkiyete konu taşınmazlarda paydaşlar, taşınmazın her noktasında payları oranında malik bulunduklarından, davacının da işgal ettiği yerdeki hazine payı yönünden fuzuli şagil durumunda olması nedeniyle, bu kısma ilişkin olarak ve hazine payı oranında 2886 sayılı Kanunun 75 inci maddesi uyarınca ecrimisil istenmesinde hakkaniyete ve müşterek mülkiyet esaslarına aykırılık bulunmadığından, İdare Mahkemesince, hazinenin de paydaşı bulunduğu taşınmazların diğer paydaşlar tarafından işgal edilmiş bulunması halinde işgal edilen kısımdaki hazine payına ilişkin olarak, ecrimisil istenebileceği hususu göz önüne alınarak yeniden bir karar verilmesi gerekirken, ısrar kararı verilerek davacıdan ecrimisil istenilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı gerekçesiyle ecrimisil ihbarnamesinin iptal edilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Adana 1.İdare Mahkemesinin 27.6.1996 günlü, 1996/913 sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararı doğrultusunda BOZULMASINA karar verildi.

Danıştay İDDK, E: 1999/111, K: 2000/1159 (Ecrimisil düzeltme ihbarnamesinde itirazın reddedilmesinin dava açma süresine etkisi)

Davacının ecrimisil ihbarnamesinin değiştirilmesi istemiyle yapmış olduğu başvuru üzerine idarenin ilk işlemde hiçbir değişiklik yapmadan itirazı reddetmesi sonucunda tesis edilen ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin, bir önceki işlemi ortadan kaldıran veya geri alan bir işlem niteliğinde olmadığı hk.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Maliye Bakanlığı

İstemin Özeti: Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki 5385 m2’lik taşınmazın işgal edilmesi nedeniyle 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi uyarınca tesbit edilen ecrimisile ilişkin ihbarnamenin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, … 1.İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararına uyulmayarak, dava konusu işlemin iptaline dair ilk kararında ısrarına ilişkin bulunan … günlü, … sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Nalan Terzi’nin Düşüncesi: Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile ecrimisil ihbarnamesinin kesin ve yürütülmesi gerekli işlem olduğu yönünden verilen ısrar kararının onanması ve uyuşmazlığın esası incelenmek üzere temyiz dosyasının Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Habibe Ünal’ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü:

…, … İlçesi, … beldesi … mevkiinde bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki 5385 m2’lik taşınmazın, davacı şirket tarafından işgali nedeniyle 31.11.1993-31.5.1995 dönemi için 406.889.000.-lira ecrimisil istenilmesine ilişkin 12.6.1995 günlü, 742 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, … 1. İdare Mahkemesinin … günlü, … sayılı kararıyla;

Davacının aynı taşınmazı işgali nedeniyle uyuşmazlık konusu dönemden önceki 1.1.1992-29.11.1993 dönemi için de yine aynı metrekare üzerinden ecrimisil tahakkuk ettirildiği, davacı işgalinin idarenin bilgisi dahilinde bulunduğu, onbeş gün içinde sona erdirilmesi gereken fuzuli işgalin ecrimisil karşılığı sürdürülmesinin yasal düzenleme ile bağdaşmadığı, bu nedenle davacının artık davalı idarenin bilgisi dahilindeki işgalinden dolayı fuzuli şagil olarak nitelendirilmesi ve ecrimisil istenmesi mümkün olmadığından, 2886 sayılı Yasa hükümlerine göre tahliyesi yoluna gidilmesi gerekirken davacıdan fuzuli işgal tazminatı niteliğinde ecrimisil istenemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.

Bu karar temyiz incelemesi sonucunda, Danıştay Altıncı Dairesinin 12.11.1997 günlü, E:1996/4918, K:1997/4944 sayılı kararıyla; dava konusu olayda, ecrimisil ihbarnamesine davacının itiraz etmesi üzerine davalı idare tarafından 25.7.1995 günlü, 985 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesi ile yeniden ecrimisil alacağının tahakkuk ettirildiği, 2577 sayılı Yasanın 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kesin ve yürütülmesi gerekli işlem niteliğini kaybeden ecrimisil ihbarnamesine karşı açılan davanın reddi gerektiğinden, aksi yöndeki Mahkeme kararında isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de; … 1. İdare Mahkemesince … günlü, … sayılı kararla, bakılan davada, dava dilekçesinin başında iptali istenilen karar olarak 12.6.1995 tarihli ecrimisil ihbarnamesinin belirtilmesine karşın, ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin tarih ve sayısının yazılarak tebliğ tarihi olarak ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin tebliğ tarihinin belirtildiği ve dilekçenin içeriğinde de ecrimisil düzeltme ihbarnamesinden bahsedildiği, dolayısıyla davacının amacının, hem 12.6.1995 tarihli ecrimisil ihbarnamesine, hem de itirazın reddi niteliğindeki 25.7.1995 tarihli ecrimisil düzeltme ihbarnamesine karşı birlikte dava açmak olduğu, bu nedenle gerek davacının düzeltme talebinde bulunduktan ve bu istem sonuçlandıktan sonra dava açmış olması, gerekse dava dilekçesinde yeralan istemi dikkate alınarak Mahkemelerince verilmiş olan 25.4.1996 günlü, E:1995/1715 , K:1996/425 sayılı karar ile; “davanın ecrimisil ihbarnamesine ve ecrimisil düzeltme ihbarnamesine karşı açıldığı” kabul edilerek dava dosyasının karara bağlandığı; kaldı ki, ecrimisil ihbarnamesi ile ecrimisil düzeltme ihbarnamesindeki ecrimisil miktarlarının aynı olması nedeniyle ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin yeni bir tahakkuk işlemi olarak kabulüne de olanak bulunmadığı, bu nedenle, her ikisi de kesin ve yürütülmesi gerekli işlem niteliğinde olan ecrimisil ihbarnamesi ve bu ihbarnameye yapılan itirazın reddine dair ecrimisil düzeltme ihbarnamesine karşı açılmış olan davanın esasının incelenmesinin gerektiği görüşünden hareketle bozma kararına uyulmayarak ısrar edilmiş ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Davalı idare … günlü, … sayılı bu kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun, Üst Makamlara Başvurma başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçen sürenin de hesaba katılacağı hükmüne yer verilmiştir.

