1. Ana Sayfa
  2. Gayrimenkul Makaleleri

Milli Emlak Ecrimisille İlgili Danıştay Kararları


Bu Makalede Neler Var? İçindekiler

Danıştay 10. Dairesi,  E: 1986/39, K: 1986/89 (Kira sözleşmesi sonra eren taşınmazın tahliyesi ve ecrimisil)

Hazineyle yaptığı kira sözleşmesi bitmiş olan kişinin işgali altındaki hazineye ait taşınmazın, idarece, 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi uygulanarak tahliye ettirilmesinde isabetsizlik bulunmadığı.

Bakılan davada, hazinenin hüküm ve tasarrufu altında olduğu tartışmasız olan taşınmazdan 1980 tarihinden beri fuzuli şagil durumunda bulunan davacının tahliyesi için idarece tesis edilen işlemde, yukarıda belirtilen kanun hükmüne aykırılık bulunmamaktadır.

Davacı, her ne kadar idarece adli yargıda tahliye davası açıldığını, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini iddia etmekte ise de, 2886 sayılı Kanunun 75.maddesinin idareye tanıdığı açık ve kesin yetki karşısında davacının bu ve diğer iddialarının kabulü olanaksızdır.” şeklindeki gerekçeye dayalı olarak davanın reddi yolunda verilen kararın; davalı idarenin müvekkili ile 15.4.1977 tarihinden geçerli olmak üzere Noterden yaptığı düzenleme şeklindeki üç yıl süreli kira sözleşmesinin sona ermesinden sonra kiralayanın 5917 sayılı yasaya göre yaptığı başvurunun reddedildiği, bu kararda belirtildiği üzere taraflar arasındaki münasebetin 5917 sayılı yasa kapsamına girmediği gibi kiracının fuzuli şagil sayılamıyacağı, başka bir deyişle taraflar arasındaki ilişkinin hukuki nitelikli olduğunun bu kararlada doğrulandığı, öte yandan davalı idarenin müvekkilinin bu yerden tahliyesine ilişkin olarak ilgili adli mercilere yapmış olduğu başvuru dilekçelerinde aralarındaki kira sözleşmesinin devam ettiğini ikrar ve kabul ettiği, zira 6570 sayılı yasa hükümlerine göre kira aktinin bir yıl süre ile aynı şartlarla yenilendiği, bir idarenin kiracısı ile arasındaki ilişkinin 6570 sayılı yasaya tabi olduğunu mahkeme önünde açtığı dava dilekçesi ile bildirdikten sonra ilişkinin 2886 sayılı yasa kapsamına girdiği gerekçesiyle jandarmaya emir veremiyeceği, idarenin açtığı tahliye davasından da daha sonra feragat etmesinin olayda iyi niyetli olmadığını gösterdiği, mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı olduğu ve hukuka aykırı bulunduğu iddialarıyla temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bozulması istenen karar, usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz sebepleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile bozulması istenen kararın onanmasına karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, 21/03/1994, E:1992-2421, K: 1994-1092 (Şezlong ve şemsiye konulmasından ecrimisil alınabilir mi?

Herkesin eşit şekilde yararlanma hakkını sınırlayarak, şezlong ve şemsiye konulmasının kumsal alanın işgali olduğu, bu işgal nedeniyle ecrimisil istenilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı..

Davacının, Devletin hüküm ve tasarrufu altında kumsal alan vasıflı, taşınmazı işgal ettiğinden bahisle 1.6.1989 – 7.8.1989 dönemi için ecrimisil istenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı dava sonunda, herkesin kullanımına açık olan kumsala, şemsiye ve şezlong konulmasının ecrimisil istenilmesini gerektirmeyeceği iddia edilmekle birlikte olayda belirli bir alana bir süre şemsiye ve şezlong konulmak suretiyle bu yerden herkesin eşit şekilde yararlanmasının sınırlandırıldığı belirtilen şekildeki fuzuli işgal nedeniyle yasada öngörülen usule uygun biçimde ecrimisil miktarının yöre , çevre, ve piyasa koşullarına uygun olarak belirlendiği, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yeri işgal ettiği sabit olan davacıdan ecrimisil istenilmesi hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda Aydın İdare Mahkemesince verilen 9.3.1992 gün ve 1992 / 273 sayılı kararın davacı tarafından, kumsal alanın herkese açık olduğu, istenilen ecrimisil miktarının fahiş olduğu iddiasıyla temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Bozulması istenilen karar, usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz sebepleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile bozulması istenen kararın onanmasına karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 1997/548, K: 1998/640 (denizden doldurularak kazanılan taşınmazın kiracısı olan davacıdan da 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca ecrimisil)

Belediyelerce denizden doldurularak kazanılan taşınmazın kiracısı olan davacıdan da 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca ecrimisil istenebileceği hk.

Anayasanın 43. maddesinde, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 636. maddesinde sahipsiz yerlerde birikmek, dolmak ve kaymak veya umuma ait suların mecra veya seviyeleri değişmek gibi bir suretle teşekkül edip kendisinden istifade mümkün olan arazinin Devletin mülkü olduğunu; 3086 sayılı Kıyı Kanununun 5. maddesinde de kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık olduğu hükümlerine yer verilmiştir. Bu hükümlere göre, denizden doldurulmak suretiyle kazanılan taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu ve özel mülkiyete konu olamayacağı açıktır.

2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75. maddesinde, devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu kanunun 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, 13. maddesinde gösterilen komisyonca takdir ve tespit edilecek ecrimisilin isteneceği, ecrimisilin talep edilebilmesi için, Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasının gerekmediği ve fuzuli şagilin kusurunun aranmayacağı hükmü yer almıştır.

Dava konusu yerde anılan madde hükmü uyarınca belediyenin tasarruf yetkisinden söz edilebilmesi için uygulama imar planı kararı ile denizden doldurulmak suretiyle kazanılan taşınmazın 3194 sayılı Yasanın 11. maddesi hükmü uyarınca Maliye Bakanlığının onayı üzerine belediyeye devredilmiş olması gerekmekte olup, böyle bir devir bulunmadığından, taşınmazın üzerinde yapılan kafeteryanın davacıya kiralanması da davacının fuzuli şagil olma durumunu değiştirmeyeceğinden ecrimisil yönünden sonuca etki etmeyecektir.

Dolayısıyla, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan uyuşmazlığa konu taşınmazın işgali nedeniyle ecrimisil istenilmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığından, İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yönünde verilen kararda isabet görülmemiştir.

Danıştay 10. Dairesi,  E: 2001/3814, K: 2004/2450 (tahsisli taşınmazın işgali halinde ecrimisil)

Kamu hizmetinde kullanılması amacıyla idarelere tahsis edilen taşınmaz malların işgali halinde 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi uyarınca ilgililerden ecrimisil alınabileceği hk.

2886 sayılı Yasanın 75. maddesinde, Tapuda hazine adına kayıtlı taşınmaz mallar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaz malların gerçek veya tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden bu Kanunun 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle 13. maddede öngörülen komisyonca taktir ve tespit edilecek tutarda ecrimisil alınacağı hükmüne yer verilmiştir.

178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Milli Emlak Genel Müdürlüğünün görevlerini belirleyen 13/d maddesinde ise, Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden, kamu hizmeti için kullanılması gerekli olanları; genel, katma ve özel bütçeli idarelere tahsis etmek ve tahsis amacının ortadan kalkması veya amaç dışı kullanılması halinde tahsisi kaldırmak; tahsisi kaldırılan taşınmaz mallar üzerinde Hazine dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarına ait yapı ve tesisleri tasfiye etmek anılan Genel Müdürlüğün görevleri arasında yer almıştır.

Yukarıda anılan kanun hükümlerine göre, Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaz malların , genel, katma ve özel bütçeli idarelere tahsis edilmesi durumunda, bu tahsisin devamı süresince, idarenin bu taşınmaz mallar üzerindeki tasarruf yetkisinin bulunmadığı, ancak bu taşınmazların tahsis amacı dışında kullanılması halinde yapılan tahsis kaldırılabileceği gibi, kamu hizmetinde kullanılması amacıyla tahsis edilen taşınmazın gerçek veya tüzel kişilerce işgali halinde 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi uyarınca da ilgililerden ecrimisil alınabileceği sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, uyuşmazlık konusu taşınmazın 30.5.1996 – 30.9.1998 döneminde Okurcalar Belediye Başkanlığına tahsisli olduğundan bahisle dava konusu işlemin bu döneme isabet eden kısmının iptaline ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Dava konusu işlemin, tahsis tarihleri dışında kalan 3.10.1995-30.5.1996 tarihleri arasındaki kısmına gelince; 2886 sayılı Devlet İhale Yasasının 75. maddesinin 1. fıkrasında, Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden ecrimisil isteneceği, son fıkrasında da, işgal edilen taşınmaz malın, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edileceği hükme bağlanmış, ayrıca, Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin süre şartı aranmaksızın önlenmesi, tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlamayı amaçlayan 3091 sayılı Yasa kapsamına alınmış, aynı mütecaviz tarafından ikinci defa veya onun yararına başkaları tarafından yapılacak tecavüz veya müdahalelere altı aydan iki yıla kadar hapis cezası getirilmiştir.

