Miri Arazinin Miras Yoluyla İntikali

Linkedin

Miri arazi, başlangıçta olmasa da belirli bir evrimden miras yoluyla mirasçılara geçebilmiştir.

Ancak, burada şu hususu yinelemekte fayda vardır. Mirasçılara intikal eden sadece taşınmazın intifa hakkıdır, taşınmazın kuru mülkiyeti daima devlete aittir. Mülk arazinin miras yoluyla intikali feraiz kaidelerine göre cereyan etmesine karşılık miri arazinin miras yoluyla intikali adi intikal suretiyle gerçekleşmekteydi.

Miri arazinin intifa hakkının mirasçılara intikali sistemi belirli bir evrimden geçmiştir.

Bu evrimin ilk dönemi 1567 yılına kadar olan süreçtir. Bu dönemde miri arazinin mirasçılara intikali konusunda iki farklı görüş söz konusudur. Bir kısım yazarlara (Ansay, 1954: 222) göre bu dönem uygulamasında taşınmazı kullanan kişinin (mutasarrıf) vefat etmesi durumunda, bu yerler kişinin mirasçılarına intikal etmeyerek Hazineye kalıyor, ancak yeniden yapılan tahsislerde ölen mutasarrıfın mirasçılarına öncelik tanınıyordu. Bir kısım yazarlar (Cin, 1966: 778; Barkan, 1980: 345) ise mutasarrıfı ölen taşınmazın tasarruf hakkının tapu bedeli ödemeksizin erkek çocuklarına ve tapu bedeli ödeyerek kız çocuklarına intikal ettiği görüşünü savunmuştur. [1]

1567 yılında çıkarılan bir fermanla mutasarrıfın vefat etmesi halinde miri arazinin erkek ve kız evlatlara, bunlar yoksa arazi üzerindeki ağaçların ya da binaların maliklerine; bunlar yoksa arazi üzerinde geçiş, su almak gibi hakkı olanlar ile arazinin ortaklarına; bunlar da yoksa o köy halkından araziye ihtiyacı olanlara tapu misli ile intikal edebilmesi esası kabul edilmiştir. Eğer mutasarrıfın birden fazla mirasçısı varsa topraklar bu kişiler arasında “muşa ve müşterek” olarak tasarruf edilmekteydi (Erdost, 2010: 21).

1847 yılında çıkarılan bir ferman ile mutasarrıfın vefat etmesi halinde miri arazinin erkek ve kız çocuklarına bedelsiz ve eşit olarak intikal etmesi öngörülmüştür (Cin, 1966: 779; Kenanoğlu, 2006: 1 13).

1858 yılında yürürlüğe konulan Arazi Kanunnamesi’nin 54, 55 ve 56. maddeleri miri arazinin miras yoluyla intikalini düzenlemiştir. 54. madde hükmüne göre[2] miri arazinin mutasarrıfının ya da mutasarrıflardan birinin vefat etmesi durumunda arazi erkek ve kız çocuklarına eşit olarak ve bedelsiz şekilde intikal eder. Mutasarrıfın yalnızca erkek ya da yalnızca kız çocuğunun olması durumunda da arazi eşit ve bedelsiz olarak bunlara intikal eder. Eğer vefat eden mutasarrıfın eşi hamile ise arazinin intikali, doğuma kadar bekletilir. 55. maddeye göre [3] mutasarrıfın erkek ya da kız çocuğu yok ise miri arazinin tasarruf hakkı babasına, babası yok ise annesine, 54. maddede yazılı şartlara göre intikal etmektedir. Kanunname’nin 56. maddesine[4] göre çocuklardan bir ya da bir kısmı gaip ise miri arazi, hazır bulunan çocukları arasında taksim edilir. Eğer gaip olanlardan herhangi biri mutasarrıfın vefatı tarihinden itibaren üç yıl içinde bulunur ise mirastan hissesini alır.

1867 yılında çıkarılan Arazi-i Miriye ve Mevkufenin Tevsi-i İntikaline Dair Kanun, Arazi Kanunnamesi’nin miras yoluyla intikal hükümleri olan 54, 55 ve 56. maddelerini yürürlükten kaldırarak miri arazinin intikalinde yeni kurallar ihdas etmiştir.  Kanun, intikal hakkı olanları sekiz dereceye kadar genişletmiştir (Kenanoğlu, 2006: 113). Buna göre mutasarrıfın ölmesi durumunda miri arazi şu sıraya göre intikal etmekteydi (Cin, 1966: 780): 1) Erkek ve kız evlât, 2) Ahfat (Erkek ve kız çocukların oğulları ve kızları), 3) Baba ve ana, 4) Ana baba bir ve yalnız baba bir erkek kardeşler, 5) Ana baba bir ye yalnız baba bir kız kardeşler, 6) Ana bir erkek kardeş, 7) Ana bir kız kardeş, 8) Eş (Kocadan karıya, karıdan kocaya). 1912 yılında yürürlüğe konulan İntikalat Kanun-u Muvakkati ise miri arazinin intikalinde hak sahiplerini şu şekilde sıralamıştır: Füru (evlât ve ahfadı); ana, baba ve onların füruğu; büyük ana ve büyük baba ve onların füruğu; sağ kalan eş.

Kanunname’nin maddeleri şu şekildedir:

1) Bir kimse vefat ettikte uhdesinde bulunan arazii emiriyye ve mevkufe atizzikr derecat üzerine bir veya müteaddid eşhasa intikal eder ve onlara da eshabı intikal denir.