Bu madde ile, hakkında dava konusu edilebilecek bir işlem bulunan ilgililerin, dava açmadan önce idareye başvuru haklarının bulunduğu hususu genel olarak düzenlenmekte; böylece ilgililere değişik olanaklar sağlanmış olmakta; ancak başvurudan önceki ya da sonraki işlemin dava konusu edilebileceği hakkında herhangi bir kısıtlamaya yer verilmemiş bulunmaktadır.

Kesin, yürütülmesi gerekli ve idari davaya konu olabilecek nitelikte işlem için dava açılmadan önce idareye başvuru ile ilgili olarak hüküm getiren özel bir düzenleme de Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesisi Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinde yer almaktadır.

Anılan Yönetmeliğinin 80 inci maddesinde, tespit ve takdir edilecek ecrimisil tutarının, fuzuli şagiline ecrimisil ihbarnamesi ile tebliğ edileceği, fuzuli şagilin tebliğ edilen işlemde bir hata bulunduğunu düşünmesi halinde bir ay içinde tebliğ eden idareye bir dilekçe ile müracaat ederek düzeltme talebinde bulunabileceği, düzeltme talebinin incelenerek neticesinin Ecrimisil Düzeltme İhbarnamesi ile muhatabına tebliğ edileceği hükmü yer almış; aynı Yönetmeliğin “Ecrimisilin kesinleşmesi, vade tarihi ve tahsili” başlıklı 81 inci maddesinde de, ecrimisil ihbarnamesinin, düzeltme talebinde bulunulmuş ise ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin muhatabına tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ecrimisil alacağının ödeneceği bu sürenin son gününün ödenmesi gereken ecrimisilin vade tarihi olduğu hükme bağlanmıştır.

Dava konusu uyuşmazlıkta, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaz malın davacı şirket tarafından kullanılması nedeniyle takdir edilen 406.889.000.-TL ecrimisilin 12.6.1995 günlü, 742 sayılı ecrimisil ihbarnamesi ile davacı şirkete tebliğ edildiği, davacı şirket tarafından süresi içinde yapılan itiraz üzerine yeniden düzenlenen 25.7.1995 günlü, 985 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesi ile itiraz başvurusu reddedilerek aynı miktardaki 406.889.000.-TL ecrimisilin tahakkuk ettirildiği, bu işlemin tebliği üzerine davanın ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır. Davacının ecrimisil ihbarnamesinin değiştirilmesi istemiyle yapmış olduğu başvuru üzerine idarenin ilk işlemde hiçbir değişiklik yapmadan itirazı reddetmesi sonucunda tesis edilen ecrimisil düzeltme ihbarnamesi, bir önceki işlemi ortadan kaldıran veya geri alan bir işlem niteliğinde değildir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 11. maddesi ile, Devlete Ait Taşınmaz Mal, Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesisi Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 80 ve 81. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden, ecrimisil ihbarnamesinin idari davaya konu olabilecek nitelikle kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem olduğu, ilgililerin bu işleme karşı, süresi içerisinde dava açma hakları bulunduğu gibi; hata olduğu kanaatinde iseler, düzeltilmesi istemiyle idareye başvurma haklarının da bulunduğu; başvurunun idarece değerlendirilmesi sonucunda ecrimisil düzeltme ihbarnamesi düzenlenerek ilgiliye gönderileceği; ihbarnamenin adı “düzeltme ihbarnamesi” olmasına rağmen, her zaman düzeltme yapıldığı anlamına gelmediği, nitekim bakılan uyuşmazlıkta olan durumun böyle olduğu, başka bir anlatımla, ilgilinin başvurusu üzerine yalnızca ihbarname düzenlendiği ve fakat herhangi bir düzeltme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca konuyu genel olarak düzenleyen 2577 sayılı Kanunun 11. maddesinde ve Yönetmeliğin 80 ve 81. maddelerinde ilk işleme karşı idareye başvurulması halinde, hangi işleme karşı dava açılması gerektiğini belirleyen bir hüküm yer almadığından ve bu yolda bir kısıtlama da bulunmadığından, vade tarihinden hareketle aleyhte yorum yapılması isabetli bulunmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, … 1. İdari Mahkemesince, Danıştay Altıncı Dairesinin kesin ve yürütülmesi gerekli işlem niteliğinde olmadığı yönünden verdiği bozma kararına uyulmayarak dava konusu işlemin kesin işlem niteliğinde olduğu yolunda verilen ısrar kararı mevzuata uygun bulunduğundan, … günlü, … sayılı kararın ısrar hükmü niteliğindeki bu kısmının onanmasına; ancak uyuşmazlığın esası ile ilgili olarak temyiz incelemesi yapan Dairesince bir karar verilmiş olmadığından, uyuşmazlığın esası hakkında temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine 1.12.2000 günü oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

2886 sayılı Yasanın 74. maddesi uyarınca çıkartılan Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 80. maddesi ve 81. maddesi hükümleri uyarınca davacının adına düzenlenen ihbarname nedeniyle düzeltme talebinde bulunması üzerine ancak ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin davacı adına düzenlenip tebliğ edilmesi ile ecrimisil alacağı tahakkuk ettirilmiş olacağından, düzeltme ihbarnamesinin düzenlenmemesi halinde kamu alacağının tahakkuk ve tahsiline hukuken olanak bulunmamaktadır.

Olayda ecrimisil ihbarnamesinin düzeltilmesi istemiyle başvurulması üzerine davalı idare tarafından ecrimisil düzeltme ihbarnamesi ile yeniden ecrimisil alacağının tahakkuk ettirilmesi nedeniyle 2577 sayılı Yasanın 14. maddesinin 3. fıkrasının(d) bendi ve 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kesin ve yürütülmesi gerekli işlem niteliğini kaybeden ecrimisil ihbarnamesine karşı açılan davanın bu nedenle reddi gerekmektedir.

Belirtilen nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve … 1. İdare Mahkemesinin … günlü, … sayılı ısrar kararının bozulması oyuyla, karara katılmıyoruz.