Aynı Yasanın 74. maddesine dayanılarak Maliye Bakanlığı’nca çıkarılan Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin Tanımlar başlıklı 2. maddesinde, Ecrimisil: Bir malın, sahibinin rızası dışında ve onun bu malı kullanmamakla bir zarara uğrayıp uğramayacağı söz konusu edilmeksizin bu maldan işgal, tasarruf veya her ne şekilde olursa olsun yararlanılması sebebiyle şagil tarafından ödenen veya idarece talep edilen tazminat; Fuzuli Şagil ise, kusuru aranmaksızın kendisine ait olmayan ve sahibinin de rızası veya muvafakatı bulunmayan bir malın zilyetliğini eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu maldan tasarrufta bulunan kimseler olarak tanımlanmıştır. Aynı yönetmeliğin 78. maddesinde, Hazinenin özel mülkiyetinde ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaz malların milli emlak servislerince bir program dahilinde fiili durumları mahallinde tesbit edilerek, tesbitten önceki sürelere ait işgal ve tasarruf sebebi ile ecrimisil tesbit, takip ve tahsilatı yapılacağı, sonraki sürelere ait fuzuli işgal ve tasarrufun devamına meydan verilmeden denetim ve idare altına alınacağı açık bir şekilde hükme bağlanmıştır.

Gerek 2886 sayılı Yasanın 75. maddesinde gerek ilgili Yönetmelikte devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazların işgal edilmesi halinde ilgililerden bu işgal nedeniyle ecrimisil istenilmesi durumunda, işgalin devamı süresince bir daha ecrimisil istenilemeyeceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi; işgalin devam etmesi durumunda idarenin ecrimisil istemesi yasal bir zorunluluktur. Ancak işgalin devamı nedeniyle ecrimisil alınmasının, yukarıda sözüedilen Yasa ve Yönetmelik hükümleri uyarınca işgalin devamına meydan verilmeden yetkililerce yasal işlemlerin öncelikle yapılmasına engel teşkil etmeyeceği de kuşkusuzdur.

Bu itibarla, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazı işgal ettiği sabit olan davacıdan, işgal nedeniyle ecrimisil istenilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

İdare Mahkemesince, davacının aynı taşınmazı 29.8.1995 – 3.10.1995 tarihleri arasında işgal ettiğinden bahisle işgalin idarenin bilgisi dahilinde olduğu, taşınmazın kiraya verilmesi veya tahliyesi yoluna gidilmesi gerekirken, ecrimisil istenilmesi yolunda tesis edilen işlemin 3.10.1995 – 30.5.1996 dönemi ile ilgili olarak verilen iptal kararının bu kısmında da hukuki isabet bulunmamaktadır.

Danıştay 10. Dairesi, E: 1991/446, K: 1992/4200 (Ecrimisil davalarında keşif ve bilirkişi ücreti yatırılmazsa davanın reddedilmesi gerektiği)

ÖZET: Çözümü keşif, bilirkişi ücretlerinin yatırılmasına bağlı davada, yatırılmaması nedeniyle reddi gerekir.

İstemin Özeti: Şişli, Talatpaşa Mahallesi 320 pafta, 2199 ada, 2 parsel sayılı ve hazineye ait bahçeli kagir eve vasıflı göçmen evinin bahçesinin, gecekondu ( işyeri ) yapmak suretiyle işgalinin saptandığından bahisle davacıdan ecrimisil istenilmesine ilişkin işlemin iptali isteğiyle açılan davayı; İstanbul 3. İdare Mahkemesi, fuzuli işgali saptanan davacıdan ecrimisil istenilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ecrimisilin fahiş olduğu iddiasının ise, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği ve tebligat yapıldığı halde, verilen sürede ve karar tarihine kadar bilirkişi ücretine karşılık istenilen avansın yatırılmaması nedeniyle incelenemediği gerekçesiyle reddetmiştir.

Davacı, dava konusu yerlerin tapu tahsis belgesi ile vatandaşlara verilmiş yerler olduğu, 19 metrekare olan yerin, 24 metrekare olarak gösterildiği istenilen ecrimisilin fahiş olduğu iddialarıyla anılan mahkemenin 25.9.1990 tarih ve E: 1989/290, K: 1990/1078 sayılı kararının temyizen incelenip bozulmasını istemektedir.

Danıştay Savcısı Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA: Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince işin gereği düşünüldü: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bazulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3622 sayılı Kanun ile değişik 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bozulması istenen karar, usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz sebepleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile bozulması istenen kararın onanmasına 2.12.1992 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, 01.02.2005, E: 2001/3070, K: 2005/157 (İptal edilen ecrimisil iadesinde faiz)

Yargı Kararı ile İlgili İptal Edilen İdari İşleme Dayalı Olarak Tahsil Edilmiş Paranın Yasal Faiziyle İlgilisine İadesi Gerekir

Dava, fuzuli şagil olduğundan bahisle davacı adına tahakkuk ettirilen 21.000.000.000.- Lira tutarındaki ecrimisil alacağının tahsili yolunda tesis edilen ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda Bursa 2. İdare Mahkemesi’nce dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 10.12.1998 tarih ve E: 1997/995, K: 1998/1155 sayılı kararın Danıştay Altıncı Dairesi’nin 21.06.2000 tarih ve E: 1999/1813, K: 2000/4172 sayılı kararıyla onandığı, ecrimisil düzeltme ihbarna­mesine konu borcu 05.01.1998 tarihinde ödeyen davacıya iptal karan üzerine söz ko­nusu alacağın 24.03.1999 tarihinde iade edildiği, davacı tarafından ödemiş olduğu tutarın 05.01.1998 – 24.03.1999 döneminde davalı idare hesabında bulunması nedeniy­le uğramış olduğu yasal faiz karşılığı toplam 12.804.166.660.-TL tutarındaki zararın tazmini istemiyle açılmıştır.

Bursa 2. İdare Mahkemesi’nce, davalı idarece tahakkuk ettirilen ecrimisil alacağının tahsili yolundaki işlemin yargı karan ile iptal edilmesi üzerine davalı idarece yargı kararının gereği yerine getirilerek tahsil edilen alacağın davacıya iade edildiği, uğranıldığı ileri sürülen zararın tazminat hukuku ilke ve kuralları çerçevesinde tazmi­nine hukuki olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. maddesinde, ilgililer hakları­ nı ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay’a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebli­ği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler hükmü yer almıştır.

Anılan yasa hükmüne göre, iptal davasının karara bağlanması üzerine, açılacak tam yargı davalarında ilgililere iki seçenek tanınmıştır. Bu seçeneklerden birisi iptal davasına ilişkin kararın ilgiliye tebliğinden itibaren 60 gün içinde tam yargı davası aç­mak diğeri ise, iptal kararına karşı kanun yollarına başvurulması sonucunda verilecek kararın ilgiliye tebliğinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde tam yargı da­vası açmaktır.

Dosyanın incelenmesinden, fuzuli şagil olduğundan bahisle davacı adına tahak­kuk ettirilen 21.000.000.000.-TL tutarındaki ecrimisil alacağının tahsili yolunda tesis edilen ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin Bursa 2. İdare Mahkemesi’nin 10.12.1998 tarih ve E: 1997/995, K: 1998/1155 sayılı karan ile iptal edildiği, davacı tarafından 05.01.1998 tarihinde ödenen 21.000.000.000.-TL’nın yasal faizi ile birlikte ödenme­si istemiyle 08.03.1999 tarihinde idareye başvurulduğu, bu başvuru üzerine söz ko­nusu alacağın davalı idarece 24.03.1999 tarihinde davacıya iade edildiği, davalı ida­renin temyiz istemi reddedilerek anılan mahkemenin iptal kararının Danıştay Altıncı Dairesi’nin 21.06.2000 tarih ve E: 1999/1613, K: 2000/4172 sayılı karan ile onandı­ğı, (karar düzeltme isteminde bulunulmamıştır.) bu kararın 06.09.2000 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacı tarafından yukarıda aktarılan 2577 Sayılı Yasanın 12. maddesinde öngörülen 60 günlük süre içinde 28.09.2000 tarihinde, 05.01.1998 tarihinde ödediği 21.000.000.000.-TL’nın idarece iade edildiği 24.03.1999 tarihine kadar geçen süre için yasal faiz ödenmemesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 12.804.166.660.-TL tutarındaki zararın tazmini istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.

İdari işlemin yargısal bir kararla iptali halinde; bu iptal kararının işlemin yapılması sırasında unsurlarında bulunan sakatlıkları saptadığı, işlemi yapıldığı andan baş­layarak ortadan kaldırdığı, bu özelliği nedeniyle geriye yürüyen sonuçlar doğurduğu, başka bir anlatımla, işlemin tesis edildiği tarihten önceki hukuki durumun geçerlili­ğini sağladığı, iptal edilen işlemlerden doğan zararın idarece tazmin edilmesi gerek­tiği İdare Hukukunun bilinen ilkelerindendir.

Bu durumda, 05.01.1998 tarihinde davacıdan tahsil edilen ancak kesinleşen yargı kararı ile iptal edilen ecrimisil düzeltme ihbarnamesine konu alacak 24.03.1999 ta­rihinde davacıya iade edilmiş ise de, yukarıda da belirtildiği üzere hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanmış olan idari işlemden kaynaklanan zararın idarece tazmin edilmesi gerektiği açıktır.