 2) Eshabı intikalin birinci derecesi müteveffanın füruû, yani; evlâd ve ahfadıdır. Bu derecede hakkı intikal evvel emirde evlâda ve badehu anlara halef olmak üzere ahfada ve evlâdının ahfadına aiddir. Binaenaleyh müteveffanın hini vefatında berhayat bulunan her nevi evlâdı kendi vasıtasiyle müteveffaya ittisal kesb eden fer’ileri hakkı intikal­den ıskat eder. Müteveffadan evvel vefat etmiş olan fer’in fürûu kendi makamına kaim olurlar, yani ana intikal edecek hisseyi ahz ederler. Müteveffanın müteaddid evlâdları olub da cümlesi evvelce vefat etmiş bulunur ise her birinin hissesi kendi vasıtasiyle müteveffaya ittisal kesb eden fürua intikal eder, evlâddan bazısı bilâ feri’ vefat ettiği takdirde hakkı intikal münhasıran diğer evlâda veya anların füruûna kalır.

Batınlar teaddüd ettikçe hep bu usul üzere muamele olunur, evlâd ve ahfadın zükûr ve inası hakki intikalde müsavidir.

3) Eshabı intikalin ikinci derecesi müteveffanın ebeveyni ile anların füruudür. Ebeveynin ikisi de müsavat üzere hakkı intikale nail olurlar, bunlardan biri evvelce vefat etmiş bulunur ise anın füruu birinci derecede muharrer ahkâma tevfikan aledderecat makamına kaim olurlar. Füruu bulunmadığı surette hayatta bulunan peder veya valide münhasıran hakkı intikale nail olur.

Ebeveynin ikisi de evvelce vefat etmiş bulunur ise pederin hissesi ken­di füruuna ve validenin hissesi de kendi füruuna aledderecat intikal eder, şayed birinin füruu yoğise anın hissesi de diğerin füruuna kalır.» Bir kaç misal:

4) Eshabı intikalin üçüncü derecesi müteveffanın ced ve ceddeleriyîe anların füruudür. Ana ve baba tarafından ced ve ceddeler hep berhayat iseler müsavat üzere hakkı intikale naip olurlar. Bunlardan biri evvelce vefat etmiş bulunur ise füruu aledderecat anın makamına kaim olur, füru yoğise berhayat-bulunub anın zevci veya zevcesi olan ced veya cedt deye intikal eder, bu da berhayat değilse anın füruuna intikal eder.

5) Birinci ve ikinci ve üçüncü derecedeki fürudan hangisi müteaddid cihetlerden hakkı intikale nail olur ise cümlesini ahz eder.

6) Mevaddı sabıkada muharrer derecattan mukaddemi mevcud iken muahharı hakkı intikale nail olamaz. Şu kadar ki müteveffanın evlâd ve ahfadı olduğu halde anası ve babası veya bunlardan biri mevcud ise südüs hisse bunlara intikal eder.

7) Müteveffanın zevç veya zevcesi birinci derecedeki hakkı intikal eshabiyle içtima ettikte rubu hisseye ve ikinci derecedeki hakkı intikal eshabiyle veya ced ve cedde ile içtima etdikde nısıf hisseye nail olur. Ve eğer dördüncü madde mucebince ced ve cedde ile beraber anların füruu da hakkı intikale nail olmak icab ediyorsa işbu fürua isabet edecek hisseyi dahi seve veya zevce ahz eder. Birinci ve ikinci derecedeki eshabı intikalden veya ced ve ceddeden hiç biri bulunmaz ise zevç veya zevce münhasıran hakkı intikale nail olur. Bir kaç misal: ve icarei vâhidei kadimeli müsakkafat ve müstagaliâtı vakfiyye iîc mukataaı kadimeli müslegallât hakkında dahi caridir.

[1] Ancak Erdost, kız çocuklara miras hakkının 1858 tarihli Arazi Kanunnamesiyle verildiğini ifade etmektedir. Bkz. Erdost, M. İ. (2010) “Demokratikleşme Açısından Toprak Reformu”, Toprak Mülkiyeti Sempozyumu Bildirileri Kitabı, Memleket Yayınları, Ankara, 2010, s: 21

[2] Madde 54- Arazii miriye ve mevkufe mutasarrıf ve mutasarrıflarından biri fevt oldukta uhdesinde olan arazi erkek ve kız evladına gerek arazinin olduğu mahalde bulunsunlar ve gerek diyarı aharda olsunlar meccanen ve bila bedel mütesaviyen intikal eyler. Yalnız erkek veyahut yalnız kız evladı olur ise kezalik bila bedel müstakillen intikal eder. Arazi mutasarrıflarından biri fevt olup da zevcesi hamile bulunduğu halde ol arazi hamlin zuhuruna kadar tevkif olunur.

[3] Madde 55 – Arazii miriye ve mevkufe mutasarrıf ve mutasarrıfalarından bila velet vefat edenlerin arazisi babası var ise ana, yoksa validesine berminvali sabık meccanen intikal eder.

[4] Madde 56 – Müteveffa ve müteveffatın bazı evladı hazır ve mevcut ve bazı evladı gaybeti münkatıa ile gaip ve mefkut olduğu halde arazisi hazır ve mevcut olanlara verilir. Ancak gaip olan babasının veya anasının vefatı tarihinden itibaren 3 sene müddet zarfında zuhur eder ise yahut hayatta olduğu mütehakkak olur ise ol araziden hissesini alır. Baba ve ana hakkında dahi hüküm bu veçhiledir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*