Danıştay İDDK, E: 2000/1200, K: 2002/848 (belediyenin, DHTA kumsal alanını işgal ettiğinden bahisle ecrimisil alınıp alınmayacağıı)

Davacı belediyenin, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kurumsal alanını işgal ettiğinden bahisle fuzuli şagil olarak nitelendirilerek ecrimisil tahakkuk ettirilmesinin hukuka uygun bulunmadığı hk.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : … Belediye Başkanlığı

Karşı Taraf (Davalı) : … Mal Müdürlüğü

İstemin Özeti : … İli, … İlçesinde Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kumsal alanının şemsiye ve şezlong koymak suretiyle işgal edilmesi nedeniyle ecrimisil istenilmesine ilişkin 19.9.1997 günlü, 40-405/606 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda; ? 2.İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Altıncı Dairesinin 10.12.1999 günlü, E:1998/7093, K:1999/6411 sayılı bozma kararına uyulmayarak, Mahkemenin, davanın reddi yolundaki ilk kararında ısrarına ilişkin bulunan 26.4.2000 günlü, E:2000/134, K:2000/210 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Ahmet Arslan’ın Düşüncesi: Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Habibe Ünal’ın Düşüncesi : ?, ?, ? Mevkiinde bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kumsal alanın plaj olarak işletilmesi suretiyle işgal edilmesi nedeniyle 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi uyarınca ecrimisil alınmasına ilişkin işlemin iptali dileğiyle açılan davanın reddi yolundaki Aydın 2. İdare Mahkemesinin 26.6.1998 günlü, E:1997/1547, K:1998/356 sayılı kararının, Danıştay 6. Dairesinin 10.12.1999 günlü, E:1998/7093, K:1999/6411 sayılı kararıyla bozulması üzerine anılan Mahkemece bozmaya uyulmayarak davanın reddine ilişkin olarak verilen ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Danıştay 6. Dairesinin 10.12.1999 günlü E:1998/7093, K:1999/6411 sayılı kararında belirtilen gerekçe ile temyiz istemi kabul edilerek ısrar kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü:
Davacı Belediyenin, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kumsal alanını işgal ettiğinden bahisle ecrimisil talep edilmesine ilişkin 19.9.1997 günlü 40-405/606 sayılı kararın iptali istemiyle açılan dava sonunda; Aydın 2. İdare Mahkemesince verilen 26.6.1998 günlü, E:1997/1547, K:1998/356 sayılı davanınreddine ilişkin karar, temyiz incelemesi sonunda Danıştay Altıncı Dairesinin 10.12.1999 günlü, E:1998/7093, K:1999/6411 sayılı kararı ile bozulmuş ise de, Aydın 2. İdare Mahkemesi bozma kararına uymayarak ret kararında ısrar etmiştir.

Davacı, Aydın 2. İdare Mahkemesinin 26.4.2000 günlü, E:2000/134, K:2000/210 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Aydın 2. İdare Mahkemesince; Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyılar halkın yararlanmasına açık olduğundan, bu yararlanmanın başkalarının yararlanma hakkını engellemeyecek ölçüde ve nitelikte olması dolayısıyla süreklilik arzetmesi gerektiği, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kıyı ve kumsaldan yararlanma eylemi, başkalarının bu yerlerden yararlanmasını sınırlandıracak nitelik ve boyuta ulaştığında, bu tür bir kullanım ve yararlanma, mevzuata uygun bir izne dayanmıyorsa, 2886 sayılı Kanunun 75. maddesine göre işgal niteliği taşıyacağı ve işgali gerçekleştirenden ecrimisil isteneceği, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan Devlet mallarının Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından idare edildiği, 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamesin 13. maddesinde; Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden, kamu hizmeti için kullanılması gerekli olanları genel, katma ve özel bütçeli idarelere tahsis etmenin Milli Emlak Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayıldığı, 1580 sayılı Belediye Kanununun 1. maddesinde belediyenin, beldenin ve belde sakinlerinin mahalli mahiyette müşterek ve medeni ihtiyaçlarını tanzim ve tasviye ile mükellef bir hükmi şahsiyet olduğu belirtildikten sonra, 15. maddesinin 56. fıkrasında, belediyeye ait ılıcaları işletmek, deniz hamamları ve her nevi yıkanma müesseseleri açmak, açılmasına ruhsat verilenlere nezaret etmek, yeteri kadar halk plajları açmanın, belediyelerin görevleri arasında sayıldığı, Belediyelerin, bu tür görevleri ifa etmek, kamu hizmetlerini yürütebilmek için Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz mallara gereksinim duyduklarında, söz konusu taşınmaz mallar üzerinde tasarrufta bulunabilmek için Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğüne başvurarak, taşınmazların kendilerine tahsisini sağlamalarının gerektiği, bu yapılmadığında 2886 sayılı Kanunun 75. maddesi ve ilgili Yönetmelikle yapılan düzenleme nedeniyle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyılarda yetkili ve görevli mercilerden izin almadan tasarrufta bulunarak ücret karşılığı şezlong ve şemsiye kiralayan belediyelerin bu faaliyetinin 2886 sayılı Yasadaki tanıma göre “fuzuli işgal” niteliğinde olduğundan bu tür bir faaliyeti yürüten belediyelerden ecrimisil istenmesi gerektiği, bakılan davada; davacı belediyenin … İli, … İlçesi … Mahallesi … Motel önü ve … tesisleri yanında bulunan kumsal alanını şemsiye ve şezlong koyarak kiraya vermek suretiyle 1.6.1997-15.9.1997 tarihleri arasında işgal ettiğinin tutanakla saptanması üzerine, 3.150.000.000.-lira ecrimisil istendiği, ecrimisil istenilmesine ilişkin işlemlerin 2886 sayılı Yasa ve Yönetmelikte belirtilen esaslara uygun olarak yürütüldüğü davacıdan istenilen ecrimisilde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin kararda ısrar edilmiştir.

Danıştay Altıncı Dairesinin 10.12.1999 günlü, E:1998/7093, K:1999/6411 sayılı bozma kararında açıklandığı üzere; 1580 sayılı Belediye Kanununun 1.maddesinde, Belediyenin, beldenin ve belde sakinlerinin mahalli mahiyette müşterek ve medeni ihtiyaçlarını tanzim ve tasviye ile mükellef hükmi şahsiyet olduğu belirlendikten sonra; 15. maddenin 56. fıkrasında, belediyeye ait ılıcaları işletmek, deniz hamamları ve her nevi yıkama müesseseleri açmak, açılmasına ruhsat verilenlere nezaret etmek, belediyelerin görevleri arasında sayılmıştır.