İdare Mahkemesince, 05.01.1998 – 24.03.1999 tarihleri arasındaki dönemde ida­renin hesabında bulunan, bir başka anlatımla hukuka aykırılığı yargı karan ile saptanmış bulunan işleme dayalı olarak tahsil edilen 21.000.000.000.-TL nin tasarruf hak­kından yoksun bırakılan davacıya anılan dönem için hesaplanacak yasal faiz karşılı­ğı zararın ödenmesine karar verilmesi gerekirken, aksi yolda verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacı temyiz isteminin kabulüne, Bursa 2. İdare Mahkemesi’nin 18.04.2001 tarih ve E: 2000/1091, K: 2001/359 sayılı kararın bozulmasına, yeniden karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye iadesine 01.02.2005 ta­rihinde oybirliği ile karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 1991/3917, K: 1993/2687 (İrtifak hakkı alacağın 6183 sayılı Yasaya göre tahsiline olanak olup olmadığı)

ÖZET: İdarenin bir özel hukuk süresi olarak yaptığı taahhüt senedi sözleşmesinden kaynaklanan, dolayısıyla akitten doğan alacağın 6183 sayılı Yasaya göre takip ve tahsiline olanak bulunmamaktadır.

İstemin Özeti: Davacı şirket adına irtifak hakkı tesis bedelini vadesinde ödememesi nedeniyle düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan dava sonunda, Antalya İdare Mahkemesince; 6183 sayılı Yasanın 1. maddesinde devlet, il özel idareleri ve belediyelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan alacaklarının bu kanun hükümlerine göre tahsil edilebileceğinin kurala bağlandığı, dava konusu olayda ise davalı idare alacağının henüz sözleşme taraflar arasında imzalanmamış olmakla birlikte idarenin bir özel hukuk süresi olarak yaptığı taahhüt senedi sözleşmesinden kaynaklandığı, dolayısıyla akitten doğan alacağın 6183 sayılı Yasaya göre takip ve tahsiline olanak bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin iptali yolunda verilen 9.5.1991 tarih ve E: 1990/1283, K: 1991/501 sayılı kararın, davalı tarafından ödeme emrinde irtifak hakkı bedeli olarak gösterilen miktarın ecrimisil olarak yorumlanması gerekeceği iddiasıyla temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : A. Z.

Danıştay Savcısı : Ö. B.

Düşüncesi: Davalı idare temyiz dilekçesinde her ne kadar tesis edilen işlemin ecrimisil ile ilgili olarak yorumlanmasını talep etmekte ise de tesis edilen işlemin irtifak hakkı tesis bedeli ile ilgili olduğu anlaşıldığından bu işlem aleyhine açılan davayı reddeden mahkeme kararında isabetsizlik görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenle temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA, Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince işin gereği düşünüldü:

İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3622 sayılı Kanun ile değişik 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Bozulması istenen karar, usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz sebepleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile bozulması istenen kararın onanmasına 24.6.1993 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 1990/3918, K: 1991/307 (3083 sayılı Kanun kapsamında kalan alanlarda ecrimisil alma yetkisi)

ÖZET: Tarıma elverişli arazilerin özel mevzuatı gereğince kiraya verilmemiş taşınmazların işgali durumunda ecrimisil takip ve tahsilatı yetkisi maliye bakanlığınındır.

İstemin Özeti: Hazine adına kayıtlı olup, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu`nun 4/a maddesi uyarınca 86-10730 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 16.6.1986 günlü Resmi Gazete`de yayımlanması üzerine uygulayıcı kuruluşun tasarrrufuna geçen arazinin haksız yere işgal edildiğinden bahisle davalı idarece tahakkuk ettirilen ecrimisilin vadesinde ödenmemesi üzerine tahsili amacıyla düzenlenip tebliğ olunan ödeme emrinin iptali istemiyle açılan dava sonunda Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Hak Tesisi, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 66. maddesinde, tarıma elverişli arazilerin özel mevzuatı çerçevesinde topraksız ve az topraklı çiftçilere kiraya vrileceğinin öngörüldüğü aynı yönetmeliğin 78, 79 ve 80. maddelerinde de, Hazinenin mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, kiraya verilmemiş bulunan taşınmazların işgali halinin milli emlak servislerince tesbit edilip ecrimisil takip ve tahsilatı yapılacağının ve işgalin önleneceğinin belirtildiği, buna göre, ecrimisil tesbit, takip ve tahsili yetkisinin Maliye ve Gümrük Bakanlığı`na ait olduğu Tarım Reformu Genel Müdürlüğü`nün bu konuda yetkisi bulunmadığı, adı geçen genel müdürlüğün sadece topraksız ve az topraklı çiftçilerin tesbit edilmesi, bu kişilere Hazine arazilerinin kiralanması veya dağıtılması konularında yetkili olduğu, dolayısıyla ecrimisilin tahsili amacıyla davalı genel müdürlükçe düzenlenen dava konusu ödeme emrinin hukuka aykırı bulunduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda Gaziantep İdare Mahkemesince verilen 28.3.1990 günlü ve E:1989/703, K:1990/208 sayılı kararın; 3083 sayılı Yasa uyarınca idarelerinin tasarrufuna geçen hazine yerinin işgal edildiğinin tesbit edilmesi üzerine ecrimisil istenmesi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi: H.B.

Danıştay Savcısı Ü.O.`nun Düşüncesi: 6183 sayılı Yasanın uygulanmasında 2886, 3083 ve 3155 sayılı Yasaların kendisine tahsil dairesi görev ve yetkisini vermediği davalı idarenin, ecrimisil alacağından bahisle davacıya tebliğ ettiği ödeme emrinin yetki yönünden iptaline ilişkin idare mahkemesi kararının temyizen bozulması istenilmiş ise de, yerel mahkemece usule uygun olarak yapılan inceleme sonucunda yazılı gerekçe ile verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığı dosyadaki belgelerden anlaşılmakla 2577 sayılı Yasanın 49 uncu maddesinde öngörülen bozma nedenlerine uymayan temyiz isteminin reddine ve hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.

Türk Milleti Adına hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince işin gereği düşünüldü: İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 3622 sayılı Kanun ile değişik 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Bozulması istenen karar, usul ve hukuka uugun olup dilekçede ileri sürülen temyiz sebepleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz istemini. reddi ile bozulması istenen kararın onanmasına 31.1.1991 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 1989/2392, K: 1990/2835 (DHTA Yerlerden İzinsiz Malzeme Alımının 2886/75’e Göre İşgal Sayılıp Sayılmayacağı)

ÖZET: Devletin özel mülkiyetinde ya da hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine fuzuli şagil nedeniyle ecrimisil istenebilir.

İstemin Özeti: Davacı şirketin İstanbul İli, … İlçesi, … mevkiindeki İR 777 sayılı kömür işletme ruhsatlı sahası dışında kalan ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı şeridinden kum çekmesi sonucunda, söz konusu yeri fuzulen işgal etmesi nedeniyle 1.5.1986 tarihinden itibaren 7 aylık dönem için 115.425.000 Lira ecrimisil tahakkuk ettirilmesi yolundaki … Mal Müdürlüğü`nün 4.12.1986 günlü ve 4-476/5218 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı; mahallinde tutulan tutanaktan, inşaat kumunun şirketin ruhsatlı sahasından değil denizden yani devletin hüküm ve tasarrufu altındaki sahilden çekildiğinin anlaşıldığı, bu durumda 2886 sayılı Kanuna uygun biçimde saptanan ecrimisilin fuzuli şagil durumundaki şirketten talep edilmesinde mevzuata aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddeden İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 9.03.1989 günlü ve E:1987/82, K:1989/257 sayılı kararının; kıyı şeridini işgal etmedikleri, olayın izinsiz kum çekme olarak nitelindirilmesi halinde dahi haksız iktisap kapsamına girmesi gerektiği öne sürülerek temyizen incelenmesi ve bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti: Yerinde olmadığı öne sürülen temyiz isteminin reddi gerekeceği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: N.Ö.

Danıştay Savcısı A.O.`nun Düşüncesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 49. maddesinin 1. fıkrasında; temyiz incelemesi sonunda Danıştay`ın a – Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b – Hukuka aykırı karar verilmesi, c – Usul hükümlerine uyulmamış olunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı öngörülmüştür.

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar yukarıda belirtilen nedenlerden hiç birisine uymadığı gibi mahkeme kararının dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında bu kararın bozulmasını sağlıyacak nitelikte de görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmüştür.

Türk Milleti Adına hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince davacının duruşma istemi 2577 sayılı Kanunun 17. maddesi uyarınca kabul edilmeyerek işin gereği düşünüldü: Davacı şirketin, İstanhul ili, … ilçesi, … mevkiindeki İR 777 sayılı kömür madeni işletme ruhsatlı sahası dışında kalan ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı şeridinde kum çekmesi sonucunda, söz konusu yeri fuzulen işgal etmesi nedeniyle, … Mal Müdürlüğü`nün 4.12.1986 günlü ve 4-476/5218 sayılı işlemiyle 1.5.1986 tarihinden itibaren 7 aylık dönem için 115.425.000 lira ecrimisil tahakkuk ettirilmiş, bu işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, İstanbul 3. İdare Mahkemesi 9.3.1989 günlü ve E:1987/82, K:1989/257 sayılı kararı ile; mahallinde tutulan tutanaktan, inşaat kumunun şirketin ruhsatlı sahasından değil, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki sahilden çekildiğinin anlaşıldığı, bu durumda 2886 sayılı Kanuna uygun biçimde saptanan ecrimisilin fuzuli şagil durumundaki şirketten talep edilmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Davacı ise, kıyı şeridini işgal etmediklerini, olayın izinsiz kum çekme olarak nitelendirilmesi halinde dahi haksız iktisap kapsamına girmesi gerektiğini öne sürerek temyizen incelenmesini ve bozulmasını istemektedir.

2886 sayılı Kanunun 75. maddesinde, devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine fuzuli şagilden, aynı kanunun 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle 13. maddede gösterilen komisyonca takdir ve tesbit edilecek ecrimisil isteneceği hükme bağlanmıştır.

Dava konusu olayda, davacı şirketin kömür madeni işletme ruhsatlı sahasının dışında kalan kıyı şeridinden kum çekip kamyonlarla naklettiği ve sattığı sabittir. Ancak bu durum 2886 sayılı Kanunun 75. maddesinde öngörülen biçimde bir taşınmaz mal işgali olmayıp, Taş Ocakları Nizamnamesi hükümlerinde açıklanan izinsiz kum ocağı işletilmesi halini oluşturmaktadır.

Bu durumda, davacı hakkında, Taş Ocakları Nizamnamesinde öngörülen müeyyidelerin uygulanması gerekirken, 2886 sayılı Kanunun 75. maddesi uyarınca adına ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin işlemde isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 9.3.1989 günlü ve E:1987/82, K:1989/257 sayılı kararının bozulmasına, 28.11.1990 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 1988/2513, K: 1991/1413 (Suriye uyrukluların taşınmazlarından ecrimisil alınıp alınmayacağı)

Suriye uyruklu bir kişiye ait olup, 1062 sayılı Yasa uyarınca Bakanlar Kurulu kararıyla el konulup, devletin hüküm ve tasarrufu altına giren, kullanımı Hazineye geçen taşınması kullanan ilgiliden 2886 sayılı Yasanın 75. maddesine göre ecrimisil tahsil edilebileceği hk.<

Kargir mağazanın Suriye uyruklu bir kişiye ait hissesi, 1062 sayılı Yasaya göre çıkarılan Bakanlar Kurulu kararı gereği el konulmasından dolayı Hazinenin tasarrufuna geçmiştir. Söz konusu taşınmazın, Hazinenin tasarrufuna geçen hissesinin de davacı tarafından kullanılması nedeniyle davalı idarece, davacıdan 2886 sayılı Yasanın 75.maddesine göre ecrimisil istenilmiş; bu işlem davacının açtığı dava sonunda, İdare Mahkemesince, Suriye uyruklu bir kişinin mülkiyetinde bulunan uyuşmazlık konusu taşınmaz için 2886 sayılı Yasanın 75.maddesine göre ecrimisil istenilmeyeceği gerekçesiyle mevzuata aykırı bulunup iptal edilmiştir.

Davalı idare, İdare Mahkemesinin anılan kararının temyizen incelenip bozulmasını istemektedir.

2886 sayılı yasanın 75.maddesinde ise; Devletin Özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, kanunda gösterilen hükümler uyarınca ecrimisil istenebileceği, ecrimisil talep edilebilmesi için Hazinenin işgalden dolayı zarara uğramış olması gerekmeyeceği ve fuzuli şagilin kusuru aranmayacağı hükme bağlanmıştır.

Suriye uyrukluların Türkiye’de bulunan ve 1062 sayılı Yasa uyarınca Bakanlar Kurulu kararıyla el konulan taşınmazları da, el koyma işleminin sonucu olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altına girip kullanımı Hazineye geçen taşınmazlardır. Dolayısıyla söz konusu taşınmazın kullanımı nedeniyle 2886 sayılı Yasanın 75.maddesine göre ilgililerden ecrimisil tahsil edilebileceğinin kabulü gerekir.

Bu itibarla, davacıdan ecrimisil tahsili yolundaki dava konusu işlemi, Suriye uyruklu bir kişiye ait taşınmazın kullanmasından dolayı 2886 sayılı Yasaya göre ecrimisil tahsil edilemeyeceği gerekçesiyle iptal eden İdare Mahkemesince verilen temyiz konusu kararda hukuki isabet görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 1987/1159, K: 1987-1458 (Ecrimisile karşı açılan davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği)

ÖZET: Ecrimisilin davacıdan istenilmesi yolunda tesis edilen dava konusu işlem idari nitelikte bulunduğundan bu işlemin iptali istemi ile açılan davanın idari yargıda görülmesi gerekir.

İstemin Özeti: Davacının, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazı 8.3.1983 – 7.12.1984 tarihleri arasında fuzulen işgal ettiğinden bahisle adına ecrimisil tahakkuk ettirilmesi yolundaki Balıkesir Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğünün 25.12.1984 tarih, 3756 sayılı işleminin iptali istemiyle açtığı dava, Bursa İdare Mahkemesince, dava konusu edilen işlemin, kamu hizmetinin görülmesiyle ilgili olmayıp, fuzuli şagil ile idare arasında kurulan özel hukuk hükümlerine tabi bir sözleşmeye ilişkin bulunduğu, idarenin özel hukuk tüzel kişisi gibi davranarak işlem tesis ettiği, bu nedenle dava konusu uyuşmazlığın adli yargıda çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle görev yönünden reddedilmiştir.

Danıştay Başsavcılığı, Bursa İdare Mahkemesinin 4.10.1985 tarih, E: 1985- 724, K: 1985-509 sayılı, temyiz edilmediğinden Danıştay`ca incelenmeksizin kesinleşen bu kararının; iptal davasına konu ecrimisil tahakkuk işleminin, bir kamu kanunu olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa dayanılarak idarenin tek yanlı irade açıklaması ile tesis edildiğini, davacı ile davalı arasında yapılmış bir sözleşmeye dayanmadığını, bu haliyle görüm ve çözümü idari yargının görev alanına giren davanın görev yönünden reddi yolunda verilmiş olan kararın niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade ettiğini ileri sürerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 51 nci maddesi uyarınca temyizen kanun yararına bozulmasını istemektedir.

Tetkik Hakimi: M.Ü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince, yukarıda tarih ve sayısı yazılı Bursa İdare Mahkemesi kararının Danıştay Başsavcılığınca temyizen bozulması istemi incelenerek, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten sonra işin gereği düşünüldü:

Balıkesir Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yeri 8.3.1983 – 7.12.1984 tarihleri arasında fuzulen işgal ettiğinden bahisle tahakkuk ettirildiğini belirttiği 69.883.- lira ecrimisili 15 gün içinde ödemesini davacıdan istemiş; söz konusu tutarı ödememesi halinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre Hazine alacağının tahsili yoluna gidileceğini davacıya bildirmiştir. 25.12.1984 tarih, 3756 sayılı bu işlemin iptali istemiyle davacı tarafından açılan dava ise, Bursa İdare Mahkemesince, dava konusu edilen işlemin, kamu hizmetinin görülmesiyle ilgili olmayıp, fuzuli şagil ile idare arasında kurulan özel hukuk hükümlerine tabi bir sözleşmeye ilişkin bulunduğu, idarenin özel hukuk tüzel kişisi gibi davranarak işlem tesis ettiği, bu nedenle dava konusu uyuşmazlığın adli yargıda çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle görev yönünden reddedilmiştir.

İdari Yargının görev alanını idare hukukunun uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklar oluşturmaktadır. 2577 sayılı Yasanın 2. maddesinin 1. bendinde, idari dava türleri, “a ) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları,

b ) İdari eylem ve işlemlerden dolayı hakları muhtel olanlar tarafından açılacak tam yargı davaları,

c ) Genel hizmetlerden birinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden dolayı tarafları arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar” olarak belirlenmiştir.

İdari işlemler ise, kamu kurum ve kuruluşları tarafından, kamu hukuku kuralları uyarınca tek taraflı olarak tesis edilen ve re`sen uygulanabilir nitelikte olan hukuki tasarruflardır.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu`nun “ecrimisil ve Tahliye Başlıklı” 75. maddesinde; “Devletin Özel Mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, şagilden bu kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle 13 üncü maddede gösterilen komisyonca takdir ve tesbit edilecek ecrimisil istenir… Ecrimisil fuzuli şagil tarafından rızaen ödenmez ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur” hükmü yer almaktadır.