Anayasanın 43. maddesinde, kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu hükmü yer almakta; 3621 sayılı Kıyı Kanununun 5.maddesinde de Anayasanın anılan hükmüne paralel bir düzenlemeyle Kıyıların, Devletin hüküm ve tasarrufu altında herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık olduğu kurala bağlanmış bulunmaktadır. Sözü edilen Yasa maddelerinden anlaşılacağı üzere halk plajları açmak, işletmek ve bunlardan halkın eşit, düzenli ve sağlıklı bir şekilde yararlanmalarını sağlamak, toplumun ortak ve medeni gereksinimlerini karşılamak, belediyelerin görevleri arasında bulunmakta, güneşlenen ve denize girenlere belli bir ücret karşılığında da olsa şemsiye ve şezlong kiralanması faaliyetinin toplumun kıyılardan yararlanması amacına yönelik olduğu görülmektedir.

Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarruf altında bulunan taşınmaz mallardan ecrimisil alınabilmesi, taşınmazın 2886 sayılı Yasadaki tanıma uygun olarak işgal edilmesi koşuluna bağlı olduğundan, ve yukarıda açıklandığı üzere gördüğü kamu hizmeti nedeniyle şemsiye ve şezlong kiralayan belediyenin bu faaliyetinin işgal, kendisinin de fuzuli şagil olarak nitelendirilerek ecrimisil tahakkuk ettirilmesi hukuka uygun bulunmadığından, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararı doğrultusunda, Aydın 2. İdare Mahkemesinin 26.4.2000 günlü, E:2000/134, K.2000/210 sayılı kararının BOZULMASINA ve dosyanın Aydın 2. İdare Mahkemesine gönderilmesine 22.11.2002 günü oybirliği ile karar verildi.

Danıştay Onuncu Dairesi, E: 1991/4715, K: 1993/2455 (Hazine taşınmazının tapusu iptaline kadar ecrimisil alınabileceği)

ÖZETİ: Uyuşmazlık konusu taşınmazın hazineye ait tapu kaydının, adli yargı yerince iptal edilmeden önceki, geçerliliğini koruduğu dönem için 2886 sayılı Yasaya göre ecrimisil istenebileceği.

Temyiz Eden (Davalı): Samsun Defterdarlığı

Karşı taraf (Davacı)   : . . . . . .

İstemin Özeti: Davacının, Samsun Merkez Çakırlar Köyü, 301 parselde Hazine adına kayıtlı taşınmazı 31.5.1989-30.9.12989 döneminde fuzulen işgal ettiğinden bahisle 2886 sayılı Yasanın 75.maddesi uyarınca 1.693.200.-lira ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin 17.10.1989 gün ve 41-4155 sayılı ihbarnamenin iptali istemiyle açtığı dava sonunda; Samsun İdare Mahkemesi 3.10.1991 gün ve E:1990/1415, K:1991/656 sayılı kararıyla dava konusu ödeme emrini iptal etmiştir.

Davalı İdare; idare mahkemesinde iptal davası açıldığı tarihte ecrimisil istenilen terin tapuda Hazine adına kayıtlı olduğu, bu kaydın tapu iptali davasının kesinleştiği 6.6.1990 tarihine kadar geçerli olduğu, dolayısıyla ecrimisil istenilen dönemde davacının fuzuli şagil olduğu iddialarıyla anılan mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi: Zuhal Bereket

Danıştay savcısı: Metin Yüksel

Düşüncesi: Uyuşmazlık konusu taşınmazın Hazine adına yapılan tescilinin kesinleşen adli yargı kararı ile iptal edildiği tartışmasız olduğuna göre, Hazinenin ne yargı kararından öncesi için ne de sonrası için ecrimisil tahakkuk ettirilmesi söz konusu olamaz.

Bu itibarla idare mahkemesi usul ve kanuna uygun bulunduğundan davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu dairesince işin gereği düşünüldü:

Davacının, Samsun Merkez Çakırlar Köyü, 301 parselde Hazine adına kayıtlı taşınmazı 31.5.1989-30.9.1989 döneminde fuzulen işgal ettiğinden bahisle 2886 sayılı Yasanın 75.maddesi uyarınca 1.692.200.-lira ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin 17.10.1989 gün ve 41-4155 sayılı ihbarnamenin iptali istemiyle açtığı dava sonunda, Samsun İdare Mahkemesi 3.10.1991 gün ve E:1990/1415, K:1991/656 sayılı kararıyla; ecrimisil tahakkuk ettirildiği tarihte mülkiyet uyuşmazlığı devam eden taşınmazın kesinleşen yargı kararıyla Hazine adına yapılan tescilinin iptal edildiği çekişmesiz olduğundan, davacının Hazinenin özel mülkiyetindeki yeri işgal ettiğinden bahisle ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin işlemde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal etmiştir.

Davalı idare ise; bu kararın yerinde olmadığını ileri sürerek temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

743 sayılı Türk Medeni Kanunu, “gayrimenkul mülkiyetinin iktisabı başlıklı 633.maddesi; gayrimenkul mülkiyetinin iktisap için tapu siciline kayıt, şarttır.” Hükmünü getirmiş olup; aynı yasanın 643.maddesinde ise gayrimenkul mülkiyetinin, sicil kaydının terkini veya gayrimenkul tamamıyla ziya halinde kaybedileceği belirtilmiştir.

Dava ve temyiz dosyasını incelenmesinden; davacı tarafından fuzulen işgal edildiği belirtilen Çakırlar Köyü, 301 parsel sayılı Hazine adına kayıtlı olmasına karşın İbrahim Aydın adlı şahıs tarafından tapu iptali istemiyle açılan dava sonunda Samsun 2.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 26.6.1989 gün ve E:1982/785, K:1989/558 sayılı ve Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 30.11.1989 gün ve E:1989/12451. K:1989/14221 sayılı kararıyla onanarak 6.6.1990 tarihinde kesinleşen kararı uyarınca İbrahim Aydın adına tescil edildiği anlaşılmıştır.