Davalı idarece, özel hukuk hükümlerine tabi herhangi bir sözleşme dayanak alınmadan, 2886 sayılı Yasanın 75 nci maddesi hükmü uyarınca saptanan ecrimisilin davacıdan istenilmesi yolunda tesis edilen dava konusu işlem de, yukarıdaki tanımlamaya uygun bir idari işlem niteliğinde bulunmaktadır. Anılan işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanı içinde olduğu açık olup; davanın görüm ve çözümünün adli yargının görev alanına girdiğinden bahisle Bursa İdare Mahkemesince verilen kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığının temyiz isteminin kabulüne, kesinleşmiş bulunan Bursa İdare Mahkemesinin 4.10.1985 tarih, E: 1985-724, K: 1985-509 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılıma Usulü Yasasının 51 nci maddesine göre kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulmasına, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmi Gazete`de yayınlanmasına 1.7.1987 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi,  E: 2001/4403, K: 2004/3379 (Hazinenin paydaşı olduğu taşınmazın işgali halinde tahliye ettirilebileceği)

Hazinenin paydaşı olduğu taşınmaz malın işgali halinde de 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi uyarınca ilgilinin tahliye ettirilebileceği hk.<

Temyiz Eden (Davalı) : İstanbul Defterdarlığı Milli Emlak Daire Başkanlığı

Karşı Taraf (Davacı) : …

İstemin Özeti : 7/8 hissesi Maliye Hazinesi ve 1/8 hissesi … adına kayıtlı bulunan taşınmazın davacı tarafından işgal edildiğinden bahisle 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi uyarınca taşınmazın tahliyesi yolunda tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda İstanbul 6. İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 15.1.2001 tarih ve E:2000/595, K:2001/43 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

D.Tetkik Hakimi : Erkan Yılmaz

Düşüncesi : Hazinenin paydaşı olduğu taşınmazı işgal eden davacının tahliyesi yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenle temyize konu mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : Bilgin Arısan

Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği düşünüldü:

Dava, 7/8 hissesi Maliye Hazinesi ve 1/8 hissesi … adına kayıtlı bulunan taşınmazın davacı tarafından işgal edildiğinden bahisle 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi uyarınca taşınmazın tahliyesi yolunda tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İstanbul 6. İdare Mahkemesince, davalı idarece tahliyesi istenilen taşınmazın 7/8 hissesinin Maliye Hazinesi, 1/8 hissesinin de … adına kayıtlı olan uyuşmazlık konusu taşınmazla ilgili olarak paydaşlık giderilmediği sürece paydaşlardan her birinin taşınmazın her noktasında hak sahibi olduğu, bu itibarla paylı durumda bulunan taşınmazın Devlete ait müstakil bir taşınmaz olarak kabul edilmesine hukuki olanak bulunmadığı gerekçesiyle 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi uyarınca davacının tahliyesi yolunda tesis edilen işlemin iptaline karar verilmiştir.

2886 sayılı Devlet İhale Yasasının 75. maddesinin 1. fıkrasında, Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden ecrimisil isteneceği, son fıkrasında da, işgal edilen taşınmaz malın, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülki amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edileceği hükme bağlanmıştır.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 623 ila 631 inci maddelerinde müşterek mülkiyet ile iştirak halinde mülkiyete ilişkin esaslar düzenlenmiş olup; anılan yasa maddeleri uyarınca paydaşlardan her biri, paydaşlık giderilmediği sürece taşınmazın her noktası üzerinde payı oranında hak sahibi olduğu belirtilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden 7/8 hissesi Maliye Hazinesi ve 1/8 hissesi … adına kayıtlı bulunan uyuşmazlık konusu taşınmazla ilgili olarak paydaşlığın giderilmediği anlaşıldığından, Medeni Kanunun yukarıda anılan maddeleri uyarınca taşınmazın her bir noktasında hak sahibi olan davalı idarece 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi uyarınca taşınmazda fuzuli şagil olan davacının tahliyesi yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.Bu itibarla dava konusu işlemin iptali yolunda verilen mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 15.1.2001 tarih ve E:2000/595, K:2001/43 sayılı kararının bozulmasına, dosyanını adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine 5.4.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 1998/3880, K: 1999/4835, 14/10/1999

Yasalara uygun olarak yapılan tahsis nedeniyle tasarruf yetkisi belediyeye geçen taşınmazı kiralayan davacının taşınmazı tahsis amacı dışında kullanmasının fuzuli işgal olarak kabul edilemeyeceği.

Temyiz İsteminde Bulunan : … Malmüdürlüğü

Karşı Taraf : … Anonim Şirketi

İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, … sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğu öne sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbiri bulunmadığından usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

Tetkik Hakimi Sedef Polat’ın Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

Savcı Tülin Özgenç’in Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1.fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

Dava, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı hazineye ait taşınmazın işgal edilmesi nedeniyle 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi uyarınca 1.1.1992-31.12.1994 dönemi için … TL. ecrimisil alınmasına ilişkin … günlü, … sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, mülkiyeti hazineye ait … m2 lik taşınmazın … m2 lik kısmının plaj kıyı düzenlemesi ve sosyal tesisler yapılmak üzere Maliye Bakanlığının … günlü, … sayılı işlemi ile … Belediye Başkanlığı’na tahsis edildiği, … Belediyesince tahsis edilen taşınmazın kıyı düzenlemesi yapılan … m2 lik kısmının … tarihinde davacı şirkete kiraya verildiği, ecrimisil istenilen yerin davacı tarafından kira sözleşmesine dayalı olarak kullandığı, her ne kadar anılan taşınmaz tahsis amacı dışında kullanılmak üzere kiraya verilmiş ise de, Yasalara uygun olarak yapılan tahsis nedeniyle tasarruf yetkisi belediyeye geçen taşınmazı kiralayan davacı şirketin taşınmazı kullanmasının fuzuli işgal olarak kabul edilemeyeceğinden, dava konusu işlemde mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, karar davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki temyize konu … İdare Mahkemesinin … günlü… sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1.fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından bozma istemi yerinde görülmeyerek anılan mahkeme kararının ONANMASINA.14.10.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, 29/04/1985, E: 1985/353, K: 1985/866,

2886 sayılı Yasanın 75.maddesi gereği Hazineye ait arazinin kullanıldığından bahisle tahakkuk ettirilen ecrimisil alacağından dolayı vergi dairesince 6183 sayılı Yasaya göre düzenlenen ödeme emrinin, kesinleşen tahakkuk işlemine yönelik iddialar nedeniyle kusurlandırılamayacağı.

Milli Emlak Müdürlüğünce, Hazine adına kayıtlı taşınmazın davacı tarafından ekilip biçildiğinin saptanması üzerine, yerinde düzenlenen tutanak ile komisyon kararına dayanılarak 1979-1983 yılları için 112.968 lira ecrimisil borcunun 13.1.1984 günlü tahakkukla ödenmemesi sonucu davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan dava sonunda, tahakkukun kesinleştiği, bu nedenle ödeme emrinin kusurlandırılmıyacağı gerekçesiyle davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararının; ecrimisil işlemini yetkili olmayan defterdar yardımcısının imzaladığı, ortada 6183 sayılı Yasaya konu olabilecek bir tahakkukun bulunmadığı, özel hukuk alanına giren bir ecrimisil isteminin bulunduğu, bu işlemin 2886 sayılı Yasanın 75.maddesine uygun olmadığı, 6183 sayılı Yasanın 58.maddesindeki “böyle bir borcun olmadığı” konusunu geniş anlamak gerektiği, bu nedenle de borçlu olmadığı, Vergi Dairesince ecrimisil tahakkuk ettirilen yerin orman olarak hazine adına kayıtlı iken, orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle, Tarım ve Orman Bakanlığı emrinde olduğu ve hazinenin ehliyetinin bulunmadığı, mülkiyet uyuşmazlığı konusunda tapulama mahkemesinde dava açıldığı, her parselde paydaşların hakkı olduğu halde tek kişiden ecrimisil istenmesinin hukuka aykırı bulunduğu iddiasıyla temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Bozulması istenen karar, usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz sebepleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile bozulması istenen kararın onanmasına karar verildi.

Uyuşmazlık Mahkemesi, 10/10/1988, E: 1988/20, K: 1988/28 (Ecrimisile karşı açılacak davaların hangi yargı yerinde görüleceği)

2886 sayılı Devlet İhale Yasası’nın 75. maddesi uyarınca devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler için tebliğ olunan ihbarname ile istenilen ecrimisile karşı açılan davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği hk.< (28.3.1989 GÜN VE 20122 SAYILI RG’DE YAYIMLANMIŞTIR.)

Danıştay 10. Dairesi, 11/03/1991, E: 1988/607, K: 1991/871

işçi ücretlerinde meydana gelen artışın mücbir sebep sayılamayacağı; ihaleyi kazandığı halde belirtilen nedenle ihale sözleşmesini imzalamaktan kaçınan ilgilinin 2886 sayılı Yasanın 84.maddesi 3.fıkrası hükmü uyarınca ihalelere katılmaktan yasaklanmasında isabetsizlik olmadığı hk.<

Davacı şirketin, Devlet Hastanesinin temizlik ihalesini kazandıktan sonra sözleşme imzalamaktan kaçınması nedeniyle, davalı bakanlıkça, bir yıl ihalelere katılmaktan yasaklanma kararı verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonunda, İdare Mahkemesince, davacının ihaleye katılırken ücretlerinde %10 oranında artış olacağını hesaplayarak teklif verdiği, ancak artışın %69’u geçtiği, bu durumun beklenmeyen durum olarak kabul edilmesi gerektiği, ayrıca Hastanesinin, davacının önerdiği şartlarla ikinci ihaleyi yaptığı ve bu ihaleyi de davacının kazandığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından İdare Mahkemesi kararının temyizen bozulması istenilmektedir.

2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 84.maddesi 3.fıkrası; “Üzerine ihale yapıldığı halde usulüne göre sözleşme yapmayan istekliler ile sözleşme yapıldıktan sonra taahhüdünden vazgeçen ve mücbir sebepler dışında taahhüdünü sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmeyen müteahhit veya müşteriler hakkında da, ihaleyi yapan bakanlık veya ilgili bakanlık tarafından bir yıla kadar ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilir ve bu kararlar Resmi Gazetede ilan ettirildiği gibi ilgililerin müteahhitlik sicillerine işlenir.” hükmünü taşımaktadır.
Davacı şirketin ileri sürdüğü neden mücbir sebep sayılamayacağından yukarıdaki yasa metni uyarınca davacıya ihaleyi kazanmasına rağmen, sözleşme imzalamaması nedeniyle yasaklama cezası verilmesi mevzuata uygun bulunmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından, 2577 sayılı yasanın 49.maddesinin 1.fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı yasanın 2.fıkrası hükmüne göre, yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemeye gönderilmesine karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi,  E: 1986/39, K: 1986/89 (Kira sözleşmesi sonra eren taşınmazın tahliyesi ve ecrimisil)

Hazineyle yaptığı kira sözleşmesi bitmiş olan kişinin işgali altındaki hazineye ait taşınmazın, idarece, 2886 sayılı Yasanın 75. maddesi uygulanarak tahliye ettirilmesinde isabetsizlik bulunmadığı hk.

Davacının 1977 yılında hazineden kiraladığı ve o tarihten beri işlettiği tapuda Hazine adına kayıtlı bulunan plaj, gazino, tesis ve motellerden, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75.maddesi uyarınca tahliyesine ilişkin Valilikce tesis edilen işlemin; söz konusu tesislerin otuz yıldan beri zilyetliğinde bulunduğu, 1977 yılında üç yıllık süre için Hazineden kiraladığı, üç yıllık kira süresinin bitim tarihi olan 1980 yılında davalı idarece tahliye için gerekli işlem yapılmadığına göre beş yıl sonra bu hakkın kullanılamıyacağı, hazine tarafından adli yargıda açılan tahliye davasının devam ettiği, bu dava sonucunun beklenmesi gerektiği iddialarıyla iptali istemiyle açılan dava sonunda İdare Mahkemesince; “2886 sayılı Kanunun 75.maddesinin 4.fıkrasında Devletin Özel Mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların işgali halinde, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç onbeş gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edileceği hükme bağlanmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden, sözü edilen hazineye ait taşınmaz 1980 yılından beri davacının işgali altında bulunduğu, 2886 sayılı Kanunun 75.maddesi uyarınca tahliye ettirilmesi için Valilikce İl Merkez Jandarma Bölük Komutanlığına yazı yazıldığı ve bu tahliye emrinin 16 Nisan 1985 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

Bakılan davada, hazinenin hüküm ve tasarrufu altında olduğu tartışmasız olan taşınmazdan 1980 tarihinden beri fuzuli şagil durumunda bulunan davacının tahliyesi için idarece tesis edilen işlemde, yukarıda belirtilen kanun hükmüne aykırılık bulunmamaktadır.

Davacı, her ne kadar idarece adli yargıda tahliye davası açıldığını, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini iddia etmekte ise de, 2886 sayılı Kanunun 75.maddesinin idareye tanıdığı açık ve kesin yetki karşısında davacının bu ve diğer iddialarının kabulü olanaksızdır.” şeklindeki gerekçeye dayalı olarak davanın reddi yolunda verilen kararın; davalı idarenin müvekkili ile 15.4.1977 tarihinden geçerli olmak üzere Noterden yaptığı düzenleme şeklindeki üç yıl süreli kira sözleşmesinin sona ermesinden sonra kiralayanın 5917 sayılı yasaya göre yaptığı başvurunun reddedildiği, bu kararda belirtildiği üzere taraflar arasındaki münasebetin 5917 sayılı yasa kapsamına girmediği gibi kiracının fuzuli şagil sayılamıyacağı, başka bir deyişle taraflar arasındaki ilişkinin hukuki nitelikli olduğunun bu kararlada doğrulandığı, öte yandan davalı idarenin müvekkilinin bu yerden tahliyesine ilişkin olarak ilgili adli mercilere yapmış olduğu başvuru dilekçelerinde aralarındaki kira sözleşmesinin devam ettiğini ikrar ve kabul ettiği, zira 6570 sayılı yasa hükümlerine göre kira aktinin bir yıl süre ile aynı şartlarla yenilendiği, bir idarenin kiracısı ile arasındaki ilişkinin 6570 sayılı yasaya tabi olduğunu mahkeme önünde açtığı dava dilekçesi ile bildirdikten sonra ilişkinin 2886 sayılı yasa kapsamına girdiği gerekçesiyle jandarmaya emir veremiyeceği, idarenin açtığı tahliye davasından da daha sonra feragat etmesinin olayda iyi niyetli olmadığını gösterdiği, mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı olduğu ve hukuka aykırı bulunduğu iddialarıyla temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Bozulması istenen karar, usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz sebepleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile bozulması istenen kararın onanmasına karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 1991/616, K: 1992/4208 (Ecrimisil Davasının Ne Şekilde Karara Bağlanacağı)

ÖZET: İdare tarafından saptanan ecrimisil ile mahkeme tarafından hükme bağlanan ecrimisil arasında fark olduğu takdirde ecrimisilin mahkeme tarafından kabul edilen kısmının onanması ancak fazlaya ait kısmının iptal edilmesi gereklidir.

İstemin Özeti: Hazineye ait taşınmazı işgal ettiğinden bahisle 2886 sayılı Yasa uyarınca davacıdan ecrimisil istenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonunda, işlemin iptali yolunda verilen Manisa İdare Mahkemesi`nin 6.12.1990 tarih ve E: 1989/786, K: 1990/713 sayılı kararın davalı idarece temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi: H. Ö.

Danıştay Savcısı: Ö. B.

Düşüncesi: 492 Sayılı Harçlar Kanununun hariçten müstesna işlemler başlıklı 14 üncü maddesinin ( j ) bendinde “genel bütçeye dahil idarelerin bu kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemleri” hükmü getirilmiştir.

Yukarıda açıklanan madde hükmünden anlaşılacağı üzere, genel bütçeye dahil idarelere başvurma harcı ile karar harcı alınamayacaktır.

Diğer taraftan idare tarafından saptanan ecrimisil ile mahkeme tarafından hükme bağlanan ecrimisil arasında fark olduğu takdirde ecrimisilin mahkeme tarafından kabul edilen kısmının onanması ancak fazlaya ait kısmının iptal edilmesi gerekli iken mahkeme tarafından bir kısım ecrimisil ödenmesi kabul edildiği halde ecrimisilin hepsinin iptal edilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır:

Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince işin gereği düşünüldü:

Hazine yerini işgal ettiğinden bahisle davacıdan 2886 sayılı Yasaya dayanılarak 673.750.- lira ecrimisil istenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda davacıdan 124.120.- lira ecrimisil istenilebileceğinin saptandığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda Manisa İdare Mahkemesince verilen 6.12.1990 tarih ve E: 1989/786, K: 1990/713 sayılı kararın, davalı İdarece yerinde olmadığı öne sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

Dosyanın incelenmesinden, idare mahkemesince uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu yerde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda davacıdan 124.120.- lira ecrimisil istenilebileceğinin saptandığı anlaşılmaktadır. Buna göre 637.750.- liralık işlemin 124.120.- liralık kısmına yönelik davanın reddine dava konusu işlemin belirtilen miktarı aşan kısmının iptaline karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin tamamen iptali yolunda idare mahkemesince verilen kararda hukuka uygunluk görülmemiştir.

Açıklanan nedenle davalı idarenin 2577 sayılı Yasanın 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, Manisa İdare Mahkemesinin 6.12.1990 tarih ve E: 1989/786, K: 1990/713 sayılı kararının bozulmasına, yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine 2.12.1992 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 1992/2421, K: 1994/1092 (şezlong ve şemsiye konulmasında ecrimisil istenilmesinde hukuka aykırılık olmadığı)

ÖZET: Herkesin eşit şekilde yararlanma hakkını sınırlayarak, şezlong ve şemsiye konulması kumsal alanının işgali olup bu işgal nedeniyle ecrimisil istenilmesinde hukuka aykırılık yoktur.