Hazine adına tapuda kayıtlı gayrimenkulün, Hazinenin mülkiyetinden çıkması için, tapudaki sicil kaydının terkini gerekmekte olup, olayımız açısından bu durum ancak tapu kaydını iptal eden mahkeme kararının kesinleştiği tarih itibariyle mümkündür. Dolayısıyla tapuda hazine adına kayıtlı gözüken ve bu kaydı iptal eden kesinleşmiş mahkeme kararının olmadığı dönem için davalı idarenin ecrimisil istemesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Bu itibarla idare mahkemesince uyuşmazlık konusu taşınmazın kesinleşen yargı kararı ile Hazine adına yapılan tescilinin iptal edildiğinden bahisle ecrimisil istenilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin iptali yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle 2577 sayılı Yasanın 49. Maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne Samsun İdare Mahkemesinin 3.10.1991 gün ve E:1990/1415, K:1991/656 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın yeniden incelenmek üzere anılan idare mahkemesine gönderilmesine 11.6.1993 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay Onuncu Dairesi, E: 1992/47, K: 1993/2396 (Geçmiş yıllar ecrimisil bedellerinin TÜFE ile güncellenmesi)

Özeti: Fuzuli şagil olan davacının, kendisinden istenilen ecrimisilin yüksek olduğunu öne sürmesi üzerine yaptırılan inceleme sonucunda, bilirkişilerce toptan eşya endekslerine göre fiyat artış oranları ve bu artışların kiraya etkisi dikkate alınmak suretiyle ecrimisilin tutarının belirlenmesinde, anılan incelemeye dayanılarak karar verilmesinde usul hükümlerine aykırılık bulunmadığı.

Temyiz Eden (Davalı) : Maliye ve Gümrük Bakanlığı

Karşı Taraf (Davacı)   : . . . . . .

İstemin Özeti: Davacının Hazineye ait, Eminönü, Çarşı Mahallesi, Cevahir  Bedesteni 7/1 pafta, 2763 ada, 66 parsel sayılı yeri 1.1.1987-31.12.1989 tarihleri arasında işgal etmesi nedeniyle 7.497.000._lira ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin İstanbul Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğü’nün 25.12.1989 günlü ve 48901 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, davacının, istenilen ecrimisilin yüksek olduğu savı üzerine yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda, dava konusu taşınmazın 1987 yılını takip eden yıllardaki ecrimisil tespitinde, toptan eşya endekslerine göre fiyat artış oranları ve bu artışların kiraya etkisi dikkate alınarak alınması gereken ecrimisilin 2.167.200.- lira olmasının gerektiğinin belirtildiği, gerekçesiyle dava konusu işlemin 2.167.200.-liralık kısmına yönelik olarak açılan davayı reddeden, bu tutarı aşan kısma yönelik olarak dava konusu işlemi iptal eden İstanbul 5.İdare Mahkemesinin 13.6.1991 günlü ve E:1990/46, K:1991/1133 sayılı kararının, iptale yönelik kısmının, davalı idarece 2886 sayılı Kanunun idarelerine tanıdığı takdir yetkisi kullanılarak belirlenen ecrimisilin yerinde olduğu öne sürülerek temyiz incelemesi ve bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti: Yerinde olmadığı öne sürülen temyiz isteminin reddi gerekeceği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Nurben Akalın

Danıştay Savcısı : Öcal Beningtan

Düşüncesi: Dosyanın incelenmesinden davacı adına 1.1.1987-31.12.1989 dönemi için 7.497.000.-lira ecrimisil tahakkuk ettirildiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu aynı dönem için bilirkişi tarafından 2.167.000.-lira ecrimisil ödenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

2577 sayılı “İdari Yargılama Usulü Kanunun” 31 nci maddesinde bilirkişi incelemesi yapılması kabul edilmiştir. Bu madde hükmü uyarınca mahkeme tarafından bilirkişi incelemesi yapılması ve bilirkişi tarafından saptanan ecrimisil miktarının esas alınmasında yasal düzenlemeye aykırılık görülmemiştir.

Bu durumda; ecrimisil miktarını bilirkişi raporunda saptanan miktar üzerinden onayıp fazla kısmı iptal eden mahkeme kararında isabetsizlik görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenle temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49.maddesinin 1.fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince işin gereği düşünüldü:

İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3622 sayılı Kanun ile değişik 49.maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Bozulması istenen karar, usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz sebepleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile bozulması istenen kararın onanmasına 9.6.1993 gününde oybirliği ile karar verildi. 

Danıştay Onuncu Dairesi, E: 2001/4196, K: 2004/3809 (Hazinenin ilgililerle hissedar olduğu taşınmazın işgali halinde ecrimisil istenilebilir mi)

Hazinenin ilgililerle hissedar olduğu taşınmazın işgali halinde Devlete Ait Taşınmaz Mal, Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesisi, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 71. maddesi uyarınca işgal dönemi için ecrimisil istenilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı hk.

Temyiz Eden (Davalı) : İzmir Defterdarlığı Milli Emlak Dairesi Başkanlığı -İZMİR

Karşı Taraf (Davacı) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı

İstemin Özeti: Hazinenin … Büyükşehir Belediyesi ile hissedar olduğu taşınmazının belediye tarafından, hazine hissesine isabet eden kısım da dahil olmak üzere iş merkezi yapılmak suretiyle işgal edildiğinden bahisle 16.4.1998 – 25.10.1999 tarihleri arasındaki dönem için 26.183.624.000 TL. ecrimisil istenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, dava konusu işlemin iptaline karar veren İzmir 2. İdare Mahkemesinin 19..10.2000 tarih ve E:2000/111, K:2000/661 sayılı kararının temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Yerinde olmadığı öne sürülen temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: Ergün Özcan

Düşüncesi: Fuzuli şagil olduğu dosyadaki bilgilerden anlaşılan davacı belediyeden ecrimisil istenilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından işlemin iptaline karar veren İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı: Nevzat Özgür