İstemin Özeti : Davacının, devletin hüküm ve tasarruf altında kumsal alan vasıflı taşınmazı işgal ettiğinden bahisle 1.6.1989-7.8.989 dönemi için 3.350.000. lira ecrimisil istenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı dava sonunda, herkesin kullanımına açık olan kumsala şemsiye ve şezlong konulmasının ecrimisil istenilmesini gerektirmeyeceği iddia edilmekle birlikte olayda belirli bir alana belirli bir süre şemsiye ve şezlong konulmak suretiyle bu yerden herkesin eşit şekilde yararlanmasının sınırlandırıldığı, belirtilen şekildeki fuzuli işgal nedeniyle yasada öngörülen usule uygun biçimde ecrimisil miktarının yöre, çevre piyasa koşullarına uygun olarak belirlendiği, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yeri işgal ettiği sabit olan davacıdan ecrimisil istenilmesine hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda ……. İdare Mahkemesince verilen 9.3.1992 tarih ve E:1989-1174, K:1992-279 sayılı kararın davacı tarafından, kumsal alanın herkese açık olduğu, istenilen ecrimisil miktarının fahiş olduğu iddiasıyla temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Danıştay Savcısı:B.A. Düşüncesi : ……. ……. ilçesinde devletin hüküm ve tasarrufu altındaki deniz kenarını iskele yaparak ve kumsalda şezlong koymak suretiyle elinde bulundurduğu tespit edilen davacı şirkete tebliğ edilen ihbarname ile ecrimisil istenmesi işlemi aleyhine açılan dava üzerine davacının devletin hüküm ve tasarrufu altındaki deniz kenarını iskele inşa ederek ve kumsala şezlong koyarak işgal ettiğinden tespit edildiği gerekçesiyle ile ecrimisil ihbarnamesi aleyhine açılan davayı red eden ……. İdare Mahkemesi kararı 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 13 üncü ve 75 inci maddeleri amir hükümleri ile Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış Trampa Kiraya Verme Mülkiyetin Gayri Aynı Hak Tesisi Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin 8 inci 10 uncu ve 79 uncu maddeleri amir hükümlerine uygun bulunduğundan hukuki mesnedi bulunmayan temyiz talebinin reddi ile ……. İdare Mahkemesi kararının tasdiki gereceği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince işin gereği düşünüldü; İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3622 sayılı Kanun ile değişik 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Bozulması istenen karar, usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz sebeplere kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile bozulması istenen kararın onanmasına 21.3.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.

Danıştay 10. Dairesi, E: 1996/5907, K: 1997/4306 (ecrimisil düzeltme ihbarnamesi)

ÖZETİ: Davacı adına düzenlenen ihbarname nedeniyle düzeltme talebinde bulunulması üzerine ancak bir ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin davacı adına düzenlenip tebliğ edilmesi ile ecrimisil alacağının tahakkuk ettirilmiş olacağı veya düzeltme isteminin reddedilmesi hk.

Dava, davacıdan 171.739.000.-TL. ecrimisil istenilmesine ilişkin 10.4.1995 günlü ve 494-371/556 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, ecrimisil ihbarnamesinin davacıya 27.4.1995 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 4.5.1995 günlü dilekçe ile düzeltme talebinde bulunduğu ancak bu istemin cevap verilmemek suretiyle reddedildiği kamu alacağının tahsili amacıyla ödeme eri düzenlenmesi üzerine 7.11.1995 gününde bu davanın açıldığı, ecrimisil ihbarnamesinin tebliğ edildiği 27.4.1995 tarihinden itibaren yasal süresi içerisinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15/1-b maddesi uyarınca davanın süre yönünden reddine karar verilmiş, bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. 2886 sayılı Yasanın 74.maddesindeki yetkiye dayanılarak çıkartılan Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış, Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis,

Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğin 80.maddesinde, ecrimisil ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren l ay içinde ödenmesi gerektiği, ancak, tebliğ edilen işlemde bir hata bulunduğu düşünülerek rızaen ödenmek istenilmediği takdirde aynı süre içinde idareye müracaat edilerek düzeltme talebinde bulunulabileceği ve düzeltme taleplerinin millî emlak servislerine geldiği tarihten itibaren en geç l ay içinde inceleneceği ve neticesinin de düzeltme ihbarnamesi ile muhataplarına tebliğ edileceği; “ecrimisilin kesinleşmesi, vade tarihi ve tahsili” başlıklı. 81.maddesinde ise düzeltme isteminde bulunulmuş olması halinde ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin muhatabına tebliğ tarihinden itibaren l ay içerisinde ecrimisil alacağının ödeneceği, bu sürenin son gününün ödenmesi gereken ecrimisilin vade tarihi olduğu kurala bağlanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ecrimisil ihbarnamesinin 27.4.1995 gününde tebliğ edildiği, davacının 4.5.1995 günlü dilekçe ile davalı idareye düzeltme talebiyle başvuruda bulunduğu, ancak, istemin cevap verilmemek suretiyle reddedildiği, istenilen kamu alacağının tahsili amacıyla ödeme emri tebliğ edilmesi üzerine 31.10.1995 günlü dilekçeyle bu kez kaymakamlığa başvuruda bulunduğu, kaymakamlığın işlemlerinin usule uygun olarak yürütüldüğünü açıklayan ve 4.5.1995 tarihli düzeltme başvurusuna verilen cevabı da içeren 31.10.1995 günlü yazısının tebliği üzerine 7.11.1995 gününde bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda belirtilen yönetmelik hükümleri uyarınca davacının adına düzenlenen ihbarname nedeniyle düzeltme talebinde bulunması üzerine ancak bir ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin davacı adına düzenlenip tebliğ edilmesi ile ecrimisil alacağı tahakkuk ettirilmiş olacağı veya düzeltme isteminin reddedilmesi ile bu yazının tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekeceğinden, düzeltme ihbarnamesinin düzenlenmemesi veya düzeltme istemin reddedilmesine ilişkin bir işlem tesis edilmeden kamu alacağının tahakkuk ve tahsiline hukuken olanak bulunmamaktadır.

Bu nedenle, ecrimisil istenilmesine ilişkin işleme karşı yapılan itiraza cevap niteliğinde olan … Kaymakamlığı yazısının, tebliği tarihinden itibaren yasal süresi içerisinde açılan davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde, mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle temyize konu Adana 1. İdare Mahkemesinin 10.5.1996 gün ve E:1996/24. K:1996/544 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın adı gçen mahkemeye gönderilmesine 14.10.1997 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 1997/7017, K: 1998/6149 (İhale ile satılan Hazine taşınmazının satış tarihine kadar ecrimisil alınabileceği)

Uyuşmazlık konusu taşınmazın açık teklif usulü ile yapılan ihale sonucunda satılması üzerine ilk olarak yapılan ecrimisil tahakkukunda belirtilen son işgal tarihinden satış işlemlerinin tamamlanmasına kadar geçen dönem için geriye dönük olarak yeniden ihbarname düzenlenmesi suretiyle ecrimisil istenebileceği hk.

Dava, …, … İlçesi, … Mahallesi, … Sokak, … pafta, … ada, … parsel sayılı hazineye ait taşınmazın işgal edilmesi nedeniyle 2886 sayılı Yasanın 75.maddesi uyarınca 1.1.1996-6.8.1996 dönemi için 89.763.000.-lira ecrimisil alınmasına ilişkin … günlü, … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, 2886 sayılı Devlet İhale Yasasının 75.maddesinin 1.fıkrası ve aynı Yasanın 74. maddesine dayanılarak Maliye Bakanlığı’nca çıkarılan Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin Tanımlar başlıklı 2.maddesiyle, 78. maddesinin birlikte değerlendirilmesinden, davacının aynı taşınmazı işgali nedeniyle uyuşmazlık konusu dönemden önceki dönemlerde de ecrimisil tahakkuk ettirildiği, davacının işgalinin davalı idarenin bilgisi dahilinde bulunduğu, onbeş gün içinde sona erdirilmesi gereken fuzuli işgalin ecrimisil karşılığı sürdürülmesinin yukarıda aktarılan yasal düzenlemelerle bağdaşmadığı, 2886 sayılı Yasa hükümlerine göre kiraya verilmesi veya tahliyesi yoluna gidilmesi gerekirken, ilk olarak yapılan ecrimisil tahakkukunda belirtilen son işgal tarihinden sonraki tarihler için ecrimisil alınmasının mümkün olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karar davalı idarece temyiz edilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacının aynı taşınmazı işgali nedeniyle uyuşmazlık konusu dönemden önceki dönemlerde de ecrimisil tahakkuk ettirildiği anlaşıldığından, davacı işgalinin davalı idarenin bilgisi dahilinde bulunduğu açıktır. On beş gün içinde sona erdirilmesi gereken fuzuli işgalin ecrimisil karşılığı sürdürülmesi 2886 sayılı Yasa ve bu Yasa uyarınca çıkartılan Yönetmelik kurallarıyla bağdaştırılması mümkün değildir. Ancak, işgal edilen taşınmazın 2886 sayılı Yasa hükümlerine göre kiraya verilmesi veya tahliye edilmesi işlemlerine başlanılması ve bu konularda işlem tesis edilmesi halinde, ilk olarak yapılan ecrimisil tahakkukunda belirtilen son işgal tarihinden, anılan işlemlerin tamamlanmasına kadar geçen dönem için geriye dönük olarak yeniden ihbarname düzenlenmesi suretiyle ecrimisil istenilmesi mümkündür.