Düşünce: 2886 sayılı Yasanın 75.maddesinde Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine fuzuli şagilden ecrimisil isteneceği belirtilmiş olup, ecrimisilin yasal bir tanımı bulunmamakta, öğretide ise bir gayrimenkule haksız olarak zilyet bulunanın, hak sahibi zilyede ödemekle mükellef olduğu tazminata eski hukukumuzdan gelen bir alışkanlıkla ecrimisil adı verildiği, hatta bu deyimin Yargıtay kararları ile 2490 ve 3699 sayılı Kanunlarda da kullanıldığı, eski hukukumuzda sahibinin rızası olmadan bir gayrimenkulün bir başka kimsenin elinin altında bulunmasına “fuzuli işgal” ve bu kimseye de “fuzuli şagil” adı verildiği, Mecellenin 404.maddesinde ecrimisilin kira bedeli olarak tanımlandığı, buna göre, gasp veya gasp hükmünde olan hallerde gasıp veya fuzuli şagilin vermekle mükellef olduğu tazminatın ecrimisil olduğu, bu tazminatın o gayrimenkulün benzeri olan diğer gayrimenkullerin getirdiği kira miktarı esas alınarak bilirkişiler tarafından belirlendiği, o halde bugünkü hukuk anlayışımıza göre ecrimisilin bir gayrimenkule haksız olarak zilyet bulunanın hak sahibine ödemekle mükellef olduğu bir tazminat olduğu, bu tazminatın ne haksız zilyedin gayrimenkulden yararlanması ve ne de hak sahibi malikin fiilen uğradığı zarar karşılığı olmadığı, sadece benzeri gayrimenkullerin sağladığı menfaatten ibaret olduğu, bu itibarla benzeri kira bedeli kadar olacağı, ecrimisilin kötü niyetli zilyedi tazminata mahkum etme ihtiyacından doğduğu ileri sürülmektedir. (Türk Eşya Hukuku, 1978, Prof.Dr. Kemal Tahir Gürsoy,Prof.Dr. Fikret Eren, Prof.Dr. Erol Cansel sh. 172-173) Bu yasal hüküm ve bilimsel düşünceye göre Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların yasal bir nedene veya sözleşmeye dayanmadan işgal edilmesi halinde haksız zilyedin benzeri gayrimenkullerin kira bedeli kadar bir tutarı ecrimisil olarak ödemek zorunda olduğu ve bu ödemenin haksız zilyedi tazminata mahkum etme anlayışından kaynaklandığı açıktır.

Bu itibarla, söz konusu gayrimenkullerden bu türlü haksız yararlanmanın sürdüğü müddetçe ecrimisil adı altında tazminat alınması gerektiği konusunda duraksama bulunmamaktadır. Bu nedenle, bir defa ecrimisil alındıktan sonra bir daha ecrimisil alınamayacağı yolundaki bir anlayış ecrimisil müessesesinin kabulünü gerektiren nedenlerle bağdaşmayacağı gibi 2886 sayılı Yasanın 75.maddesinin açık hükmüne de aykırılık oluşturur. Çünkü anılan Yasa maddesinde ecrimisilin sadece bir defa alınabileceği, idarenin bir defa ecrimisil tahakkuk ettirdikten sonra artık işgali öğrenmiş olması nedeniyle tahliyeyi gerçekleştirememesi halinde bir daha ecrimisil isteyemeyeceği yolunda emredici bir kural yer almamaktadır.

Başka bir anlatımla, işgalin idarenin bilgisi dahilinde olması işgalciyi haksız zilyed konumundan çıkarmadığı gibi fuzuli şagil tarafından idareye herhangi bir bedel ödenmemesi nedeniyle taraflar arasında zımni bir kira sözleşmesinin bulunduğu anlamına da gelmemektedir.

Öte yandan 75.maddede öngörülen usul izlenerek fuzuli şagilin tahliye ettirilmemesi ilgili kamu görevlilerinin hukuki ve cezai sorumluluğunu gerektirir ise de haksız işgalcinin ecrimisil ödeme yükümlülüğünü kaldırmaz ve taşınmazdan bedelsiz olarak yararlanmaya devam etmesine izin verilmesi sonucunu doğurmaz. Aksine bir anlayışın, tüm toplumun ortak malı olan taşınmazların saldırganlarca bedelsiz kullanılması sonucunu doğuracağı açıktır.

Türk Kanunu Medenisinin müşterek mülkiyeti ve hissedarlar arasındaki ilişkileri düzenleyen 623.maddesinde aksine sözleşme olmadıkça hissedarların müşterek mülklerini birlikte idare edecekleri, çoğunluk aksine karar vermedikçe hissedarlardan her birinin ufak tefek tamirat ile ziraat işleri gibi alelade idari tasarrufları icraya ehil oldukları, daha ziyade önemli olan idari tasarrufların ise müşterek mülkün yarısından fazlasına malik olan ve adet itibariyle de çoğunluğu oluşturan hissedarların oyu birleşmedikçe yapılamayacağı kuralına yer verilmiş, 625.maddesinde de hissedarlardan her birinin “diğer hissedarların hakları ile bağdaştığı ölçüde” müşterek şeyden yararlanabilecekleri ve onu kullanabilecekleri, ayrıca müşterek mülkün intifa tarzını değiştirmek için oybirliği ile başka bir kural kabul edilmediği takdirde bütün hissedarların muvafakatinin şart olduğu belirtilmiştir.

Aktarılan bu yasa hükümlerine göre, müşterek mülkiyetin konusunun fiili olarak bölünmemiş eşya olduğu ve müşterek mülkiyetin aynı hukuki statüde bulunan birden çok kişinin belirli bir eşyaya aynı anda hisseli olarak malik oldukları bir topluluk mülkiyeti şekli olduğu, hissedarların eşya üzerinde sahip bulundukları hissenin maddi olarak (fiilen) bölünmüş olmayan soyut bir hisse niteliğinde bulunduğu, başka bir anlatımla fiziki bölünme değil, fikri (ideal) bölünmenin söz konusu olduğu, dolayısıyla her hissedarın müşterek eşyanın her parça ve zerresinde hakkının bulunduğu, ayrıca müşterek eşya ile ilgili bölünebilen yetkiler üzerinde her hissedarın payı oranında bağımsız hakkının bulunduğu, fakat bölünemeyen yetkilerde herkesin hakkının eşyanın tamamını kapsadığı açıktır.

Nitekim öğretide de hissedarlardan her birinin kendi payını kiraya vermesinin mümkün olmadığı, zira hissedarın müşterek eşya üzerindeki payının madde, yer ve fizik olarak belli olmadığı, kira sözleşmesinde ise eşyanın bir başkasına teslim edilmesi gerektiğinden, hissedarın bunu kendi payı üzerinde yapmasına olanak bulunmadığı, müşterek eşyanın kiraya verilmesi ve benzeri yönetim işlerinin ilke olarak tüm hissedarların kararını gerektirdiği, ancak hissedarların oybirliğiyle verdikleri bir karar gereği bunun aksini de kararlaştırabilecekleri, bu itibarla, aksine sözleşme olmadıkça hissedarların müşterek malı birlikte yönetecekleri ve her çeşit yönetim işleminin her hissedarın muvafakatin bağlı olduğu, müşterek eşyadan yararlanma, onu kullanma ve korumaya ilişkin olarak Türk Kanunu Medenisinde yer alan hükümlerin emredici hukuk kuralları olmadığı, bu nedenle hissedarların oybirliğiyle verecekleri bir kararla değişik bir düzenleme getirebilecekleri, müşterek eşyayı kullanmanın ilke olarak, eşyanın tamamı üzerinde fiili iktidarı gerektirdiği, bu nedenle müşterek eşyanın pay oranında bölünerek kullanılmasının ve bu kullanmanın sınırının belirlenmesinin işin mahiyeti icabı esas itibariyle mümkün olmadığı, bu durumun her hissedara malın tamamını kullanma yetkisi verdiği, ancak bu kullanma yetkisinin de diğer hissedarların kullanma yetkisiyle sınırlı olduğu, müşterek eşya bölünmeye uygunsa (örneğin üç katlı bir ev) ve hissedarlar da aralarında anlaşarak her birine belirli bir katı tahsis etmişlerse, her hissedarın kendisine tahsis edilen katı tek başına kullanabileceği, hissedarların eşyayı kullanma tarzı konusunda anlaşamazlarsa mahkemeye başvurabilecekleri, hissedarlardan biri, diğerinin müşterek eşya üzerinde haiz olduğu ortak kullanma hakkını engeller veya ihlal ederse, engelleme veya ihlalden kaçınma davası ya da yerine göre tazminat davası açılabileceği ileri sürülmektedir. (A.g.e, sh.435-446)

Bu duruma göre davalı idarenin müşterek mülkiyetin bu özelliklerini dikkate alarak aynı parsel sayılı taşınmazın diğer hissedarlarının müşterek mülkü kullanma biçimine muvafakatının bulunmadığı ve malikler arasında kullanma tarzı konusunda anlaşma sağlanamadığından bahisle adli yargıda dava açması mümkün ise de fuzuli şagil olduğundan bahisle davacıdan ecrimisil talebinde bulunmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Zira, müşterek maliklerin her birinin söz konusu taşınmazın her parçası üzerinde hakkı bulunduğundan, haksız zilyet olduğundan söz edilemeyeceği için fuzuli şagil sayılamayacağı, ancak müşterek maliklerin oybirliğiyle verdikleri bir karar mevcut olmadığı halde müşterek mülkü dilediğince kullandığı için aleyhine adli yargıda dava açılabileceği kuşkusuzdur.

Öte yandan, Devlete Ait Taşınmazmal, Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesisi, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 71.maddesinde “Hazinenin müştereken veya iştirak halinde sahip bulunduğu taşınmaz mal ve hazine hissesi için de taşınmazın malın bulunduğu yer idaresince bu Yönetmeliğin 8.maddesinde açıklanan biçimde tesbit ve hesap tutanağı tanzim edilir. Anılan tutanakla hesap edilen kira bedeli esas alınarak idarece hissedar veya hissedarların adreslerine yazılı tebligatla, hazine ile hissedar olduğu taşınmaz malı kendisinin kullanmak ve kiralamak isteyip istemediği, diğer hissedarlara veya üçüncü kişilere kiraya verilmesine muvafakat edip etmeyeceği, aksi takdirde kendisinin veya üçüncü kişilerin işgal veya tasarrufu olmasa dahi bu taşınmaz maldaki hazine hissesinin kiralanamamasından ötürü hazinenin yoksun kaldığı gelirin kendisinden talep edileceği bildirilir ve tebligat yapan idareye tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde yazılı olarak cevap verilmesi istenir. Hissedar veya hissedarlardan yukarıda açıklanan biçimde ve tebligatta belirtilen süre içerisinde muvafakat sağlanamadığı veya cevap alınamadığı takdirde muvafakat etmeyen veya cevap vermeyen hissedar veya hissedarlardan hazinenin bu taşınmazmaldaki hissesinin kiralanamamasından ötürü yoksun kaldığı gelire tekabül edecek bir tazminat ecrimisil olarak bu Yönetmelik esasları dahilinde tesbit, takdir ve tahsil edilir” kuralına yer verilmiş ise de 2886 sayılı Yasanın 75. maddesinde fuzuli şagillerden başkasından kamu gücü kullanılmak suretiyle ecrimisil istenebileceği öngörülmediğinden, söz konusu Yasa hükmüne göre ancak haksız zilyetten istenebilecek olan ecrimisilin müşterek maliklerden de isteneceğini düzenleyen ve bu yönü itibariyle hem 2886 sayılı Yasaya hem Türk Kanunu Medenisinin müşterek mülkiyete ilişkin düzenlemelerine ve hem de 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesine aykırı bulunan söz konusu Yönetmelik maddesine dayanılarak müşterek malikten ecrimisil istenemeyeceğinden, somut olayda sözü edilen Yönetmelik hükmünün ihmal edilmesi gerektiği açıktır.

Bu duruma göre, müşterek maliklerden 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi uyarınca ecrimisil istenemeyeceğinden, Yönetmeliğin 71.maddesinde öngörülen usul işlemleri yapılmadan fuzuli şagillerden ecrimisil istenemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilen temyize konu kararda sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin bu gerekçelerle reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü :

Dava, Hazinenin … Büyükşehir Belediyesi ile hissedar olduğu taşınmazının belediye tarafından, hazine hissesine isabet eden kısım da dahil olmak üzere iş merkezi yapılmak suretiyle işgal edildiğinden bahisle 16.4.1998 – 25.10.1999 tarihleri arasındaki dönem için 26.183.624.000 TL. ecrimisil istenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

… 2. İdare Mahkemesince; Hazinenin paydaşı olduğu taşınmazlarda, diğer paydaşlarla hukuki ilişkinin Devlete Ait Taşınmazmal, Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 71.maddesinde düzenlendiği, Hazinenin belediye ile paydaş olduğu taşınmazın tamamının belediye tarafından iş merkezi yapılmak suretiyle işgal edilmesine karşın anılan Yönetmeliğin 71. maddesi uyarınca davalı idarece Hazine hissesine isabet eden kısmın davacı tarafından kiralanıp kiralanmayacağı sorulmadan bu konuda davacıya herhangi bir tebligat yapılmadan ecrimisil istenilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar vermiştir.