Bu durumda, uyuşmazlık konusu taşınmazın … gününde açık teklif usulu ile yapılan ihale sonucunda satılması üzerine satış tarihinden geriye dönük olarak 1.1.1996-6.8.1996 dönemi için ecrimisil alınmasında mevzuata aykırılık bulunmadığından aksi yöndeki idare mahkemesi kararında isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle … İdare Mahkemesinin … günlü, … sayılı kararının bozulmasına karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 1997/5026, K: 1998/5588 (Kira kontratosunun yapılmasından sonra düzenlenen ihbarnameyle geriye dönük olarak ecrimisil istenebileceği ) T: 18.11.1998

KİRA KONTRATOSUNUN YAPILMASINDAN SONRA DÜZENLENEN İHBARNAMEYLE GERİYE DÖNÜK OLARAK ECRİMİSİL İSTENEBİLECEĞİ HK.<

Dava, … parsel sayılı hazineye ait taşınmazın 2179 m2’lik kısmının işgal edilmesi nedeniyle 2886 sayılı Yasanın 75.maddesi uyarınca 4.5.1993-26.12.1994 dönemi için 1.449.730.000.-lira ecrimisil alınmasına ilişkin 23.6.1995 günlü, 3201 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, 2886 sayılı Devlet İhale Yasasının 75. maddesinin 1.fıkrası ve aynı Yasanın 74.maddesine dayanılarak Maliye Bakanlığı’nca çıkarılan Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinin Tanımlar başlıklı 2. maddesiyle, 78. maddesinin birlikte değerlendirilmesinden, davacının aynı taşınmazı işgali nedeniyle uyuşmazlık konusu dönemden önceki dönemlerde de ecrimisil tahakkuk ettirildiği, davacının işgalinin davalı idarenin bilgisi dahilinde bulunduğu, onbeş gün içinde sona erdirilmesi gereken fuzuli işgalin ecrimisil karşılığı sürdürülmesinin yukarıda aktarılan yasal düzenlemelerle bağdaşmadığı, 2886 sayılı Yasa hükümlerine göre kiraya verilmesi veya tahliyesi yoluna gidilmesi gerekirken, ilk olarak yapılan ecrimisil tahakkukunda belirtilen son işgal tarihinden sonraki tarihler için ecrimisil alınmasının mümkün olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karar davalı idarece temyiz edilmiştir.

2886 sayılı Devlet İhale Yasasının 75.maddesinin 1.fıkrasında, Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden ecrimisil isteneceği, son fıkrasında da, işgal edilen taşınmaz malın, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edileceği hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, 2886 sayılı Devlet İhale Yasasında ve Devlete Ait Taşınmaz Mal Satış Trampa, Kiraya Verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliğinde hazinenin mülkiyetindeki ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiraya verilme şekli düzenlenmiştir.

Yukarıda anılan Yasa ve Yönetmelik hükümlerinin birlikte yorumlanmasından işgal edilen taşınmazın 2886 sayılı Yasa hükümlerine göre kiraya verilmesi veya tahliyesinin gerçekleştirilmesi durumunda ilk olarak yapılan ecrimisil tahakkukunda belirtilen son işgal tarihinden, anılan işlemlerin tamamlanmasına kadar geçen dönem için kira kontratının yapılmasından veya tahliyenin gerçekleştirilmesinden sonra düzenlenecek ihbarname ile ecrimisil istenebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.

Dava dosyasının incelenmesinden, davalı idarenin, kira kontratosunun yapılmasından sonra düzenlediği ihbarname ile uyuşmazlığa konu taşınmazı davacıya kiraya verdiği 26.12.1994 günü ile 4.5.1993 günü arasındaki dönem için ecrimisil istediği anlaşıldığından Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ecrimisil tahakkuk ettirilmesi karşısında İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle Ankara 10.İdare Mahkemesinin 26.2.1997 günlü, 1997/283 sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 1997/ 3062, K: 1998/1683 (Tahliye edilen taşınmazdan geriye dönük ecrimisil alınabilir mi)

Uyuşmazlık konusu taşınmazın işgal eden davacıdan taşınmazın tahliye edilmesinden sonra geriye dönük olarak ecrimisil alınmasına ilişkin işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı.

Danıştay Altıncı Dairesince verilen … günlü, … sayılı kararın; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun değişik 54.maddesi uyarınca düzeltilmesi istemidir.

Dava, … Caddesinde denizden doldurulmak suretiyle kazanılan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazın kafeterya olarak kullanılan …m2’lik kısmının … gününden, tahliye edildiği … gününe kadar işgal edildiğinden bahisle, 2886 sayılı Yasanın 75.maddesi uyarınca … lira ecrimisil alınmasına ilişkin … günlü, … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, taşınmazı işgal ettiği açık olan davacıdan ecrimisil istenilmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacının aynı taşınmazı işgali nedeniyle uyuşmazlık konusu dönemden önceki dönemlerde de ecrimisil tahakkuk ettirildiği anlaşıldığından, davacı işgalinin davalı idarenin bilgisi dahilinde bulunduğu açıktır. Onbeş gün içinde sona erdirilmesi gereken fuzuli işgalin ecrimisil karşılığı sürdürülmesi 2886 sayılı Yasa ve bu Yasa uyarınca çıkartılan Yönetmelik kurallarıyla bağdaştırılması mümkün değildir. Ancak, işgal edilen taşınmazın 2886 sayılı Yasa hükümlerine göre kiraya verilmesi veya tahliye edilmesi işlemlerine başlanılması ve bu konularda işlem tesis edilmesi halinde, ilk olarak yapılan ecrimisil tahakkukunda belirtilen son işgal tarihinden, anılan işlemlerin tamamlanmasına kadar geçen dönem için geriye dönük olarak yeniden bir ihbarname düzenlenmesi suretiyle ecrimisil istenilmesi mümkündür.

Bu durumda uyuşmazlık konusu taşınmazı işgal eden davacıdan, taşınmazın tahliye edilmesinden sonra geriye dönük olarak ecrimisil alınmasına ilişkin işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığından, davayı reddeden idare mahkemesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, İzmir 2. İdare Mahkemesinin … günlü, 1995/419 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA karar verildi.

Danıştay 6. Dairesi, E: 1996/2978, K: 1997/2329 ( Yol dolgu malzemesi olarak kullanılmak üzere toprak alımından ecrimisil)

ÖZETİ: Yol dolgu malzemesi olarak kullanılmak üzere toprak alınan alanın Taş-ocakları Nizamnamesinin 1.maddesinde düzenlenen ocak niteliğinde kabul edilmesi suretiyle toprak alınması yolundaki faaliyetin de izinsiz ocak işletilmesi fiili olarak değerlendirilmesinde mevzuata uyarlık bulunmadığı hk. 

Dava hazineye ait 52 pafta, 2793 parsel sayılı taşınmazdan 12.000 m3 toprak çıkarıldığından bahisle 2886 sayılı Yasanın 75.maddesi uyarınca ecrimisil alınmasına ilişkin 14.7.1995 günlü, 2026 sayılı ihbarnamenin iptali istemiyle açılmış; idare mahkemesince, hazineye ait taşınmazdan toprak alınmasının 2886 sayılı Yasanın 75.maddesinde öngörülen biçimde bir taşınmaz mal işgali olmayıp Taşocakları Nizamnamesinde öngörülen izinsiz ocak işletilmesi fiilini oluşturması nedeniyle ecrimisile konu olamayacağı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş; bu karar davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.

Taşocakları Nizamnamesinin 1. maddesinde, “Ocaklar: somali, alçı, kireç, çakmak, kaldırım, değirmen litografya, çeşitli mermer, çakıl, granit, kumluk ve benzer taşlarla amyant, pozulen, istirasi, bazalt, lav, morn, tebeşir, üstübeç. kıl, çimento, kaolan, felospat ve bunun gibi cisimlerden, yün, yapağı temizlenmesi, çanak, çömlek ve benzer mamuller, boya yapmak ve yahut toprağı kuvvetlendirmek için ziraat erbabı tarafından kullanılan piritli ve diğer topraklardan ve bunlar gibi olan maddelerden ibarettir.” hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacı … Belediye Başkanlığı’nca mülkiyeti hazineye ait olan 52 pafta. 2793 parsel sayılı taşınmazdan yol dolgu malzemesi olarak kullanılmak üzere toprak alındığının 30.6.1995 günlü tutanakla belirlendiğinin anlaşılması karşısında, yol dolgu malzemesi olarak kullanılmak üzere toprak alınan alanın Taşocakları Nizamnamesinin 1. maddesinde düzenlenen ocak niteliğinde kabul edilmesi suretiyle toprak alınması yolundaki faaliyetin de izinsiz ocak iletilmesi fiili olarak değerlendirilmesinde mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.

Bu durumda, idare mahkemesince Taşocakları Nizamnamesi kapsamında değerlendirilmesi olanağı bulunmayan işgal nedeniyle tahakkuk ettirilen ecrimisilin 286 sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde düzenlenen koşullara uygun olarak tahakkuk ettirilip ettirilmediğinin araştırılması suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, işlemin iptali yolundaki kararda isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Sakarya İdare Mahkemesinin 23.1.1996 günlü, E:1995/1482 K:1996/40 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 14.5.1997 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum Yap