Davalı idare, Mahkeme kararının hukuka uygun olmadığı iddiasıyla temyizen incelenip bozulmasını istemektedir.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75.maddesinde, Devletin özel mülkiyeti veya hüküm ve tasarrufundaki taşınmazların işgali halinde fuzuli şagilden ecrimisil istenileceği hükme bağlanmış; 74.maddesinde verilen yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığı’nca çıkarılan Yönetmeliğin 71.maddesinin 1. fıkrasında, Hazinenin müştereken veya iştirak halinde sahip bulunduğu taşınmaz mal ve Hazine hissesi için de taşınmaz malın bulunduğu yer idaresince bu Yönetmeliğin 8 inci maddesinde açıklanan tespit ve hesap tutanağı tanzim edileceği, 2. fıkrasında, anılan tutanakla hesap edilen kira bedeli esas alınarak idarece hissedar veya hissedarların adreslerine yazılı tebligatla, Hazine ile hissedar olduğu taşınmaz malı kendisinin kullanmak ve kiralamak isteyip istemediği, diğer hissedarlara veya üçüncü kişilere kiraya verilmesine muvafakat edip etmeyeceği, aksi takdirde kendisinin veya üçüncü kişilerin işgal veya tasarrufu olmasa dahi bu taşınmaz maldaki hazine hissesinin kiralanamamasından ötürü Hazinenin yoksun kaldığı gelirin kendisinden talep edileceğinin bildirileceği ve tebligatı yapan idareye tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde yazılı olarak cevap verilmesinin isteneceği hükme bağlanırken, aynı maddenin son fıkrasında, hissedar veya hissedarlardan yukarıda açıklanan biçimde ve tebligatta belirtilen süre içerisinde muvafakat sağlanamadığı veya cevap alınamadığı takdirde muvafakat etmeyen veya cevap vermeyen hissedar veya hissedarlardan Hazinenin bu taşınmaz maldaki hissesinin kiralanamamasından ötürü yoksun kaldığı gelire tekabül edecek bir tazminatın ecrimisil olarak bu Yönetmelik esasları dahilinde tesbit, takdir ve tahsil edileceği kuralı getirilmiş, 79. maddesinde de ecrimisil tespiti ve takdirine ilişkin düzenleme yapılmıştır.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 623 ila 631 inci maddelerinde müşterek mülkiyet ile iştirak halinde mülkiyete ilişkin esaslar düzenlenmiş olup; anılan Yasa maddeleri uyarınca paydaşlardan her biri, paydaşlık giderilmediği sürece taşınmazın her noktası üzerinde payı oranında hak sahibi olduğundan, herhangi bir paydaşın, kendi payını gerekçe göstererek paylı taşınmazın kendisine göre belirlediği bir bölümünü işgal ederek kullanma olanağı bulunmamaktadır.

Diğer yandan, Hazinenin müştereken veya iştirak halinde sahip bulunduğu Taşınmaz Malların İdaresi ile ilgili kuralları belirleyen Yönetmeliğin 71. maddesindeki düzenlemenin, işgalin hissedar veya hissedarlarca yapıldığının Yönetmeliğin 8. maddesi uyarınca tutulan tespit ve hesap tutanağı ile saptanmasından sonra işletilmesi gereken süreci öngörmesi nedeniyle bu süreç içerisinde bulunan ve kiralamadan önceki dönem için yapılan işgal nedeniyle ecrimisil istenilmesi, sözkonusu düzenlemenin gereğidir. Anılan maddeye göre alınması gerekli olan ecrimisil, fuzuli işgal tazminatı niteliğinde olmayıp, taşınmazın hazineye ait kısmının kullanılamaması veya hazinenin bu taşınmazdaki hissesini kiralayamaması nedeniyle yoksun kalınan gelirin karşılığı olarak 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi kapsamındadır.

Dosyanın incelenmesinden, … … İlçesi,… Mahallesinde bulunan Hazine ile … Büyükşehir Belediyesinin müşterek mülkiyetine konu 22300 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın Hazine hissesine isabet eden 5370 m2’lik kısmına belediye tarafından iş merkezi yaptırılmak suretiyle işgal edildiğinden bahisle 16.4.1998-25.10.1999 tarihleri arasındaki dönem için 26.183.424.000 TL. ecrimisil istenildiği, davacı belediyenin sözkonusu işgal nedeniyle taşınmazdaki belediye hissesini mülkiyeti belediyeye ait başka bir yerde bulunan taşınmazla takas talebinde bulunduğu, bununla ilgili işlemlerin devam ettiği, buna göre davacı belediyenin kiralama işlemi olmadan taşınmazı kullandığını kabul ettiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda; fuzuli şagil olduğu sabit bulunan ve aksi yönde bir iddiası da olmayan davacıdan, fuzuli işgali nedeniyle 2886 sayılı yasanın 75.maddesi uyarınca ecrimisil istenilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Diğer taraftan; Yönetmeliğin 71.maddesindeki düzenleme karşısında, davacının Hazineyle birlikte müştereken malik olduğu taşınmazın Hazinenin payına ilişkin kısmını kiralama yolunda bir başvurusunun bulunması halinde, idarenin bu başvuru üzerine yapacağı değerlendirme ve yeni kurulacak hukuki ilişki, önceki dönem için ecrimisil istenilmesine yukarıda yapılan açıklamalara göre engel oluşturamaz.

Bu itibarla, Yönetmeliğin yukarıda açıklanan 71.maddesi ve Danıştay Onuncu Dairesinin süreklilik kazanan kararları doğrultusunda idare mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, anılan Yönetmeliğin71. maddesinde öngörülen prosedür işletilmeden ecrimisil istenilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca davalı idare temyiz isteminin kabulüyle, … 2. İdare Mahkemesinin 19.10.2000 tarih ve E:2000/111, K:2000/661 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine 13.4.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yorum Yap